İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/170 E. 2025/396 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/170
Karar No
2025/396
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/170 Esas - 2025/396

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/170 KARAR NO : 2025/396

DAVA : Marka Tecavüzü, Önleme, Son verme, Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 16/04/2024 KARAR TARİHİ: 08/10/2025 Yazım Tarihi : 30/10/2025

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE ;" Müvekkilim şirket adına ... marka numarası ile tescilli olan ... markası ile birebir benzerlik oluşturan ve tescilsiz olarak davalı tarafından kullanıldığı tespit edilen "... ..." markasının kullanımının önüne geçilmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yapılacak yargılama sonunda kullanımına son verilmesi ve müvekkil marka ile iltibasın önlenmesini, müvekkilin uğradığı zararlar açısından bilirkişi incelemesi doğrultusunda fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000 (Elli bin) TL maddi tazminatın ve 500.000,00 TL manevi tazminatın davalıda alınarak müvekkilim şirkete verilmesi isteminden ibarettir. Müvekkilim ... ... A.Ş. halka arz edilmiş, borsada işlem gören bir şirket olup, ... ...'nin de malikidir. ... ...'nin açılış tarihi 10 Aralık 2007 olup, daha inşaatın başladığı andan itibaren bu marka ile tanınmaya başlanmış ve akabinde de süreç içerisinde marka olarak tescili yapılmıştır. Müvekkilim şirket gayrimenkul/ inşaat sektöründe faaliyet göstermektedir. Periyodik izleme sırasında, müvekkilim şirket adına, ... nezdinde ... başvuru ve tescil numarası ile korunmakta olan ... adı ile birebir benzerlik oluşturan "... ..." markasının davalı tarafından gayrimenkul/inşaat sektöründe kullanıldığı tespit edilmiştir. Markanın müvekkile ait tescilli marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu açıktır. Kaldı ki ekte yer alan liste incelendiğinde ... adı altında müvekkilim şirketin kullanımında olan farklı alt tescillerde yer almakta olup, davalı tarafın ... ... kullanımı tümü açısından müteceviz bir durum oluşturmaktadır. Bu kapsamda davalının marka hakkına tecavüzü durduruması için kendisine 28 Şubat 2024 tarihli ve 06276 yevmiye numaralı .... Noterliğinden ihtarname gönderilmiştir. Davalı tarafından ... Noterliğinden gönderilen 15 Mart 2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname kapsamında "Müvekkil "... San. Ve Tic. A.Ş." özellikle ... Bölgesinde inşaat faaliyetleri le iştigal eden bir şirkettir. ... da yaptığı inşaat projelerinden birisi de ... (...) + ... ... + ... ... + ... yazı ve ibarelerinden oluşmaktadır. İşbu inşaat 3 yıldan beri devam etmekte olup, tamamlanma aşamasındadır. Müvekkil şirketin proje ismi olarak işbu kullanımı bir marka değildir. Müvekkil tarafından 3 yıldan beri kullanılan ve tamamlanma aşamasından olan işbu proje adı olarak kullanılan .../..., yazı ve ibareler, tarafınıza ait ... tescil nolu markanızdaki .../.../... markasındaki yazı karakterleri ve ibareleri, kullanılan .../... ve görünüş tarzı bernzerlik arz etmemekte, iltibas oluşturmamaktadır." denilmiştir. Bu kapsamda davalıların cevabi ihtarnamesindeki iddialarının herhangi bir temeli olmadığı; davalılar tarafından proje adı olarak nitelendirilen "... ..." kullanımın SMK'ya göre marka olduğu ve bu noktada müvekkil şirket adına tescilli "... " markası açısından tecavüz oluşturduğu açıktır. Bu kapsamda periyodik izleme sırasında müvekkilim şirket adına, ... nezdinde ... sicil numarası ile 01,02,03,04,05,06, 07,08,09, 10,11,12, 13,14,15,16,17,18,19,20,21, 22,23,24,25,26, 27,28, 29,30,31,32,33,34,35, 36,37, 38,39,40,41,42,43,44,45 sınıfları için tescilli olan ... markası ile ilgili bire bir benzerlik oluşturan ... ... markasının davalı tarafından aynı sınıflarda kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda davalı tarafından kullanılan markanın Sınai Mülkiyet Kanunun 7. Maddesinin 2. Fıkrası kapsamında müvekkil markası ile iltibasa neden olduğu ve bu nedenle kullanımının derhal durdurulmasına karar verilmesini , zarar miktarının belirlenebilmesi için davalıdan ... ... markasına ilişkin belgelerin ve söz konusu proje kapsamında yapılan konut satışına ilişkin satış evraklarının mahkemeye sunulmasının talep edilmesi ve davalı tarafın ihlal nedeniyle elde ettiği kazanç üzerinden ilgili marka kullanımından kaynaklı müvekkilimin uğradığı zararın giderilmesini ve müvekkil şirketin hak sahibi olduğu "..." markasının ticari hayattaki yeri de göz önünde bulundurularak müvekkil lehine manevi tazminat talep etme zarureti doğmuştur. Bu bağlamda bilirkişi incelemesi doğrultusunda fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile maddi tazminat olarak şimdilik 50.000 TL ile manevi tazminat olarak ise 500.000,00 TL tazminatın davalıdan alınarak müvekkilim şirkete dava tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ediyoruz. SONUÇ VE İSTEM; Öncelikle ve davalıya tebligat yapılmaksızın; Müvekkilin haklarının acilen ve etkinlikle korunması gereği ve oluşan zararın telafisinin ilerde mümkün olmaması nedeniyle Davalı tarafından kullanıma devam edilen müvekkile ait markayla aynı özellikleri taşıyan markaların ticari maksatla kullanımının önlenmesine; Davalıya ait ..../...-... adresli internet sitesi ve internetteki diğer tüm mecralardaki tüm tanıtım ve kullanımının tedbiren durdurulmasına,mütecaviz markaların internet sitesinden çıkartılmasına, mümkün olmadığı takdirde internet sitelerine erişimin engellenmesine, Davalının müvekkile ait markayı haksız kullandığının tespitine, tecavüzün önlenmesine, sonuçların ortadan kaldırılmasına, zarar miktarının belirlenebilmesi için davalıdan ... ... markasına ilişkin belgelerin ve bu proje kapsamında yapılmış olan tüm satış evraklarının mahkemeye sunulmasının talep edilmesinin ve davalı tarafın ihlal nedeniyle elde ettiği kazanç üzerinden ilgili marka kullanımından kaynaklı müvekkilimin uğradığı zararın giderilmesi kapsamında fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000 TL maddi tazminatın ve müvekkil şirketin hak sahibi olduğu "..." markasının ticari hayattaki yeri de göz önünde bulundurularak müvekkil şirket lehine 500.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkilim şirkete verilmesine , Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini" şeklinde dava açmıştır. SAVUNMA: Davalı firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: - Davalının ... Bölgesinde inşaat faaliyetleri ile iştigal eden bir şirket olduğunu, - Davalının ...’da yaptığı inşaat projelerinden birisinin de ... ... ... ... ibarelerinden oluşan bir inşaat projesi olduğunu, - Bu projenin adı ile yürütülen inşaat faaliyetlerinin 3 yıldan beri devam etmekte ve tamamlanma aşamasında olduğunu, - Davacı markasıyla karıştırılacak düzeyde benzerlik oluşturmadığını, - Renk, ..., yazı karakterinin farklılık gösterdiğini, belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. (Madde 7- (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.) b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ...." hükmü yer aldığı; Hukuka uygunluk sebepleri Hak sahibinin rızası,-izni ya da muvafakati- (29.m.) Temel başvuru eserlerinde jenerik olarak kullanma (8.m.) Dürüst ticari uygulamalarda tanımlayıcı olarak kullanma , aksesuar,yedek parça ve eşdeğer parça üretiminde kullanım amacını belirtilmesi (7/5 m.) Marka Hakkının Tüketilmesi (152.m.) Önceye dayalı kullanım hakkı (6/3 m.) Müktesep hak (6/6 m.) Dürüstlük Kuralı-Sessiz Kalma (M.K. 2.m.) sayılabilecektir. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının tescilli ... sayılı "..." ibareli marka hakkının davalı tarafça iltibas düzeyinde "... ..." şeklinde kullanıldığı iddiasına bağlı marka hakkının ihlal edilip edilmediği, buna bağlı olarak tespit, önleme, ortadan kaldırma, maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafa ait 24.03.2016 başvuru, 29.08.2016 tescil tarihli 01 / 02 / 03 / 04 / 05 / 06 / 07 / 08 / 09 / 10 / 11 / 12 / 13 / 14 / 15 / 16 / 17 / 18 / 19 / 20 / 21 / 22 / 23 / 24 / 25 / 26 / 27 / 28 / 29 / 30 / 31 / 32 / 33 / 34 / 35 / 36 / 37 / 38 / 39 / 40 / 41 / 42 / 43 / 44 / 45 / sınıflarda ... sayılı "...+..."ibareli markası olduğu celbedilen ... kayıtları ile tespit edilmiştir. Dava açıldıktan sonra davalı tarafça cevap dilekçesi ile birlikte davacının tescilli ... sayılı markanın kullanılmadığından bahisle karşı dava olarak marka iptali davası bu dosyadan tefrik edilerek .... Esas sayılı dosya üzerinden önce Anayasa Mahkemesine başvurulduğu, Anayasa Mahkemesince mahkememizin Anayasa'ya aykırılık itiraz başvurusunun reddi kararı üzerine mahkememizce 10/12/2024 tarihli karar ile görev ve yetki yönünden usulden red kararı verilerek dosyanın .... gönderilmiştir. Karşılıklı sunulan deliller , celbedilen kayıtlar sonrası tahkikata geçildiğinden bilirkişi heyetinden rapor alınması yönüne gidilmiştir. 3 kişilik bilirkişi heyetinin sunduğu 13/03/2025 tarihli KÖK Raporda ÖZETLE; " Davalı yan tarafından kullanımda olan “... ... ... ...” markasında “... ...” ibaresi esas unsur iken, stilize “...” ibaresi ise tali unsurdur, ... markası “...” ibaresidir. Davacıya ait ... tescil sayılı “...” markasında ise “...” ibaresi esas unsur olup altında turuncu ve kırmızı renkle boyamayı andıran bir ağaç figüründen oluşmaktadır. Davalı marka kullanımlarının, inşaat sektöründe meydana getirilen projenin ismi olarak, söz konusu gayrimenkullerin tanıtımı ve satışında, websitesi, sosyal ağlar ve broşürlerde ve esasen yerleşke / sitenin markasal adı şeklinde olduğu tespit edilmiştir. Davacıya ait ... tescil sayılı “...” markası, tüm sınıflarda tescilli olduğu gibi 36. Sınıf: Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri. ve 37. Sınıf: İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri. Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri. Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri. bakımından tescillidir. Dosya kapsamı incelendiğinde dava konusu uyuşmazlığın; davacının ... tescil sayılı “...” ibareli markasına tecavüz olup olmadığı, davalının kullanımlarının tecavüz oluşturup oluşturmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. Markalar arasında ayniyet bulunmadığı açıktır. Marka hukuku açısından tecavüzün söz konusu olabilmesi için öncelikle tescilli marka ile kullanılan işaret arasında aynılık, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik veya ilişkilendirme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerlik var olmalıdır. Marka hakkının ihlalinden söz edilebilmesi için marka benzerliğinin yanı sıra markaların üzerinde kullanılacağı mallar/hizmetler açısından da aynılık, aynı türlük, bağlantı veya benzerlik bulunmalıdır. Bu bağlamda markalar arasındaki benzerlik incelenirken; Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, çağrıştırma, bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. Söz konusu kullanım açısından ortalama tüketici, satıştaki dairelerin alıcısı, dolayısıyla, gayrimenkul alacak şahıslardır. Ülkemizde ev alacak tüketici azami dikkat gösterecek, hem kaliteye hem de inşaat şirketine önem verecektir. Aynı zamanda ana marka olarak da adlandırılan ... marka, adeta bir ... görevi üstelenerek şirketlerin yarattığı marka ailelerini bir arada tutmaya yarayan bir üst kavramdır. ... markanın varlığı ilişkilendirme ihtimalini ortadan kaldırabilir. Bu dikkat düzeyindeki ortalama tüketicinin, “...” ve “... ... ... ...” markalarını karıştırmayacağı, davalı kullanımında yer alan “...” ... markasının inşaat firmasını işaret ettiğini, “...” ibaresinin davalının projelerini işaret ettiğini ve en üstte yer alan stilize “...” figürüyle de markanın farklılaştığı görülmüştür. Nitekim, davalının markasal kullanımında “...” ibaresi aynen yer alsa da, markalar genel izlenim itibariyle ve bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Bu anlamda, ... tescil sayılı “...” ibareli marka ile davalının kullanımı arasında karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde ayniyet/benzerlik bulunmadığı, ve SMK m.29 koşullarının oluşmadığı kanaatine ulaşılmıştır. SONUÇ; 1.Davalının markasal kullanımları ile davacıya ait ... tescil sayılı “...” ibareli tescilli marka arasında ayniyet/ benzerlik bulunmadığı, 2.Davalının “... ... ... ...” ibaresini kullanım biçiminin davacının tescilli marka haklarına tecavüz niteliğinde bir fiil olmadığı, " şeklinde ifade edilmiştir. Bilirkişi heyetine 1 inşaat mühendisi 1 hukukçu marka uzmanı ilave edilmek suretiyle duruşmada tespit edilen uyuşmazlık, dosyaya sunulan kanıt ve belgeler, davacı tarafın kök rapora yönelik itirazları değerlendirilmek suretiyle heyetten ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda görev verilen 5 kişilik bilirkişi heyetinin oy çokluğu ve karşı görüş şeklinde 07/08/2025 tarihli EK raporda " (oyçokluğu) MARKA HAKKININ İHLALİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRME Davacı vekilinin itirazının incelenmesi neticesinde bu itirazın temel olarak davalı kullanımları ile davacı markasının benzer olduğu ve markaların arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu iddiasına dayandığı tespit edilmiştir. Kök raporu da hazırlayan bilirkişi heyetinin çoğunluğu kök raporda detaylı olarak belirttiği gerekçelerle davacının iddiasının aksine davacı markası ile davalı kullanımı arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzerlik olmadığı kanaatini devam ettirmektedir. Zira kök raporda da belirtildiği gibi uyuşmazlıktaki taraf marka ve kullanımları açısından ortalama tüketicinin, satıştaki dairelerin alıcısı, dolayısıyla, gayrimenkul alacak şahıslar olduğu, ülkemizde ev alacak tüketicinin azami dikkat gösterecek, hem kaliteye hem de inşaat şirketine önem vereceği, aynı zamanda ana marka olarak da adlandırılan ... markanın, adeta bir ... görevi üstelenerek şirketlerin yarattığı marka ailelerini bir arada tutmaya yarayan bir üst kavram olduğunu, ... markanın varlığının ilişkilendirme ihtimalini ortadan kaldırabileceğini, bu dikkat düzeyindeki ortalama tüketicinin, “...” ve “... ... ... ...” markalarını karıştırmayacağı, davalı kullanımında yer alan “...” ... markasının inşaat firmasını işaret ettiğini, “...” ibaresinin davalının projelerini işaret ettiğini ve en üstte yer alan stilize “...” figürüyle de markanın farklılaştığını, nitekim, davalının markasal kullanımında “...” ibaresi aynen yer alsa da, markaların genel izlenim itibariyle ve bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu anlamda, ... tescil sayılı “...” ibareli marka ile davalının kullanımı arasında karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde ayniyet/ benzerlik bulunmadığı ve SMK m.29 koşullarının oluşmadığı görüşüne ulaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin beyanının aksine “Davalının markasal kullanımları ile davacıya ait ... tescil sayılı “...” ibareli tescilli marka arasında ayniyet/ benzerlik bulunmadığı ve davalının “... ... ... ...” ibaresini kullanım biçiminin davacının tescilli marka haklarına tecavüz niteliğinde bir fiil olmadığı şeklindeki bilirkişi heyeti çoğunluk görüşü devam etmiştir. MADDİ TAZMİNAT AÇISINDAN DEĞERLENDİRME Davacı tarafın dosyaya emsal lisans sözleşmesi sunmadığı belirlendiği gibi ticaret odasından da emsal lisans sözleşmesi temin edilememiştir. Diğer taraftan bilirkişi heyeti de yaptığı incelemeler neticesinde emsal sözleşme tespit edememiştir. Dolayısıyla davacı lehine Sınai Mülkiyet Kanunu m.151/2-c düzenlemesi kapsamında maddi tazminat hesaplanamamış olup bu nedenle TBK m.50/2 çerçevesinde maddi tazminat konusunda takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. SONUÇ; 1. Davalının markasal kullanımları ile davacıya ait ... tescil sayılı “...” ibareli tescilli marka arasında ayniyet/ benzerlik bulunmadığı, 2. Davalının “... ... ... ...” ibaresini kullanım biçiminin davacının tescilli marka haklarına tecavüz niteliğinde bir fiil olmadığı, 3. Davacı lehine Sınai Mülkiyet Kanunu m.151/2-c düzenlemesi kapsamında maddi tazminat hesaplanamadığı ve bu nedele TBK m.50/2 çerçevesinde maddi tazminat konusunda takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, 4. Manevi tazminatın Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu ; (Karşı görüşte ) Marka hakkının ihlali ve iltibas hakkında verilen bu genel izahat ışığında uyuşmazlık kapsamında ilk olarak davalının kullanımına konu hizmetler ile davacının markalarının kapsamında olan malların/hizmetlerin benzerliği hususu irdelenmiştir. Bu bağlamda yapılan incelemede; davalının “... ... ... ...” markası ile inşaat hizmeti sunduğu, yani inşaat sektöründe meydana getirilen projenin ismi olarak, söz konusu gayrimenkullerin tanıtımı ve satışında, websitesi, sosyal ağlar ve broşürlerde ve esasen yerleşke/sitenin markasal adı şeklinde bu ibareti kullandığı tespit edilmiştir. Buna karşılık davacının ... sayı ile tescilli “... ...” markasının kapsamında da davalının sunduğu hizmetlerin aynısının “SINIF KODU: 36 Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. SINIF KODU: 37 İnşaat hizmetleri,” biçiminde olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla yapılan incelemede davalının sunduğu hizmetlerin aynısının davacının markasının kapsamında olduğu diğer bir deyişle taraf hizmetleri arasında aynılık bulunduğu tespit edilmiştir. Karıştırılma ihtimali kapsamında sonrasında taraf markalarının ortalama tüketicilerini belirlenmiştir. Söz konusu hususun tespiti için yapılan inceleme sonucunda “SINIF KODU: 36 Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. SINIF KODU: 37 İnşaat hizmetleri,”nin ortalama tüketicilerinin, toplumun tüm kesimlerinden belli bir yaşın üzerindeki sıradan tüketiciler olduğu tespit edilmiştir. Karıştırılma ihtimali kapsamında bilirkişi son olarak davacı markası ve davalı kullanımları arasındaki benzerliği incelemiş olup bu kapsamda davacı markası ile davalı kullanımı aşağıda karşılaştırılmıştır. (RAPORDA) Yukarıdaki tablodan da görülebileceği davalı yan tarafın kullanımına konu “ ... ... ...” markasında “... ...” ibaresi esas unsur iken, markada stilize “...” ibaresinden müteşekkil ... ve altta küçük puntolu “...” ibaresi bulunmaktadır. Davacıya ait ... tescil sayılı “... ...” markasında ise “...” ibaresi esas unsur olup altında turuncu ve kırmızı renkle boyamayı andıran bir ağaç figüründen oluşan ... bulunmaktadır. Görüldüğü gibi davacı markasının esas unsuru olan ... markası, davalının ... ... esas unsurlu markasında aynen kullanılmaktadır. Bilindiği üzere önceki markanın tek ve baskın unsurunun, bir bütün olarak sonraki markada da yer alması halinde, işaretlerin kısmen aynı oldukları ve ilgili tüketicide bu doğrultuda bir etki bırakacağı kabul edilmektedir.1 Konu ile ilgili olarak Yüksek Mahkeme’nin “....” kararında2 belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki mevcut eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dolayısıyla iltibas ihtimalinin varlığı için önemli olan, önceki markanın, sonraki marka içerisindeki kullanımında bağımsız ayırt edici karakterini koruyup korumadığıdır.3 Yukarıdaki ilkeler ile ... ibaresinin saygınlık anlamına gelen ticaret alanında daha iyi, daha kaliteli ürün/hizmeti belirtmek için kullanılan bir adlandırma olması hususu da dikkate alındığında bilirkişi davalı yanın kullanımına konu “ ... ... ...” markası ile davacının ... tescil sayılı “... ...” markası arasında esas unsurlarındaki benzerlik nedeniyle iltibasa yol açabilecek derecede benzerlik olduğu, davalı kullanımında yer alan .... şeklinin veya küçük puntolu ... ibaresinin markaları birbirinden farklılaştırmaya yeterli olmadığı, ortalama tüketicilerin markalar arasında hem görsel hem işitsel hem de anlamsal benzerlik olduğunu düşünebileceği veya ortalama tüketicilerin marka sahipleri arasında bağlantı veya bayilik, şube gibi bir ticari ilişki olduğu kanaatine ulaşabileceği ve bu bağlantı veya benzerliğin ise karıştırılma ihtimaline yol açabileceği düşünülmüştür. Markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzerlik olması ve taraf markalarının kapsamında aynı veya aynı tür hizmetleri bulunması ile birlikte taraf hizmetlerinin ortalama tüketicilerinin belli bir yaşın üzerindeki sıradan tüketiciler olması hususlarının tünü birlikte dikkate alındığında, çoğunluk görüşünün aksine, davalı tarafın kullanımına konu ... ... ... ... markasının davacının ... tescil sayılı “...+... ” markasından doğan hakları ihlal ettiği sonuç ve kanaatine ulaşmış bulunuyorum." şeklinde ifade edilmiştir. Taraf vekillerinin yeniden rapor alınması veya ek rapor alınması yönündeki talepleri HMK 30. Maddesi kapsamında değerlendirilerek sunulan rapor ve ek rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.

GEREKÇE: SMK 7.nci madde kapsamında marka tesciline sahip olanların hakları belirtilmiş ve buna aykırı davrananların eylemi ise SMK 29.ncu maddede marka tecavüzü olarak nitelendirilmiştir. Davacı taraf ... sayılı "...+..."ibareli tescilli marka hakkının marka tecavüzü oluşturacak şekilde davalı tarafca izinsiz kullanıldığını ileri sürmektedir. Davalı taraf ise ...'daki inşaatlarında kullanılan ibare ile davacı markasının benzemediğini , Renk, ..., yazı karakterinin farklılık gösterdiğini ileri sürmektedir. Davacı tarafın dava tarihinde "...+..."ibareli tescilli markası bulunduğu tespit edilmiştir. Taraf markalarındaki kullanımlarda İltibas yönünden inceleme; Önceki tescilli bir marka ile davalının markasal kullanımı arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının " ... ... ... ... " ibareli markasal kullanım ile davacının "...+..." ibareli tescilli arasında emtia benzerliği ( davalının sunduğu G .menkul faaliyeti ve inşaat hizmetlerinin davacının tescilli markasının kapsamında olduğu ) oluşsa da markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel , sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; Davalı kullanımındaki ... asli unsur olarak markasal kullanımda yer almadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve dava konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ... ... ... ... " ibareli kullanımını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "...+..." ibareli tescilli markasından farklı bir markasal kullanım olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "...+..." ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ... ... ... ... " ibareli markalı hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının markasal kullanımı ile davacının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı dolayısıyla SMK 29.ncu maddesindeki marka tecavüzü oluşmadığı; ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında yukarıda izah edildiği üzere tahkikat aşamasında alınan kök rapora ve ek rapordaki çoğunluk görüşüne itibar edilmiş, ek rapordaki karşı görüşe ve 05/09/2025 tarihli mütalaaya (uzman görüşe) ise yukarıdaki gerekçe ile itibar edilmemiştir.) Neticeden dava reddedilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 08/10/2025

Katip .... E imzalı

Hakim .... E imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/170, K. 2025/396, T. 08.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-170-e-2025-396-k-5418dd75551c