Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6121 E. 2026/2271 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6121
Karar No
2026/2271
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/172 E., 2024/5 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 16... parsel sayılı 25.949,32 metrekare, 1 16... parsel sayılı 3.481,41 metrekare, 1 22... parsel sayılı 13.246,56 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesince tescil davasına konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. 2. Davacılar vekilinin Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; ...köyüne bağlı...adıyla bilinen doğusu ..., batısı çay, güneyi dere, kuzeyi yol ile çevrili 139.700 m²lik sulu arazinin müvekkillerinin murisi ... adına zilyetliğinin, Şırnak Sulh Hukuk Mahkemesinin 1968/7 Esas 1968/8 Karar sayılı ilamıyla subuta erdiğini, Şırnak Sulh Hukuk Hakimliğinin 2001/9 Değişik iş sayılı dosyasında da tespit edildiği üzere davalıların uyuşmazlık konusu arazi üzerinde keyfi olarak tadilat yapıp zemini tasfiye ederek yapılar kurduklarını, davalıların mezkur taşınmaz üzerinde hiçbir hakları ve tasarruf yapma yetkilerinin de olmadığını, izah edilen bu nedenlerle 139.700 m²lik tarlanın ... ve mirasçıları tarafından çekişmesiz ve aralıksız olarak 20 yılı aşkın süredir kullanıldığını belirterek, taşınmazın müvekkilleri adına tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Dava konusu taşınmazlara ait tutanakları ile aktarılan davanın birleştirilmesinden sonra, İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2013 tarihli ve 2009/4 Esas, 2013/1 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine 1 16... ve 2 parseller ile 1 22... parselin (H) harfi ile gösterilen kısımının veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına tapuya tesciline tesciline, 1 22... parselin (G), (E) ve (F) harfleriyle gösterilen kısımlarının Hazine adına tapuya tesciline ve üzerinde bulunan iki adet kargir ev ve ahırın ...a ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve arkadaşları vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.11.2020 tarihli ve 2020/3562 Esas, 2020/5842 Karar sayılı ilamıyla "Mahkemece 1 16... ve 2 parseller ile 1 22... parselin (H) harfi ile gösterilen kısımının veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına, 1 22... parselin (G), (E) ve (F) harfleri ile gösterilen kısımının orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmişse de hükme dayanak yapılan ziraat bilirkişi raporlarında imar ihyanın ne zaman başladığı ve ne zaman tamamlandığı, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresine ilişkin değerlendirme bulunmamaktadır. Bu şekilde eksik araştırma, inceleme ve uygulamaya dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hal böyle olunca; sağlıklı bir sonuca ulaşmak için Mahkemece öncelikle, dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve dava tarihine en yakın ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına konulmalı ve bundan sonra mahallinde fen bilirkişisi, jeodozi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı yapılacak bu keşif sırasında dinlenilecek davada yararı bulunmayan yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından, çekişmeli taşınmazların öncesinin ne olduğu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa zilyetliğin hangi tarihte başladığı, ve hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, kimden kime, nasıl intikal ettiği, taşınmazlarda imar-ihyaya ne zaman başlanılıp tamamlandığı, imar-ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesinde belirtilen sürenin geçip geçmediği etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı ve yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; hava fotoğraflarının uzman jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi tarafından streoskopik yöntemle incelenmesi suretiyle taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; ziraatçı bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazların eğimini, niteliğini, toprak yapısını, bitki örtüsünü, taşınmazın imar-ihyasının hangi tarihte başlanıp tamamlandığını, üzerindeki ekonomik amaca uygun zilyetliğin hangi tarihten beri ve hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü ve kullanım durumunu kesin olarak belirleyen, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, önceki ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeleyen ve sınırındaki taşınmazlarla mukayeseli değerlendirmeyi içeren, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla raporlarda belirtilen hususların somutlaştırılması için, taşınmazlar ve çevresini tüm yönleriyle gösterecek şekilde taşınmaz ve çevresinin yakın plan fotoğrafları çektirilip fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmazlar kabaca işaretlettirilmeli; fen bilirkişisine, keşfi takibe ve yerel bilirkişi ile tanık sözlerini denetlemeye elverişli rapor ve kroki düzenlettirilmeli, bu şekilde vergi kaydının taşınmazı kapsayıp kapsamadığı ve zilyetlikle kazanma şartlarının davacı taraf lehine oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmeli, çekişmeli bölümlerin vergi kaydı kapsamı dışında kalması halinde belgesiz zilyetlik yoluyla kazanılabilecek 40/100 dönüm norm sınırına dikkat edilmeli,ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin; eksik araştırma ve incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmasını isabetsiz olduğuna" değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. 2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1 16... , 2 parsel sayılı taşınmazların sulu tarla vasfıyla ve 1 22... parsel sayılı taşınmazın 09.12.2022 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (H) harfi ile gösterilen kısmının susuz tarla vasfıyla müteveffa ... mirasçılarına veraset ilamındaki hisseleri oranında adlarına, 1 22... parsel sayılı taşınmazın 09.12.2022 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (E) ve (F) harfi ile gösterilen kısımlarının ifrazı ile susuz tarla vasfıyla eşit hisselerde ..., ..., ..., ... adlarına ve (G) harfi ile gösterilen kısmın ifrazıyla ham toprak vasfında Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, dava konusu gayrimenkulün niteliği itibarıyla davacılar yararına kazanıma elverişli yerlerden olmadığı gibi özel mülkiyete de konu edilemeyeceğini, Devletin hüküm ve tasarrufundaki kamuya ait yerlerden olduğunu, 3402 sayılı Kanun'un 18. maddesinin 2. fıkrası gereği olarak orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğini, davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, gayrimenkulün orman sayılmayan yerlerden olup olmadığının tespiti, imar ihya şartlarının bulunup bulunmadığı ve ekonomik zilyetliğin, suiniyetin varlığı gibi kriterler müşahhas ve bilimsel yollarla araştırılmadan, hüküm kurularak kabul kararı verilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı ve aktarılan dava tarihi itibarıyla taraflar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/6121, K. 2026/2271, T. 06.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-6121-e-2026-2271-k-f9f8576e115c