Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5034 E. 2026/2426 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5034
Karar No
2026/2426
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/125 E., 2024/337 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. 2008 yılında yapılan Kadastro çalışmaları sırasında,...köyü çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı 3.064.718,51 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı gerçek kişiler, murislerinden kendilerine intikal eden, zilyetliklerinde bulunan ve Eylül 1909 tarihli 32... sıra numaralı tapu kayıtlar kapsamında kalan taşınmazlarının dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı iddiasıyla, dava konusu yaptıkları bu bölümlerin adlarına tescili istemiyle Kadastro Mahkemesinde dava açmışlardır. II. CEVAP 1. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; 1 01... parsel sayılı taşınmazın, özel mülke konu olamayacağını, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan olduğundan üzerinde sürdürülen zilyetlikle mülk edinilemeyeceğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın mahiyeti itibarıyla özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğunu, zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Araç Kadastro Mahkemesinin 11.04.2013 tarihli ve 2007/308 Esas, 2013/19 Karar sayılı kararıyla davacıların kendilerine verilen kesin süre içerisinde keşif masraflarını yatırmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Araç Kadastro Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.10.2013 tarihli ve 2013/5218 Esas, 2013/9122 Karar sayılı ilamıyla, "keşif giderlerinin yatırılmaması nedeniyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, keşif giderlerine ilişkin olarak oluşturulan usul ve kanuna aykırı ara kararı esas alınarak karar verilmesinin isabetsizliğine" değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Araç Kadastro Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacıların talebine konu yerin kadastro sırasında dere yatağı olarak tescil harici bırakılan alanda kaldığı ve hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediği gerekçesi ile Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Görevsizlik kararı uyarınca dava dosyasının gönderildiği Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında ...Köyü Tüzel Kişiliğini temsilen köy muhtarı, dava konusu taşınmazın köylülerin hayvanlarını otlatmada kullandığı mera niteliğinde olduğunu ileri sürerek harç yatırmak suretiyle davaya katılmış, ancak taşınmazın mera niteliği ile özel sicile kaydedilmesini istemeyip sadece gerçek kişi davacıların davalarının reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, asıl ve birleşen davaların reddine, asli müdahil ...Köyü Tüzel Kişiliğinin tescil talebi olmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı tüm davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 28.02.2022 tarihli ve 2021/8647 Esas, 2022/1691 Karar sayılı ilamı ile "Kadastro Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin ilk kararın, asıl davanın davacısı ...’nın bizzat kendisine usulünce tebliğ edildiği halde adı geçen davacı tarafından temyiz edilmediği, anılan kararın birleşen davanın davacısı ...’nın temyizi üzerine bozulduğu, temyiz incelemesine konu eldeki davada da davanın reddine karar verildiği, hükmün, birleşen davanın davacısı ... ile birlikte asıl davanın davacısı ... mirasçıları tarafından da temyiz edilmiş ise de, muris ... yönünden verilen ilk ret kararı temyiz edilmeyerek aleyhine kesinleştiğinden mirasçıların temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, birleşen davanın davacısı ...'nın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucunda karar verildiği gibi, verilen kararın usul ve kanuna da aykırı olduğu, görevsizlik kararı öncesinde Kadastro Mahkemesince yapılan keşif sonucu alınan fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 9.589,43 metrekare yüzölçümünde olduğunun ve tamamının dere yatağı olarak tescil harici olarak bırakılan alanda kaldığının tespit edildiği, görevsizlik kararından sonra dava dosyasının gönderildiği genel mahkemede yapılan keşif sonrasında, keşfe katılan fen bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise, dava konusu taşınmazın 12.749,06 metrekare yüzölçümünde olduğunun ve bir kısmının 1 01... sayılı orman parselinde, kalan kısmının da dere yatağı olarak tescil harici bırakılan alanda kaldığının tespit edildiği, böylelikle her iki fen bilirkişi raporu arasında taşınmazın çapı bakımından farklılık oluştuğu, Mahkemece, genel mahkemede yapılan keşifteki fen bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuş ise de, Kadastro Mahkemesinde yapılan keşifte, birleşen davanın davacısı ...' nın katılımı ve yer gösterimi üzerine dava konusu taşınmazın 9.589,43 metrekare olduğunun fen bilirkişi raporuyla belirlendiği ve adı geçen tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmediği, dava konusu taşınmazın 9.589,43 metrekare yüzölçümünde olduğunun birleşen davanın davacısı açısından kesinleştiği, Mahkemenin kabulünün bu nedenle yerinde görülmediği, dosya kapsamına ve alınan bilirkişi raporlarına göre, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacının dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsamadığı, ne var ki; davacının eldeki davayı açarken, zilyetlik iddiasına da dayandığı, ziraat ve orman mühendisi bilirkişi raporlarında, taşınmazın bir kısmında 40 - 50 - 60... -125 adet kavak ağaçlarının bulunduğu, kalan kısmının dere yatağında kaldığı, uzun yıllar tarımsal faaliyet yapılmadığı, kavak ağaçlarının bulunduğu kısmın taşkına maruz kalmadığı ancak diğer kısmın en az 10 yıl önce taşkına maruz kaldığı belirtilmesine rağmen; jeoloji bilirkişi raporunda, taşınmazın tamamının aktif dere yatağında kaldığının belirtildiği, taşınmazın kavaklık olan bölümü haricinde kalan kısmı yönünden bilirkişi raporları arasında aktif dere yatağında ve taşkına maruz kaldığı hususlarında çelişki bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak, taşınmazın kavaklık olan bölümünde, taşınmaz üzerine kavak ağacı dikmek suretiyle sürdürülen zilyetliğin, ekonomik amaca uygun zilyetlik olarak kabul edilebilir ise de, bu kısmın taşkın tehdidi altında olup olmadığı yönünde bilirkişi raporları arasında çelişki mevcut olduğu, Mahkemece söz konusu çelişki giderilmeden ve hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılmadan davanın tümden reddine karar verilmesinin doğru görülmediği açıklanarak, sağlıklı sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin en az 3 farklı dönemde çekilmiş hava fotoğrafları tarihleri açıkça yazılmak suretiyle ...Müdürlüğünden getirilerek dosya arasına konulması, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, ziraat mühendisi bilirkişisi ve üç kişilik jeoloji mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, yeniden yapılacak keşifle usulüne uygun zilyetlik araştırması yapılması ve dava konusu taşınmaz bölümlerinin tamamının aktif dere yatağında kalıp kalmadığı, taşkın tehdidi altında olup olmadığı hususlarında rapor alınması" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca dava konusu taşınmazın bilirkişi raporlarında (B2) harfi ile gösterilen kısmının aktif dere yatağında ve taşkına maruz kaldığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, taşınmazın kavaklık olan ve (B1) harfi ile gösterilen bölümünde, kavak ağacı dikmek suretiyle sürdürülen zilyetlik, ekonomik amaca uygun zilyetlik olarak kabul edilebilir ise de, bu kısmın da taşkın tehdidi altında olduğu, hiçbir zaman toprak işlemeli tarımsal faaliyet yapılmayan (sürülmeyen, ekilmeyen, biçilmeyen) bir arazi olduğu, erozyon kontrol amaçlı dikilen kavak ağaçları ve diğer çalı formundaki ağaçların temizlenmesi sonucunda tarla tarımı yapılması durumunda bu toprak kütlesinin de dereye kayma tehlikesi ile karşılaşacağı gerekçesi ile davacı ve birleşen dosya davacısı tarafından açılan kadastro tespitine itiraz ve tescil davasının reddine, dava konusu taşınmazın 07.07.2023 tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide (B1) harfi ile gösterilen kısmı üzerinde bulunan 50-100 yaşları arasındaki 53 adet kavak ağaçları yönünden, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, davacı ... lehine muhdesat şerhi verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince delillerin yanlış değerlendirildiğini, müvekkili lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu öne sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman niteliğinde olup olmadığı, davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.

1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında (B1) harfi ile gösterilen taşınmaz kısmının fezeyan değil taşkın sahasında kaldığının belirlenmiş olmasına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemelerin Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, davacı ... vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Ancak kamu düzeni gereği yapılan incelemede; dava konusu taşınmaz kısımlarının tamamının dere yatağı olarak tescil harici olarak bırakılan alanda kaldığının ve haklarında kadastro tespit tutanağı düzenlenmediği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince kadastro tespitine itiraz davasının reddine ve dere yatağı içerisinde bulunan ağaçlar yönünden kadastro tutanağının beyanlar hanesine davacı lehine muhdesat şerhi verilmesine karar verilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması karar verilmiştir. VI. KARAR Yukarıda (V.B.1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (V.B.2) numaralı bentte yazılı nedenlerle kamu düzeni gereği, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerinin hükümden çıkartılarak yerlerine, (1) numaralı bent olarak "davanın ve birleşen davanın reddine" cümlelerinin eklenmesine ve devam eden bent numaralarının da buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİYLE ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5034, K. 2026/2426, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-5034-e-2026-2426-k-a896c090c2ae