Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1076 E. 2026/1576 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1076
- Karar No
- 2026/1576
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/33 E., 2022/64 K.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... vekili, davalılar ... vekili, Hazine temsilcisi ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından Dairemizce verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 2016 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1 02... parsel sayılı 8.619,3 m² yüzölçümündeki taşınmaz, bahçe vasfıyla, Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olması nedeniyle malik hanesi boş bırakılarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili, kadastro tespit tarihinden önce Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ve ... köyünde bulunan 5 adet taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkilleri yararına gerçekleştiğini iddia ederek, taşınmazların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi hükmüne göre davacı adına tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.06.2014 tarihli ve 2013/21 Esas, 2014/629 Karar sayılı kararı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.02.2016 tarihli ve 2015/6494 Esas, 2016/2334 Karar sayılı ilamıyla "Mahkemece her ne kadar, eksik harcın verilen kesin süre içinde yatırılmadığından söz edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de verilen kararın dosya kapsamına ve usûle uygun olmadığı, davacı vekilinin, dava dilekçesinde 5 farklı taşınmaz hakkında tescil isteminde bulunduğu, Mahkemece mahallinde yapılan keşifte hazır bulunan fen bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritasında dava konusu edilen taşınmazların (A), (B), (C), (D) ve (E) harfleriyle gösterildiği, Mahkemece verilen kesin süre üzerine davacı vekili, (D) ve (E) harfleriyle gösterilen taşınmazlar yönünden eksik harcı tamamladığını belirterek bu taşınmazlar yönünden davaya devam edilmesini, diğer taşınmazlar hakkındaki davanın ise tefrik edilmesini talep ettiği, dosya içindeki belgelerden davacı vekilinin (D) ve (E) harfleriyle gösterilen taşınmazların değeri üzerinden eksik harcı yatırdığının anlaşıldığı, fen bilirkişi raporunda (A), (B) ve (C) harfleriyle gösterilen taşınmazlar yönünden eksik harç tamamlanmadığına göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yok ve bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değil ise de; dava konusu taşınmazlar bir bütün olmadığına ve dava bölünebildiğine göre, Mahkemece harcı tamamlanan taşınmazlar yönünden davaya devam etmek ve harcı tamamlanmayan taşınmazlar yönünden yazılı olduğu gibi karar vermek gerekirken, tüm taşınmazlar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne, ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan tapulama harici bırakılan ve fen bilirkişileri ... ve ... tarafından tanzim edilen 19.09.2013 tarihli bilirkişi raporu ekinde krokide (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen taşınmazlara ilişkin yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacının ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan tapulama harici bırakılan ve fen bilirkişileri tarafından tanzim edilen 19.09.2013 tarihli bilirkişi raporu ekinde krokide (D) harfi ile gösterilen 2.523,63 m²lik taşınmaz ile krokide (E) harfi ile gösterilen 8.619,12 m²lik alana ilişkin davasının kabulü ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.10.2018 tarihli ve 2018/1931 Esas, 2018/6469 Karar sayılı ilamıyla "Dava konusu taşınmazların bulunduğu ... köyünde kadastro çalışmaları yapıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26. maddesinde, kadastro mahkemesinin görevinin, her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği gün başlayacağının açıklandığı, 27. maddesinde de yerel hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o mal hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevinin sona ereceğinin belirtildiği, bu nedenle Mahkemece tutanak düzenlenen bölümler belirlenerek bu bölümler hakkında görevsizlik kararı verilmesi şayet tutanak düzenlenmeyen kısım varsa bu kısım hakkında ise Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olacağı değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; (E) harfi ile gösterilen temyize konu taşınmaz yönünden dava dosyadan tefrik edilmiş, kadastro tespit tutanağı düzenlendiği gerekçesi ile dosya Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen karar ile hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi ... köyü 1 02... parsel sayılı taşınmazın baraj suları altında kaldığından tespit dışı bırakılmasına, taşınmazın dava ve tespit günü itibarıyla mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacı vekili, davalılar ... vekili, Hazine vekili ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 21.10.2024 tarihli ve 2022/5713 Esas, 2024/6116 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman niteliğinde olup olmadığı, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre, yerinde olmayan ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan davacı ... vekilinin karar düzeltme itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Davalı Hazine vekilinin karar düzeltme itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar davanın kabulüne karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastro çalışmalarının yapılmadığı bildirilmiş olmasına rağmen, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının tespiti için eski tarihli belgeler üzerinde inceleme yaptırılmamış, bilirkişiler tarafından tanzim edilen raporda 19 78... tarihli hava fotoğraflarının incelenmesinde soyut olarak taşınmazın kullanıldığının bildirilmesine, üzerindeki zirai faaliyete, dikilen ağaç ya da bitkilere ilişkin net bir açıklamaya yer verilmemesine rağmen davacı kişi lehine zilyetlik şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği usulüne uygun araştırılmamış, tüm bunların yanı sıra hükme esas alınan bilirkişi raporlarında taşınmazın doğu kısmından dere geçtiği belirtilmesine rağmen taşınmazın dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, dere yatağının etkisi altında olup olmadığı hususlarında jeolog bilirkişisine inceleme yaptırılmadığı, bunun yanı sıra komşu parsellere ilişkin benzer nitelikte dava açılıp açılmadığı, açılmış ise akıbetleri de araştırılmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yörede yapılıp kesinleşen arazi kadastrosuna ilişkin dava konusu taşınmazı komşu kadastral parsellerle birlikte gösterir geniş orjinal pafta örneği ile yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile (geoportal uygulamasından da kontrol edilerek) aktarılan dava tarihinden 15 - 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirilerek dosya arasına konulmalı; (özellikle 1 02... , 3, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15 parsel, 1 23... parsel, 1 03... , 2, 5, 23... parsel sayılı taşınmazlar ile ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/283 Esas, 2021/325 Karar sayılı dosyasına konu taşınmaz) bu şekilde dosyanın ikmal edilmesinden sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir jeolog bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, dosya arasına getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, dava konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapılıp yapılmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişiden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, jeolog bilirkişisinden, dava konusu taşınmazın sınırında dere bulunduğu gözönünde bulundurularak, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini, dere yatağı niteliğinde olup olmadığını, evveliyatının çay veya dere yatağı niteliğinde olup olmadığını, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığını, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığını, aktif dere yatağında kalmıyor ise derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığını açıklayan bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar ve komşu taşınmazlara ilişkin dava dosyaları birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Tüm bu nedenlerle, hükmün bozulması gerekirken onandığı bu defa yapılan incelemede anlaşıldığından yukarıda açıklanan nedenlerle onama kararı kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davacı ... vekilinin karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 21.10.2024 tarihli ve 2022/5713 Esas, 2024/6116 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.