Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3979 E. 2026/3458 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3979
Karar No
2026/3458
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: ...Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2712 E., 2025/697 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/36 E., 2022/143 K.

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacılar vekili; tarafların murisi olan ...'ın 2000 yılında öldüğünü, geriye mirasçı olarak murisin oğlu müteveffa ... davalı oğlu ... ve kızı ... ... ...in kaldığını, murisin oğlu ...'in ise 28.04.2011 tarihinde öldüğünü, geriye davacılar eşi ... ve çocukları ... ...,...ve müteveffa oğlu ...'ın kaldığını, murisin oğlu ...'ın ise 20.11.2011 tarihinde öldüğü ve geriye eşi... ve çocukları ...ve ...'in kaldığını, dava konusu ...ili, ...ilçesi, ...köyü 92... parsel (Yenileme öncesi 1497 parsel) sayılı taşınmazın 1971 yılında muris ... tarafından satın alındığını, muris ... ve 3 çocuğunun bu arsadaki tek bir evde yaşamaya başladığını, çocuklardan ... ... ...in evlenerek evden ayrıldığını, diğer çocuklar ... ve ...'in evlendikten sonra da muris ile bu evde yaşamaya devam ettiklerini, müteveffa ..., babası öldükten uzun bir süre sonra babasından kalan tapuların kaydını üzerine yapmak için tapuya gittiğinde taşınmazın 1/3 hissesinin muris ... tarafından satış gösterilmek suretiyle davalıya devredildiğini öğrendiğini, ancak dava ikame edemeden öldüğünü, muris ... ve davalı ...'nin diğer mirasçılardan mal kaçırdığını, davalının taşınmazı almasından sonra taşınmazda imar uygulamalarının gerçekleştiğini, imar uygulamaları sonucunda 1497 parsel sayılı taşınmazın ...ili, ...ilçesi, ...köyü 92... , 92... ve 92... parsel olarak üç parçaya ifraz edildiğini, davalı ...'nin ise imar uygulamaları sırasında aralarında en fazla metrekareye sahip ve yer olarak ederi daha yüksek olan yerin en köşesine denk gelen 92... parsel sayılı taşınmazı kendi üzerine kayıt ettirdiğini, murisin temlik tarihi olan 1981 yılında taşınmazını satmaya ihtiyacının olmadığını, o tarihte murisin üzerine birden çok mal olduğu gibi mali durumunun da bir hayli iyi olduğunu, ayrıca yine murisin başka taşınmazları da olduğu halde kendi oturduğu yeri devir konusu yapmasının satışın gerçek olmadığını kanıtlar nitelikte olduğunu belirterek davalı üzerine kayıtlı ...ili, ...ilçesi, ...köyü 92... parsel (yenileme öncesi 1497 parsele kayıtlı tapunun 1/3 hissesi) sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkillerinin miras payları oranında adlarına tesciline, ecrimisil alacakları yönünden geriye dönük olmak üzere haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, mal kaçırmanın söz konusu olmadığını, abisi müteveffa ...... ile beraberce iş yapmakta iken söz konusu olayın gerçekleştiği 1981 yılından önce müteveffa ... ile aralarındaki iş ortaklığının sonlandığı bu ayrılma döneminde muris ..., kayınpederi ..., amcası ... ve müteveffa ...'in kayınpederi ... ...ın bulunduğu görüşmelerinde şimdiki kayıtlardaki şekliyle geçen 92... , 12... parsele ... ve müvekkili tarafından bir bölümü muris ...'a, bir bölümünün ...'e ve geriye kalan bölümün de müvekkiline bırakılmak üzere söz konusu yere müvekkili ve abisi ... tarafından bir bina yapılmasına karar verildiğini, muris ...'ın bu bina yapıldıktan sonra tapu haklarını müvekkiline ve müvekkilinin abisine devredeceğini söylediğini, tarafların rıza göstererek bu şekilde anlaştıklarını, ...'in inşaata başlamadan önce muristen tapu devrini yapmasını istediğini, murisin önce inşaatı yap, yapmadan tapuyu vermem dediğini, bunun üzerine ...'in başka bir yerden arsa alarak ailesinden ayrı bir şekilde inşaata başladığını, müvekkilinin ise dava konusu olan eski kayıtlarda bütün olarak gözüken yerin 2/3'ü üzerine hem murise hem kendisine bina yaptığını, 2/3'lük kısmın yarısına denk gelen yerin (dava konusu 92... parsel) muris tarafından müvekkiline devredildiğini, bu taşınmazın müvekkilinin, murisin oturmakta olduğu 92... parsele de inşaat yaptığı için devredildiğini, muris babası ve annesinin ölünceye kadar müvekkilinin yaptığı taşınmazda yaşadıklarını, bu devir işleminin aralarında yapılan sözleşme ile de sabit olduğunu, ayrıca söz konusu inşaatı hem müvekkilinin yaptığını hem de devir işleminin bedelini de ödediğini, bu durumun tapu kayıtlarında geçtiğini, dava dilekçesinde metrekare cinsinden daha büyük olan parseli müvekkilinin üzerine kayıt ettirdiğine ilişkin beyanların doğru olmadığını, 1981 yılında muris ile yapılan sözleşme ve 1993 yılındaki parselasyon çalışmaları ile de söz konusu parselin babası tarafından kendisine devredildiğini, müvekkilinin emeği ve maddi gücü ile hem kendisine hem babasına bina yapmasına karşılık murisin şu anki kayıtlarda 92... parsel şeklinde geçen yeri müvekkiline devrettiğini, ayrıca söz konusu taşınmazlar yapıldıktan sonra annesi ve babası muris ile bir aile içinde beraberce birlikte yaşadıklarını, onların her türlü ihtiyaçlarını karşıladığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazdaki yapı inşaa edilmeden önce de bir arada yaşadığı anlaşılan muris ile davalının binanın inşasından murisin vefatına kadar sürekli aynı binada ( 92... ve 12 parseller üzerine inşa edilmiş olan) bitişik meskenlerde oturmaya devam ettikleri, davacılar murisi ...'in ise ortak haneden ayrılarak başka bir yerde ev inşa etmek suretiyle ikamet ettiği, davalı ve muris adına kayıtlı parsellerin zemin katlarında ortak bir dükkan bulunduğu, murisin ...daki taşınmazının satış bedelinin dava konusu taşınmazdaki bina inşası için kullanıldığı hususu sabit olmamakla beraber, ailenin en yakın ferdi murisin kızı olan tanık... ... ...in ve aynı yöndeki diğer tanıkların beyanları, muris ile davalı arasındaki sözleşme içeriği, bir bütün teşkil eden yapının iki parsel üzerine oturması ve yıllardır süregelen kullanım şekli birlikte değerlendirildiğinde binanın yapımında davalının tamamen veya kısmen katkısının bulunduğunun kabulü gerektiği, bina yapımına katkı ile birlikte davalının ölene kadar anne ve babası ile aynı binada yaşadığı, yaşlılık dönemlerinde ilgilendiği, bu haliyle dava konusu devrin semensiz kabul edilemeyeceği, diğer yandan murisin pek çok sayıda taşınmaz malvarlığından oluşan bir miras bıraktığı, davacılar dahil tüm mirasçılarına terekenin intikalen tescil edildiği hususunun da kayıtlarla sabit olduğu, yine eldeki dava tarihi ile devir tarihi ve murisin ölüm tarihi arasında geçen uzun süre, murisin terekesinde başkaca bir çok taşınmaz bulunması, muris ile mirasçıları arasında tanık beyanlarından anlaşılabilen beşeri ilişkiler birlikte değerlendirildiğinde, kök 1497 parselden 1/3 oranında davalıya yapılan 15.01.1981 tarihli devrin, murisin diğer mirasçılarından mal kaçırma, davacı mirasçıları mirastan mahrum kılma kastı ile muvazaalı yapıldığı hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir.

Kararın temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 11.06.2025 tarihli ek kararıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi gereğince verilen hükmün kesin olduğu ve temyiz kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin 11.06.2025 tarihli ek kararı ve kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Bilindiği üzere; miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Diğer taraftan; muris muvazaası hukuki nedenine dayalı olarak pay oranında açılan tapu iptali ve tescil davalarında, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin payına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur.

Öte yandan; HMK'nın Ek madde 1/2 hükmünde "2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." düzenlemesine yer verilmiştir.

Somut olayda; dava konusu taşınmazın keşfen saptanan dava tarihi itibariyle değerinin 2.297.087,00 TL olduğu, davacılardan ... ... ... ve ...ın ayrı ayrı 8/128 miras paylarına isabet eden dava değerinin 143.567,93 TL olduğu, davacılardan ...ve ...'in 3/128 miras payına isabet eden dava değerinin 53.837,97 TL olduğu, diğer davacı ...'nin ise 2/128 miras payına isabet eden dava değerinin ise 35.891,98 TL olduğu, dava tarihi (2021) itibariyle temyiz kesinlik sınırının 78.630,00 TL olduğu, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince dava tarihi (2021) itibariyle 78.630,00 TL olan kesinlik sınırı dikkate alındığında davacılar ... ... ... ve...dışında diğer davacılar... ... ve...'nin miras payına isabet eden değerin temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşıldığından... ... ve... yönünden temyiz taleplerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen 11.06.2025 tarihli ek kararın ONANMASINA,

Davacılar ... ... ... ve...yönünden ise her birinin miras paylarına ayrı ayrı isabet eden değerin temyiz sınırının üzerinde kaldığı ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin nitelikte olmadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine ilişkin 11.06.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ... ... ve...vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3979, K. 2026/3458, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-3979-e-2026-3458-k-0d24588d9ef6