Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5423 E. 2026/4046 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5423
Karar No
2026/4046
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/574 E., 2021/742 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından duruşmasız, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.01.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ...'nin açıklamaları dinlenildikten sonra eksiklikliğin giderilmesi bakımından geri çevrilmesine karar verilen dava dosyasının temyiz incelemesi için yeniden gönderildiği anlaşılmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının müvekkilinden elden borç para aldığını ve karşılığında ......... Mahkemesince giriş yapılan 21.11.1986 tarihinde düzenlenmiş noter borç senedini verdiğini, ilgili senetle 350.000,00 Alman Markını (DM) yıllık %14 faiziyle birlikte 24.11.1987 tarihinden başlamak üzere geri ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, ancak yazılı sözlü ihtarlara rağmen ödeme yapmadığını, borcun ifa yeri Almanya olarak belirlendiğinden Alman hukuk kurallarının uygulanması gerektiğini ileri sürerek; davanın kabulü ile 350.000,00 DM'nin 21.12.1987 tarihinden itibaren yıllık %14 oranında faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının aynı konuda 1992 yılında müvekkili aleyhine dava açtığını ve tarafların anlaşarak 23.10.1992 tarihli sözleşmeyi imzaladıklarını, müvekkilinin de bu sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmesi üzerine davacının davadan feragat ettiğini ve kararın kesinleştiğini, kesin hüküm nedeniyle bu davanın reddinin gerektiğini, ayrıca davacı ile müvekkili arasında bu senedin geçersiz olduğuna dair protokol tanzim edildiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, borç senedinin Almanya'da iki Türk vatandaşı arasında vuku bulduğunu, Alman Hukukunun uygulanmasını gerektirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 06.03.2014 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 20,00 DM alacağın 21.12.1987 tarihinden itibaren hesaplanacak yıllık %12 faiziyle birlikte tahsil tarihindeki Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 11.06.2015 tarihli ilamıyla; davalının dosyaya sunduğu, davacı tarafından sahtecilik itirazına uğrayan hükme esas ödeme belgeler hakkında ceza kovuşturması ve varsa ceza davası dosyası getirtilip incelenmesi ve neticesi beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuş, bozma sebebine göre davacının sair temyiz itirazları incelenmemiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 12.12.2017 tarihli kararla; davanın kısmen kabulü ile 20 DM'nin 21.12.1987 tarihinden itibaren Devlet Bankalarınca o para cinsine bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Dairenin 01.03.2021 tarihli ilamıyla; sahtecilik itirazına uğrayan hükme esas ödeme belgeleri hakkında başlatılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, Mahkemece davalı tarafından sunulan ödeme belgelerinden tarihsiz olup.....'ya yapılan 10.000 DM bedelli ödemenin davacı yanca kabul edilmediği, ayrıca anılan ödemenin 25.11.1993 tarihli anlaşmadan sonra yapılıp yapılmadığı da belli olmadığı, yine ödemeden düşülen, 26.12.1994 tarihli belgede miktarın rakamla yazıldığı bölümde evvelce bulunan 6.500 sayısının başındaki "6" rakamının farklı fiziki evsafta kalem ile '8' rakamına dönüştürülmüş olduğu nazara alınarak oluşacak sonuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. 4. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, taraflar arasında geçerliliği tartışmasız olan 23.10.992 tarihli borç tasfiye sözleşmesinden sonraki 25.12.1993 tarihli düzenlenen belgede davalının, davacıya toplam 79.250 DM tutarında borçlu olduğunun kabul edildiği, bozma ilamı doğrultusunda yapılan incelemede davalının halen davacıya 12.020,00 DM borçlu olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 12.020,00 DM alacağın 21.12.1987 tarihinden itibaren devlet bankalarınca o para cinsinin bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; lehe hükmedilen vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, Adli Tıp Kurumu tarafından sahteliği ve tahrif edildiği tespit edilen ödeme belgeleri ile 25.12.1993 tarihli fotokopi belge dikkate alınarak ve talep edilen bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verildiğini, fotokopi belge üzerinde imza incelemesi yapılmasının ve hükme esas alınmasının doğru olmadığını, davalı tarafça tahrif edilen belgelerde üçüncü kişilere yapılan ödemelerin müvekkile yapılmış gibi değerlendirilerek asıl alacaktan mahsup edilmesinin doğru olmadığını, kabul etmemekle birlikte 24.03.2003 tarihli taraflar arasında düzenlenen sözleşmede davalının müvekkiline 275.000 DM borcu olduğunu ikrar ettiğini ancak, Mahkemenin bu belgeyi yok sayarak karar vermesinin hatalı olduğunu, yine taraflar arasında %14 oranında faiz kararlaştırıldığı halde Mahkemece taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı şekilde faize hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili; davanın zamanaşımından reddinin gerektiğini, tarafların aynı konuda daha öncesinde başlatılan icra takibi nedeniyle 23.10.1992 tarihli borç tasfiye sözleşmesi yaptıklarını, müvekkilinin de yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ...'ya yapılan ödemenin 25.12.1993 tarihli Para Alındı Tasdik Belgesinde de belirtildiği üzere bu tarihten sonra taşıma ücreti olarak ödendiğini, yapılan ödemenin borçtan mahsubunun gerektiğini, 26.12.1994 tarihli belgede 6500'ün 8500'e kötüniyetle dönüştürülmediğini, yanlış yazılanın düzeltilmesi amacıyla yapıldığını, bu düzeltmenin tarafların rızasıyla yapıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. 1. Yargıtay Dairesince bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşeceği, bozma kararına uymuş olan mahkemenin, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremeyeceği, 21.11.1986 tarihli noter borç senedi ile alacağa %14 oranında faiz işletileceği kararlaştırılmışsa da tarafların sonradan imzaladığı 26.12.1998 tarihli Almanca belge ile söz konusu noter senedinin geçersiz olduğu ve ödemelerin faizsiz olacağının belirtildiği, sonraki sözleşmelerde bir faiz oranı kararlaştırılmadığı ve faiz başlangıcı yönünden temyiz edenin sıfatı dikkate alınarak davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). Somut olayın incelenmesinde Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında 26.12.1994 tarihli belgede miktarın rakamla yazıldığı bölümde evvelce bulunan 6.500 sayısının başındaki "6" rakamının farklı fiziki evsafta kalem ile '8' rakamına dönüştürülmüş olduğu gözetilerek karar verilmesi gerektiğinin belirtildiği ancak 26.12.1994 tarihli belgede belirtilen 6.500 USD karşılığı kur 1,58 olarak kararlaştırıldığından 10.270 DM ödeme yapıldığının kabulünün gerektiği, bu durumda davacının 20,00 DM+ 10.000 DM+ 3.160 DM= 13.180 DM alacağının kaldığı kabulüyle hüküm kurulması gerekirken, Mahkemece 8.500 USD'den 6.500 USD'ye farklı fiziki esvafta kalemle dönüştürülen bedel yönünden DM'ye çevirmeksizin direkt olarak 2.000 DM ekleyerek hatalı hesaplama yaptığı ve 12.020 DM'ye hükmedildiği anlaşılmakla kararın bu yönden bozulması gerekmiştir. 3. Bozma nedenine göre davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Yukarıda 1.bentte açıklanan gerekçelerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, 3.Bozma nedenine göre davacının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5423, K. 2026/4046, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5423-e-2026-4046-k-0ed049b1ad58