Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2397 E. 2026/4479 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2397
- Karar No
- 2026/4479
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/1 E., 2025/31 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar ..., Hazine ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu Zonguldak ili .... ilçesi ... Beldesinde tespit tarihinden önce 1964 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1979 yılında genel arazi kadastrosu, 21.10.1987 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması vardır. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; Zonguldak ili .... ilçesi ... beldesinde koordinatları belirtilen tapusuz taşınmazın, 766 sayılı Tapulama Kanunu (766 sayılı Kanun) kapsamında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın orman içerisinde kaldığından bahisle tapulama dışı bırakıldığını, bu işleme itiraz edildiğini, tapulama komisyonu taşınmazın orman içerisinde olduğundan bahisle itirazı reddettiğini, Kdz. Ereğli Kadastro Mahkemesinin 1988/38 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını, bu aşamada 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uygulaması sonucu dava konusu taşınmazın orman tahdidinin dışına çıkarıldığını, kadastro tutanakları düzenlenmediği için dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, 09.07.1971 tarihli 14, 17, 18... sıra numaralı ve 31.05.1977 tarihli ve 57 sıra numaralı tapu kayıtlarının dava konusu alanı kapsadığını belirterek, 2/B ile orman tahdidi dışında bırakılan taşınmazların adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.04.2017 tarihli ve 2013/134 Esas, 2017/144 Karar sayılı kararı ile davacı ... mirasçıları ..., ..., ... ve ...'ın davasının kısmen kabulüne, dava konusu Zonguldak ili .... ilçesi ... beldesi köyüstü mevkinde kain taşınmazın, harita mühendisinin 20.04.2017 tarihli raporuna ekli krokide (B-1) ile gösterilen 3.340,67 m² yüzölçümü ve (B-5) ile gösterilen 98,39 m² yüzölçümündeki kısımların tarla vasfıyla davacıların miras hisseleri oranında tapuya tesciline, krokide (A-1) ile gösterilen 4.556,56 m² yüzölçümünde kısmın 2/B vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, krokide (A-3) ile gösterilen 4.319,89 m² yüzölçümündeki kısmın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine ve ... vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.01.2021 tarihli ve 2020/3580 Esas, 2021/453 Karar sayılı ilamıyla dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, idare tarafından 2/B uygulamasına ve fen bilirkişi raporunda (B2), (B3) ve (B4) harfleriyle gösterilen bölümlere yönelik olarak açılmış bir dava bulunmadığına göre Orman İdaresinin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, Hazinenin temyiz talebine gelince, Mahkemece davanın kısmen kabulüne, (B-1) ve (B-5) ile gösterilen taşınmazların davacı adına tesciline karar verilmişse de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın karar vermeye yeterli bulunmadığı, şöyle ki, uyulan bozma ilamında davacının dayandığı tapu kaydının taşınmaza uygulanması istenildiği halde, mahallinde yapılan keşifte tapu kaydının oluştuğu tarih itibarıyla hudutlarının mahalli bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmesi suretiyle uygulama yapılmadığı, bu haliyle yapılan tapu kaydı uygulamasının yöntemine uygun olmadığının anlaşıldığı, ayrıca ziraatçi bilirkişiden taşınmazın niteliği, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi yönünden ayrıntılı rapor alınmadığı, yine söz konusu hususların tespiti amacıyla yöntemine uygun şekilde hava fotoğrafı incelemesi yaptırılmadığından eksik araştırma ve inceleme ile hüküm verilemeyeceği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... mirasçılarının davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu Zonguldak ili .... ilçesi ... Beldesi ... mevkinde kain taşınmazın; harita ve fen bilirkişisinin 12.06.2024 havale tarihli raporuna ekli krokide (B1) harfiyle gösterilen 3.340,67 m² yüzölçümü ve (B5) harfiyle gösterilen 98,39 m² yüzölçümündeki kısımların "tarla" vasfı ile davacı müteveffa ...'ın mirasçıları adına miras hisseleri oranında tapuya tesciline, krokide (A1) harfiyle gösterilen 4.556,56 m² yüzölçümündeki kısmın tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline ve tapuda 2/B ile orman sınırları dışına çıkartıldığına ilişkin şerh verilmesine, krokide (A3) harfiyle gösterilen 4.319,89 m² yüzölçümündeki kısma ilişkin Mahkemenin 2013/134 Esas, 2017/144 Karar sayılı, 22.07.2017 tarihli kararında karar verildiğinden ve verilen karar Yargıtay tarafından bozulmadığından (A3) harfiyle gösterilen yere ilişkin yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; hükmün 7. bendi ile davalılar vekilleri lehine bozma öncesi kararda vekalet ücretine takdir edildiği gerekçesiyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiğini, hükmün bu yönüyle de bozulması gerektiğini, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 12. maddesi hükmü uyarınca; belirlenecek nispi vekalet ücretinin, davanın görüldüğü Mahkemeye göre belirlenen maktu ücretin miktarından az olmaması gerekli olduğunu, bozma öncesi 2013/134 Esas ve 2017/144 Karar sayılı kararı ile lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin güncellenmemesinin de usul ve kanuna kurallarına aykırı olduğunu ve ayrıca dahili davalı olmaları nedeniyle de aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; hükmün 7. bendi ile davalılar vekilleri lehine bozma öncesi kararda vekalet ücretine takdir edildiği gerekçesiyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiğini, hüküm bu yönüyle de bozulması gerektiğini, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesi hükmü uyarınca; belirlenecek nispi ücretin, davanın görüldüğü Mahkemeye göre belirlenen maktu ücretin miktarından az olmaması gerektiğini ayrıca bozma öncesi 2013/134 Esas ve 2017/144 Karar sayılı karar ile lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin güncellenmemesinin de usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemenin anılan kararı gerek dava konusu taşınmazlar gerekse davalılar yönünden hükmedilen nispi vekalet ücreti açısından gerekse davalılar üzerinde bırakılan yargılama giderleri açısından hukuka aykırı olduğunu, öncelikle (B2), (B3), (B4) ile gösterilen kısımlar kırmızı çizgiyle belirtilen davalı alan içerisinde yer almakta olup bilirkişi heyet raporunda ayrıntılı olarak belirtilmiş iken bu taşınmazlar yönünden hiçbir karar verilmemesinin, Mahkeme kararının infaza elverişliliğini ortadan kaldırdığını, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu yerlere ilişkin olarak davalılar lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti temyiz edilmediğinden kesinleşmiş olduğundan davalılar lehine yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiğini, vekalet ücretinin feri nitelikte bir karar olup asıl karara bağlı olduğunu, asıl karar bozulduğunda ona bağlı ferilerde bozulmuş sayıldığını ileri sürerek bozmadan önceki karar 20 17... yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ikinci kısım ikinci bölüme göre Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülen davalar için asgari vekalet ücreti 1.980,00 TL olup bozmadan önce hükmedilen vekalet ücreti reddedilen dava konusu taşınmazlar yönünden 4.874,79 TL olduğunu, ancak aradan geçen zaman gözetildiğinde her ne kadar dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla değeri değişmese bile 2025 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesine göre 2025 yılı avukatlık asgari ücret tarifesi maktu vekalet ücreti olan Asliye Hukuk Mahkemeleri için öngörülen 30.000,00 TL nin altında kaldığından en az 30.000,00 TL olarak hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davalılar Hazine, ... ve ... Belediyesi Başkanlığı vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Tescil davasında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/3. maddesi gereğince Hazine ve ilgili Kamu Tüzel Kişilikleri yasal hasım durumunda olup, bu nedenle dava ne şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemez. Mahkemece bu kuralın aksine davalılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir. Ne var ki, bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Davalılar vekillerinin Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı nedenle davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (8) numaralı bendinin çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.