Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2357 E. 2026/4487 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2357
Karar No
2026/4487
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/1 E., 2023/14 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Kocaeli ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 01... , 920, 923, 926, 1055, 1076, 1077, 1091, 1240, 1246, 1252, 1 34... ve 1 36... parsel sayılı sırasıyla 6.145.48 m², 4.534.19 m², 2.459.72 m², 1.683.55 m², 3.551.15 m², 3.168.75 m², 4.310.21 m², 1.725.23 m², 2.356.26 m², 1.110.84 m², 204.68 m², 375,85 m² ve 44,96 m² yüzölçümündeki taşınmazlar miras yolu ile gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile (irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği) 1/3'er paylarla ..., ... ve ... mirasçıları adlarına; 1 01... , 935, 972, 1075, 1253, 1266, 1304, 1315, 1 36... parsel sayılı sırasıyla 2.655.09 m², 1.082.09 m², 2.582.54 m², 10.214.20 m², 385.54 m², 421.75 m², 2.630.16 m², 2.000.01 m², 451.48 m² yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı ... adına; 1 01... , 726, 763, 941, 1056, 12 33... parsel sayılı sırasıyla 1.477.58 m², 2.672.49 m², 5.598.07 m², 1.462.93 m², 7.897.74 m², 3.448.16 m² ve 603.58 m² yüzölçümündeki taşınmazlar aynı nedenle davalılar ..., ... ve ... adlarına; 1 01... parsel sayılı 12.553,51 m² yüzölçümündeki taşınmaz eşit paylar ve elbirliği ile mülkiyet halinde davalılar ..., ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; babası ...'tan intikal eden dava konusu 1 01... , 615, 759, 763, 920, 923, 926, 935, 941, 1055, 1076, 1077, 1091, 1240, 1246, 1247, 1252 1253, 1304, 1315, 1 34... , 1 36... ve 26 parsel sayılı taşınmazların davalılar ... mirasçıları ... ve müşterekleri adına tespit edildiğini, davacılar ile davalıların hisselerini birbirine karıştığını, dava konusu taşınmazların çoğunun murislerine ait olduğunu belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların adına tespitini talep etmiştir. 3. Birleşen dosyada davacılar ... ve arkadaşı dava dilekçesinde; 1 01... , 615, 726, 739, 763, 935, 941, 1056, 1075, 1233, 1247, 1253, 1266, 972, 1315, 24 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına tespit gördüğünü belirterek, taşınmazların ... mirasçıları adına tespitini talep etmişlerdir. 4. Asli müdahale talebinde bulunan ... ve ... 21.05.2008 tarihli dilekçesinde; murisleri ...'tan intikal eden taşınmazlara yönelik 2007/357 E., sayılı dosya üzerinden devam eden dava bulunduğunu, taşınmazların kadastro sırasında 1/3'ü ... , 1/3'ü ... mirasçıları ..., ..., ..., ...., ölü oğlu ..., ..., ... hisseli olarak adlarına yazılması gerekirken davalıların adına yazıldığını, davalıların taşınmazları bağış yoluyla aldıkları iddialarının asılsız olduğunu, murislerinin, davalılara hiçbir yeri bağış veya satış yoluyla vermediklerini belirterek, davalılar adına tespit edilen ve yargılaması devam eden taşınmazların kendi adlarına hisseli olarak tapuya tescilini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalılar, cevap dilekçesi vermemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.01.2014 tarihli ve 2007/357 Esas, 2014/29 Karar sayılı kararı ile "kök muris...'ın 01.07.1921 tarihinde öldüğü mirasının arazi de 720 pay kabul edilerek paylaştırıldığı, birleşen dosya davacıları ... ve ...'ın anneleri ... sağ olması sebebiyle birleşen dosya davacılarına mirastan pay düşmediği görülmüştür. Bu sebeple sadece birleşen dosya davacıları tarafından dava konusu edilen ... köyü 1 01... , 1233, 972, 739, 726, 1075, ... nolu parsellere yönelik davanın reddi ile bu parsellerin tespit gibi tesciline karar vermek gerekmiştir. 1 36... parsel bakımından yapılan keşifte davacılar taleplerini tekrar etmişler, davalı ... bu parselin kök muristen kalma yer olmadığını, dosyaya sunmuş olduğu 03.05.1961 tarihli senet ile babası ... tarafından satın aldığını söyleyerek senedin uygulanmasını istemiştir. Uygulanması istenen senet okunarak taşınmaza uygulanmış mahalli bilirkişi ve tanık beyanı ile senedin dava konusu parsele uyduğu ve davalı ...'nun bu parsele ilişkin en az 50-60 yıllık zilyetliğinin bulunduğu anlaşılmıştır. Bu deliller ışığında dava konusu parselin senetle sonradan satın alınan yer olduğu, kök muristen kalmadığı anlaşıldığından bu parsele yönelik davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Dava konusu 1 01... sayılı parselin yapılan keşfinde dava konusu parselin fen bilirkişisi raporunda (B) ile gösterilen kısmının dosyaya sunulan 24.08.1969 tarihli senet ile... isimli şahıstan satın alındığı, bu yerin kök muristen kalmadığı, mahalli bilirkişi beyanından anlaşıldığından bu kısma ilişkin davanın reddi ile tespit gibi tesciline karar vermek gerekmiştir. Dava konusu ... köyü 1 34... , 1 36... , 1 01... , 923, 926, 935, 941, 1304, 1315, 1091, 763, 759, 615, 1076, 1077, 1055, 1240, 1246, 1247, 1252, 1253 sayılı parseller ile 1 01... sayılı parselin (A1) ve (A2) ile gösterilen kısımları bakımından, yapılan keşifte dava konusu parsellerin tamamının kök muris...'dan kaldığı, ölümünden sonra mirasçıları arasında tüm mirasçılarının ya da vekillerinin katılımıyla usulüne uygun bir taksimin yapıldığının kanıtlamadığı, her ne kadar bu taşınmazları yaklaşık 50 yıldır kök murisin mirasçılarından bir kısmı kullanıyor olsa da bu kullanımın mirasçıların tamamını temsilen kullanım olduğu, kadastro tespiti sırasında dava konusu parsellerin mirasçılardan bir kısmı adına tespit gördüğü, davalılar tarafından taksim olgusuna dayanılmış olsa da bu taksimin ispatlanamadığı ve bu haliyle dava konusu parsellerin tamamında mirasçıların miras hissesi oranında pay sahibi olduğu kanaatine varıldığından dosyaya sunulan veraset ilamının arazi paylaşımını esas alan kısmı dikkate alınarak mirasçıların tamamı adına miras hisseleri oranında tescile karar vermek gerektiği" gerekçesiyle birleşen dosya davacıları ... ve ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 1 01... , 739, 972, 1056, 1075, 12 33... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine, 1 36... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın reddi ile tespit gibi tesciline, 1 01... , 759, 763, 920, 923, 926, 935, 941, 1055, 1076, 1077, 1091, 1240, 1246, 1247, 1252, 1253, 1304, 1315 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanın kabulüne, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile dava konusu taşınmazların kök miras bırakan ... mirasçıları adına payları da gösterilmek sureti ile tesciline, 1 01... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 31.07.2013 tarihli bilirkişi raporuna ekli haritada (B) harfi ile gösterilen bölümün tespit malikleri adına tesciline, (A1) ve (A2) harfleri ile gösterilen bölümlerin payları da gösterilmek sureti ile kök miras bırakan ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... mirasçıları vekili, davacı ... vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.10.2014 tarihli ve 2014/8941 Esas, 2014/11963 Karar sayılı ilamıyla "davacı ...’ın temyiz itirazları yönünden; davacı ... ve ... dava konusu taşınmazların kök muris ...’tan intikal ettiğini belirterek anneleri ...’a isabet edecek payın ... mirasçıları adına tescili istemi ile dava açmışlar, yargılama sırasında annelerinin yaşlı ve hasta olduğu için duruşmaya gelemediğinden bahsetmişler, temyiz dilekçesi ekinde ise yargılama sırasında mahkemeye sunulmayan ve karar tarihinden kısa bir süre önce alınan vasi tayinine ilişkin ilamı sunmuşlardır. Yargılama sırasında ileri sürülmeyen hususun mahkemece değerlendirilmesi de mümkün bulunmadığından temyiz aşamasında ileri sürülmesine de imkan yoktur. Açıklanan nedenle davacı ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, davacı ... mirasçıları ile davalı ... ve müşterekleri vekillerinin temyiz itirazları yönünden ise; Mahkemece, 1 36... ve 1 01... parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümü dışında kalan dava konusu taşınmazların kök muris ...’tan kaldığı, mirasçılar arasında tümünün katılımı ile gerçekleştirilen bir taksim yapılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Keşif sırasında bilgisine başvurulacak olan yerel bilirkişilerin tarafsız olup taşınmazı iyi bilecek yaşlı kişiler arasından seçilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 30. maddesinde “Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu yasa maddesi ile tutanak tanıklarının hangi hallerde dinlenebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda; tutanak tanıkları .... ve ... yerel bilirkişi sıfatı ile dinlendikleri gibi bu kişiler aynı zamanda davalı tanığı sıfatı ile dinlenerek yukarıdaki yasal düzenlemeye aykırı hareket edilmiştir. Öte yandan; davacı taraf dava konusu taşınmazların kök murisin ölümünden sonra yapılan paylaşımda babaları...’a verildiğini, davalı taraf ise kök murisin ölümünden sonra mirasçılar arasında paylaşım yapıldığını, paylaşımdan sonra da mirasçılardan ..., ... ve ...’nin paylarını miras bırakanları ...’na devrettiklerini, dolayısı ile 1938 yılında yapılan bağışlamadan bu yana taşınmazların kendi kullanımlarında olduğunu ileri sürmüşlerdir. Keşifte alınan beyanlar ise tarafların ileri sürdükleri hususları açıklamaktan uzak soyut içeriklidir. Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının, kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerekir. Mahkemece paylaşmanın varlığına dair yeterli araştırma yapılmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından kök muris ...’dan intikal eden taşınmazların tüm mirasçıların katılımı ile paylaşılıp paylaşılmadığı ve paylaşılmış ise paylaşımın ne zaman yapıldığı, çekişmeli taşınmazların paylaşıma konu olup olmadığı, olmuş ise kime düştüğü, paylaşımda her bir mirasçıya yer verilip verilmediği, kadastro tespit tarihine kadar taksimin bozulup bozulmadığı, paylaşımdan sonra taşınmazları kimin kullandığı maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, taşınmazlarda yöntemine uygun bir paylaşımın bulunmadığının anlaşılması halinde bir mirasçı tarafından sürdürülen zilyetliğin tereke adına sürdürüldüğü yönündeki kural göz önünde bulundurulmalı ve bundan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar göz önünde bulundurulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğu" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyulmasından sonra İlk Derece Mahkemesinin 20.12.2019 tarihli ve 2015/61 Esas, 2019/94 Karar sayılı kararı ile "davacı ...'ın açtığı dava yönünden yapılan değerlendirme; ...'ın yargılama sırasında vefat eden davacı ...'ın mirasçısı olması nedeniyle davaya dahil edildiği yargılama sırasında ...'ın mirasçısı eşi ...'ın nüfus kayıtlarının düzeltilmesine yönelik Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açtığı ve mahkemenin 2013/50 Esas, 2013/926 sırasına kaydının yapıldığı dava neticesinde ...'ın ...'ın nüfusundan çıkartıldığı ve kararın da 29.05.2014 tarihinde kesinleştiği görülmekle mirasçılık sıfatı kalmayan ve kök muris ...'ın 18.09.2017 tarihli veraset ilamında da yer alamayan ...'ın herhangi bir hukuki yararının kalmadığı anlaşılmakla açtığı davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar ..., ..., ..., ... ve ... (Davacı ... mirasçıları) Dava konusu Kocaeli ili ... ilçesi ... köyü 1 01... , 920, 923, 926, 1055, 1076, 1077, 1091, 1240, 1246, 1252 parsel,1 34... parsel,1 36... parsel sayılı taşınmazlara yönelik açtıkları dava yönünden yapılan değerlendirme; Asli müdahil ...'ın bu taşınmazlarda tespit maliki olduğu ve kök muris ...'tan gelen miras payının tespit ile kendisine verildiği ve bu parseller yönünden 3. kişi konumunda olmaması nedeniyle müdahale talebinin reddine karar verilerek sadece davacı ...'ın açtığı dava yönünden yürütülen yargılama neticesinde; Davacı ... (ölümüyle mirasçılarının yürüttüğü) dava konusu taşınmazların kök muris ...'ın oğlu olan ...'tan kaldığını kök murisin vefatından sonra terekesinin paylaşıldığını ve bu paylaşım neticesinde babası olan ...'a düştüğünü ve... oğlu ... mirasçıları adına tespit ve tescilini talep dava etmiştir. Ne var ki dosyada mevcut nüfus kayıtlarının incelenmesi ve keşifte alınan beyanlar bir bütün olarak değerlendirildiğine kök muris ...'ın vefatıyla mirasçısı olarak geride eşi ..., kızları ..., ... ve oğlu...'ı bıraktığı ölümünden sonra ...'nin evlenerek köyden gittiği, ...'nin ise ... ile evlenerek ...'nun eve iç güveysi geldiği, köyde ... ve... kaldığı için ...'nin oğlu ... ile...'ın kendi arasında kök muristen kalan taşınmazları paylaşarak kullandıkları usulüne uygun tüm mirasçıların katılımı ile bir taksimin yapılmadığı, köyden giden kızı ...'ye herhangi bir yer verilmediği sabit görülerek davacıların taşınmazların paylaşımda kendi babası muris ...'a düştüğünü ispatlayamadığı ve elbirliği mülkiyetinde taşınmazlarda mirasçılardan birinin kullanımının da tüm tereke adına sürdürüldüğü ve tespitte de kök muris ... mirasçıları adına tescil edildiği görülmekle iş bu taşınmazlar yönünden taksimde kendi murislerine düştüğünü ispatlayamayan davacıların açtıkları davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davalı ... ( ... ve ...'in oğlu) 29.07.2013 tarihli keşifte alınan beyanlarında dava konusu bu taşınmazlarda kendisinin hakkı olmadığını paylaşımda... dayısına düştüğünü ifade etmiş ise de bu beyanlarının taksim olgusunun kabul edilmesi halinde kabul yerine geçeceği, mahkememizce taksiminde usulüne uygun yapılmadığı kabul edildiğinden, iş bu kabul beyanının hataya dayalı olarak verildiği kanaatine varılmakla davanın kabulü olarak değerlendirilmeyen beyanlara itibar edilmemiştir. Davacılar ..., ..., ..., ... ve ... (Davacı ... mirasçıları) ile Asli Müdahil ... mirasçıları tarafından Dava konusu Kocaeli ili ... ilçesi ... köyü 1 01... parsel sayılı taşınmazın 27.11.2019 tarihli Fen bilirkişi raporunda (A1), (A2) ve (B) harfi ile gösterilen kısmına yönelik açılan dava yönünden yapılan değerlendirme; Davacı ... dava konusu taşınmazın kök muris ...'ın oğlu olan ...'tan kaldığını kök murisin vefatından sonra terekesinin paylaşıldığını ve bu paylaşım neticesinde babası olan ...'a düştüğünü ve... oğlu ... mirasçıları adına tespit ve tescilini talep ve dava etmiştir. Asli Müdahil ... vasisi ise dava konusu taşınmazın tamamının kök muristen kaldığını bir kısım yerin evvelinde kök muris tarafından başkasına satıldığını bu kısmında daha sonrasında ... tarafından geri satın alındığını ve bir bütün olarak kullandığını, kök muristen kalan miras payı olması nedeniyle miras payı oranında kendisinin de mirasçı olduğunun tespit ve tescilini talep ve dava etmiştir. Dava konusu taşınmazın alınan beyanlar ve dosya da mevcut 24.08.1969 tarihli satış senedinin uygulanması ile fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmının senede hudutları itibariyle uyduğu, ... tarafından 3. kişiden satın alındığı kök murisin terekesine dahil olmadığı ...'ın alınan beyanlarında da bu kısmın evvelinde kök murisin satması neticesinde terekesinden çıktığı sonradan ... tarafından satın alındığı sabit görülerek bu kısma yönelik açılan davanın reddi ile tespit gibi tesciline karar verilmiştir. Dava konusu taşınmazın (A1) ve (A2) ile gösterilen kısımlarının ise kök muris ...'tan kaldığı kök muris ...'ın vefatıyla mirasçısı olarak geride eşi ..., kızları ..., ... ve oğlu...'ı bıraktığı ölümünden sonra ...'nin evlenerek köyden gittiği, ...'nin ise ... ile evlenerek ...'nun eve iç güveysi geldiği, köyde ... ve... kaldığı için ...'nin oğlu ... ile...'ın kendi arasında kök muristen kalan taşınmazları paylaşarak kullandıkları usulüne uygun tüm mirasçıların katılımı ile bir taksimin yapılmadığı, köyden giden kızı ...'ye herhangi bir yer verilmediği sabit görülerek davacıların taşınmazların paylaşımda kendi babası muris ...'a düştüğünü ispatlayamadığı ve fakat tespitin mirasçılardan ...'nin oğlu ... ile oğlu ...'den olma ..., ... ve gelini ... adına yapıldığı davacıların çoğu istemesine rağmen taşınmazın bu kısımlarının kök muristen kaldığının sabit olması karşısında miras paylarının olduğu çoğun içinde az da vardır ilkesiyle davacıların (Hasan oğlu ... mirasçılarının) miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmiş, asli müdahil ...'ın da davasını ispatladığı kanaatine varılarak vefatı nedeniyle mirasçılarının tespiti üzerine mirasçıları adına dosyada mevcut 18.09.2017 tarihli veraset ilamındaki payları oranında tesciline karar verilmiştir. Her ne kadar dosya da kök murise ait iki ayrı veraset ilamı mevcut ise de davacı ...'ın mirasçılarından ...'ın nüfustan mahkeme kararıyla çıkartıldığı görülmekle son tarihli olan veraset ilamı hükme esas alınmıştır. Her ne kadar davalı ... ise dava konusu taşınmazlardaki annesi ..., teyzesi ... ve annannesi ...'nin haklarını 1938 yılında yapılan taksimde babası ...'na devrettiğini iddia etmiş ise de; dinlenen tanık beyanlarıyla bu husususun ispatlanamadığı, ...'ın ise 1921 doğumlu olması karşısında taksimin yapıldığını iddia ettiği 1938 yılında reşit dahi olmadığı sabit görülerek bu iddiasını ispatlayamaması nedeniyle dava konusu taşınmazın (A1) ve (A2) ile gösterilen kısmında muris ... ve muris ... mirasçılarına miras payları verilerek bakiye payların ise tespitte ... ve ...'nin mirasçıları adına 1/2 hisse ile yazıldığı da dikkate alınarak kök murisinde davacılar davalılar ve asli müdahiller dışında başka mirasçısının olmadığı da sabit olmakla bakiye 2.880 payın tespitteki gibi yarısı 1440 payın ... yarısı 1440 payın ise tespitteki gibi ... mirasçılarına veraset ilamındaki payları oranında tespit ve tesciline karar verilmiştir. Davacılar ..., ..., ..., ... ve ... (Davacı ... mirasçıları) ile Asli Müdahil ... mirasçıları tarafından Dava konusu Kocaeli ili, ... ilçesi, ... köyü 1 01... -763-941-1247 parsel, 1 01... -1253-1304-1315 parsel ile 1 36... parsel sayılı taşınmazlara yönelik açılan dava yönünden yapılan değerlendirme; Davacı ... dava konusu taşınmazların kök muris ...'ın oğlu olan ...'tan kaldığını kök murisin vefatından sonra terekesinin paylaşıldığını ve bu paylaşım neticesinde babası olan ...'a düştüğünü ve... oğlu ... mirasçıları adına tespit ve tescilini talep ve dava etmiştir. Asli Müdahil ... vasisi ise dava konusu taşınmazların kök muristen kaldığını ve miras payı oranında ...'ın da mirasçı gösterilmesini talep ve dava etmiştir. Dosyada mevcut nüfus kayıtlarının incelenmesi ve keşifte alınan beyanlar bir bütün olarak değerlendirildiğine kök muris ...'ın vefatıyla mirasçısı olarak geride eşi ..., kızları ..., ... ve oğlu...'ı bıraktığı ölümünden sonra ...'nin evlenerek köyden gittiği, ...'nin ise ... ile evlenerek ...'nun eve iç güveysi geldiği, köyde ... ve... kaldığı için ...'nin oğlu ... ile...'ın kendi arasında kök muristen kalan taşınmazları paylaşarak kullandıkları usulüne uygun tüm mirasçıların katılımı ile bir taksimin yapılmadığı, köyden giden kızı ...'ye herhangi bir yer verilmediği sabit görülerek davacıların taşınmazların paylaşımda kendi babası muris ...'a düştüğünü ispatlayamadığı ve fakat tespitin mirasçılardan ...'nin oğlu ... ile oğlu ...'den olma ..., ... ve gelini ... adına yapıldığı davacıların çoğu istemesine rağmen taşınmazların kök muristen kaldığının sabit olması karşısında miras paylarının olduğu çoğun içinde az da vardır ilkesiyle davacıların (... oğlu ... mirasçılarının) miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmiş, asli müdahil ...'ın da davasını ispatladığı kanaatine varılarak vefatı nedeniyle mirasçılarının tespiti üzerine mirasçıları adına dosyada mevcut 18.09.2017 tarihli veraset ilamındaki payları oranında tesciline karar verilmiştir. Her ne kadar dosya da kök murise ait iki ayrı veraset ilamı mevcut ise de davacı ...'ın mirasçılarından ...'ın nüfustan mahkeme kararıyla çıkartıldığı görülmekle son tarihli olan veraset ilamı hükme esas alınmıştır. Her ne kadar davalı ... ise dava konusu taşınmazlardaki annesi ..., teyzesi ... ve annannesi ...'nin haklarını 1938 yılında yapılan taksimde babası ...'na devrettiğini iddia etmiş ise de; dinlenen tanık beyanlarıyla bu husususun ispatlanamadığı, ...'ın ise 1921 doğumlu olması karşısında taksimin yapıldığını iddia ettiği 1938 yılında reşit dahi olmadığı sabit görülerek bu iddiasını ispatlayamadığı, 1 36... parselin ise 03.05.1961 tarihli senet ile satın alındığı ve hudutlarının senet ile uyduğu görülmüş ise de tanıkların dava konusu iş bu taşınmazın da kök muristen kaldığını beyan etmeleri satış senedinin de kök murisin oğlu ... ile davalı ... arasında yapıldığı kendi aralarında yaptıkları taksim neticesinde ...'a düşen bu yeri daha sonrasında ...'na satmasının hukuken geçersiz olduğu kanaatine varılarak bu taşınmazın da kök muristen kaldığı sabit görülerek dava konusu iş bu taşınmazlara... oğlu ... mirasçılarının ve ... mirasçılarının açtığı davanın kabulü ile miras payları oranında adlarına tesciline bakiye payların ise tespit malikleri üzerinde bırakılması gerektiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, temyize konu dava konusu 1 01... , 763, 935, 941, 1247, 1253, 1304, 13 15... ada 24 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile 1 01... , 1253, 1304, 13 15... ada 24 parsel sayılı taşınmazların hüküm yerinde gösterilen payları oranında... oğlu ... mirasçıları, müdahil davacı ... mirasçıları ve tespit maliki ... oğlu ... adına; 1 01... , 763, 9 41... parsel sayılı taşınmazların hüküm yerinde gösterilen payları oranında... oğlu ... mirasçıları, müdahil davacı ... mirasçıları ve verasette iştiraken tespit malikleri ... mirasçıları ..., ... ve ... adına; 1 01... parsel sayılı taşınmazın 27.11.2019 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 8.000,00 m²lik bölümünün tespit gibi tespit malikleri adına; taşınmazın aynı raporda (A1) harfi ile gösterilen 2.276,76 m² ve (A2) harfi ile gösterilen 2.276,75 m² bölümünün ise hüküm yerinde gösterilen payları oranında... oğlu ... mirasçıları, müdahil davacı ... mirasçıları ve tespit malikleri ... oğlu ..., ... mirasçıları ..., ... ve ... adına tapuya tescillerine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 08.11.2022 tarihli ve 2021/4180 Esas, 2022/8895 Karar sayılı ilamıyla "dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, Kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm kurmak zorundadır. Mahkemece, hüküm yerinde dava ve temyize konu 1 01... , 763, 935, 941, 1247, 1253, 1304, 13 15... ada 24 parsel sayılı taşınmazlar ile 1 01... parsel sayılı taşınmazın 27.11.2019 tarihli fen bilirkişi raporunda (A1) harfi ile gösterilen 2.276,76 metrekare ve (A2) harfi ile gösterilen 2.276,75 metrekarelik bölümü (7.680) pay kabul edildiği halde, toplamda (7.770) pay dağıtılmak suretiyle pay-payda eşitliği sağlanmadan 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "muris...'a ait veraset ilamının çıkartılarak mahkememize ibrazı için ...'a yetki verilmiş ise de ibraz edilen Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/845 Esas ve 2023/677 Karar sayılı ilamının incelenmesinde miras bırakanın ölüm tarihinin 01.07.1921 olduğu, Medeni Kanunun 17... tarihinde ilan edildiği miras hesaplamasının feraiz hükümlerine göre yapılması gerektiği halde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre hesaplama yapıldığı dolayısıyla verasetin hatalı olduğu anlaşılmış ise de 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi gereğince Kadastro Hakimi sicil oluşturmakla görevlidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 30. maddesi; Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür maddeleri gereğince; mahkememizce muris...'a ait verasetin resen hesaplama yapılması yoluna gidilmiş, Yargıtay incelemesi aşamasında mirasçılardan ... ile ...'ın vefat ettiği anlaşılmış buna göre miras hesaplaması yapıldığı" gerekçesiyle davacılar ..., ..., ..., ... ve ... (Davacı ... mirasçıları ile asli müdahil ... mirasçıları tarafından açılan davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davacılar ..., ..., ..., ... ve ... (davacı ... mirasçıları) 1 01... , 920, 923, 926, 1055, 1076, 1077, 1091, 1240, 1246, 1252 parsel, 1 34... parsel,1 36... parsel sayılı taşınmazlara yönelik açtıkları davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tespit malikleri adına tapuya tescillerine, davacılar ..., ..., ..., ... ve ... (davacı ... mirasçıları) ile Asli Müdahil ... mirasçıları tarafından 1 01... parsel sayılı taşınmazın 27.11.2019 tarihli Fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmına yönelik açılan davanın reddine, (B) ile gösterilen 8000.00 m²'lik kısmına yeni parsel numarası verilerek tespit maliki adına tapuya tesciline, (A1) 2276.76 m² ve (A2) 2276.75 m² ile gösterilen kısımlara yönelik açılan davanın kabulüne, (A1) 2276.76 m² ve (A2) 2276.75 m² ile gösterilen kısımlara yeni parsel numarası verilerek ve her birinin ayrı ayrı kök muris ... mirası olarak 7.770 pay kabul edilip; 366'şar pay ..., ..., ..., 80'er pay ..., ..., ..., 60 pay ..., 138'er pay ..., ..., 84 pay ..., 63'er pay ..., ..., ..., ... 720'şer pay ..., ..., ..., ..., 360 pay ..., 540'ar pay ..., ..., 360'ar pay ..., ..., ..., ... adına tapuya tesciline, davacılar ..., ..., ..., ... ve ... (Davacı ... mirasçıları) ile Asli Müdahil ... mirasçıları tarafından 1 01... , 1253, 1304, 1315 parsel ile 1 36... parsel sayılı taşınmazlara yönelik açılan davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile her bir parselin kök muris ... mirası olarak 7.770 pay kabul edilip; 366'şar pay ..., ..., ..., 80'er pay ..., ..., ..., 60 pay ..., 138'er pay ..., ..., 84 pay ..., 63'er pay ..., ..., ..., ... 720'şer pay ..., ..., ..., ..., 360 pay ..., 540'ar pay ..., ..., 360'ar pay ..., ..., ..., ... adına tapuya tesciline, davacılar ..., ..., ..., ... ve ... (Davacı ... mirasçıları) ile asli müdahil ... mirasçıları tarafından 1 01... , 763, 941, 1247 parsel sayılı taşınmazlara yönelik açılan davanın kabulüne, her biri ayrı ayrı kök muris ... mirası olarak 7.770 pay kabul edilip; 366'şar pay ..., ..., ..., 80'er pay ..., ..., ..., 60 pay ..., 138'er pay ..., ..., 84 pay ..., 63'er pay ..., ..., ..., ..., 720'şer pay ..., ..., ..., ... adına bakiye 2880 payın tespitte olduğu gibi ... mirasçıları ... kızı ...,... oğlu ..., ... oğlu ... adına verasette iştirak olacak şekilde tapuya tesciline, davacı ...'ın açtığı davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme yapılarak karar verildiğini, mahkemeye sunulan Kadastro tespit tutanaklarının hukuka uygun olarak tutulduğunu ve davacıların iddialarını ispat edemediklerini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların tarafların kök murisinden kalıp kalmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin temyiz eden davalılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/2357, K. 2026/4487, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-2357-e-2026-4487-k-af0877ac1fab