Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/2862 E. 2026/3529 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2862
- Karar No
- 2026/3529
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:...Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1491 E., 2025/2645 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Küçükçekmece 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/155 E., 2024/21 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalılar...ve ...vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, hile ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı; eniştesinin kardeşi dava dışı ...aracılığı ile dava dışı ... ...ve ... isimli kişilerle tanıştığını, ailece görüşmeye başladıklarını, dava dışı ...'in... isimli Şirket kurduğunu, bu kişilerin, kendisine ve dava dışı ağabeylerine, bu Şirkete yatıracakları paradan aylık %20 ile %30 arasında kar payı alabileceklerini, pek çok kişinin nakit para, ev ve araba vererek Şirkete kar payı ortağı olduğunu söylediklerini, geliş gidişlerinde lüks ve pahalı araçlar kullandıklarını, sık sık telefon ile arayarak ikna etmeye çalıştıklarını, kendilerine inandırıp güven sağladıklarını, önce ağabeylerin bir miktar nakit paralar aldıklarını daha sonra adına kayıtlı dava konusu 388 parsel sayılı taşınmaza 700.000,00 TL değer biçerek toplamda aileden alınan nakit paralar ve bu taşınmaza karşılık her ay 300.000,00 TL olmak üzere on ayda 3.000.000,00 TL kar payı ödeneceğini söylediklerini, bunun üzerine onların yönlendirmesi ile davalı ...'e taşınmazın satış yetkisini içerir vekaletname verdiğini ancak kendisine hiçbir kar payı ödemesi yapılmaması üzerine Tapu Müdürlüğüne giderek yaptığı araştırmada taşınmazdaki payının vekil...tarafından davalı ...'e satış yoluyla temlik edildiğini, ...tarafından da davalı ...'e devredildiğini öğrendiğini, dava dışı ...la yaptığı görüşme sonucunda dolandırıldığını anladığını, kolluğa suç duyurusunda bulunduğunu, taşınmaz üzerinde aile apartmanı olarak kullandıkları 5 katlı binanın bulunduğunu, davalı ...'nin taşınmazı görmeden satın aldığını, davalıların el ve iş birliği içerisinde hareket ettiklerini ileri sürerek tapu iptali ve tescile, mümkün olmazsa davalılar...ve ...den tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalılar...ve Cumali; taşınmazı, dava dışı ... ...adlı şahıstan olan 750.000,00 TL alacaklarına karşılık olmak üzere, davacının bilgisi ve onayı dahilinde temlik aldıklarını, devir tarihinde davacı adına kayıtlı olsa da taşınmazın dava dışı ... Özdemir'e ait olduğunu düşündüklerini, nitekim davacının da vekaletname verirken dava konusu taşınmazın ...'e ait olduğu yönünde kuvvetli bir izlenim yarattığını, davacı ile ... arasındaki alacak borç ilişkisinden bihaber olduklarını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ...; evine ve iş yerine yakın olan dava konusu taşınmazın satılık olduğunu öğrenince taşınmaz sahibi ile irtibata geçtiğini ve taşınmazı 770.000,00 TL bedelle satın aldığını, davacı ve ailesinin hiçbir hukuki nedene dayanmaksızın taşınmazda oturmaya devam etmeleri, ihtarlara rağmen kendisini oyalamaları nedeniyle taşınmazın tahliyesi için Küçükçekmece 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/541 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; vekil olan davalı ...'ın vekalet görevinin gereklerine uygun davranmadığı, satış bedelini davacıya ödememesi ya da dava dışı ... ...n borcuna karşılık taşınmazın kardeşine satılmasına ilişkin davacıdan yazılı talimat almaması hususları dikkate alındığında vekil tarafından vekalet görevinin kötüye kullanıldığı sonucuna varıldığı, vekilin kardeşi olan davalı ...'nin iyi niyet iddiasının dinlenemeyeceği, son kayıt maliki olan davalı ...'nin ise diğer davalılar ile birlikte hareket ettiğine ilişkin davacının soyut iddiası dışında delil sunulamadığı, taşınmazı tapu siciline güvenerek iyi niyetli şekilde temlik aldığı gerekçeleri ile tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, terditli tazminat talebinin kabulü 1.075.860,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılar ... ve ...dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar...ve ...vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi benimsenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının 18.10.2017 tarihinde dava konusu...ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 388 parsel sayılı taşınmazın satış yetkisini içerir vekaletname ile davalı ...'i vekil tayin ettiği, vekil ...ın davacının taşınmazdaki 27/325 payının tamamını 18.10.2017 tarihinde kardeşi olan diğer davalı ...'e satış suretiyle temlik ettiği, ...nin de 14.11.2017 tarihinde diğer davalı ...'e devrettiği; yapılan keşif sonucunda, tapu kaydında tarla niteliğinde olan taşınmaz üzerinde zemin + 4 katlı binanın bulunduğu, davaya konu payın 6 nolu daireye isabet ettiği, taşınmazın satış tarihlerindeki değerlerinin 945.780,00 TL olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde aynen; "Vekil, vekalet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmü düzenlenmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
Öte yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1023. maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.", 1024. maddesinde ise; “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre vekil olan davalı ... tarafından vekalet görevinin kötüye kullanıldığının, vekilin kardeşi olan ilk el davalı ...'in ediniminin iyi niyetli olmadığının kabulü doğrudur. Davalılar...ve ...vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, son kayıt maliki olan davalı ...'nin iyi niyetli olduğu benimsenmiş ise de bu tespit dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Somut olayda; taşınmazın çok kısa aralıklarla el değiştirdiği, davalı ... tarafından satış bedelinin ödendiğinin ispatlanamadığı, bedeller arasında fahiş fark bulunduğu, taşınmazda en başından beri davacı ve ailesinin ikamet ettiği, davalı ... ile diğer davalıların Muş/ Merkez/ Karaağaçlı Mahallesi nüfusuna kayıtlı oldukları anlaşılmaktadır.
Belirtilen bu hususlar ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı ...'nin vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bilen veya bilmesi gereken konumunda bulunduğu, taşınmazı ediniminin iyi niyetli olmadığı, böylelikle TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı sonucuna varılmaktadır.
Hâl böyle olunca, davanın davalı ... bakımından da kabulü ile tapu iptali ve tescile karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan sebeplerle; davalılar...ve ...vekilinin temyiz itirazlarının reddine; davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.