Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/13606 E. 2026/4600 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/13606
- Karar No
- 2026/4600
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi SAYISI: 2024/1139 E., 2024/1153 K.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yolcu olduğu araç ile davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın 08.07.2022 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile toplam 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslahla talebini 200.560,09 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının usule uygun olmayan başvurusu nedeniyle usulden red kararı verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davalının ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu, hesaplamanın TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faize göre yapılması gerektiğini, kusur raporu alınarak sonuca gidilmesi gerektiğini ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından sunulan 03.03.2023 tarihli maluliyet raporuna göre davacıda meydana gelen yaralanma sonucu oluşan sürekli maluliyet oranının %3 olduğu, raporun 12 aylık süre dolmadan düzenlendiği, bu haliyle raporun usule uygun olmadığı, usule uygun maluliyet raporunun dava şartı olduğu, bu nedenle dava şartı yokluğundan başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin itiraz başvurusunda bulunması üzerine, İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kusur oranlarının tespiti için alınan rapora göre davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, rapora davacı tarafından itiraz edilmediği gibi raporun da olayın oluşuna uygun olduğu, bu nedenle başvurunun esasının reddi gerekir ise de Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı sadece davacı tarafın itiraz ettiği gözetildiğinde, aleyhe bozma yasağı gereği itirazın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, kaza tespit tutanağına göre davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün de tali oranda kusurlu olduğunun sabit olduğunu, bu durumda hakemce alınan kusur raporu ile kaza tespit tutanağı arasında kusur oranları bakımından çelişki oluştuğunu, çelişkinin giderilmesi için yeniden kusur raporu alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının yolcu olduğu araç ile davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanan davacının tazminat talebine ilişkindir. 1.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata yapılması gerekir. Somut olayda hükme esas alınan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 03.03.2023 tarihli sağlık kurulu raporunda, davacının trafik kazası sonrası kaburga kırığı ve el serçe parmağında kırık olduğu, meydana gelen iş bu yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik oranının %3 olarak hesaplandığı anlaşılmakta ise de rapor hüküm kurmaya yeterli değildir. Şu halde, İtiraz Hakem Heyeti tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik, eki cetvel ve listeler ile davacının tüm tedavi evrakı ve raporları temin edilip, davacı bizzat muayene edilmek suretiyle ve ayrıca kaza ile illiyet bağı kuracak şekilde yerleşim yerine en yakın ... adli tıp anabilim dalı başkanlığından yeniden maluliyet raporu alınarak sonuca gidilmesi gerekirken, yetersiz maluliyet raporunun esas alınarak sonuca gidilmesinin isabetli olmadığı anlaşılmış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, kaza tespit tutanağının düzenlendiği, buna göre davalıya sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğu, davacının yolcu olduğu aracın asli kusurlu olduğu, hakemce alınan kusur raporuna göre ise davacının yolcu olduğu aracın tam kusurlu olduğu, sigortalı aracın kusursuz olduğu, İtiraz Hakem Heyeti tarafından sigortalı aracın kusurunun olmaması nedeniyle başvurunun reddi gerekse de aleyhe bozma yasağı gereği itirazın reddedildiği anlaşılmaktadır. Olayın meydana geliş şekli, kusur oranları arasında oluşan farklılık değerlendirildiğinde, kusur oranlarına ilişkin yapılan araştırma yeterli görülmemiş olup eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin varsa ceza soruşturma dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için uzman bilirkişilerden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. VI. KARAR Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde üye ...'nin karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluğun, eksik inceleme veya kusur oranlarının netleşmesi gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulması/yeni bir kusur raporu alınması yönündeki görüşüne aşağıda açıkladığım gerekçelerle katılmıyorum. 1. Dava konusu trafik kazasında davacı, araç içerisinde yolcu konumundadır. Karayolları Trafik Kanunu ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, yolcunun kazanın meydana gelmesinde müdahale imkanı bulunmadığı sürece (hatır taşıması veya müterafik kusur halleri saklı kalmak kaydıyla) kazanın oluşumunda doğrudan bir kusurunun bulunması hayatın olağan akışına aykırıdır. Mevcut dosya kapsamında da davacı yolcuya atfedilebilecek herhangi bir kusur ne iddia edilmiş ne de tespit edilmiştir. 2. 818 sayılı mülga BK m. 50... sayılı Türk Borçlar Kanunu m.61 uyarınca; birden fazla kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri takdirde, zarar görene karşı müteselsil olarak sorumludurlar. Zarar gören yolcu, zararın tamamını işletenlerden veya onların sigortacılarından herhangi birinden talep etme hakkına sahiptir. Davalı sigortalı aracın kazada "hiç kusurunun olmadığı" yönünde somut bir veri veya bu yönde bir tespit bulunmamaktadır. 3. Davacının kusursuz olduğu, davalı tarafın ise en azından "tali" de olsa kusurunun bulunduğu mevcut delillerle sabitken; kusur oranlarının %1 veya %99 olması, davacı yolcunun dış ilişkideki tazminat hakkını etkilememektedir (Kendi sigortacısına başvurması halinde rücu ilişkisi iç meseledir). Bu aşamada yeniden kusur raporu alınması: Yargılamanın gereksiz yere uzamasına, Anayasa m. 141 ve HMK m. 30'da düzenlenen "Usul Ekonomisi" ilkesinin ihlaline, davacının tazminata erişiminin gecikmesine sebebiyet verecektir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının yolcu olması sebebiyle kusursuzluğu belirgin olduğundan ve davalının kusursuzluğu ispatlanamadığından, mevcut raporların hüküm kurmaya yeterli olduğu kanaatindeyim. Yeniden rapor alınması yönündeki sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.