Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1489 E. 2026/2716 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1489
Karar No
2026/2716
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2010/13 E., 2024/15 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... ve arkadaşları vekili, davalı ... vekili ve mirasçıları ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.... köyü çalışma alanında bulunan Kadastro sırasında, 1 16... , 1 17... , 9, 1 19... , 5, 1 21... , 1 22... , 10, 1 27... , 1 75... , 1 76... , 2, 1 77... , 1 78... , 1 79... , 1 80... , 1 81... ve 1 82... parsel sayılı taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/62 Esas sayılı dosyasında davalı oldukları belirtilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişler, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5. maddesine göre Kadastro Mahkemesine devredilmişlerdir. 2. Davacı ... ve arkadaşları vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu 05.09.2007 tarihli dava dilekçesinde; sınırlarını bildirdikleri ... Köyü Tüzel Kişiliği, mevkilerinde bulunan toplam 18 parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına oluştuğunu iddia ederek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi hükmüne göre Hasan Budak mirasçıları adına tescilini ve davalıların el atmasının önlenmesini talep etmiştir.

3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.10.2008 tarihli kararı ile 3402 sayılı Kadastro Kanun'un 27. maddesi gereğince davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, kararın kesinleşmesini takiben dosya görevli ve yetkili Pervari Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava edilen taşınmazların tamamının davalıya ait olduğunu, bu taşınmazları davalının babası ...'nin 60 yıldır ekip biçtiğini, 1990 yılında PKK terör örgütünün taşınmazların bulunduğu Örtülü mezrasına yaptıkları baskın sonucu ... ve 4 çocuğunun öldürüldüğünü, bu tarihten itibaren taşınmazların davalının tasarrufunda olduğunu, davacıların uzun yıllardan beri Adana ilinde yaşadıkları, davalı taraf ile husumetlerinin olduğu, hiçbir zaman dava konusu taşınmazları ekip biçmediklerini, davacıların dava dilekçesinde 1929 yılından sonra dava konusu yerleri ekip biçmediklerini, tasarruf etmediklerini belirttiklerini davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.06.2009 tarihli ve 2008/78 Esas, 2009/106 Karar sayılı kararı ile, davacıların açmış oldukları davanın reddine, dava dilekçesinde mevkileri belirtilen ... mevkindeki araziler.... mevkindeki araziler ..... mevkisinde (A) harfi ile gösterilen yerlerin orman vasfıyla Hazine adına tespitine, dava dilekçesinde belirtilen diğer mevkideki araziler olan ... mevkisindeki (B) harfi ile gösterilen arazi ... ... mevkilerindeki arazilerin ise ... mirasçıları adına verasetteki miras payları oranında iştirak halinde mülkiyet olarak tespitine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.03.2010 tarihli ve 2010/933 Esas, 2010/3500 Karar sayılı ilamıyla "Kadastro Mahkemesince, davanın önceki niteliği dikkate alınarak Medeni Kanun'un 713/3. maddesine göre Orman İdaresine ve 3402 sayılı Kadastro Kanun'un 30/2. maddesine göre de kadastro tutanaklarının edinme sebebi sütünunda ismi geçen hak sahipleri de davaya dahil edilmek suretiyle husumet yaygınlaştırılarak taraf teşkili sağlanmadığı gibi, tescili istenen taşınmazların kadastro sırasında hangi parsel numarası altında tutanak düzenlendiği de yerinde yapılacak keşif ve uygulama ile saptanmadan davanın reddine ve infazı kabil olmayacak biçimde taşınmazların mevkilerine göre tescil kararı verilmiş, davacıların el atmanın önlenmesi istemleri hakkında da olumlu veya olumsuz bir hüküm oluşturulmamıştır. O halde Mahkemece öncelikle; ... ve kadastro tutanaklarının edinme sebebi sütünunda ismi geçen hak sahiplerine davaya dahil edilmek suretiyle husumet yaygınlaştırılarak taraf teşkili sağlanmalı, 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesine göre tarafların gösterecekleri delilleri ile Mahkemece resen lüzum görülen diğer deliller toplanmalı, bundan sonra tescili istenen taşınmazlarla ilgili kadastro sırasında hangi parsel numarası altında tutanak düzenlenip düzenlenmediği taşınmazlar başında yapılacak keşif ve uygulama ile saptanmalı, ayrıca, çekişmeli taşınmazların bulunduğu ... Köyü Tüzel Kişiliği daha önce 6831 sayılı Kanun veya 3402 sayılı Kanun'un değişik 4. maddesine göre orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı sorulmalı, yapılmışsa, orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneğinin Orman İdaresinden, ayrıca çekişmeli taşınmazlara komşu olan kadastro parsellerini bir arada gösteren kadastro paftası getirtildikten sonra komşu parsellere ilişkin kadastro tutanak örnekleri ile varsa dayanak kayıtlar getirtilmeli, taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadıkları konusunda resmi belgelere göre inceleme yapan ve hükme esas alınan raporu düzenleyen fen ve orman bilirkişilerine dosya verilerek, taşınmazların yapılmışsa orman kadastro haritasındaki ve memleket haritasındaki konumlarını doğru olarak saptamak amacıyla, keşif sırasında uygulandığı bildirilen orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeğini kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeğinin de memleket haritası ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri müşterek imzalı ek rapor kendilerinden alınarak dosya içine konulması, bundan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilerek ve oluşacak sonuç çerçevesinde ada ve parsel numarası belirlenen taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince gerçek hak sahipleri adına infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde bir karar verilmelidir." gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu kabul edilmesi gerektiği, yapılan keşif ve alınan teknik bilirkişi raporlarından dava konusu taşınmazların tamamının eski tarihli memleket haritaları ve hava fotoğraflarında orman sayılan alanlardan olduğu gerekçesiyle, davacıların davasının ve el atmanın önlenmesi taleplerinin reddine, dava konusu taşınmazların kadastro tutanaklarında boş olan malik hanelerinin doldurularak orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan iki ayrı teknik bilirkişi raporunun birbirinden tamamen farklı tespitlere varılmış olup bu çelişkilerin giderilmeden sonuca ulaşılmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, önceki bilirkişi raporunda fiili durum, memleket haritası, amenajman haritası ve hava foroğrafları üzerinden yapılan değerlendirmede bilim teknik inceleme sonucunda taşınmazların tamamının orman sayılmayan yerlerden olduğu tespiti yapılmışken sonradan alınan ve önceki raporu tanzim eden orman mühendisininde içerisinde olduğu teknik bilirkişi kurulunca hazırlanan raporda tamamen zıt bir sonuca varılmasının kabul edilebilir olmadığını, çelişki giderilmeden sonuca gidildiğini, usulüne uygun keşif yapılmadığını, zilyetliğe ilişkin yeterli araştırma yapılmadığını, davacılar murisi lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle mülk edinme koşullarının oluştuğunu, yargılama giderlerinin yanlış hesaplandığını, tam anlamıyla aydınlatılmayan eksik araştırma ve hatalı değerlendirme sonucu verilen yerel Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar üzerinde keşif yapılmış olup keşfe katılan ... bilirkişisinin 12.04.20 23... .10.2023 tarihli raporlarında taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu şeklinde rapor sunduğunu, ancak Mahkemece bu raporlar kabul edilmeyerek keşfe katılan bilirkişi ile birlikte keşfe katılmayan 2 bilirkişi daha görevlendirilerek 3 kişilik bir heyet raporu düzenlendiğini ve bu raporda taşınmazların tümünün orman sayılan yerlerden olduğu şeklinde rapor düzenlenerek bu rapora göre karar verildiğini, raporların birbiriyle çelişkili olduğunu, çelişki giderilmeden sonuca ulaşılmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, keşfin usulüne uygun yapılmadığını, imar ihya ve zilyetlik hususlarının tespitinde yeterli araştırma yapılmadığını beyan ederek, yerel Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... mirasçıları ... ve ... temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulduğunu, alınan bilirkişi raporlarının birbiriyle çelişkili olduğunu ve yapılan itirazların olumlu değerlendirilmediğini, keşfin usulüne uygun yapılmadığını, taşınmazların öncesinin orman olmadığını, imar-ihya ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında yeterince araştırma yapılmadığını, yerel Mahkeme kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı ve aktarılan dava tarihi itibarıyla taraflar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı ve sonucuna göre taşınmazın tamamının Hazine adına tesciline karar verilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve arkadaşları vekili, davalılar ... vekili, mirasçıları ... ve ...'nin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ... ve arkadaşları vekili, davalı ... vekili, mirasçıları ... ve ...'nin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacı ... ve arkadaşlarından alınmasına, 427,60 TL peşin harcın da onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davalı ... ve mirasçılarından alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1489, K. 2026/2716, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1489-e-2026-2716-k-fb2f1a8c0078