Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1912 E. 2026/4449 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1912
Karar No
2026/4449
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/2 E., 2023/5 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili ve davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Afyonkarahisar ili ... ilçesinde 2613 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro sırasında, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 5 ada 20 parsel sayılı 17.893,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle davacı ve davalı gerçek kişilerin murisi olan ... adına tespit edildikten sonra, 2010 yılında imar uygulamasına girmiştir. 2. Davacı ...; taşınmazın muris ile ilgisinin bulunmadığını, tapuda paylı olarak kendisi adına kayıtlı olduğunu ve kendi zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile adına müstakilen tescili istemiyle dava açmıştır. II. CEVAP Davalı taraf davaya cevap vermemiş, aşamalardaki beyanlarında davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2018 tarihli ve 2012/1 Esas, 2018/14 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, dava konusu 5 ada 20 parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitinin iptal edilerek davacı ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili, ... vekili, ... ve ... vekili, ... vekili, ... Hiz. Ltd. Şti. vekili, ... vekili, ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 16.09.2021 tarihli ve 2021/9895 Esas, 2021/9097 Karar sayılı ilamıyla "...taksime ve pay satışına dayanan taraf davacı olduğuna göre, taksimi ve pay satışlarını ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu; davacı tarafça ... hissesini kadastro tutanağının ekinde yer alan 19.02.1937 tarihli parmak izli senet ile aldığı iddia edilmiş ise de davalı ... mirasçılarınca miras payının devrine ilişkin bu belgenin tamamen sahte olduğunun, parmak izinin ...’ya ait olmadığının savunulduğu; senedin yapıldığı tarihte yürülükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) göre parmak izinin kullanılması durumunda; parmak izinin borçluya (olayımızda ...’ya) aidiyeti ve bizzat borçlu (satıcı) tarafından basıldığının ihtiyar kurulunca ve o yerde tanınmış 2 tanık tarafından onaylanması gerektiği, ne var ki bahse konu senet incelendiğinde, senette sadece 3 tane tanık imzası olduğu ve senedin ihtiyar heyeti tarafından onaylandığına dair bir ibare yer almadığı, belirtilen bu koşulların (geçerlilik değil) ispat koşulu olduğuna, senet satıcısı tarafından senet kabul ve ikrar edilmediğine, mirasçıları tarafından da inkar edildiğine göre; senedin ispat koşullarını sağlamadığı anlaşıldığına ve dosya kapsamında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların da genel olarak ... payının davacı tarafından satın alınıp alınmadığını bilmediklerini ifade etmiş olmalarına; yine ... payının da davacı tarafça haricen satın alındığının ispat edilemediğine göre ... ve ... payları yönünden davanın reddine karar verilmesi; öte yandan dava konusu 5 ada 20 parsel sayılı taşınmazın eldeki dava devam ederken 15.6.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı işlem ile imar uygulamasına tabi tutulduğu; imar paftası ile kadastro paftasının çakıştırması yapılmış olup, Hazine adına tapuda kayıtlı 15 42... parselin raporda (D) harfiyle gösterilen, davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti. adına tapuda kayıtlı 15 43... parselin (F) harfiyle gösterilen bölümlerinin, dava konusu 5 ada 20 parsel sayılı taşınmazın kadastral çapı içerisinde kalmakla birlikte bu parsellerin dava dışı başkaca parsellerinin dağıtımından geldiği, bu nedenle 4721 sayılı Kanun’un 1023. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılıp yapılamayacağının tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. açıklanarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda davacının davasını, kendi miras payı, ve davalı miras bırakanlar ... ve ... miras payları yönünden kabul etmek ve diğer davalı miras bırakanlar ... ve ... yönünden reddetmek gerektiğinden taşınmazın kadastro tespiti öncesi durum esas alınarak 5 pay kabul edilip 3/5 payının davacı mirasçıları, 1/5 payının ... mirasçıları, 1/5 payının ... mirasçıları adına tesciline, her ne kadar dosyada bulunan teknik bilirkişi raporlarına göre Hazine adına tapuda kayıtlı 15 42... parsel ve davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti adına tapuda kayıtlı 15 43... parselin sırasıyla (D) ve (F) harfleriyle gösterilen bölümlerinin 5 ada 20 parselin kadastral çapı içerisinde bulunduğu belirtilmiş ise de yine bilirkişi raporunda ve imar dağıtım cetvelinden anlaşılacağı üzere bu parsellerin imar işlemi sonucu dava dışı başkaca parsellerden geldiği anlaşılmakla dava konusu olmayan bu parseller yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu 5 ada 20 parsel sayılı taşınmazın Hazine ile ilgisi bulunmadığından davanın kendileri yönünden husumet nedeniyle reddi ve Hazine lehine vekalet ücreti takdiri gerektiğini, yine 15 42... ve 15 43... parsel numaralı taşınmazlar hakkında tespit gibi tescil kararı verilmesi gerekirken karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesinin de usul ve kanuna aykırı olduğunu, zira Kadastro hakiminin gerçek hak sahibini araştırıp, bu kişi adına hüküm kurması gerektiğini, yargılama esnasında gerçek hak sahibinin Hazine olduğu anlaşıldığından Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek ve resen dikkate alınacak diğer nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalarının tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulünün hatalı olduğunu, zilyetliğin davacı tarafta bulunduğunu, mirasçılar arasında yapılan taksimin dikkate alınmadığını ileri sürerek ve resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ve davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekili ve davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1912, K. 2026/4449, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-1912-e-2026-4449-k-61b895b64311