Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/630 E. 2026/2946 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/630
- Karar No
- 2026/2946
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/4 E., 2024/33 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) (22/2-a) maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 6711 parsel sayılı 9.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 57... parsel numarasıyla 8.715,62 metrekare yüzölçümlü olarak; ... ve müşterekleri adına kayıtlı eski 6713 parsel sayılı 1.760,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 57... parsel numarasıyla 1.138,35 metrekare yüzölçümlü olarak; ...adına kayıtlı eski 6720 parsel sayılı 5.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz yeni 1 57... parsel numarasıyla 2.228,48 metrekare yüzölçümlü olarak; davacı Hazine adına kayıtlı eski 6721 parsel sayılı 4.100,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 57... parsel numarasıyla 2.628,87 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına kayıtlı eski 6724 parsel sayılı 1.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 57... parsel numarasıyla 1.723,34 metrekare yüzölçümlü olarak ve ... ve müşterekleri adına kayıtlı eski 6725 parsel sayılı 16.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, yeni 1 57... parsel numarasıyla 15.121,98 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine temsilcisi dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında Hazine adına kayıtlı bulunan ...Mahallesi 1 57... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını, eksikliğin aynı ada 21, 22, 28, 32... parsel sayılı taşınmazlarda kaldığını ileri sürerek, hatanın düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.09.2015 tarihli ve 2013/15 Esas, 2015/10 Karar sayılı kararı ile, davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 02.09.2015 tarihli ve 2013/15 Esas, 2015/10 Karar sayılı kararına karşı davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.01.2021 tarihli ve 2017/4011 Esas, 2021/87 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı açıklanarak; öncelikle davacıya, yeni 1 57... , 32... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıt maliklerine davasını yöneltmesi için süre ve imkan tanınması, bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra, Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, Mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması, bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılması, keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmesi, yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmesi, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanlarının tevsik edilmesi, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırların teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmesi, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınması, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesinin istenmesi, teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınması, raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırmasının istenmesi; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olmasının, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olmasının istenmesi, teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiğinin de gösterilmesinin istenilmesi, açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi, değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağının gözönünde bulundurulması" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "yapılan araştırma ve inceleme ile dava konusu taşınmazların ortak sınırının ilk tapulamada takeometrik yöntemle ölçülürken hata yapıldığı, mahkememizce de taşınmazlar arasındaki kadim sınırın değişikliğe uğramadığının mahalli bilirkişi beyanları ile anlaşıldığı, taşınmazları ayıran başkaca sabit sınır noktasının bulunmadığı, alınan bilirkişi raporu ile de taşınmazdaki yüzölçümü farkının kullanılan yöntem farklılığından kaynaklandığı, yenileme kadastrosunun yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığı bu nedenle 2013 yılında yapılan uygulama kadastrosundaki tespitlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, 1 57... , 22, 28, 29, 32... parsel sayılı taşınmazların 26.02.2013 tarihli kadastro uygulama tutanaklarındaki tespitler gibi, aynı vasıf ve yüzölçümleriyle ve aynı malikler adına tapuya tescillerine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin eksik ve yetersiz olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine temsilcisinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.