Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1932 E. 2026/4453 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1932
Karar No
2026/4453
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/40 E., 2022/10 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar ... ve müşterekleri vekili, tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Urfa ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 137, 138, 139, 1 40... parsel sayılı 1.396.860 m²; 277.125,00 m²; 2.035.500 m²; 1.575.000 m² ve 879.600 m² yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kayıtları, miras yoluyla gelen hak ve harici satışlar nedeniyle ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. 2. İtirazı Kadastro Komisyonunca itirazları reddedilen davacı (... oğlu) ... ile (... oğlu-1939 doğumlu) ... dava dilekçesinde dava konusu taşınmazların 16.01.1950 tarihli ve 8 sıra numarasında kayıtlı tapu kaydı kapsamında kaldıklarını ileri sürerek, komisyon kararlarının iptali ile 137, 139, 1 40... parsel sayılı taşınmazların kendi adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. 3. ... (... oğlu)13.07.1994 tarihli dilekçesinde; davaya konu gayrimenkullerin babası ... adına tapuda kayıtlı bulunduğunu ileri sürerek, davaya konu taşınmazlarda hissesinin verilmesi istemiyle davaya katılmıştır. 4. Yargılama sırasında ... ve ... 16.03.2012 tarihli ayrı ayrı sundukları dilekçelerinde; davaya konu taşınmazların evveliyatının murisleri...'dan intikal ettiğini, ...'nin bu taşınmazları ihale usulü satın aldığını, eski tapu kayıtları da bulunduğunu, taşınmazların davalılar ile ilgisi olmadığını ileri sürerek, davacı taraf yanında davaya müdahil olmuştur. II. CEVAP Davalılar, dava konusu taşınmazların kendilerine ait tapu kayıtları kapsamında kaldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.03.2007 tarihli ve 1972/21 Esas, 2007/5 Karar sayılı kararı ile "davacı tarafın dayanağı Aralık 308 tarihli ve 38 sıra numaralı tapu kaydının miktarından fazla olarak komşu 148 parsele revizyon gördüğü, bu nedenle davalarının reddine karar vermek gerektiği, davalılara ait tapu kayıtlarına itibar etmek gerekeceği, bu tespite esas tapu kayıtlarında yapılan devirlerde dikkate alınarak, davacıların davalarının reddine, davaya konu 137, 138, 139, 1 40... parsel sayılı taşınmazların hükümde gösterilen paylarla... ve müşterekleri adlarına tescillerine" karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı ... ve arkadaşları (..., ..., ..., ..., ... ve müdahil ...) vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 03.02.2009 tarihli ve 2008/893 Esas, 2009/398 Karar sayılı ilamıyla "...taraf tapularının usulünce uygulanmadığına işaret edilerek, öncelikle tarafların tutundukları tapu kayıtlarının tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmesi, revizyon durumunun araştırılması, tapu malikleri ile bunlara dayanan kişiler arasındaki akdi-ırsı ilişkinin belirlenmesi, bundan sonra dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılarak dayanılan tapu kayıtlarının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20. maddesi uyarınca uygulanması, gösterilen sınırların teknik bilirkişi raporu üzerinde işaretlenmesi istenerek keşfi takibe imkan tanınması, bundan sonra dava konusu taşınmazların tümü yahut bir bölümünün dayanılan tapu kayıtlarının kapsamının dışında kaldığının anlaşılması halinde usulünce zilyetlik araştırması yapılması..." gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...fen bilirkişi raporunda davacıların ibraz ettikleri Aralık (K.Evvel) 308 tarihli ve 38 sıra numaralı tapu kaydının dava konusu parsellerin kuzeyi, kuzeydoğu ve kuzeybatısını belirtmekte olup bu kaydın sınırlarının dava konusu yerlerin kuzeyinde kaldığı, dava konusu taşınmazlara uygulanan davalıların dayanak kayıtları olan Mayıs 324 tarihli ve 44 numaralı, Temmuz 1942 tarihli ve 40 numaralı, Mayıs 1951 tarihli ve 66 numaralı ve Temmuz 1942 tarihli ve 32 numaralı tapu kayıtlarının geldi ve gittileriyle daha geniş bir alanı kapsamakla beraber dava konusu parselleri de kapsamakta olduğu anlaşıldığından davacı tarafın ispat edemediği..." gerekçesiyle davanın reddine, 137, 138, 139, 1 40... parsel sayılı taşınmazların tamamının 26880 pay kabul edilerek 1910 payının ..., 2865 payının ... kızı ..., 2865 payının ... oğlu ..., 504 payının ... kızı ..., 2016'şar payının ... çocukları; ..., ... ve ..., 488'er payının ölü ... çocukları; ..., ... , ... ve ..., 84'er payının ... Çocukları; ..., ..., ..., ... ve ..., 672 payının ... oğlu ..., 840 payının ... oğlu ..., 672 payının ... oğlu ..., 1680 payının ... oğlu ..., 1680 payının ... oğlu ..., 1344 payının ... oğlu ..., 672 payının ... oğlu .., 672 payının ... oğlu..., 672 payının ... oğlu ..., 336 payının ... oğlu ..., 336 payının ... oğlu ..., 3192 payının ... oğlu ..., 1344 payının ... oğlu ... adlarına tapuya tescillerine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, kadastro komisyon tespit tespit tutanaklarında yer alan Şeri Mahkemenin 24 Haziran 1330 tarihli kararına ulaşmadan ve böyle bir kararın var olup olmadığı dahi belirlenmeden hüküm kurulmasının eksik incelemeye dayalı hüküm verildiğini gösterdiğini, zira kadastro tespitlerinde bu ilamın dikkate alınarak müvekkillerine ait taşınmazların davalılar adına tespitlerin yapıldığını, ne var ki böyle bir ilamın var olduğunun dahi ispat edilemediğini, ayrıca bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğini, müvekkillerince dayanılan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsadığını, bilirkişilerce daha kuzeyde yer alan taşınmazlara ait olduğu şeklindeki tespitin isabetsiz olduğunu, yine keşifler arasında çelişkiler doğduğu halde bu çelişkilerinde giderilmediğini, ayrıca dava konusu taşınmazların müvekkillerince kullanıldığını, zilyetliğinde davacı tarafta olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin aşağı bendin kapsamı dışında kalan ve temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Ancak, 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm kurmakla yükümlüdür. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların tamamı (26880) pay kabul edildiği halde (39480) pay dağıtılarak pay-payda eşitliği sağlanmadan 3402 sayılı Kanun’un 1. maddesine aykırı olarak infazı kabil olmayacak şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1932, K. 2026/4453, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-1932-e-2026-4453-k-3e6d4d66a852