Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6568 E. 2026/3423 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6568
Karar No
2026/3423
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/728 E., 2025/1053 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Ahlat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/71 E., 2023/130 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-

Dava, kadastro sırasında tespit harici bırakılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.

1973 yılında kesinleşen tesis kadastrosu sırasında; ... ili,...lçesi,...köyününde bulunan dava konusu taşınmazlar tespit harici bırakılmıştır.

Davacı; ... ili,...lçesi,...köyü,... mevkiinde bulunan ve 1 27... parsel numaralı taşınmazın bitişiğinde yer alan, 6 dönüme yakın tapulama harici taşınmaz alanını 40-45 yıldır imar ve ihya etmek suretiyle, nizasız, fasılasız malik sıfatıyla kullandığını, taşınmazı başka kullanan ve sahiplenenin olmadığını, kendisi lehine kazandırıcı zamanaşımı ile kazanım şartlarının gerçekleştiğini belirterek dava konusu taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.

Davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının adına tescilini talep ettiği, fen bilirkişisinin raporunda (A) ve (B) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümlerinin sulu tarım arazisi olduğu, hava fotoğraflarının incelenmesi sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleriyle gösterilen taşınmazların, 1994 yılında imar-ihyasının tamamlandığı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından, davacının taşınmaza satın alma yoluyla 20 yıldan fazla süredir zilyet olduğu, keşif sonrasında hazırlanan ziraat ve mülk bilirkişi raporlarında da, (A) ve (B) harfleriyle gösterilen taşınmazların en az 28 yıldır imar-ihyasının tamamlanıp tarıma elverişli hale geldiğinin rapor edildiği, ilanlara ilişkin yasal sürenin dolduğu ve itiraz edenin olmadığı, fen bilirkişisinin raporunda (A) ve (B) harfiyle gösterilen taşınmazlar yönünden davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı ile kazanım şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne ... ili,...lçesi,...Köyünde bulunan fen bilirkişisi ... imzalı ve 17.10.2022 havale tarihli rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 2.093, 74... 'lik alanın ve (B) harfi ile gösterilen 3.391, 40... 'lik alanın yeni parsel numaraları verilerek tarla vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kadastro tespit tutanağı düzenlenmeyen yerler için hak düşürücü sürenin uygulanamayacak olmasına, 1994 tarihli hava fotoğraflarında tarımsal kullanımın görülmesine, alınan raporlara göre kabul edilen kısım yönünden imar ihyanın en az 28 yıl önce tamamlanmış olmasına, Mahkemece gerekli ilanların da usulünce yapılmış olmasına göre İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Mahkemece çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde davacı lehine iktisap koşullarının oluştuğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi, ‘’Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. "3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi, "Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan ( 40... dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir." 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun ve 17. maddesi, "Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir." hükümlerini içermektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesine göre ise, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür."

Kadastro sırasında tespit harici bırakılan bir yerin zilyedi lehine tapuya tesciline karar verilmesi için TMK’nın 713/1. maddesinde belirtilen tüm koşulların birlikte gerçekleşmiş bulunması gerekir. Kanun koyucu zamanaşımı ile taşınmaz iktisabı için gerekli koşulları tahdidi biçimde saymış olup, bu koşullardan biri de zilyetliğin "nizasız (davasız)" sürmesidir. Nizasızlık (davasızlık) koşulundan anlaşılması gereken taşınmaz mal zilyedi aleyhine açılan ve başarı ile sonuçlanan bir davanın bulunmamasıdır. Diğer bir deyişle zilyedin taşınmazdan el çekmesi sonucunu doğuracak bir hükmün varlığı çekişme yaratıp, kazanmayı sağlayan zilyetliği kesecektir. Bu anlamda gerek taşınmazın zilyedi tarafından tescil istemiyle açılıp aleyhine sonuçlanan davaların, gerekse zilyet aleyhine açılan mülkiyet ve el atmanın önlenmesi istemini içeren davaların niza (çekişme) sayılacağı şüphesizdir.

Tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince, davacı tarafından...köyünde 1973 tarihinde kesinleşen tesis kadastrosu çalışmalarında tescil harici bırakılan ve 1 27... parsel numaralı taşınmazın bitişiğinde bulunan yaklaşık 6 dönüme yakın taşınmaz alanının lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının gerçekleştiği iddiasıyla açılan davada, yapılan keşif sonrası alınan teknik bilirkişi raporu eki krokide, davaya konu taşınmaz alanlarının (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümler olduğu anlaşılmıştır. Yapılan yargılama neticesinde Mahkemece davanın kabulüne 17.10.2022 havale tarihli rapor ve krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen alanların davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı görülmektedir.

Şöyle ki; hükme esas alınan ve kararın eki sayılan 17.10.2022 havale tarihli bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen dava konusu taşınmazların ortasında kalan 1 28... parsel sayılı taşınmazın dava konusu teşkil ettiği Ahlat Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/25 Esas, 2014/173 Karar sayılı dosyası ve 1 28... nolu parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve tüm dayanak belgeleri, eksiklik üzerine Dairece talep edilmiş, bahsi geçen dosyanın fiziken temini ile Tapu Müdürlüğünün gönderdiği yazı cevapları dosya arasına alınmıştır. Celp edilen ve zilyetlikle iktisaba engel teşkil edecek biçimde niza olarak kabul edilmesi gereken Ahlat Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/25 Esas, 2014/173 Karar sayılı dosyasında yapılan incelemede; eldeki dosya davacısı ... tarafından açılan Mahkemenin 2013/105 Esas, 2013/271 Karar sayılı kararıyla, celp edilen dosyanın birleştirilmesine karar verildiği, asıl ve birleşen davanın tapulama harici alanların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil davası olduğu, davaya konu taşınmazlarda yapılan keşif sonrası düzenlenen 27.05.2014 havale tarihli fen bilirkişi kurulu raporunda; dava konusu taşınmazların, kırmızı renkte olan (A) ve yeşil renkte olan (B) harfi ile gösterilen tescil harici alanlar olduğunun tespit edildiği, yapılan yargılama neticesinde birleşen dosya davacısı ... hakkında davanın reddine, asıl dosya davacısı dava dışı ... ... yönünden Teknik bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 4413,99 metrekarelik kısım ile (B) harfi ile gösterilen 1.523, 02... kısmın tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, kararın Hazine temsilcisinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/10232 Esas, 2016/9295 Karar sayılı kararıyla; teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölüm yönünden kararın onanmasına karar verildiği, (A) harfi ile gösterilen bölüm yönünden ise davacı ...'ın talebinin bulunmadığı, bu bölümün davacı ...'nin talebine konu olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği ve bozma sonrası dosyanın Mahkemenin 2017/48 Esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Bozma üzerine yapılan keşif sonrası alınan 23.11.2017 havale tarihli bilirkişi raporunda, 27.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmın davacı ... tarafından kullanıldığı iddia edilmiş ise de; davacı ......ün de dava konusu ettiği yerin bir kısmını kapsamakta olduğu ve (D) harfi ile gösterildiği, dava konusu alan içerisinde ... ... tarafından kullanıldığı iddia edilen yerlerin (A), (B) ve (D) harfi ile gösterildiği görülmüştür. Mahkemece alınan fen bilirkişi raporu sonrası davacı ... 'nin dava konusu ettiği taşınmazın ...'ın talep ettiği taşınmazla bir ilgisinin bulunmadığı, davaya konu taşınmazların farklı taşınmazlar olduğu gerekçesiyle 31.10.2017 tarihli celsede davanın tefrik edilerek, Mahkemenin 2017/178 Esas sayısına kaydının yapıldığı, davacı ... tarafından davanın takip edilmemesi üzerine 05.02.2018 tarihinde Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın taraflara tebliğe çıkarılmadığı ve kesinleştirmesinin yapılmadığı görülmüştür. Mahkemenin 2017/48 Esas, 2018/73 karar sayılı kararında, davacı ... ... yönünden, davanın kısmen kabulüne (D) harfi ile gösterilen 1523, 02... 'lik alanın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 23.11.2017 havale tarihli fen bilirkişi raporunda krokide (A) ve (B) harfi ile gösterilen kısımlar yönünden açılan davanın reddine karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmüştür.

Dosya incelemesinden; eldeki davaya konu taşınmaz alanlarının tespitine ilişkin hükme esas alınan 17.10.2022 havale tarihli raporda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen alanların arasında kalan, 1 28... parsel sayılı taşınmazın Ahlat Asliye Hukuk Mahkemesinin bozma öncesi 2013/25 Esas, 2014/173 Karar sayılı kararı ile 27.05.2014 havale tarihli teknik bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 1.523, 02... lik kısmına ilişkin Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.11.2016 tarihli onama ilamı ile kesinleşen karar sonrası oluştuğu anlaşılmıştır.

Ne var ki, eldeki davada hükme esas alınan ve kararın eki sayılan 17.10.2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; (A) ve (B) harfi ile gösterilen dava konusu taşınmazların, Ahlat Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/25 Esas, 2014/173 Karar sayılı dosyasında ve bozma sonrası Mahkemenin 2017/48 Esas, 2018/73 karar sayılı dosyasında yapılan keşif sonrası alınan 27.05.20 14... .11.2017 havale tarihli fen bilirkişi raporu ve eki olan kroki ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenip çakıştırma yapılmak suretiyle aynı yer olup olmadığı yöntemince belirlenmemiş, bahsi geçen ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak açılmış olan davaların, eldeki dava yönünden niza oluşturup oluşturmayacağı hususu tartışılmadan karar verilmiştir. Buradan ayrı olarak; davacı ... tarafından açılan ve bozma sonrasında asıl davadan tefrik edilerek Mahkemenin 2017/178 Esas sayısına kaydı yapılan, davacı tarafça davanın takip edilmemesi sebebiyle 05.02.2018 tarihinde davanın açılmamış sayılması kararı ile sonuçlanan davanın kesinleşmediği hususu gözetilerek eldeki davaya konu taşınmaz bölümü ile aynı olduğu tespit edilen kısım yönünden derdestlik dava şartının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma, inceleme ve uygulamaya dayalı olarak karar verilmiştir.

Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, davaya konu taşınmaz bazında yeniden keşif yapılmalı, refakate alınacak üç kişiden oluşan uzman fen bilirkişi kurulundan Ahlat Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/ 25... /173 Karar sayılı dosyasında ve bozma sonrası Mahkemenin 2017/48 Esas, 2018/73 Karar sayılı dosyasında yapılan keşif sonrası alınan 27.05.20 14... .11.2017 havale tarihli fen bilirkişi raporları ve eki olan krokiler ile kadastro paftası haritası ölçekleri eşitlenip çakıştırılmak suretiyle uygulama yapılması istenilerek bilirkişiden denetime elverişli rapor alınmalı, bu şekilde Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/25 Esas, 2017/48 Esas sayılı dava dosyalarındaki çekişmeli taşınmazlar ile eldeki dava konusu olan bölümlerin, aynı yer olup olmadığı ve eldeki davaya konu taşınmazlar yönünden, açılmış olan davaların, niza oluşturup oluşturmadığı kesin olarak belirlenmeli, davacının açmış olduğu Mahkemenin 2017/178 Esas sayılı dosyasının kesinleşmediği gözetilerek derdestlik hususunun değerlendirilmesi suretiyle toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.

Mahkemece yukarıdaki hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.

Davalı Hazine vekilinin açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun′un 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Ahlat 1. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/6568, K. 2026/3423, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-6568-e-2026-3423-k-3972ee46a8c7