Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/666 E. 2026/3457 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/666
Karar No
2026/3457
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1813 E., 2025/2629 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ...3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/27 E., 2024/61 K.

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkindir.

Davacılar vekili; müvekkillerinin ... ili, ...ilçesi, ...Mahallesinde kain 3 47... parsel sayılı taşınmazın hissedarları olduğunu, taşınmaz kaydında müvekkillerinin miras paylarının açık ve kesin olarak göründüğünü, müvekkillerinin dava konusu taşınmaz nezdindeki paylarının satışı için davalı ...'a vekaletname verdiklerini, davalı ...'in bu vekaletname ile müvekkillerine ait payların 1/3'ünü davalı eşi ...'a, 1/3'ünü eşinin kardeşi ...'a, 1/3'ünü eşinin kardeşi ...'a 14.10.2022 tarihinde satış yolu ile devrettiğini, toplam satış bedelinin ise gerçek satış bedelinden çok düşük miktarla yapıldığını, müvekkiline gerçek satış bedelinin ödenmediğini, davalı ... ile diğer davalılar arasında yakın akrabalık ilişkisi olduğunu, davalılar ..., ... ve ...in kötü niyetli olarak dava konusu taşınmaz paylarını devraldıklarını belirterek davalılara yapılan satış işlemlerinin iptali ile müvekkillerinin satışa konu paylarının müvekkilleri ... ve ... adına kayıt ve tescilini, olmadığı takdirde satışa konu payın satış tarihi olan 14.10.2022 tarihindeki gerçek değerine istinaden fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan tazmin ve tahsili ile müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili; müvekkili ...'ın davacıların iradesi doğrultusunda hareket ederek satış ve devir işlemini gerçekleştirdiğini, dava konusu taşınmaz ...adına kayıtlı iken ölümü üzerine...un yasal mirasçıları olan müvekkilleri ..., ..., ..., ... ... ve dava dışı diğer mirasçılara miras yolu ile intikal ettiğini, mirasçı ...'nin de 17.04.2016 tarihinde ölümü ile davacı eşi ... ve diğer davacı oğlu ...'ın dava konusu taşınmazda mirasçı konumuna geldiklerini, müvekkillerinden ...ve ...'in dava konusu taşınmazda yer alan konutta inşaa edildiği tarihten beri oturduğunu, muris...un vefatından önce davalı ... ile birlikte yaşadığını ve son dönemlerinde tüm bakım ve ihtiyaçları ...tarafından karşılandığından ölümünden önce gerek muris gerekse diğer mirasçılar tarafından dava konusu taşınmazın müvekkillerine bırakılacağı hususunda fikir birliğine varıldığını, muris ...öldükten sonra da ... tarafından bu durumun sıklıkla dile getirildiğini, ...'nin ölümü üzerine davacılar ... ve ... tarafından da ...'nin iradesine uygun hareket edilmek istendiğini, müvekkillerinin kendilerine miras kalan taşınmaz paylarını davalılar ..., ... ve ...e bedelsiz olarak devretmek için diğer müvekkili...'e vekalet verdiklerini, dava dışı mirasçılar ... ... ve ......ın da aynı nedenden dolayı taşınmazdaki miras paylarını bedelsiz olarak müvekkillerine devrettiğini, mirasçılar arasında kardeşlik ilişkisinin bulunması ve müvekkillerinin söz konusu taşınmazı konut olarak kullanmaları nedeniyle diğer mirasçıların kendi istekleri ile devri bedelsiz olarak gerçekleştirdiklerini, dolayısıyla davacıların müvekkili...'e kendi istek ve iradeleri ile vekaletname verdiklerini ve ...n de davacıların iradesi doğrultusunda işlemleri gerçekleştirdiğini, müvekkilleri aleyhine asılsız iddialar ile davanın ikame edilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacıların vekalet verirken iradelerinin sakatlandığına ilişkin bir iddia ileri sürmediklerini, taraflar arasında bir satış bedeli belirlenmediğini, aksine defaatle davacıların murisi ...'nin iradesinin bu yönde olduğu ve bunu yerine getirmeyi kendilerine borç bildiklerini ifade ettiklerini, davacıların iradelerini inkar ederek kötü niyetli hareket ettiklerini, dava dışı mirasçı ... ... tarafından 23.11.2022 tarihinde ...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/1063 Esas sayılı dosyasında bu taşınmaz üzerinde ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, ortaklığın giderilmesi davasının davacıların taşınmaz paylarının tapudaki devri sonrasında açıldığını, davacıların ortaklığın giderilmesi davası açıldığını öğrendikten sonra irade değiştirerek menfaat elde etmek için bu davayı açtıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ...'ın söz konusu vekalet sözleşmesine aykırı davranışının davacılar tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle tapu iptal ve tescil isteminin reddine, taşınmaz bedelinin tahsiline yönelik talep yönünden ise dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre vekil sıfatıyla hareket eden davalı ...'ın hesap verme borcunu yerine getirdiğine ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı, ispat yükü üzerinde bulunan davalı ...'ın ödemeye ilişkin ispatını gerçekleştiremediği gerekçesiyle davacıların terditli istemi olan tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazlar kök muris ...adına kayıtlıyken vefat etmesi üzerine yasal mirasçılarına intikal ettiği, mirasçı ... ...ın da vefatı ile davacı olan eşi ... ve oğlu ...'a intikal ettiği, Mahkemece dinlenen tanık beyanlarından kök muris ......ın davalılar ...ve ...tarafından bakıldığı, bu bakım karşılığı ... ...ın muristen kalan taşınmazlardan hak talep etmediği ve kendisine kalan hisselerin diğer mirasçılara verilmesini talep ettiği, bu sebeple davacıların taşınmazların davalılar ..., ...ve ...e bedelsiz olarak verilmesi için davalı ...'a vekalet verildiği, vekil davalı ...'ın vekalete uygun davranarak davacılara ait hisseyi davalılara bedelsiz olarak devrettiği, yani vekalet görevini kötüye kullanmadığı, Mahkemece vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, tazminat talebi yönünden ise davacıların taşınmazları bedelsiz olarak devretmek istedikleri, vekilin de bedelsiz olarak devrettiği, davacıların tazminat taleplerinin de bu sebeple yerinde olmadığı, kanaatine varılmakla terditli tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurmak suretiyle davacıların tapu iptali ve tescil ile tazminat istemlerine yönelik taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.12.2025 tarihli ek kararıyla yargılama sırasında belirlenen dava değeri ve hükme esas alınan miktarın karar tarihi itibariyle geçerli olan 544.000,00 TL'lik temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin temyiz isteminin miktar itibariyle kesin olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Ek karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

HMK'nın ek 1. maddesinde: "(1) 200, 201, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başında geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk Lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. (2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır" hükmü düzenlenmiştir.

Bununla birlikte, 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

Somut olayda; dava konusu taşınmazın keşfen saptanan dava tarihi itibariyle değerinin 7.953.362,79 TL olduğu, davacı ...'ın taşınmazdaki 3/96 payına karşılık gelen dava değerinin 248.542,58 TL davacılardan ...'ın 3/64 hissesine karşılık gelen değerin ise 372.813,88 TL olduğu; 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince dava tarihi (2023) itibariyle 238.730,00 TL kesinlik sınırı dikkate alındığından anılan değerlerin temyiz sınırının üzerinde kaldığı ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin nitelikte olmadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine ilişkin 04.12.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/666, K. 2026/3457, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-666-e-2026-3457-k-996f6c4e5746