Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2080 E. 2026/3618 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2080
Karar No
2026/3618
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/19 E., 2024/3010 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/167 E., 2022/142 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 7 15... , 7 14... , 7 16... , 7 15... , 7 13... parsel sayılı sırasıyla 3.043,14 m², 463,55 m², 4.786,55 m², 260,41 m², 4.693,34 m² yüzölçümünde taşınmazlar, çalılık ve ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmişlerdir. 2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi 7 15... , 7 14... , 7 16... , 7 15... , 7 13... parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tescil edildiğini, müvekkilleri olan davacıların atalarının 1890 yılı ve sonrasında bu arazileri ortak olarak kullanmaya başladıklarını, davacılarında bu taşınmazları 30 yılı aşkın süredir harman yeri ve fındık kurutma alanı olarak kullandıklarını ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile davacılar adına müştereken ve eşit paylı olarak tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazların tamamının orman sayılan yerlerden olduğu, orman vasfını ve özelliğini kaybetmediği, dava konusu parseller üzerinde yaklaşık 30 - 40 yaşlarında kestane, gürgen ve kayın gibi orman ağaçlarının bulunduğu, tarımsal üretim amaçlı olarak herhangi bir toprak işlemesi yapılmadığı (sürüm, tırmık, diskaro v.b.), orman vasfını kaybetmeyen parsellerin özel mülkiyete konu olamayacağı, bu haliyle yapılan kadastro çalışmasının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazların 1992 tarihli hava fotoğrafında çalı ve orman ağaçları ile kaplı alan olarak görüldüğü, fiili durumlarının da çalılık ve ağaçlık alan olup zirai amaçlı kullanılan yerler olmadıkları, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre de dava konusu taşınmazların davacıların bir kullanımının olmadığı, tespit tarihi itibarıyla davacılar yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı belirtilerek, davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesi ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarında taşınmazların davacılar ve ataları tarafından kullanıldığını beyan ettiklerini, taşınmazlarda davacıların kullanımlarının olduğunu, hükme esas alınan raporun teknik ve bilimsel inceleme yönünden gerekli vasıfları taşımadığını, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların nitelikleri itibariyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap edilebilecek yerlerden olup olmadıkları ve taşınmazlar üzerinde davacılar yararına zilyetlik yoluyla kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2080, K. 2026/3618, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2080-e-2026-3618-k-20ff05402a7e