Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5859 E. 2026/3461 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5859
Karar No
2026/3461
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: ...Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3172 E., 2025/1907 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ...Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/247 E., 2023/367 K.

Dava, hile ile alınan vekaletnamenin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.

Davacı vekili; müvekkiline ait ...ili,...ilçesi, ...Mahallesi 4 72... parsel sayılı taşınmaz için davalı şirket ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, şirket yetkilisinin ...olduğunu, inşaat sürecinde belirli aşamalarda satış işlemleri için müvekkili tarafından ...a satış için vekalet verildiğini, şirket yetkilisi ...ın sözleşmeye göre müteahhit firmaya devredilmesi gereken 2 nolu taşınmazın ferağı için satış yetkisini içeren vekaletname istediğini, ancak ... şehir dışında olduğunu beyan ederek şirket ortağı olduğunu belirttiği kardeşi ...'e vekaletname verilmesini istediğini ve müvekkilinin de bu beyana güvenerek 2 nolu taşınmazın ferağının yapılması için ...'e vekalet verdiğini, ancak noterde sehven 2 nolu bağımsız bölüm yerine 3 nolu bağımsız bölüm için satış yetkisi düzenlendiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre 3 nolu bağımsız bölümün arsa sahibine özgülendiğini, hata fark edilince vekilin azledilmek istendiğini ancak bu sırada taşınmazın firma yetkilisinin oğlu ...'e devredildiğini öğrendiğini, ... ile ...’in yapılan hatadan haberdar olmamalarının mümkün olmadığını, ihtarname ile taşınmazın iadesinin talep edildiğini ancak davalı tarafça satışta şirketin dahli olmadığının bildirildiğini, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ...'in yaşı itibariyle bu taşınmazı almasının mümkün olmadığını, satış vekaletinin müvekkilinin yanıltılarak hile ile alındığını, bu satış işlemi muvazaalı olup müvekkiline ait dairenin satışına binaen herhangi bir ödeme de yapılmadığını, müvekkilinin iradesinin fesada uğratıldığını belirterek 4 72... parselde kayıtlı 3 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmin ve tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının bugüne kadarki tüm satış yetkilerini müvekkili davalı şirkete verdiğini, ...'in müvekkili şirkette herhangi bir ortaklığı olmadığı gibi müvekkili tarafından bu kişiye verilen bir yetkinin de söz konusu olmadığını, bu yönde müvekkili şirketin yetkilisi ... ...'in de davacı tarafa bir beyanının asla olmadığını, davacının sehven 2 yerine 3 nolu dairenin satış yetkisini davalılardan ...'e vermiş olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının öncelikle satış yetkisini içerir vekaletnameyi oğlu ...'a verdiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği davacının payına düşen 3 nolu dairenin tamamen davacının ...e verilen vekaletnameye istinaden ...'e yetki verilerek davacı yararına ...'e satıldığını, davacı tarafın bu satıştan kaynaklı alacağını elden aldığını, 2 nolu dairenin de kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği yapı kullanma izin belgesi alındıktan sonra müvekkiline verileceğini, bu satışta müvekkili şirketin dahlinin asla söz konusu olmadığını, ekte bulunan vekaletname örneklerinden de anlaşılacağı gibi kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği müvekkili şirketin payına düşen dairelere ilişkin satış yetkilerinin bugüne kadar istinasız olarak davalı tarafından müvekkili şirkete verildiğini, araya ... ya da başka bir yetkili girmediğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi bir hata ya da hilenin söz konusu olmadığını, müvekkili ...'in 11.09.2019 tarihinde evlendiğini düğünde takılan ziynet eşyaları ve birikmişi ile dava konusu taşınmazı satın aldığını, davacının bu davayı açmasının tek bir nedeni olduğunu, davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği müvekkiline ait olan 4. katta bulunan 6 numaralı daireyi üçüncü kişilere sattığını, fakat bedelini müvekkiline vermediğini, müvekkilinin davacı taraftan bu tapunun devrini, olmazsa bedelini talep etmesinin akabinde davacı tarafça bu davanın açıldığını, müvekkili ...'in davacının talebi üzerine ve verilen vekaletnameye istinaden söz konusu taşınmazı ...'e sattığını, satışın bedelinin de davalı tarafa ödendiğini, davacı tarafça satış tarihinden yaklaşık 2,5 ay sonra müvekkiline ihtarname çekildiğini, müvekkili ...'in emlakçı olduğunu, uyuşmazlıktaki tek konumunun aracılık olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 17.06.2021 tarihli ve 2020/60 Esas, 2021/237 Karar sayılı kararıyla; iddia edilen hata ve hilenin oluşup oluşmadığı ya da ne şekilde hataya düşürüldüğünün dosya kapsamında ispatlanamadığı, davacı tarafın yemin deliline de dayanmadığı, vekil eliyle yürüttüğü işlemde hata durumunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.03.2023 tarihli ve 2021/1601 Esas, 2023/646 Karar sayılı kararıyla; davacının, dava dışı oğlu ...'a kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında yapılacak bağımsız bölümlerin satışı ve tevkil yetkisini içeren vekaletnameyi verdiği, dava dışı ...in de bu vekaletnamedeki yetkileri kapsamında dava konusu 3 numaralı bağımsız bölümün satışı için davalı ...'e vekalet verdiği, hile ile alınan vekaletin kötüye kullanıldığı ve kayıt maliki olan davalı ...'in de vekaletin kötüye kullanıldığını bilebilecek durumda olduğu iddiasıyla eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla, Mahkemece, davanın hile ile alınan vekaletin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı olarak açıldığı dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekirken, davanın hata hukuksal nedenine dayalı olduğu kabul edilerek ve bu kapsamda inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, o halde davacının iddiasının hile ile alınan vekaletin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı olduğu gözetilerek açıklanan ilkeler doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; satış vekaletnamesi alan ...'in ve taşınmazı alan ...'in kötüniyetli olduğunun tartışılması gerektiği, davacı tarafın dava dilekçesinin 4. paragrafında açıkça 2 numaralı daire yerine sehven 3 numaralı daire için vekaletname verildiği, vekalette de sehven 3 yazıldığına yer verildiği, taraflar arasındaki süregelen vekalet ilişkileri, dinlenen tanık beyanları, devir işlemi ve davacı tarafından davalıya çekilen ihtarname arasında geçen süre fazlalığı nazara alındığında taraflar arasında esasen 2 numaralı taşınmazın satıldığının kararlaştırıldığı ve vekillerin kötüniyetli davranarak 3 numaralı daireyi sattıklarına yönelik kanısının oluşmadığı, her ne kadar müteahhit şirket yetkilisi ... ..., ... ve ... arasında akrabalık bulunuyor ise de bu durumun tek başına vekilin ve 3. kişinin kötüniyetli olarak kabulü için yeterli olmadığı, tanık beyanlarından, ...'in de devrin kötüniyetle yapıldığını bilebilecek bir kişi olduğunun ispat edilemediği, yine davacı tanığı ...'ın 22.12.2020 tarihli keşifte vermiş olduğu 5 numaralı daire için ...'e vekalet verdiği yönündeki söylemleriyle çelişki yarattığı, bu nedenle davacı tarafın ve vekilinin kendisinden beklenilen gerekli özeni göstermeden vekalet verme işlemlerini yaptıklarını, davacının oğlu ...'a verdiği vekaletname ile ...'ın ...'e verdiği vekaletnamede bağımsız bölüm numaralarının tutarlı olduğu, davacı tarafın rızaen kendisine düşen 5 nolu bağımsız bölümü 3. kişiye devrettiği kanaati hasıl olduğu, gerekçesiyle tapu iptal tescil talebinin ancak tapu malikine karşı yöneltilebileceğinden malik olmayan davalılar yönünden tapu iptal tescil talebinin pasif husumet yokluğundan reddine, tapu malikine karşı açılan davanın da koşulları oluşmadığından reddine, koşulları oluşmadığından tazminat davasının tüm davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı kayıt maliki ...'in, davalı şirketin yetkilisi ... ...'in oğlu, davalı vekil ...'in de yeğeni olduğunun nüfus kayıtlarıyla sabit olduğu, davacı ...'ye taşınmazın gerçek bedelinin ödendiğinin ispatlanamadığı, temlikte gösterilen bedelin ise taşınmazın gerçek değerinden düşük olduğu, böylece davacıyı zararlandırma olgusunun somut olayda gerçekleştiği, davalı kayıt maliki ...'in, davacının zararlandırıldığını ve vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bilen veya bilmesi gereken kişi olup davalı vekil ile el ve işbirliği içinde hareket ettiği, bu nedenlerle davacı vekiledenin sözleşme ile bağlı sayılamayacağı, toplanan delillerle hile ile alınan vekaletin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı davanın HMK'nın 190/1. maddesi ve TMK'nın 6. maddesi uyarınca ispatlandığı, Mahkemece davalı vekil ...'in eldeki davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş ise de vekaleten dava konusu işlemi yapan davalı ...'in eldeki davada pasif husumet ehliyetinin bulunduğu, yalnızca davalı Şirketin eldeki davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla davalı Şirket aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak esas hakkına yeniden hüküm kurmak suretiyle davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine, davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.09.2025 tarihli ek kararıyla davacının temyiz talebine konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının miktar yönünden temyiz sınırının altında olduğundan, kararın açıklanan niteliği itibariyle kesin olduğu, temyiz yolunun kapalı olduğu gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinin kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Ek karar davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.

O halde dava konusu taşınmazın keşfen dava tarihi itibariyle değerinin 220.000,00 TL olarak tespit edildiği 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince dava tarihi (2020) itibariyle 72.070,00 TL olan kesinlik sınırı dikkate alındığında; anılan değerin temyiz sınırının üzerinde kaldığı ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin nitelikte olmadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine ilişkin 18.09.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Peşin harcın istek halinde yatırana iadesine,

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 11.886,55 TL bakiye onama harcının temyiz edenlerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5859, K. 2026/3461, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-5859-e-2026-3461-k-135ac842d6a2