Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4038 E. 2026/3441 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4038
Karar No
2026/3441
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2550 E., 2024/1021 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/154 E., 2022/60 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.04.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat...geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.

Davacı; dava konusu 1 22... parsel sayılı taşınmazı davalı ... ve eşi vasıtası ile satın aldığını, taşınmaza ait vergi ve harç ödemelerinin yapılması ve gerekli işlemlerin takibi için aile dostu olan davalı ...’ı vekil tayin ettiğini, ancak vekilin vekalet görevini kötüye kullanarak bilgi ve rızası dışında taşınmazı davalı ...’a, ...nin davalı ...’ye, ...’in davalı ... ...’e, onun da davalı ...’ye satış suretiyle devrettiğini, yapılan temliklerin muvazaalı olduğunu, bu kişilerin hepsinin ... ve eşinin yakın arkadaşları olduğunu, kendisine herhangi bir satış bedeli de ödenmediğini ileri sürerek davalı ... adına kayıtlı tapunun iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 70.000,00 TL'nin 11.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş; ıslah ile, talebinin öncelikle tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde 450.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline ilişkin olduğunu belirtmiştir.

Davalı ...... taşınmazı önceki malik ...'den satın aldığını, bedelin bir kısmını banka havalesi ile ...'in ortağı ...'e gönderdiğini, ...’in ...ile bir alakasının olmadığını, taşınmazı gerçek değeri üzerinden satın aldığını ve iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; satış yaptığı şahısların hiç birisinin akrabası olmadığını, davacının satıştan haberi olduğunu, satış nedeniyle ödenen paranın davacıya bizzat elden teslim edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Dahili davalı ... davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında satıcının banka borcu bulunduğunu, bu borcun bir kısmını ödeyerek yaklaşık 125.000,00 TL civarında bir bedele taşınmazı satın aldığını , daha sonra da taşınmazı ...’ye sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Dahili davalılar ... ve ... davaya cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesince; davacının .... Noterliğinin 22.09.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı vekâletnamesi ile, adına kayıtlı taşınmazları dilediği kimselere dileğini bedelle satışı hususunda davalı ...’yı vekil tayin ettiği, davalı ...’nın da anılan vekaletnameyi kullanarak davacının maliki olduğu 1 22... parsel sayılı taşınmazı dava dışı ...'a 11.10.2010 tarih ve 9434 yevmiye nolu satış işlemi ile 31.000,00 TL bedelle temlik ettiği, dava dışı ...'ın da taşınmazı dava dışı ...'ye, ...'nün de dava dışı ...'e, ...'in de davalı ...'ye temlik ettiği, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç değerinin 450.000,00 TL olduğu, davacı tarafça son kayıt maliki davalı ...'nin kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği, vekilin satış bedelini davacıya ödediğini ispat etmesi gerektiğini, davalı ...’ın satış bedelini davacıya ödediğini ispat edemediği gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş, kararın davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, Mahkemece duruşma sırasında davalı ... tanıklarından ... ve ...’ın dinlendiğini, diğer davalı tanıklarının dinlenmediğini, davalının 16.08.2018 tarihinde verdiği delil listesinde tanık deliline de dayandığı ve dört tanığın adını bildirdiği, davalının bu tanıklarının dinlenilmesinden vazgeçmediği, Mahkemenin HMK'nın 241. maddesi uyarınca tanıkların dinlenilmesine gerek kalmadığına dair bir kararı da bulunmadığı, davalının bildirmiş olduğu tanıklarının Mahkemece usulüne uygun şekilde dinlenilmemesinin “açıklama ve ispat hakkı” bağlamında hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğu, bu nedenle Mahkemece, davalının 16.08.2018 tarihli delil listesinde bildirdiği tanıklarının dinlenmesi ve tüm deliller değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği, ayrıca davacı vekilinin davalıların çıkar ve iş birliği içerisinde hareket edip kötü niyetli olduğu iddiasında bulunmuş olduğundan, davalıların çıkar ve iş birliği içerisinde hareket edip etmedikleri iddiasının araştırılması gerekirken davacının bu yöndeki iddialarının irdelenmemesinin de doğru olmadığı, belirtilen eksiklikler araştırıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Mahkemece kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılama sonucunda, ara malikler ... ve ... ile son kayıt maliki ... ...’nin kötü niyetli olduğunun davacı tarafça ispat edilemediği, davacı tarafça tapu iptal ve tescil isteminin yanında terditli olarak fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 70.000,00 TL üzerinden kısmi dava ikame edildiği, bilahare ıslah ile terditli talebin 450.000,00 TL'ye çıkarıldığı, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tazminat davasında vekilin tazmin sorumluluğunun taşınmazı elden çıkardığı tarih itibariyle rayiç değer ile sınırlı olduğu, zira vekil tarafından vekalet borcuna aykırı şekilde taşınmazın elden çıkartıldığı tarihte davacının mamelekinde oluşan farkın gerçek zararını ifade edeceği, vekilin vekalet sözleşmesinde taşınmazı aynen iade borcunun bulunmadığı, bu nedenle davacının dava tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değerinden sorumlu tutulmasına yönelik talebinin mesmu olmadığı, davalı ...'ın davalı ... ile olan yakın akrabalık bağı nazara alındığında ...'ın vekalet görevini kötüye kullandığını bilecek kişilerden olduğu, bu fiili karine uyarınca bunun aksinin ispatının davalılar üzerinde bulunduğu, ancak bu hususun davalılar tarafından ispat edilemediği, davalı ... tarafından satış bedelinin davacıya ödendiği iddiasının ispat edilemediği, ...’nın taşınmazı değerinin çok altında bir bedelle akrabası olan davalı ...’a devrettiği, davalı ...'ın vekalet görevini kötüye kullanma kastıyla hareket ettiği ve davalı ... tarafından da bu kastın bilindiği gerekçesiyle davalılar ..., ... ve ... ... yönünden davanın reddine, davalılar ... ve... yönünden bedel isteğinin kabulü ile 100.000,00 TL tazminatın 11.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...den tahsiline karar verilmiş, kararın davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının .... Noterliğinin 22.09.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı vekâletnamesi ile, adına kayıtlı taşınmazları dilediği kimselere, dileğini bedelle satışı hususunda davalı ...’yı vekil tayin ettiği, davalı ...’nın da anılan vekaletnameyi kullanarak davacının maliki olduğu 1 22... parsel sayılı taşınmazı 11.10.2010 tarihli 9434 yevmiye nolu akitle 31.000,00 TL bedelle akrabası olan davalı ...’a satış suretiyle devrettiği, ...nin de taşınmazı 23.12.2010 tarihinde 31.500,00 TL bedelle davalı ...’ye, ...’in de 17.07.2012 tarihinde 35.000,00 TL bedelle davalı ...’e, onun da 24.04.2013 tarihinde 38.000,00 TL bedelle davalı ...’ye satış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve ... borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu'nun 390.) aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve ...le yürütmekle yükümlüdür. Vekilin ... borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK'nın 504/1. maddesi). Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve ... borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'da daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'da benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.

Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen ...i göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni .... Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet veren arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki; üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek, en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Diğer taraftan; aynı Kanun’un “İyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı” başlıklı 1024. maddesi ise; “Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir” hükmünü içermekte olup bu madde ile de iyiniyetli olmayan kimsenin iktisabının korunmayacağına vurgu yapılmıştır. TMK’nın 1023. maddesi iyiniyetle mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımını korurken; tamamlayıcı madde niteliğinde bulunan 1024. madde ile de iyiniyetli olmayan üçüncü şahısların kazanımı hükümsüz sayılmıştır.

Görüldüğü üzere, tapuda taşınmazla ilgili kayıtlara ilişkin olarak “tapu siciline güven ilkesi” benimsenmiştir. Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin iyiniyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten, bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hâllerde manevi büyük değer taşıyan aynî hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır. Bu nedenle, yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta şeklen iyiniyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.

Somut olaya gelince; davacının uzun süredir ...’da yaşadığı, dava konusu taşınmazı 22.09.2010 tarihinde satın aldığı ve aynı tarihli .... Noterliğinin ... yevmiye nolu vekaletnamesi ile Türkiye Cumhuriyeti hudutları dahilinde adına taşınmaz satın alma, sahibi olduğu tüm taşınmazları ile ilgili satış işlemleri yapmak üzere davalı ...’ı vekil olarak tayin ettiği, davalı vekil ...’nın anılan vekaleti kullanarak davacının maliki olduğu 1 22... parsel sayılı taşınmazı 11.10.2010 tarihinde akrabası olan ...’a satış suretiyle devrettiği, ...’nın davacının satıştan haberi olduğunu ve satış nedeniyle ödenen paranın davacıya bizzat elden teslim edildiğini beyan ettiği, ancak ...’nın taşınmazı kaça sattığını söylemediği, yine dahili davalı ...’nin davaya cevap vermediği ancak 03.08.2018 tarihinde ...Polis Merkezinde verdiği beyanında taşınmazı ...’dan 31.000,00 TL bedelle satın aldığını ve satış bedelini elden nakit olarak verdiğini beyan ettiği, davalı ...’nın taşınmazın satış bedelini davacıya ödediği hususunu ispatlayamadığı, yine taşınmazı ...den devralan dahili davalı ...’in herhangi bir savunmada bulunmadığı, taşınmazı ...’ten satın alan ve daha sonra da son kayıt maliki olan davalı ...’ya devreden dahili davalı ...’in ise davaya cevap vermediği, yargılama sırasında taşınmazı devraldığı ...’yü tanımadığını, satış bedeli olarak 80.000,00 TL'nin banka yolu ile ödendiğini, kalan bedelin ise elden ödendiğini, ...’in ortağı olduğu, bu satış dolayısıyla ... hesabına ödeme yapıldığnı beyan ettiği, kayıt maliki olan davalı ...’nın ise cevap dilekçesinde taşınmazı kaça satın aldığını beyan etmediği, sadece 100.000,00 TL'yi ...’in ortağı olduğunu beyan ettiği ...’in hesabına havale ettiğini beyan ettiği, duruşmadaki beyanında ise taşınmazı ...’den 162.000,00 TL veya 180.000,00 TL gibi bir bedele satın aldığını, bir kısmına kredi kullandığını, bir kısmını da elden verdiğini beyan ettiği, bilirkişi raporuna göre taşınmazın davalı ...’ya satış tarihindeki değerinin keşfen 120.000,00 TL olarak belirlendiği, resmi senette ise satış bedelinin 38.000,00 TL olarak gösterildiği, tüm davalıların, bir önceki kayıt malikine satış bedelini ödediğini ispat edemediği ve aynı bölgede ikamet ettikleri, taşınmazın kısa aralıklarla bir çok kez el değiştirdiği, davacı tanığı ... ...’ın, son kayıt maliki davalı ...’yı vekil ...’nın evinde gördüğünü beyan ettiği, ayrıca davalı ...’nın eşi ...’in sosyal medya hesabından, vekil ...’nın kızının düğününde olduğuna dair paylaşım yaptığı, vekil ... ile son kayıt maliki davalı ...’nın birbirlerini tanıdıkları anlaşılmaktadır.

Tüm bu nedenlerle, gerek yukarıda değinilen ilke ve olgular gerekse 05.02.2025 tarihli ve 2024/1-706 Esas, 2025/830 Karar sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 14.02.1951 tarihli 1949/17-1951/1 ve 16.08.2025 tarihli 2024/1-2025/2 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararları da göz önüne alındığında; davalı vekil ...’nın, davacının bilgi ve rızası dışında davacıya ait taşınmazı bedelsiz ve muvazaalı olarak akrabası olan davalı ...’ye devrettiği, davacıya herhangi bir satış bedeli ödenmediği, davalı vekil ile davalı ilk el ...nin el ve işbirliği içinde hareket ederek davacıyı zararlandırdıkları, son kayıt maliki davalı ...’nın durumu bilen ya da bilmesi gereken kişi konumunda olup iyiniyetli olmadığı ve TMK’nin 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı sonucuna varılmaktadır.

Hâl böyle olunca, davacının tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davalı vekil ... ve davalı ... yönünden bedele hükmedilmesi isabetsizdir.

Kabule göre de; davacı tarafça dava dilekçesinde öncelikle tapu kaydının iptali ve davacı adına tescili, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 70.000,00 TL'nin 11.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilinin talep edildiği, 15.11.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de taleplerinin öncelikle tapu iptali ve tescile ilişkin olduğu, aksi takdirde taşınmazın dava tarihindeki değeri olan 450.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsili talebinde bulunulduğu, 450.000,00 TL üzerinden de harç ikmalinin yapıldığı, bu durumda Mahkemece davalı vekil ... ve dahili davalı ...’den 450.000,00 TL ‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekirken, neye göre belirlendiği belirli olmayan 100.000,00 TL'nin hüküm altına alınması da doğru değildir.

Davacı vekilinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalılardan alınarak vekil ile temsil edilen davacıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece ...1. Asliye Hukuk Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/4038, K. 2026/3441, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-4038-e-2026-3441-k-7ac2e797e46d