İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/932 E. 2026/226 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/932
Karar No
2026/226
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/932 Esas - 2026/226 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/932 Esas KARAR NO : 2026/226

HAKİM : KATİP :

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- VEKİLLERİ : Av.

DAVALILAR : 2- 3- ... - VEKİLİ : Av. ... - DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 24/10/2023 KARAR TARİHİ : 04/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı ... Tollubağ'ın idaresindeki ... plakalı aracı ile 12.11.2021 tarihinde seyir halinde iken davalı ...'ın kontrolünde olan Mercedes marka ... plakalı aracın sola dönüş kuralına riayet etmemesi sonucu davacının idaresindeki araca çarpmış ve çarpma sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, davalı sürücünün süratli bir şekilde çarpması sonucu davacının idaresindeki aracın savrulmuş olduğunu, kaza sonucu davacının kafası yarıldığını, Medical Palace hastanesinde tedavi altına alınan davacının saçı kesilerek yarılan kısma dikiş atılmış olduğunu, 10 gün boyunca dikişli yerin kontrolü ve pansuman tedavisi için hastaneye gitmek zorunda kaldığını, davacının tedavi masrafları kendi cebinden karşıladığını, Avukat olarak çalışan davacının kaza sonrası 20 gün boyunca evde yatmış, baş dönmeleri olmuş olduğunu, bu süre boyunca çalışamadığını, kaza sonrası davalılar davacıyı hiç aramamış, hiçbir şekilde maddi yada manevi destekte bulunmamış olduğunu, kaza mahalline gelen trafik polisi ekibi tarafından tutulan 12.11.2021 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı’nda kazanın, davalı araç sürücüsünün sola dönüş kurallarına riayet etmeyerek Karayolları Trafik Kanunu 53-1/b kuralına aykırı hareket ettiği tespit edilmiş, davalı %100 kusurlu bulunmuş olduğunu ayrıca Kayseri 9. Asliye Ceza Mahkemesi 2022/1163E. sayılı dosyada da davalı gelen bilirkişi raporlarına göre ve Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapora göre de %100 kusurlu olduğunu, Kayseri 9. Asliye Ceza Mahkemesi 2022/1163E. sayılı dosyasında davalı ... tam kusurlu bulunmuş ve hakkında mahkumiyet kararı verilmiş olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun;49. Maddesi dikkate alınarak meydana gelen kaza sonucu davacının madden ve manen zarara uğramış olduğunu, davacı ailesi ile birlikte seyir halindeyken olan kaza nedeniyle psikolojik olarak derinden etkilendiğini, açıklanan tüm bu sebeplerle kazadan dolayı mahkemece yapılacak tespitler ardından belirlenecek (fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere); meydana gelen kaza neticesinde davacının iş göremediğinden kaynaklanan kazanç kaybı nedeniyle maddi tazminat ve kaza nedeniyle duyduğu üzüntü ve sair olumsuz etkenler nedeniyle manevi tazminatın taraflarına ödenmesini talep ettiklerini, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen olumlu sonuç alınamadığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500 TL maddi ve 50.000TL manevi zararın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılar ...ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yine davalı sigorta şirketinden de maddi tazminat yönünden poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydı ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı ... ile ...vekili cevap dilekçesinde; Davalı ...'a ait olduğu belirtilen ... plakalı araç, Zurıch Sigorta bünyesinde “Zurich Motor Pack” sigortası yapılmış olup buna ilişkin 00000093784510 no.lu sigorta poliçesi ekte sunulmuş olduğunu, huzurdaki davaya konu olay da bahsi geçen sigorta poliçesi incelendiğinde görüleceği üzere teminat kapsamında kalmakta olduğunu, bu nedenle davanın ilgili sigorta şirketinin Türkiye temsilciliğine ihbar edilmesini talep ettiklerini, öncelikle ve İvedilikle; 12.11.2021 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı’na ve Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapora itirazları olduğunu, iş bu tutanak ve raporlarda davalıya atfedilen kusuru kabul etmemekle birlikte mahallinde keşif yapılmasını, HMK'nun 290.maddesi gereğince dava konusu olan Tazminat kapsamında inceleme yapılmasını, keşif başlangıcında mahkemece keşif konusu ve mahalli ile ilgili gözlemlerin yazılmasını ve refakate bir trafik bilirkişisi alınmasını arz ve talep ettiklerini, her ne kadar davacı, gerçek dışı iddialarına konu olayda, davalı ...'ın araç sahibi olarak sorumlu olduğunu belirtmiş ise de buna katılmak mümkün olmadığını, cevap dilekçesinde belirtilen şartların oluşması halinde işleten, işletilenin çalışma ve işletilmesi dışında meydana gelen, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün bulunmayan olağanüstü kaçınılmaz bir olaydan (mücbir sebepten) dolayı sorumluluktan kurtulabileceği gibi; zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru halinde de sorumluluktan kurtulabileceğini, somut olaya bakıldığında gerek araç sürücüsünün gerekse davalı araç işletenin, kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, bunun yanı sıra davalı ...'a ait araçta, kazaya sebebiyet verecek herhangi bir bozukluk da mevcut olmadığını, bununla birlikte kazanın davacı tarafın aşırı hızlı olması kazanın başlıca nedenleri olduğunu, kaza, zarar görenin ağır kusurundan kaynaklanmış olup araç sürücüsü ile davalını da kazanın meydana gelmesinde alınacak olan yeni kusur raporuna göre herhangi bir kusuru bulunmadığı dikkate alındığında, davalı ile zarar arasındaki illiyet bağının kesildiği sonucuna kendiliğinden varılmış olacağını, böyle bir durumda ise davalı ...'ı kazadan sorumlu tutmak mümkün olmadığını, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 27.05.2014 tarihli ve 2013/6356 esas, 2014/8447 karar sayılı kararının, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 19.04.2018 tarihli ve 2015/18854 esas, 2018/4374 karar sayılı kararının, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 21.12.2015 tarihli ve 2015/8372 esas, 2015/14639 karar sayılı kararının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.11.2017 tarihli ve 2017/1315 esas, 2017/1239 karar sayılı kararının, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 21.12.2015 tarihli ve 2015/8372 esas, 2015/14639 karar sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, davacının belirttiği mağduriyetin kabulü mümkün olmadığını, zira davacının ağır kusuruyla meydana gelmiş olan kaza, davacı tarafından belirtilen zararlara sebebiyet verecek nitelikte maluliyete yol açacak kadar şiddetli olmadığı kuşkusuz olduğunu, bu nedenle davacı tarafından ek olarak belirtilen hastane kayıtları ile yetinilmemeli ve yargılama kapsamında uzman kuruluşlardan rapor alınması gerektiğini, bu kapsamda Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 22.4.2014 tarihli ve 2013/7330 esas, 2014/6412 karar sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, davacının manevi zararı oluşmadığı gibi oluştuğu varsayılsa bile talep edilen manevi tazminat miktarı yüksek olduğunu, bu kapsamda Yargıtay 17. Hukuk dairesi’nin 11.02.2019 tarihli ve 2016/2133 esas, 2019/1191 karar sayılı kararının, yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 28.06.2018 tarihli ve 2015/12112 esas, 2018/6540 karar sayılı kararının, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 27.02.2017 tarihli ve 2014/18966 esas, 2017/1964 karar sayılı kararının, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2017 tarihli ve 2015/1967 esas, 2017/8728 karar sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, dolayısıyla ilk olarak manevi tazminat talebinin reddi; ikinci olarak, mahkeme aksi kanaatte ise bu talebin, davacının yönelttiğine kıyasla daha düşük bir miktar üzerinden kabul edilmesi gerekmekte olduğunu belirterek, Davanın Zurıch Sigorta Şirketi'ne ihbarına, Davacının haksız davasının reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Davalı Türkiye ... vekili cevap dilekçesinde; Davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması nedeni ile davanın reddi gerekmekte olduğunu, 28.06.2008 gün ve 26920 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmeliğe göre çalışma usul ve esasları düzenlenmiş olan müvekkil büro, yabancı ülke ve yeşilkart Büroları( Emsal Bürolar)ile yaptığı Internal Regulatıons anlaşma çerçevesinde yabancı plakalı araçların Türkiye’de karşılaştıkları kazalarda şayet geçerli bir Yeşil Kart sigortaları mevcutsa Yeşil Kart sigortacıları adına kusur esasına göre zarar gören üçüncü şahısların hasarlarını, Türk mevzuatına göre tedvir etmekte olduğunu, davalı büro yabancı araçların ülkemizde sebebiyet verdikleri kazalarda ortaya çıkan hasarların tedvirinde, bu araçların sahip veya sürücüleri adına hareket etmeyip kaza tarihini kapsayan geçerli yeşil kart sigortaları olması halinde yabancı sigorta şirketi adına hareket etmekte olduğunu, bu durumda Karayolları Trafik Kanunu ve Ticaret Kanunu hükümleri gereği yabancı plakalı bir aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonrası ortaya çıkan hasarlar için kusur esasına göre ve yabancı sigorta şirketi adına mali sorumluluk sigortası limit ve şartları çerçevesinde davalı büro’nun sorumluluğu doğmakta olduğunu, kaza sonucu davacının aracında oluşan maddi hasar ve değer kaybı zararı tazmin edilmiş olup, geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin taleplerin ise davalı kurumun sorumluluğunda bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte her halükarda kusur oranının tespitinden sonra davaya konu tazminat taleplerinin uzman bilirkişilerce trh-2010 kadın/erkek yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplanması gerekmekte olduğunu, kusur oranlarının tespiti için mahkemece dosyanın ilgili adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesine sevk edilmesi gerekmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte her halükarda davalı kurum aleyhine bir tazminata hükmedilecekse de davacı taraf maluliyetin oluşmasında ağır kusurlu olup söz konusu tazminat miktarında durumu ağırlaştırıcı kusuru oranında indirim yapılması gerekmekte olduğunu, davacının kazanın meydana geldiği sırada emniyet kemerinin takılı olup olmadığı tespit edilememiş olup söz konusu husus araştırılarak müterafik kusur indirimi(%20 oranında) yapılmasını gerektirmekte olduğunu, dava konusu kazaya ilişkin güncel ceza soruşturması evraklarının ara karar sonucu dosyaya eklenmesini talep ettiklerini, karayolları trafik kanunu'nun 99. maddesi ve yerleşmiş yargıtay kararları gereğince, sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü belgelerin ibrazından itibaren 8 iş günü içinde, böyle bir başvurunun olmaması halinde ilgili bedel dava tarihinde muaccel hale geldiğinden bu tarihler öncesinde müvekkil şirketin faiz sorumluluğu da bulunmamakta olduğunu, davacı tarafın davalı kurum nezdinde bir alacağı bulunmadığından temerrüt tarihi bulunmamakta olduğunu, bu sebeple; davalı şirket açısından ancak ve ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi gerekmekte olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava 12.11.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının geçici/kalıcı iş göremezlik maddi ve manevi zararları oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise maddi zararın miktarı ve davalıların bu zarar taleplerinden sorumlu olup olmadıkları hususlarına ilişkindir. Melikgazi İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, Davalı kuruma, Türkiye Noterler Birliği'ne, Medical Palace Hastanesi'ne, Sgk'ya, Kayseri 9. Asliye Ceza Mahkemesine yazılan müzekkerelere cevapların verildiği görülmüştür. 25/09/2024 Tarihli celsede davacı tanığı Abdurrahman Tollubağ "Davacı benim kuzenim olur, kazadan sonra davalı tarafça kendisinin aranıp sorulduğunu veya maddi manevi destek olduğunu işitmedim, davacı kazadan sonraki tedavi masraflarını kendisi karşılamıştır, kendisi kaza esnasında başından darbe aldığı için halen başında şişlik bulunmaktadır, davacı kazadan önce çalışıyordu halen de aynı iş yerinde çalışmaya devam etmektedir, kendisi avukat olarak çalışmaktadır, gelir hakkında tam bir bilgi sahibi değilim, başındaki şişlik davacının görüntü olarak sıkıntı yaşamasına sebep olmaktadır, davacı kazadan sonra yaklaşık 20-25 gün hastaneye giderek tedavi gördü, yine 20-25 gün kadar da evde yatarak düzelmeye çalışmıştır, tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde, Aynı celsede davacı tanığı Halit Keykubatlı "Davacı benim kaynım olur, kendisi kazada gözünden ve alın bölgesinden yaralanmıştır, halen davacının ağrıları devam etmektedir, davacı kazadan önce avukattı, halen işine devam etmektedir, davalı tarafın davacıya maddi ve manevi açıdan bir katkısı olduğu hakkında bilgi sahibi değilim, kazadan yaklaşık 2-3 dakika sonra ben kaza yerine gittim, gittiğimde davacının emniyet kemerini takılı gördüm, davacı kafasına dikiz aynasına vurduğu için yaralanmıştır, tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulundukları görülmüştür. 27/03/2024 Tarihli celsenin 7 nolu ara kararı gereği dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığına tevdiine karar verildiği, ATK raporunun 26/06/2024 Tarihinde dosyamıza sunulduğu, incelenmesinde özetle; "Sürücü ... TOLLUBAĞ'ın kusursuz, Sürücü ...'ın %100 (yüzde yüz ) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir rapordur." şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür. 25/09/2024 Tarihli celsenin 2 nolu ara kararı gereği dosyanın Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalına gönderildiği, 24/07/2025 Tarihinde raporun dosyamıza sunulduğu, incelenmesinde "Tıbbi evrak tetkiki ile muayenesinden elde edilerek yukarıda kaydedilen bilgi ve bulgular Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında birlikte değerlendirildiğinde; ... Tollubağ'ın 12.11.2021 tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen yumuşak doku yaralanması nedeniyle; On (10) gün süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresinin 10 (on) gün olduğu, Geçici ya da sürekli bakıcı ihtiyacı bulunmadığı, Tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının Ve 0 (yüzdesifir) olduğu kanaatini bildirir rapordur." şeklinde beyanlarının bulunduğu görülmüştür. 08/10/2025 Tarihli celsenin 2 nolu ara kararı gereğince dosyanın aktüer bilirkişiye tevdi ile geçici iş göremezlik yönünden rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi raporunun 07/11/2025 Tarihinde dosyamıza sunulduğu, incelenmesinde özetle; "Davacının geçici iş göremezlik zararının 2.608,30 TL olduğu kanaatimi havi raporumu Sayın Mahkemenin takdirlerine saygılarımla arz ederim." şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür. Davacı vekili tarafından 11/12/2026 Tarihili Dava değeri artırım dilekçesinin dosyamıza sunulduğu, taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği görülmüştür. Davacı vekilinin 08/04/2024 Tarihli açıklama dilekçesini dosyaya sunduğu ve dilekçede maddi tazminat taleplerinin sadece geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğunun belirtildiği görülmüştür. Davacı tarafça, davalı kuruma 02/02/2023 tarihli arabuluculuk ile başvuruda bulunulduğu ve bu tarih itibari ile davalının temerrüde düştüğü anlaşılmış ve söz konusu bu başvuru tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Davalılar vekilleri tarafından davacının müterafik kusurunun bulunması nedeni ile tazminat bedelinden indirim yapılması talep edilmiş olup, davacının Medical Hastanesi tarafından düzenlenen 12/11/2021 tarihli hasta epikrizinde hasta hikayesi kısmında açıkça kemerinin takılı olmadığının yazılı olduğu görülmüş ve mevcut yaralanması da dikkate alınarak meydana gelen olayda davacının da müterafik kusurunun bulunduğu değerlendirilmiş ve maddi tazminat bedelinden %20 oranında indirim yapılması yoluna gidilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, 12/11/2021 tarihinde meydana gelen kazada tarafların kusur durumunun tespiti için Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığından 26/06/2024 tarihli rapor alınmış olup raporda, Sürücü ... TOLLUBAĞ'ın kusursuz, Sürücü ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği görülmüştür. Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Kurumundan alınan ve 24/07/2025 tarihli olup olay tarihinde geçerli olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik uyarınca düzenlenen raporda, ... Tollubağ'ın 12.11.2021 tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen yumuşak doku yaralanması nedeniyle; On (10) gün süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresinin 10 (on) gün olduğu, Geçici ya da sürekli bakıcı ihtiyacı bulunmadığı, Tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının Ve 0 (yüzdesifir) olduğu kanaatini bildirildiği görülmüş ve alınan raporun davacıya verilen istirahat raporu ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Söz konusu raporlar dikkate alınarak davacının olay nedeni ile oluşan maddi zararının tespiti için aktüer bilirkişiden 07/11/2025 tarihli rapor alınmış ve raporda, davacının geçici iş göremezlik zararının 2.608,30 TL olduğu kanaatinin bildirildiği görülmüştür. Davalı ...’ın kusurlu araç sürücüsü, davalı ...’ın aracın işleteni, davalı kurumun ise aracın olay tarihinde geçerli ZMMS poliçesinin bulunmaması nedeni ile hesaplanan geçici iş göremezlik tazminat bedelinden sorumlu oldukları görülmüş, davacı vekilinin 11/12/2026 tarihli talep artırım dilekçesi dikkate alınmış, yukarda açıklandığı üzere davacının olayda müterafik kusurunun bulunduğu değerlendirilmekle hesaplanan tazminat bedelinden indirim yapılması gerekmiş ve böylece, Maddi tazimat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile, %20 müterafik kusur indiriminin uygulanması ile 2.086,64-TL geçici iş göremezlik tazminat bedelinin davalılar ... ve ...'dan olay tarihi olan 12/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı motorlu taşıtlar bürosundan 500,00-TL tazminat bedelinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 02/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının manevi tazminat davası yönünden ise, davalı sürücünün olaydaki kusur durumu, davacının müterafik kusuru, davalıların sosyal ve ekonomik durumu, davacının olaydan kaynaklı yaralanma ve maluliyet durumu-oranı, davacının yaşamış olduğu acı ve sıkıntılar, tanık beyanları hep birlikte dikkate alınmış ve böylece, Manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile, 10.000,00-TL tazminat bedelinin davalılar ... ve ...'dan olay tarihi olan 12/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Vekalet ücreti taktiri sırasında yapılan değerlendirmede; Anayasa Mahkemesi Başkanlığı tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 326. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla iptaline ilişkin 2024/29 E. 2024/226 K. sayılı ve 25/12/2024 tarihli kararı 14.03.2025 tarihinde 32841 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. HMK'nun 326/2 maddesinde yer alan; ''Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.'' hükmünü "manevi tazminat davaları" yönünden Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle AYM tarafından iptaline oyçokluğuyla karar verilmiştir. İptal ve muhtemel hak ihlallerine sebebiyet vermemek için yargılama gideri davalı üzerinde bırakılmıştır. (Ankara BAM 25. HD 2025/666 E. 2025/904 K, Bursa BAM 13. HD. 2024/1143 E. 2025/687 K. Ve Adana BAM 3. HD. 2023/834 E. 2025/1142 K. Sayılı ilamları.) Bu husus dikkate alınmak suretiyle reddedilen talep yönünden vekalet ücretine hükmedilmiştir. Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Maddi tazimat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile, %20 müterafik kusur indiriminin uygulanması ile 2.086,64-TL geçici iş göremezlik tazminat bedelinin davalılar ... ve ...'dan olay tarihi olan 12/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı motorlu taşıtlar bürosundan 500,00-TL tazminat bedelinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 02/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile, 10.000,00-TL tazminat bedelinin davalılar ... ve ...'dan olay tarihi olan 12/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Maddi Tazminat davası yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken (142,54-TL karar ve ilam harcı en az maktu harca ulaşmadığından) 732,00-TL maktu harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 269,85-TL peşin harç ve 7,21-TL ıslah harç olmak üzere 277,06-TL'den mahsubu ile eksik kalan 454,94-TL harcın, davalılardan (Türkiye ...'nun 109,03-TL ile sorumlu olmak kaydı ile) müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Manevi Tazminat davası yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken (683,10-TL karar ve ilam harcı en az maktu harca ulaşmadığından) 732,00-TL maktu harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL başvurma harcı, 269,85-TL peşin harç ve 7,21-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 546,91-TL harcın davalılardan (Türkiye ...'nun 131,05-TL ile sorumlu olmak kaydı ile) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri 6.934,25-TL yargılama giderinin davalılardan (Türkiye ...'nun 286,85-TL ile sorumlu olmak kaydı ile) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 8-Davalı ...tarafından yapılan 120,00-TL yargılama giderinin işbu davalı üzerinde bırakılmasına,

9-Maddi tazminat davasının kabul edilen kısmı yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/2 maddesi gereğince hesap ve taktir olunan 2.086,64-TL vekalet ücretinin davalılardan (davalı Türkiye ...'nun 500,00-TL ile sorumlu olmak kaydı ile) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 11-Manevi tazminat davasının kabul edilen kısmı yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/2 maddesi gereğince hesap ve taktir olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 12-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 04/03/2026

Katip e- imzalıdır

Hakim e- imzalıdır

Atıf: Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/932, K. 2026/226, T. 04.03.2026, www.arakarar.com/karar/kayseri-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-932-e-2026-226-k-067201036bc7