Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5597 E. 2026/2111 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5597
- Karar No
- 2026/2111
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1689 Esas, 2024/2286 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/67 E., 2024/177 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.04.2026 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin maliki bulunduğu Konya İli, ... İlçesi, ... Köyü, 951 parselde bulunan tarla vasıflı taşınmazda bulgur fabrikası ve müştemilatının bulunduğunu, şirket yetkilisi ... ... tarafından 2008 yılı içinde şirket yönetim işleri kapsamında ... A.Ş. ile gayrimenkul takası için anlaşıldığını, müvekkili şirketin takasa konu ... A.Ş.'ye ait gayrimenkulü aldığını, ancak ... A.Ş.'nin takasa konu gayrimenkulü almaktan vazgeçtiğini, bu nedenle ...'ye dava konusu taşınmazın satışı konusunda vekâletname ile yetki verildiğini, müvekkili şirketçe vekaletin süresiz olduğunun fark edilmeyerek ve vekaletin süreli olduğu düşünülerek günümüze kadar herhangi bir azil işlemi gerçekleştirilmediğini, yine şirket yetkilisi ... tarafından davalı ...'a 21.07.2008 tarihinde 29.08.2008 tarihine kadar geçerli olmak kaydıyla dava konusu taşınmaz da dahil olmak üzere müvekkili şirketin malik olduğu bir kısım taşınmazlar hakkında ipotek tesis etme ve kiraya verme konusunda vekâlet verildiğini, aradan uzun yıllar geçtikten sonra dava konusu taşınmazın şirket yetkilisinin bilgisi ve rızası olmadan, şirket yetkilisi yurtdışında seyahatteyken, davalı ... tarafından davalı ...'a, gerçek değerinden oldukça düşük bir bedelle devredildiğinin müvekkili tarafından dava konusu taşınmazın satışının vergi borçlarının ödenmesi sırasında öğrenildiğini, dava konusu taşınmazın satışı sırasında bir kısım haciz ve ipotek şerhleri ile beyanlar bulunduğunu, müvekkili şirketin ilgili alacaklılara hiçbir borcunun olmadığını, taşınmazın satışından sonra davalı ...'ın taşınmaz üzerinde kaydı bulunan ipoteklerin fekki ve hacizlerin kaldırılması için taleplerde bulunduğunu, davalı ...'ın da diğer davalılarla işbirliği içinde ve kötüniyetli olarak 20.11.2014 tarihinde davaya konu taşınmazı satış yoluyla devraldığını, davalılarca müvekkili şirket aleyhine olacak şekilde büyük değerde haksız menfaat sağlandığını, vekalet ilişkisinin kötüye kullanıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılar tarafından gerçekleştirilen 12.11.20 14... .11.2014 tarihli tapu satış ve buna dayanan tescil işlemlerinin iptaline, davaya konu taşınmazın müvekkili şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'ın taşınmaz alım satım işleri ile uğraşan müvekkiline gelerek taşınmazı satmak istediğini beyan etmesi üzerine 900.000,00 TL bedel üzerinde anlaşmaya varılarak müvekkili tarafından satın alındığını, ilgili bedellerin banka havalesi yoluyla gönderilerek ödemenin tamamlandığını, müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, ... tarafından ilgili ipotek sahipleri ile müvekkilinin yüz yüze görüştürüldüğünü, taşınmazın ipotek borcu bulunmadığının ve idari yazışmalardan dolayı ipotek şerhinin kaldırılmasının geciktiğinin beyan edildiğini, bu durumun müvekkiline yeterli güveni verdiği için satış işleminin gerçekleştiğini, müvekkilinin taşınmazın daha önceki kazanımını ve önceki malikin yurtdışında olup olmadığını bilme imkanının bulunmadığını, tapu kaydındaki mevcut duruma güvenerek satış işlemini gerçekleştirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalılar davaya cevap vermemiş, duruşmadaki beyanlarında davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalı ...'e verilen vekâlet yetkisinin kötüye kullanılması suretiyle dava konusu taşınmazın davalı ...'a devredildiği, bu devrin davacı açısından bağlayıcı olmayacağı, ancak davalı ...’in kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile tapu iptal ve tescil istemine ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiş, kararın tavzihi konusunda davalı ... vekili tarafından ileri sürülen talep, kararda tavzihi gerektirecek bir husus bulunmadığı gerekçesi ile ek karar ile reddedilmiş, tavzih talebinin reddine dair ek karar ise davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın, davacı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına kayıtlı iken davacıya vekaleten vekil davalı ... tarafından tapuda yapılan 12.11.2014 tarih ve ... yevmiye no.lu satış işlemi ile 858.000,00 TL bedelle davalı ...’a üzerindeki takyidatlarla birlikte devredildiği, aynı taşınmazın 20.11.2014 tarihinde ... tarafından bizzat hareketle üzerindeki 01.08.2005 tarih ve ... yevmiye no.lu haciz ile ... Kurumu A.Ş.’nin 28.08.2000 tarihli, 105.000.000.000 eski TL ve 24.09.2003 tarihli 195.000.000.000 eski TL'lik ipotek şerhleri dışındaki takyidatlardan üç adet haciz kaldırılmış şekilde 20.11.2014 tarihinde ... yevmiye no.lu işlemle 900.000,00 TL bedelle davalı ...’a satış suretiyle devredildiği, taşınmazın yenileme işlemi ile pasife alınarak Konya İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 389 04... parsel olarak tapuya tescil edildiği, davacı adına kayıtlı iken dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından vekâlet görevinin kötüye kullanılması suretiyle fikir ve eylem birliği içinde davalı ...’a satıldığı, taşınmazı ...’dan satın alan ...’ın diğer davalıların eyleminden haberdar olduğunun ve taşınmazı kötüniyetle iktisap ettiğinin ispatlanamadığı kabul edilerek yalnızca tapu iptali ve tescil talebi içeren davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, Mahkemenin davalı ...’ın kararın değiştirilmesi niteliğindeki tavzih talebini reddetmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu Konya İli, ... İlçesi, ... Köyü, 951 parselde bulunan tarla vasıflı taşınmaz yönünden davalı ...'ın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 1024. maddesine göre yolsuz tescili bilen ya da bilmesi gereken kişi konumunda olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre aynı Kanun’un 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
İlk el satış davalılar ... ve ... arasında yapılmış olup vekâlet görevinin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleşen bu satış nedeniyle oluşturulan tapu kaydının yolsuz olduğu İlk Derece Mahkemesinin de kabulündedir. Ancak ikinci el satış bakımından taşınmazı ...’dan satın alan ...’ın iyiniyetli olduğu, başka bir deyişle ilk el satış sözleşmesini gerçekleştiren diğer davalıların eylemlerinden haberdar olduğunun ispatlanamadığı kabul edilerek dava reddedilmiştir.
Üçüncü şahsın iyiniyetli olup olmadığı ve satışın kötüniyete dayandığının hangi hâllerde bilinmesi gerektiği konusunda kesin bir ölçü bulunmamakta olup genel geçer kriter olarak davalının, taraflar arasındaki uyuşmazlığı genel hayat tecrübelerine ve hayatın doğal akışına göre bilip bilmediği veya normal bir insanın sarf etmesi gereken dikkati sarf etseydi yolsuzluğu ve uyuşmazlığı bilecek durumda olup olmadığının araştırılması ile belirlenebilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.12.2025 tarihli, 2024/1-706 E. ve 2025/830 K. sayılı kararı).
Somut uyuşmazlığa gelindiğinde; çekişme konusu davacı şirket adına kayıtlı taşınmazın vekil (davalı) ... tarafından diğer vekil (davalı) ...'a devredildiği, davacı şirketin iradesi doğrultusunda bir satışın olmadığı, vekâlet görevinin kötüye kullanıldığının İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulünde olduğu anlaşılmıştır. Davalı ... ile davalı ... arasındaki taşınmaz satışına gelince, vekilinin beyanları ile de sabit olduğu üzere takyidatlardan ari olarak davalı ...'ın taşınmazı 900.000,00 TL bedelle satın aldığı, ancak bu satış bedelinin (900.000,00 TL), satış tarihi itibariyle bilirkişi vasıtasıyla tespit edilen gerçek değerin (2.425.000,00 TL) yaklaşık 2.7 kat altında olduğu, davalı ...'ın kendi beyanına göre taşınmaz alım satım işi ile iştigal ettiği, üzerinde bulgur fabrikası bulunan taşınmazın gerçek değerinin ne olması gerektiğini bilebileceği, piyasa rayicinin yaklaşık 2.7 kat altında bir bedelle yapılan taşınmaz satışının hayatın olağan akışına uygun olmadığını değerlendirebileceği, öte yandan tapu masrafları da gözetildiğinde taşınmazın çok kısa aralıklarla el değiştirdiği (ilk el satış ile ikinci el satış arasında 8 gün bulunmakta), davalı ... ile davalı ... arasındaki taşınmaz satışına ilişkin bedelin tamamen ödenip ödenmediği hususunda dekontlar bulunmasına rağmen sözleşme taraflarının çelişkili beyanlarının bulunduğu, toplanan deliller ile tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde, davalı ...'in tapudaki tescilin yolsuz olduğunu bildiği ya da normal bir insanın sarf etmesi gereken dikkati sarf etseydi yolsuzluğu ve uyuşmazlığı bilebilecek konumda bulunduğu, TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı sonucuna varılmaktadır.
Hâl böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince yukarıda açıklanan olgular dikkate alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi ve bu hükme yönelen istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.