Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/8373 E. 2026/4289 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8373
Karar No
2026/4289
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/503 E. 2025/234 K.

Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...’in sağlık sigorta poliçesi ile müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, 28.09.2011 tarihinde yolda yürürken davalı ...’ın maliki ve sürücüsü olduğu davalı ... tarafından sigortalı bulunan aracın çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, sigortalının tedavisi için ... Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.'ye müvekkili şirketin 06.12.2011 tarihinde 11.308,53 TL, 06.03.2012 tarihinde 29.999,97 TL ödediğini, müvekkili şirketin halef olduğunu ve bu nedenlerle 11.308,53 TL'nin 06.12.2011 tarihinden, 29.999,97 TL'nin 06.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; trafik kazasından kaynaklanan tüm sağlık hizmetleri bedellerinin müvekkili idare tarafından karşılandığını, bunun kanunda düzenlendiğini, bu nedenlerle davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu masraflar için müvekkili şirkete başvuruda bulunulmadığını, trafik kazalarında meydana gelen sağlık giderlerinin Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılandığını, kendi sorumluluklarının poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 30.12.2014 tarihli ve 2012/227 Esas, 2014/617 Karar sayılı kararıyla davacının davasının kabulüne, rücuen tazminat olarak 41.308,50 TL'nin 4.918,96 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı SGK'dan alınıp davacı tarafa ödenmesine, kalan 36.389,54 TL'nin davalılardan ... AŞ ve ...'ndan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili ile davalı ... A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 07.02.2018 tarihli ve 2015/7503 Esas, 2018/943 Karar sayılı ilamıyla; "... 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih, 6111 Sayılı Yasanın 59 maddesi ile değişik 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 maddesinin açık lafzından da anlaşıldığı üzere, yapılan değişiklik ile trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacak, hastanelerce sunulan sağlık hizmet bedelleri yönünden sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erecektir. Kazazedelerin, bunun dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair harcamaları, sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının tedavi teminatları kapsamında, yine sigorta şirketleri ve ... tarafından karşılanmaya devam edecektir. Yukarıda açıklanan yasa hükümleri kapsamında 6111 Sayılı Yasanın 59 uncu maddesi ile değişik KTK 98 maddesi gereğince resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan faturaya bağlanmış tüm belgeli tedavi giderlerinden SGK sorumlu olup, 25.02.2011 tarihinden itibaren davalı ... şirketinin tedavi giderlerinden sorumluluğu kalmadığı için, talep edilen tedavi giderlerinin tamamından SGK'nın sorumlu tutulması ve davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 03.09.2020 tarih ve 2020/108 Esas, 2020/242 Karar sayılı kararıyla; davanın Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden kabulü ile rucüen tazminat olarak 11.308,53 TL'nin 06.12.2011 tarihinden itibaren, 29.999,97 TL'nin 06.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan alınarak davacıya verilmesine, davanın diğer davalılar ... ve ... yönünden reddine karar verilmiştir. C. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 08.11.2021 tarihli ve 2021/2422 Esas, 2021/8363 Karar sayılı ilamıyla; "... yerel mahkemece Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilmesine rağmen, davacının aleyhine olarak bozma sonrasında, ilk kararı temyiz etmeyen ve hakkında verilen hüküm kesinleşen davalı ... yönünden de davacının usulî kazanılmış hakkını ihlal eder şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 22.12.2022 tarihli ve 2022/541 Esas, 2022/680 kararıyla; davalı ...'nun TBK 49 hükmü gereği kusuru sebebiyle, Sosyal Güvenlik Kurumunun ise 2918 sayılı kanunun 98 maddesi gereği sorumlu olduğu, ilgililer yönünden yerinde görülen davanın kabulü ile mahkememizce davalı ... hakkında verilen hükmün ilgili tarafından temyiz edilmemesi sebebiyle kesinleştiği ve diğer davalılar yönünden usuli kazanılmış hakkın doğduğu, iş bu sebeple mahkememizce verilen ilk kararda ... hakkındaki 36.389,54 TL'nin tahsiline toplam bedelden arta kalan 4.918,18 TL'nin SGK Başkanlığından tahsiline, diğer davalıya yönelik davanın ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun değişik 98 maddesi gereği sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle, davacının SGK ve ...'na yönelik davasının kabulü ile 41.308,50 TL' in 4.918,18 TL'lik kısmının SGK'dan, kalan 36.389,54 TL'nin davalı ...'ndan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, davalı Groupama Sigortaya yönelik davanın reddine karar verilmiştir. E. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 11.03.2024 tarihli ve 2023/8248 Esas, 2024/2629 Karar sayılı ilamıyla; "...Mahkemenin 03.09.2020 tarih ve 2020/108 Esas, 2020/242 Karar sayılı kararıyla; "...Davanın Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden kabulü ile rucüen tazminat olarak 11.308,53 TL'nin 06.12.2011 tarihinden itibaren, 29.999,97 TL'nin 06.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiş olup davalının tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının Dairece reddedilmesi ve mahkemenin de bozma ilamına uyması ile davacı yararına usulî kazanılmış hak oluşmuştur. Bu durumda mahkemece, davacının kazanılmış hakkını ihlal eder şekilde davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı yönünden davanın kısmen kabulü ile "4.918,18 TL" tazminatın davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'ndan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediği ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla, davanın kısmen kabulü ile tedavi giderleri rücuen tazminat alacağı olarak 41.308,50 TL'nin, 11.308,53 TL'sinin 06.12.2011 ödeme tarihinden, geri kalan 29.999,97 TL'nin ise 06.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile (davalı ... yönünden 36.389,54 TL ile sınırlı sorumlu olması kaydı ile) birlikte davalı Sosyal Güvenlik Kurumu ve davalı ...'dan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalılardan ... ... Sigorta Şirketi A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; davalı ... yerel mahkemenin 30.12.2014 tarihli 2012/2 27... /617 karar sayılı ilamına karşı temyiz kanun yoluna başvurmadığı için yerel mahkeme hükmünün davalı ... bakımından kesinleştiğini, mahkemenin bu durumu dikkate almamasının hatalı olduğunu belirtmiştir. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; davanın görev yönünden reddi gerektiğini, kurum tarafından verilen sağlık hizmetleri ile ilgli olarak, sağlık hizmeti sunucuları ve sağlık hizmeti alanların kuruma yönelik bu talep hakkının, özel sağlık sigorta poliçesi ya da mecburi mali mesuliyet sigorta poliçesine istinaden, sigorta şirketlerine halefiyet yolu ile geçmesinin mümkün olmadığını, iş göremezlik, maddi-manevi tazminat ve bakıcı giderleri gibi giderlerin Kurumca karşılanmadığını, reddedilen kısım için davalı lehine vekalet ücreti verilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek usûl ve yasaya aykırı kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının sigortalısının trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle ödediği tedavi giderlerinin rücuen tazmini istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, daha önceden bozmadan geçerek kesinleşen hususların tekrar inceleme konusu yapılamayacak olmasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; öncelikle bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olmakla, davalı lehine usuli kazanılmış hak doğup doğmayacağı hususunun irdelenmesi gerekmektedir. Usuli kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. 1086 sayılı HUMK'nun yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesinin usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtay'ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü müktesep hak doğmuştur. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.02.1998 tarih, 1987/2-520 esas ve 1988/89 karar sayılı ilâmında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davalı ... Anonim Şirketinin yargılama sırasında ... Sigorta AŞ tarafından devralındığı, mahkeme gerekçeli karar başlığında doğru şekilde davalı olarak ... Sigorta AŞ gösterildiği halde, gerekçeli karar içeriğinde ve hüküm kısmında davalı olarak ... ... Sigorta AŞ olarak yazıldığı, davalı ... AŞ (Eski Ünvanı ... Anonim Şirketi) hakkında mahkemece verilen davanın reddine ve bu davalı lehine 6.170,10 TL vekalet ücreti verilmesine dair 03.09.2020 tarihli ve 2020/108 Esas, 2020/242 Karar sayılı mahkeme kararının bu davalı yönünden temyiz edilmemekle kesinleştiği ve davacı yararına usulü müktesep hak oluştuğu anlaşılmıştır. Mahkemece verilen son kararda ise hakkında hüküm kesinleşen davalı ... AŞ (Eski Ünvanı ... Anonim Şirketi) yönünden aynı hüküm kurulması iasabetli ise de gerekçe ve hükümde davalı sıfatının ... ... Sigorta Şirketi olarak yazılması ve davacının usulî müktesep hakkını ihlal eder şekilde, hakkındaki dava reddedilen davalı yararına hükmedilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiştir. Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun geçici 3 maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. 2. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, bu davalı yönünden davanın kabulü ile davacı yararına 6.170,10 TL vekalet ücreti verilmesine dair 03.09.2020 tarihli ve 2020/108 Esas, 2020/242 Karar sayılı ilamın, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının, Dairenin 08.11.2021 tarihli ve 2021/2422 Esas, 2021/8363 Karar sayılı ilamıyla reddedilmesi üzerine kesinleştiği, mahkemece son karar gerekçesinde bu durum açıklanarak tazminata dair aynı hüküm kurulduğu halde 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair hüküm kurulması yukarıda da açıklandığı üzere davalının usulü kazanılmış hakkını ihlal eder nitelikte olmuştur. Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun geçici 3 maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile gerekçenin son paragrafında " davalılardan ... ... Sigorta A.Ş." ibaresi çıkartılarak yerine " ... Sigorta AŞ " ibaresinin yazılmasına; hüküm kısmının (2) numaralı bendinde yer alan "Davalılardan ... ... Sigorta A.Ş." ibaresi çıkartılarak, yerine " ... Sigorta AŞ " ibaresinin yazılmasına; (6) numaralı bendinde yer alan "Davalı ... ... Sigorta A.Ş." ibaresi çıkartılarak yerine " ... Sigorta AŞ " ibaresinin yazılmasına, aynı bentteki "30.000,00 TL" ibaresi çıkartılarak yerine "6.170,10 TL" ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekli ile davacı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3.Yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün (5) numaralı bendindeki "30.000,00 TL" ibaresi çıkartılarak yerine "6.170,10 TL" ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekli ile davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/8373, K. 2026/4289, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2025-8373-e-2026-4289-k-13912a272b12