Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6838 E. 2026/2384 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6838
- Karar No
- 2026/2384
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/135 E., 2024/231 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili, davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucu, ... köyü 2 45... parsel sayılı 62.174,28 m² yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla .... Tic. ve San. A.Ş. adına, 2 45... parsel sayılı 89.940,14 m² yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla ..., ..., ... ve ... adlarına, 2 45... parsel sayılı 38.759,47 m² yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla ... adına, 2 45... parsel sayılı 34.822,18 m² yüzölçümündeki taşınmaz tarla ve zeytinlik vasfıyla ... adına, 2 45... parsel sayılı 26.102,30 m² yüzölçümündeki taşınmaz tarla ve zeytinlik vasfıyla ... adına ve 2 45... parsel sayılı 215.663,68 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise tarla, zeytinlik ve çamlık vasfıyla ... adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde;... köyünde 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) gereğince kadastro çalışmaları yapılırken 2 45... , 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86... parsel sayılı taşınmazların özel kişiler adına tarla ve zeytinlik olarak tespit edildiğini, bir kısım tespit maliklerinin taşınmazlarını davalılara satıp devrettiğini, dava konusu taşınmazların taşlık, kayalık ve çalılık olduğunu, ekilip biçilen yerlerden olmadığını, ayrıca davalılar yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığını, 3402 sayılı Kanun'un getirdiği sınırlamaların dikkate alınmadığını, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tescillerine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkillerine babalarından ve atalarından miras yolu ile intikal eden yerler olduğunu, en az 50 yıldır müvekkillerinin murislerinin malik sıfatıyla zilyet olduklarını, taşınmazın tarım yapılan, ekilip biçilen arazi olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... Ticaret ve Sanayi AŞ vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazı tapu kaydına güvenerek satın aldığını, taşınmazın taşlık ve çalılık olmadığını, zilyetlikle edinmeye elverişli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazı tarla ve zeytinlik olarak tapuya güvenerek satın aldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkilinin ve bayinin 60 yıldır zilyet ve tasarrufunda bulunan tarım arazisi olduğunu, müvekkilinin iyiniyetle taşınmazı iktisap ettiğini, müvekkilinin özel mülkiyet hakkının Anayasal hak olduğunu ve korunması gerektiğini, taşınmazın tarım arazisi olduğunu, aksi durumda dahi 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi gereğince imar-ihya ile kazanılması mümkün olan yerlerden olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazı tapuda tarla olarak gözüktüğü için iyiniyetle satın aldığını, davacının süresinde kadastro tespitine itiraz etmeyerek tespitin kesinleştiğini, taşınmazın tapuda tarla olarak gözükmesi nedeniyle aksinin resmi belge ile kanıtlanması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. 6. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazı iyiniyetli olarak tapu kaydına güvenerek malikinden satın aldığını, taşınmazın taşlık ve çalılık olmadığını, imar-ihyaya elverişli tarım arazisi olduğunu, kadastro esnasında gerçek vasfına uygun olarak tespit edilerek tapu kaydı oluşturulduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 7. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1023. maddesi gereğince tapu kaydına iyiniyetle güvenerek malikinden satın aldığını, 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesi gereğince tutanakların kesinleştirilerek tapu kaydının oluşturulduğunu, taşınmazı satın aldığı kişilerin 40... yıllık malik sıfatıyla zilyetliklerinin bulunduğunu, dolayısıyla taşınmazın zilyetlikle edinme koşullarının tespit malikleri yönünden gerçekleştiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. 8. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kendisine ait taşınmaz olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 9. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazı tapu kaydına güvenerek satın aldığını, 4721 sayılı Kanun'un 1023. maddesi gereğince müvekkilinin iyiniyetli kazanımının korunması gerektiğini, müvekkilinin, bedelini ödeyerek satın aldığı taşınmazın tespit sırasında 3402 sayılı Kanun gereğince kanuni koşulları oluştuğundan tarla olarak tespit edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.07.2009 tarihli ve 2004/110 Esas, 2009/78 Karar sayılı kararı ile, 2004/110 Esas sayılı asıl dava için davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 45... parsel sayılı taşınmazın davalılar ..., ..., ... ve ... adlarına olan tapu kaydının iptali ile parselin, harita mühendisi bilirkişinin 18.06.2008 tarihli krokisinde (O) harfiyle gösterdiği 379,86 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek davalılar adına tapu kaydındaki payları oranında 2 45... parsel olarak zeytinlik vasfıyla tapuya tesciline, aynı parselin krokide (P) harfiyle gösterilen 89.560,28 m² yüzölçümündeki kısmının ise tarıma elverişli olmayan taşlık ve kayalık vasfında arazi olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 16/1-(C) maddesi gereğince tescil dışı bırakılmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; 2002/283 Esas sayılı birleşen dava için davanın kabulüne, 2 45... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile tarıma elverişli olmayan taşlık ve kayalık vasfında arazi olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 16/1-(C) maddesi gereğince tescil dışı bırakılmasına; 2002/284 Esas sayılı birleşen dava için davanın husumet nedeniyle reddine; 2002/285 Esas sayılı birleşen dava için davanın kabulüne, 2 45... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile tarıma elverişli olmayan taşlık ve kayalık vasfında arazi olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 16/1-(C) maddesi gereğince tescil dışı bırakılmasına; 2002/286 Esas sayılı birleşen dava için davanın kabulüne, 2 45... parsel sayılı taşınmazın davalı ... Ticaret ve Sanayi AŞ adına olan tapu kaydının iptali ile tarıma elverişli olmayan taşlık ve kayalık vasfında arazi olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 16/1-(C) maddesi gereğince tescil dışı bırakılmasına; 2002/287 Esas sayılı birleşen dava için davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 45... parsel sayılı taşınmazın davalı ... Ticaret ve Sanayi AŞ adına olan tapu kaydının iptali ile parselin, harita mühendisi bilirkişinin 18.06.2008 tarihli krokisinde (A) harfiyle gösterdiği 6.086,81 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek davalı adına tarla vasfıyla 2 45... parsel olarak tapuya tesciline, aynı parselin krokide (B) harfiyle gösterilen 56.087,47 m² yüzölçümündeki kısmının ise tarıma elverişli olmayan taşlık ve kayalık vasfında arazi olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 16/1-(C) maddesi gereğince tescil dışı bırakılmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; 2002/289 Esas sayılı birleşen dava için davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 45... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile parselin, harita mühendisi bilirkişinin 18.06.2008 tarihli krokisinde (J) harfiyle gösterdiği 7.663,36 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek davalı adına 2 45... parsel olarak tarla vasfıyla tapuya tesciline, aynı parselin krokide (K) harfiyle gösterilen 27.158,82 m² yüzölçümündeki kısmının ise tarıma elverişli olmayan taşlık ve kayalık vasfında arazi olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 16/1-(C) maddesi gereğince tescil dışı bırakılmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; 2002/290 Esas sayılı birleşen dava için davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 45... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile parselin, harita mühendisi bilirkişinin 18.06.2008 tarihli krokisinde (H) harfiyle gösterdiği 8.037,03 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek davalı adına 2 45... parsel olarak tarla vasfıyla tapuya tesciline, aynı parselin krokide (I) harfiyle gösterilen 18.065,27 m² yüzölçümündeki kısmının ise tarıma elverişli olmayan taşlık ve kayalık vasfında arazi olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 16/1-(C) maddesi gereğince tescil dışı bırakılmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, 2002/291 Esas sayılı birleşen dava için davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 45... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile parselin, harita mühendisi bilirkişinin 18.06.2008 tarihli krokisinde (C) harfiyle gösterdiği 18.554,94 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek 2 45... parsel olarak tarla vasfıyla davalı ... adına tapuya tesciline, aynı parselin krokide (E) harfiyle gösterilen 4.479,25 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek ...köyü 245 adada son parsel numarasından sonra gelen parsel numarası verilmek suretiyle zeytinlik vasfıyla davalı ... adına tapuya tesciline, aynı parselin krokide (D) harfiyle gösterilen 20.104,42 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek ...köyü 245 adada son parsel numarasından sonra gelen parsel numarası verilmek suretiyle çamlık vasfıyla davacı Hazine adına tapuya tesciline, aynı parselin krokide (F) harfiyle gösterilen 172.525,06 m² yüzölçümündeki kısmının tarıma elverişli olmayan taşlık ve kayalık vasfında arazi olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 16/1-(C) maddesi gereğince tescil dışı bırakılmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; 2002/292 Esas sayılı birleşen dava için davanın reddine, 2004/90 Esas sayılı birleşen dava için davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 45... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile parselin, harita mühendisi bilirkişinin 18.06.2008 tarihli krokisinde (L) harfiyle gösterdiği 12.996,74 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek 2 45... parsel olarak tarla vasfıyla davalı ... adına tapuya tesciline, aynı parselin krokide (N) harfiyle gösterilen 497,32 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek ...köyü 245 adada son parsel numarasından sonra gelen parsel numarası verilmek suretiyle zeytinlik vasfıyla davalı ... adına tapuya tesciline, aynı parselin krokide (M) harfiyle gösterilen 25.265,40 m² yüzölçümündeki kısmının tarıma elverişli olmayan taşlık ve kayalık vasfında arazi olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 16/1-(C) maddesi gereğince tescil dışı bırakılmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; 2004/316 Esas sayılı birleşen dava için davanın kabulüne, 2 45... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile tarıma elverişli olmayan taşlık ve kayalık vasfında arazi olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 16/1-(C) maddesi gereğince tescil dışı bırakılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 22.07.2009 tarihli ve 2004/110 Esas, 2009/78 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 05.07.2012 tarihli ve 2012/5800 Esas, 2012/8555 Karar sayılı ilamıyla, "... Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; dava konusu 2 45... , 78, 79, 80, 81, 82, 83, 4, 85, 86... parsel sayılı taşınmazların aynı vergi kaydı uygulanmak suretiyle ve zilyetliğe dayalı olarak yapılan kadastro tespitlerinin 02.04.1999 tarihinde kesinleştiği, bazı davalıların tespitten sonraki satış yoluyla gerçekleşen el değişiklikleri neticesinde malik oldukları; İlk Derece Mahkemesince yerinde yapılan uygulamalar sonucu düzenlenen bilirkişisi raporlarıyla, dava konusu 77, 78, 79... parsel sayılı taşınmazların özellikleri ve nitelikleri itibarıyla 3402 sayılı Kanun'un 16/C maddesi kapsamında Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden oldukları; 87 sayılı parselin ise, özel mülkiyete konu teşkil edebilecek tarla ve zeytinlik vasfında olup, zilyetlikle iktisap koşullarının da oluştuğu duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmek ve benimsenmek suretiyle anılan taşınmazlar bakımından yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Bu yönlere değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Diğer dava konusu taşınmazlar bakımından ise, İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma, inceleme ve uygulamaların, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu söylenemez. Hal böyle olunca; memleket haritaları ve hava fotoğrafları (tespit tarihindeki ve tespitten 20 yıl önceki harita ve fotoğraflar) getirtilerek, İlk Derece Mahkemesince yapılan uygulamalar sonucu düzenlenen raporlar arasında çelişki olduğundan, harita mühendisi, orman mühendisi ve ziraat mühendisinden oluşan bilirkişisi heyetiyle birlikte ve yerel bilirkişisi dinlenilmek suretiyle yerinde yeniden keşif yapılması; dava konusu taşınmazlara uygulanan vergi kaydı ile komşu parsellere tatbik edilen vergi ve tapu kayıtlarının mahallinde uygulanarak sınırların birbirlerini okuyup okumadıklarının tespit edilmesi ve keşfi izlemeye yeterli ve infaza elverişli kroki düzenlettirilmesi, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, taşınmazların niteliklerinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde saptanması ve varılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Öte yandan, hüküm tarihinden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 16. maddesi hükmü ile 3402 sayılı Kanun'un 36. maddesi hükmüne ilave edilen 36/A maddesi düzenlemesi ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kadastro tespit işlemlerine göre açılacak veya açılan dava ve bu davalar sonucu davanın kabulü halinde davalı tarafın yargılama giderlerinden ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 423/3. ve 29.05.1957 tarihli 4/16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince bu giderlerden sayılan harç ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulamayacağı hükmü öngörülmüş ve anılan bu kanuni düzenlemenin infaz aşamasına kadar geçen süre içerisinde de gözetilmesi gerektiği öngörülmüştür. Öyle ise, anılan kanuni düzenlemenin eldeki davalara da geçmişe etkili olarak uygulanması gerekeceğinden kabul kapsamındaki taşınmazlar bakımındanda davalı tarafın yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması yönünde karar verilebilmesi bakımından da hüküm bozulmalıdır." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, 19.12.2017 tarihli ve 2013/94 Esas, 2017/580 Karar sayılı kararla, 2013/94 Esas sayılı asıl dava için davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 45... parsel sayılı taşınmazın davalılar ..., ..., ... ve ... adlarına olan tapu kaydının iptali ile parselin, 20.10.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporuna ekli krokisinde (O) harfiyle gösterdiği 379,86 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek davalılar adına tapu kaydındaki payları oranında 2 45... parsel olarak zeytinlik vasfıyla tapuya tesciline, aynı parselin krokide (P) harfiyle gösterilen 83.586,18 m² yüzölçümündeki kısmının ise tarıma elverişli olmayan taşlık ve kayalık vasfında arazi olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 16/1-(C) maddesi gereğince tescil dışı bırakılmasına, aynı parselin davalılar ..., ..., ... ve ... adlarına olan tapu kaydının iptali ile parselin krokide (S) harfiyle gösterilen 5.974,10 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek davalılar adına tapu kaydındaki payları oranında 2 45... parsel olarak tarla vasfıyla tapuya tesciline; 2002/287 Esas sayılı birleşen dava için davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 45... parsel sayılı taşınmazın davalı ... Sanayi AŞ adına olan tapu kaydının iptali ile parselin 23.03.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporuna ekli krokisinde (A) harfiyle gösterdiği 6.086,81 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek davalı adına tarla vasfıyla 2 45... parsel olarak tapuya tesciline, aynı parselin krokide (B) harfiyle gösterilen 56.087,47 m² yüzölçümündeki kısmının ise tarıma elverişli olmayan taşlık ve kayalık vasfında arazi olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 16/1-(C) maddesi gereğince tescil dışı bırakılmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; 2002/289 Esas sayılı birleşen dava için davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 45... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile parselin 23.03.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporuna ekli krokisinde (J) harfiyle gösterdiği 7.663,36 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek davalı adına 2 45... parsel olarak tarla vasfıyla tapuya tesciline, aynı parselin krokide (K) harfiyle gösterilen 27.158,82 m² yüzölçümündeki kısmının ise tarıma elverişli olmayan taşlık ve kayalık vasfında arazi olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 16/1-(C) maddesi gereğince tescil dışı bırakılmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; 2002/290 Esas sayılı birleşen dava için davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 45... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile parselin 23.03.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporuna ekli krokisinde (H) harfiyle gösterdiği 8.037,03 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek davalı adına 2 45... parsel olarak tarla vasfıyla tapuya tesciline, aynı parselin krokide (I) harfiyle gösterdiği 18.065,27 m² yüzölçümündeki kısmının ise tarıma elverişli olmayan taşlık ve kayalık vasfında arazi olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 16/1-(C) maddesi gereğince tescil dışı bırakılmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; 2002/291 Esas sayılı birleşen dava için davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 45... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile parselin 20.10.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporuna ekli krokisinde (C) harfiyle gösterdiği 18.554,94 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek 2 45... parsel olarak tarla vasfıyla davalı ... adına tapuya tesciline, aynı parselin krokide (E) harfiyle gösterdiği 4.479,25 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek ...köyü 245 adada son parsel numarasından sonra gelen parsel numarası verilmek suretiyle zeytinlik vasfıyla davalı ... adına tapuya tesciline, aynı parselin krokide (R) harfiyle gösterilen 13.825,68 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek ...köyü 245 adada son parsel numarasından sonra gelen parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfıyla davalı ... adına tapuya tesciline, aynı parselin krokide (D) harfiyle gösterilen 20.104,42 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek ...köyü 245 adada son parsel numarasından sonra gelen parsel numarası verilmek suretiyle çamlık vasfıyla davacı Hazine adına tapuya tesciline, aynı parselin krokide (F) harfiyle gösterilen 158.699,39 m² yüzölçümündeki kısmının tarıma elverişli olmayan taşlık ve kayalık vasfında arazi olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 16/1-(C) maddesi gereğince tescil dışı bırakılmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; 2004/90 Esas sayılı birleşen dava için davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 45... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile parselin 20.10.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporuna ekli krokisinde (L) harfiyle gösterdiği 12.996,74 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek 2 45... parsel olarak tarla vasfıyla davalı ... adına tapuya tesciline, aynı parselin krokide (N) harfiyle gösterilen 497,32 m² yüzölçümündeki kısmının ifraz edilerek ...köyü 245 adada son parsel numarasından sonra gelen parsel numarası verilmek suretiyle zeytinlik vasfıyla davalı ... adına tapuya tesciline, aynı parselin krokide (M) harfiyle gösterilen 25.265,40 m² yüzölçümündeki kısmının tarıma elverişli olmayan taşlık ve kayalık vasfında arazi olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 16/1-(C) maddesi gereğince tescil dışı bırakılmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 2013/94 Esas, 2017/580 Karar sayılı kararı, davacı vekili ve bir kısım davalılar vekillerinin temyizi üzerine Dairemizin 10.07.2019 tarihli ve 2018/14920 Esas, 2019/7072 Karar sayılı ilamıyla, "... Bilindiği üzere; bozmaya uyan Mahkemenin bozma kararında ileri sürdüğü şekilde işlem yapmak ve orada gösterilen doğrultuda hareket etmek zorunluluğu bulunmaktadır. Bu durumda bozmaya uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğacağından artık İlk Derece Mahkemesince bozma gereklerini yerine getirme zorunluluğu doğar. Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin yerine getirildiği söylenemez. Şöyle ki, bozma ilamında, tespit tarihindeki ve tespitten 20 yıl önceki hava fotoğrafları ile memleket haritaları getirtilerek mahalinde keşif yapılması, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, dava konusu taşınmazlara uygulanan vergi kaydı ile komşu parsellere tatbik edilen vergi ve tapu kayıtlarının mahaline uygulanarak sınırlarının birbirlerin okuyup okumadığının tespit edilmesi ve bu hususlarda infaza elverişli kroki alınması istenildiği ve 72 numaralı tahrir kaydı ile bir kısım komşu parsel tapu ve vergi kayıtları da dosya içeriğinde olduğu halde anılan belgelerden yararlanılmadan, bilirkişilerden açıklamalı ve detaylı rapor ve kroki alınmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; taşınmazlara uygulanan vergi kaydı ile komşu taşınmazlara ait vergi ve tapu kayıtlarının tümü temin edilerek, mahallinde harita, orman ve ziraat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle birlikte keşif yapılması, anılan kayıtlar uygulanarak sınırların birbirini okuyup okumadıklarının tespit edilmesi, bunlarla birlikte memleket haritaları ve hava fotoğrafları da değerlendirilerek bilirkişilerden açıklamalı ve detaylı rapor alınması, infaza elverişli kroki düzenlettirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir." gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "mahalli bilirkişilerin dava konusu parsellerin tesis kadastrosundan 20 yıl ve öncesinde taşınmazları zilyetliğinde bulunduran şahıslarca palamut toplamak suretiyle kullanıldığını beyan etmeleri, fen bilirkişisinin dava konusu taşınmazların 1937 tarihli ve 72 tahrir numaralı vergi kaydı kapsamı içerisinde komşu parseller ile denetimli olarak kaldığını kesin olarak tespit etmesi, ziraat mühendisi bilirkişisinin palamutluk arazilerde tıpkı fıstık çamı arazilerinde olduğu gibi toprak işlemesi yapılmadığını ve bu nedenle yüzeyde yabani otlar ve çalı türü bitkilerin bulunmasının bu yerlerin sahipleri tarafından kullanılmadığı veya terk edildiği anlamına gelmeyebileceğine yönelik tespiti ile orman mühendisi bilirkişisinin ilgili parsellerin 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesine göre orman sınırları içerisinde kalmadığına yönelik raporu ile hava fotoğrafı incelemesinin değerlendirilmesi neticesinde, dava konusu taşınmazlarda zilyetlerin ekonomik bir fayda sağladığı ve 1937 yılına ait tahrir kaydı ile uyuştuğu, vergi kayıtlarında yer alan şahıs isimlerini mahalli bilirkişilerin yaşları itibarıyla bildikleri şahısların yerlerini keşif esnasında gösterdiği ve vergi kaydıyla mahalli bilirkişilerin beyanlarının uyuştuğu, dava konusu taşınmazların özel mülkiyete konu edilebilen yerlerden olduğu ve vergi kayıtlarının zilyetlik iddiasını doğruladığı" gerekçesiyle, asıl davanın ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların zilyetlikle mülk edinmeye elverişli olmayıp, taşınmazlara ilişkin zilyetlikle mülk edinme şartlarının da davalılar yararına oluşmadığını, taşınmazların tamamının imar-ihya işleminin tamamlanmadığını, yıllardır taşınmazlar üzerinde ekim dikim gerçekleştirilmediğini, taşınmazlar üzerinde yer yer kütle kayalıklar mevcut olup çamlık, kayalık ve taşlık vasıfta yerler olduğunu, ayrıca taşınmazlara uygulanan vergi kaydının on bir parça taşınmaza uygulandığını, taşınmazların toplam miktarı gözönüne alındığında davanın haklılığının ortaya çıktığını, bilirkişi raporlarında taşınmazlarda blok halinde ve aşırı meyilli kütle kayalıklar olduğu, aşırı meyil ve taşlık yapıdan dolayı tarım yapılmaya müsait olmadıkları, meşe, palamut ağaçları ile çok yıllık otsu ve odunsu çalı türleri ve seyrek olarak kızılçam ağaçlarının olduğunun beyan edildiğini, dava konusu yerlerin özel mülkiyete konu teşkil edebilecek tarla ve zeytinlik olduğu ve zilyetlikle iktisap koşullarının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesinin yapılamadığını, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerler olup, Hazine adına tescili gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili adına kayıtlı 79 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline karar verildiğini, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının süresi içerisinde kadastro tespitine itiraz etmediğini, dava konusu yerin tapuda tarla gözüktüğünü, müvekkilinin tapu kaydına güvenerek ve iyi niyetli olarak söz konusu taşınmazı satın aldığını, 4721 sayılı Kanun uyarınca iyi niyetle iktisabın korunması gerektiğini, karara esas alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı ve denetime elverişsiz olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; ret kararına binaen hükmedilmesi gereken lehe vekalet ücretine hükmedilmediğini, kararın bu yönüyle usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların nitelikleri itibariyle zilyetlikle mülk edinmeye elverişli yerlerden olup olmadıkları, böyle yerlerden iseler, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının davalılar yararına oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Davalılar ... vekili ve ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde: İlk Derece Mahkemesinin 22.07.2009 tarihli kararına karşı davalı ... vekili tarafından temyiz yoluna başvurulduğu ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 05.07.2012 tarihli ve 2012/5800 Esas, 2012/8555 Karar sayılı ilamıyla, dava konusu 77, 78... parsel sayılı taşınmazların özellikleri ve nitelikleri itibarıyla 3402 sayılı Kanun'un 16/C maddesi kapsamında Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden oldukları, anılan taşınmazlar bakımından yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek, temyiz itirazlarının reddine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesi kararının diğer temyiz itirazlarının kabulü ile bozulduğu ve İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde yeniden kurulan hükümle davalı ... ve davalı ... aleyhine yeni bir hukuku durum yaratılmadığı ve önceki hükmün davalı ... ve davalı ... yönünden kesinleştiği anlaşılmakta olup, bu durum karşısında hükmü temyiz etmekte hukuki yararı bulunmayan davalılar ... vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların özel mülkiyete konu edilebilecek yerlerden oldukları ve vergi kayıtlarının zilyetlik iddiasını doğruladığı gerekçesiyle, asıl davanın ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektir. Şöyle ki; hükme esas alınan bilirkişi heyetinin 02.08.2023 tarihli raporunda, dava konusu taşınmazlar ve çevresindeki parsellerin ilk tesis kadastrosunda cinslerinin palamutlu tarla olarak tespiti yerine, tarla olarak yapılması nedeniyle dava konusu olduğu, dava konusu taşınmazların topografik, dağlık, taşlık ve eğimlerinin fazla olması gibi kriterlerle tarım arazisi özelliğini yitirdiği ve zilyetliğin terk edildiği varsayımına varılamayacağı, palamutluk arazilerde tıpkı fıstık çamı arazilerinde olduğu gibi toprak işlemesi yapılmadığı, bu nedenle yüzeyde yabani otlar ve çalı türü bitkilerin olmasının bu yerlerin sahipleri tarafından kullanılmadığı veya terk edildiği anlamına gelmeyeceği belirtilmiştir. Dosyada mevcut 03.02.2023 tarihli ve 21.03.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporlarında da, dava konusu taşınmazlarda tarla ve zeytin vasfında olan kısımlar ile taşlık ve kayalık vasfında olan kısımlar ayrı ayrı belirlenmiştir. Kural olarak; tapusuz ve eylemli palamutluk olan yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altında orman sayılan yerlerdendir. Öncesi orman sayılan yerlerde sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği gibi, salt palamut toplamak ekonomik amaca uygun zilyetlik olarak da kabul edilemez. Kayalık ve taşlık vasfında olan, üzerinde kullanım olmadığı anlaşılan yerlerin zilyetlikle kazanılması hukuken mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazlarda tarla ve zeytinlik olan kısımlara yönelik davaların reddine; yukarıda açıklandığı üzere zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün olmayan, dik ve sarp yamaç, kayalık, tepelik, taşlık, kütle kayalık ve eski çamlık vasfında olan taşınmaz bölümleri yönünden ise davaların kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı REDDİNE,
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ... ve davalı ...' a ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.