Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4114 E. 2026/3370 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4114
- Karar No
- 2026/3370
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1592 E., 2025/86 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/455 E., 2022/600 K.
Dava, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; ...ili, ...ilçesi, ... köyünde bulunan kendisine ait olan taşınmazın önce tescil harici bırakıldığı, sonra yolsuz olarak ... adına, 1 63... parsel numarasıyla tescil edildiğini, bahse konu yerde 1971 yılından beri davasız, aralıksız malik sıfatıyla zilyet olduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesinde öngörülen koşulların şahsı hakkında gerçekleştiğini, dava konusu taşınmaz hakkında 2018 yılından öncesine ilişkin tapu kaydı bulunmadığını, bu yerlerin tarafınca ekilip biçildiğini, davalı Hazine adına yapılan tescilin yolsuz olduğunu, yapılacak keşif ve dinlenecek tanık beyanlarıyla iddiasının sübut bulacağını beyanla Hazine adına oluşan tapu kaydının iptali ile taşınmazın tapuda adına kayıt ve tescilini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili; Milli Emlak Müdürlüğü tarafından taşınmaz hakkında yapılan incelemede davacı tarafından 24.02.2014 tarihli dilekçe ile 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’un (6292 sayılı Kanun) 12. maddesi kapsamında satın alma talebinde bulunulduğunu, 2014 yılı itibariyle dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir kullanım ya da zilyetlik bulunmadığını, idarece taşınmazın mahallinde yapılan tespit sonucunda davacı tarafça işgal edildiğinin tespit edildiğini, davacının iddia ettiği gibi 1971 yılından itibaren aralıksız zilyetliğin mevcut olmadığı, davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, dava konusu taşınmazın en erken 2014 yılında işgal yolu ile kullanılmaya başlandığını, kazandırıcı mülk edinme koşullarının davacı yönünden oluşmadığı gibi orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunlarının uyarınca Devlete kalan taşınmaz mallar tapuda kayıtlı olsun veya olmasın kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap olunamayacağını beyanla davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) "tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların tespiti" kenar başlıklı 14. maddesinde, tapuda kayıtlı olmayan ve aynı kadastro çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüz ölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmez ve aralıksız olarak en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi ya da tanık beyanlarıyla ispat eden zilyet adına tespit edileceğinin düzenlendiği, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinin esasen 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi esas alınarak düzenlendiği, olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına konu taşınmazın mutlaka özel mülkiyete konu yerlerden olması gerektiği, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ve kamu mallarının 3402 sayılı Kanun'un 16... . maddeleri gereği olağanüstü zamanaşımına konu olamayacağı, bu bağlamda yapılan keşif ve dosyaya getirtilen kayıtlardan dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmayıp davacının bu taşınmazı dava tarihi esas alındığında 20 yılı aşkın bir süredir malik sıfatı ile kullandığı ve tarımsal faaliyette bulunduğu hususunun mahalli bilirkişi beyanları ile ziraat mühendisi bilirkişilerce ve jeodezi mühendisi bilirkişice düzenlenen ek raporlar kapsamında sübuta erdiği ve dolayısıyla bu taşınmaz yönünden davacının zilyetliğinin var olduğu, ...Çevre, Şehircilik İl Müdürlüğünün cevabi yazıları incelendiğinde davacının dava konusu taşınmazın satışına ilişkin olarak 2014 yılı ve sonrasında iki farklı talebi bulunmakta olup 26.10.2018 tarihinde ise davacı hakkında ecrimisil ihbarnamesi düzenlendiği ve davacı tarafça bu borcun ilgili Kurumlara ödenmediği, dolayısıyla davacının dava konusu taşınmazda Hazinenin üstün hakkı olduğunu da kabul etmediği, yine ecrimisil ihbarnamesine esas tutanakta dava konusu yere davacı tarafça buğday ekilmiş olduğunun yazılı olup bu husus da dava konusu yerin davacı kullanımında olduğunu ispatlar mahiyette olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; jeodezi bilirkişi raporunda dosya içerisinde bulunan 19 64... tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın sınırları seçilemediğinden denetime elverişli olmadığı, dolayısıyla söz konusu tarihlerde herhangi bir imar ve ihyaya söz konusu olabilecek bir kullanım olmadığı, 1976, 19 84... yıllarına ait hava fotoğraflarının taşınmaza uygulandığında dava konusu 1 63... numaralı parselin sınırları seçilemediğinden denetime elverişli olmadığı, söz konusu tarihlerde herhangi bir imar ve ihyaya söz konusu olabilecek bir kullanımın olmadığı kanaatine varıldığının belirtildiği, jeodezi bilirkişi ek raporunda 1 63... parsel sayılı taşınmazın 2016 tarihli uydu fotoğrafında bütün yönleri ile ele alındığında komşu parselleri ile birlikte sınırları seçilemediğinden denetime elverişli olmadığı, zeminde parsel sınırlarının sabit olmadığı, keşif sırasında zeminde ölçülen sınırlarının uydu fotoğrafında görülmediği, ancak taşınmazın bir insan müdahalesi sonucu kullanımının olduğu, üzerinde tarımsal faaliyetin olduğu ve değiştiğinin gözlemlendiği, dolayısıyla dava konusu taşınmaz komşu parseller ile değerlendirildiğinde 2016 tarihli çekilen uydu fotoğraflarında imar ve ihya işlemine tabi tutulduğunun görüldüğü, bir kullanımın olduğu yani özel mülkiyete konu olabileceği kanaatine varıldığının belirtildiği, inşaat ve ziraat bilirkişileri kurulu raporunda taşınmazda son yıllarda toprak işlemeye dayalı tarımsal faaliyetlerin yapıldığı, üzerinde güney sınırının orta kısmında henüz ince işçiliği yapılmamış yapımı devam eden 3 katlı karkas yığma betonarme yapının bulunduğu, taşınmazda ıslah çalışmalarının yapılmadığı, yapının 0-3 yaş aralığında olduğunun bildirildiği, keşifte alınan mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında taşınmazın davacı tarafından kullanıldığı yıllara ilişkin çelişkili soyut beyanlarda bulunulduğu nazara alındığında bilimsel içerikli teknik bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmazın idari yoldan Hazine adına tescil edildiği ve 2014 yılından önce davacı tarafından yirmi yıl boyunca nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullanıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, somut olay ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek davanın kabulüne karar verilmiş olmasının doğru görülmediği gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.