Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2315 E. 2026/4509 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2315
Karar No
2026/4509
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/57 E., 2023/10 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Van ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında yapılan kadastro sırasında, 1 07... , 48; 1 10... ; 1 08... ; 1 12... ; 1 20... parsel sayılı sırasıyla 1.638.96 m², 8.872.16 m², 2.110.87 m², 5.878.53 m², 7.687.90 m² ve 4.245.3 m² yüzölçümündeki taşınmazlar 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu (4753 sayılı Kanun) ile oluşan tapu kayıtları nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescillerini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.05.2014 tarihli ve 2009/490 Esas, 2014/757 Karar sayılı kararı ile davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 36/1. maddesi gereğince reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.02.2015 tarihli ve 2015/ 92... /751 Karar sayılı sayılı ilamıyla "Mahkemece, verilen süre içerisinde davacının keşif avansının yatırmadığı bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Keşfe karar verilebilmesi için dosyanın keşfe hazır hale gelmiş olması zorunludur. Kadastro tespitinde dava konusu taşınmazlara 4753 sayılı Kanun ile oluşan tapu kayıtları uygulanmıştır. Mahkemece tespitte uygulanan tapu kayıtlarının dayanağını oluşturan 1966 yılında toprak tevzi çalışmaları sırasında düzenlenen belirtmelik tutanakları, belirtmelik tutanaklarında uygulanan kayıtlar, belirtmelik haritaları ve dağıtım cetvelleri ile komşu parsellerin kadastro tespit ve tutanakları ile varsa uygulanan kayıtlar dosyaya getirtilmeden keşif günü verilmiştir. Bu hali ile dosyanın keşfe hazır olmadığı açıktır. Sonuç alınamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yükletilmesi ve buna ilişkin ara kararına uyulmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğü" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"kadastro sırasında ... Köyü çalışma alanında bulunan dava konusu 1 07... parsel, 1 07... parsel, 1 10... parsel, 1 08... parsel, 1 12... parsel ve 1 20... parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlar 4753 sayılı Kanun ile oluşan tapu kaydı nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı taraf dava konusu taşınmazların kendisine ait olduğunu, taşınmazların zilyedi olduğu iddia ederek işbu dava açılmış, davalı taraf ise davanın reddinin talep etmiştir. Mahkememizce bozma ilamı sonrası dava konusu parsellerin kadastro tespiti sırasında uygulanan Hazine tapularının dayanağını oluşturan belirtmelik tutanakları ve belirtmelik haritaları, dağıtım cetvelleri, belirtmelik tutanaklarında uygulanan kayıtlar tesisinden itibaren ilgili kurumdan celp edilmiş, hava fotoğrafları dosya arasına celp edilmiş, taşınmazların ve taşınmazlara komşu tüm parsellerin kadastro tespit tutanakları ve uygulanan kayıtlar da getirtilerek Mahkememizce taşınmazların başında yaşlı, taşınmazı iyi bilen, taraflarla husumeti bulunmayan yerel bilirkişiler, tespit bilirkişisi, fen ve ziraat, jeoloji mühendisi, jeodezi ve fotoğrametri uzmanı bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmış, yapılan keşifte her bir taşınmaz başında Hazine tapuları ve 1966 yılında toprak tevzi çalışmaları sırasında düzenlenen belirtmelik tutanak ve krokisindeki hudutlar okunarak yerel bilirkişi ve tespit bilirkişisi yardımı fen bilirkişi eli ile uygulanmış, davalı tarafın tapu kayıtları sınırları itibariyle uygulanarak, belirtmelik tutanağında uygulanan kayıtlarda zemine uygulanarak taşınmazların aynı yöntemle kapsamları belirlenmiş, dava konusu 107 ada, 32... nolu parsel, 1 12... numaralı parsel, 120 ada, 19 nolu parsel ve 1 08... nolu parsellere kadastro çalışmalarında uygulanan kadastro tutanağında geçen ve Hazineye ait tapu kayıtlarının mevki ve hudut itibari ile dava konusu taşınmazlara uyduğu mahalli bilirkişi beyanları ve fen bilirkişinin tespiti ile anlaşılmıştır. Ayrıca 1966 yılında toprak tevzi çalışmaları sırasında düzenlenen belirtmelik tutanak ve krokisindeki hudutlarında dava konusu taşınmazlara uyduğu tespit edilmiştir. Yine yerel bilirkişi ve tespit bilirkişileri taşınmazların öncesinde 1965 yılında davacı ...'nin babası ...'un zilyetliğinde olduğunu, ... ölümüne mütakip yapılan taksimde bu yerin davacı ...'ye isabet ettiğini ve halen ...'nin zilyetliğinde olduğunu, 1965 li yıllardan bu yana davacının babası ... ve davacının kullanımda olduğu hususlarında beyanda bulunmuşlar, ziraat bilirkişisinden taşınmazların eğimi, toprak yapısı ve zilyetlikle mülk edinmeye elverişli yerlerden olup olmadıkları konusunda bilimsel verilere dayalı rapor alınmış, yapılan keşif, mahalli bilirkişilerin beyanları ve keşif sonrasında hazırlanan bilirkişi raporları incelendiğinde taşınmazların Hazine'ye ait tapu kayıtları kapsamında kaldığı tespit edildiğinden, tapu kayıtlarının tesisinden 1966 tarihinden geriye 20 yıllık zilyetlik süresinin davacı yararına gerçekleştiğinin davacı tarafça kanıtlanamadığı, kaldı ki mahalli bilirkişilerinde beyanlarında taşınmazların 1965'li yıllardan bu yana kullanıldığı belirtildiğinden davacının tapu kayıtlarının tesisinden geriye 20 yıllık zilyetlik süresinin davacı yararına gerçeklemediği, yine davacı yararına tespit tarihinden geriye 3402 sayılı Kadastro Kanun'u 14. maddesinde öngörülen şartların da gerçekleşmediği anlaşıldığından" gerekçesiyle, davanın reddine, 1 07... ve 48 parsel, 1 10... , 1 08... , 1 12... ve 1 20... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların dedesinden ve babasından kendisine intikal ettiğini ve uzun yıllardır zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlarda zilyetlikle iktisap koşularının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ...'un temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacıl ...'un temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/2315, K. 2026/4509, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-2315-e-2026-4509-k-b8c6389677c2