Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6871 E. 2026/4510 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6871
Karar No
2026/4510
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/22 E., 2025/282 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma talebi nitelikten reddedine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Siirt ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında; tapuda davacılar adına kayıtlı bulunan eski 50 parsel sayılı 7.300,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 06... parsel numarasıyla ve 5.415,29 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacılar dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendilere ait 1 06... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik belirlendiğini ileri sürerek, yüzölçümü eksikliğinin giderilmesini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalı taraflar, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.02.2016 tarihli ve 2015/39 Esas, 2016/45 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 28.12.2021 tarihli ve 2021/11396 Esas, 2021/13020 Karar sayılı ilamıyla "dava konusu taşınmaza ilişkin karar tarihinden sonra tanzim edilen kadastro güncelleme tutanak aslı geri çevirme kararında da belirtilmesine rağmen getirtilmemiş, yine taşınmazların tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları ile bölgede yapılan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'ne (DSİ) ait kamulaştırma çalışmasına ilişkin evraklar getirtilerek dosya arasına alınmamış; diğer taraftan dosya arasında bulunan teknik bilirkişi raporu, taşınmazın tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, tesis kadastrosu sırasında taşınmazlarda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli bir şekilde hazırlanmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro güncelleme tutanağı, DSİ tarafından bölgede yapılan kamulaştırma çalışmasına ilişkin ifraz haritaları ile diğer tüm bilgi ve belgeler ile komşu parsellere ait tesis ve uygulama kadastrosu tutanak örnekleri ve varsa dayanakları celbedilerek dosya ikmal edilmeli, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, Mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı gözönünde bulundurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "yapılan yargılama sonucu toplanan deliller, keşif ve bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ilgili yasal mevzuat doğrultusunda davacıya ait parselde yenileme çalışmaları yapılmış ve askı süresi içinde işbu dava açılmıştır. Yargılama esnasında dosya arasına alınan belgeler, yapılan keşif incelemesi, taşınmazların gözlemlenen fiili durumları, alınan taraf ve mahalli bilirkişi beyanları ile uzman bilirkişi raporu sonucunda son alınan bilirkişi raporunda yapılan değerlendirme mahkememizce hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatiyle; eski 50 parsel, yeni 1 06... parsel sayılı taşınmazın 1959 yılında tesis kadastrosunun yapıldığı, tapuya tescil edildiği gözönünde bulundurulduğunda tesis tarihinden önceki 1955 yılına ait hava fotoğrafı ve askı ilan tarihine en yakın olan 1984, 20 02... yıllarına ait fotoğraflar ve eski paftalar ile mahkememizce mahallinde keşif yapılmış olup mahalli bilirkişiler beyanlarında dava konusu taşınmazın ilk kadastro çalışması sonucu oluşturulan ve o günden bu yana davacıya ait olarak bildikleri sınırları mahkeme heyetine göstermişler, harita bilirkişisi ... kök raporunda özetle; eski 50 parsel yeni 1 06... parsel sayılı taşınmazın eski alanının 7.300 m² olduğunu, yeni alanının 5.415,29 m² olduğunu, eksilmenin 1.884,71 m² olduğunu, uydu fotoğrafları ile yenileme sonrası üretilen sınırlar çakıştırıldığında bu çalışmanın yeni sınırlara uydurularak yapıldığını belirtmiş, Mahkememizce uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunlu olması dikkate alınarak harita bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor alınması için dosyanın harita bilirkişisine tevdi edilmiş, teknik bilirkişiden Dairemizin 11.10.2021 tarihli ve 2021/11600 Esas, 2021/10225 Karar ve 2022/1400 Esas ve 2022/5696 Karar sayılı ilamları gözetilerek dosyanın yüksek mahkeme Yargıtay denetime elverişli olacak şekilde; haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmiş, teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gözetilmesi istenmiş ve harita bilirkişisi ... 14.05.2025 tarihli ek raporunda özetle; eski ve yeni sınırlar kıyaslandığı zaman uygulama kadastrosunda hata olduğunun gözlemlendiği raporda belirtilmişse de Mahkememizce belirtilen hususlar yönünden ek rapor tanzim edilmemesi ile hem kök raporun hem de ek raporun hüküm vermeye elverişli olmaması ve yüksek mahkeme denetimine elverişli olmaması sebebiyle Mahkememizce farklı bir bilirkişiden rapor alınmış, harita bilirkişisi ...'ün 13.07.2025 tarihli raporunda özetle; dava konusu eski 50, yeni 1 06... parsel sayılı taşınmazın 7.300,00 m² olarak tapuya tescil edildiğini, tesis kadastrosu zamanında kullanılan ölçü tekniği tersimat ve alan hesaplama yönteminin yüz ölçümünün planimetre ve eski yöntemle hesaplandığı, teknik yönden yetersiz olduğundan kaynaklı hata payının oluştuğunu, yüzölçüm hesabının planimetre yöntemi ile yapıldığını, 1 06... parsel sayılı taşınmazın sayısal yeni yüzölçümünün 5.415,29 m² olduğunu, aradaki 1.884,71 m² farkın ilk tesis kadastrosu sırasında kullanılan ölçü ve hesap tekniğinden (mekanik, planimetre, Thomson vb) kaynaklandığını ve neticeten yapılan güncelleme kadastro çalışmasının mevzuata uygun olarak yapıldığını belirtmiş ve Mahkememizce ilgili bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olması, ilgili raporun bilimsel, teknik, açıklayıcı ve hüküm vermeye elverişli olduğu değerlendirilmiş ve hüküm aşamasında dikkate alınmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sonuç olarak 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılan 22/2-a çalışmasının mevzuata ve usulüne uygun olarak yapıldığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve uygulama kadastrosuna karşı açılan davalar hasımlı olarak açılan davalardır. Davalı, lehine düzeltme, sınır değişikliği yapılan kişidir. Bu tür ihtilaflarda "lehine sınır değişikliği yapılan kişi”den maksat, davacı tarafın taşınmazındaki eksilmenin aksine, taşınmazının yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmaz malikleridir. Ancak uygulama kadastrosunun sonucunda lehine sınır değişikliği yapılan veya yüzölçümü artan taşınmaz bulunmaması halinde ise Kadastro Müdürlüğüne hasım yöneltilerek dava açılabilse de somut dava dosyasında başka taşınmaz maliklerinin dosyada taraf olarak yer alması göz- önünde bulundurulduğunda davalı ... aleyhine açılan davanın ise husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle Siirt Kadastro Müdürlüğüne açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davaya konu Siirt ili ... ilçesi ... köyü eski 50 parsel, yeni 1 06... parsel sayılı taşınmazın geometrik şekil, yüzölçümü ve sınırlarının 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi çerçevesinde yapılan uygulama çalışmalarındaki komisyon yenileme tutanağı gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun teknik ve bilimsel verilere aykırı tanzim edildiğini, dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, mülkiyet nakline yol açacak şekilde ve bozma ilamına aykırı olarak, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, davanın niteliği gereği davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin fazla olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince,13.07.2025 tarihli rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmişse de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden karar verilmiştir. Şöyle ki, dosya kapsamında bulunan 13.07.2025 tarihli bilirkişi raporunda yer alan hava fotoğraflarının incelenmesinde dava konusu 1 06... parsel sayılı taşınmazın sınırlarında sabit sınır bulunmadığı anlaşıldığı halde sabit sınırın esas alındığından bahsedildiği, yine zemin kullanımının uygulama kadastrosu sınırlarına uyduğunun ifade edildiği ancak uygulama kadastrosunun yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığının açıklanmadığı, tesis tarihine en yakın tarihli 1959 tarihli hava fotoğrafı ve güncel ortofoto çakıştırmalarında taşınmazın tesis kadastrosu sınırları ile uygulama kadastrosu sınırlarının çakışmamasının nedenlerinin açıklanmadığı, ada bazlı kayma olup olmadığının irdelenmediği; öte yandan taşınmazın tapulama tutanağına ekli krokinin şekil itibarıyla da tesis paftasına uymadığının görüldüğü ve uygulama kadastrosunun mevzuat hükümlerine uygun yapıldığı rapor edilmişse de bu hususun gerekçelendirilmediği, ayrıntılı bozma ilamında yer alan hususların yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle; olunca denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. O halde, İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosunun yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığının ve taşınmazın tesis kadastrosu sınırları ile uygulama kadastrosu sınırlarının çakışmamasının nedenlerinin de açıklandığı yine Dairemizin 28.12.2021 tarihli ve 2021/11396 Esas, 2021/13020 Karar sayılı bozma ilamının gerekleri de yerine getirilerek bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/6871, K. 2026/4510, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-6871-e-2026-4510-k-12273300ba7f