Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2963 E. 2026/1886 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2963
- Karar No
- 2026/1886
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3367 E., 2025/245 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/674 E., 2022/373 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 123 39... parsel (eski 9 87... parsel) sayılı taşınmaza yönelik olarak vaat borçluları ... ... ve ... ile vaat alacaklısı dava dışı ... A.Ş. arasında .... Noterliğinin 10.11.1991 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin yapıldığını, adı geçen şirketin satış vaadi sözleşmesini tapuya şerh ettirdiğini, sözleşmeden aldıkları yetkiyle dava konusu arsayı özel parselasyon ile bölerek müvekkillerine harici sözleşme ile sattıklarını, müvekkillerinin kendilerine ait taşınmazlarda yıllardır oturduklarını ve arsa sahiplerinin sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek öncelikle harici satışa dayalı tapu iptali ile tescil, aksi hâlde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesine göre tapu iptali ile tescil, mümkün olmadığı takdirde harici satım sözleşmesindeki tarihe göre sebepsiz zenginleşen davalılardan denkleştirici adalet ilkesine göre uygun bir tazminatın tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin dava konusu taşınmazı önceki malik ...'den 25.12.2015 tarihinde satın aldığını, müvekkilinin 23.12.2015 tarihinde öncelikle 2.000,00 TL tutarında kapora bıraktığını, geri kalan 186.000,00 TL'yi de 25.12.2015 tarihinde ödediğini, davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, zira davacı tarafın dayandığı satış sözleşmesinin tapuya şerh edilmediğini, ayrıca davacıların taşınmazı 23-24 yıldır kullandıklarına ilişkin iddialarının da gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin taşınmazı yatırım yapmak amacıyla satın aldığını, 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesine dayanılmasının da mümkün olamayacağını, zira müvekkilinin mezkur taşınmazı satın aldığından beri bu taşınmazın tüm vergilerini ödemekte olduğunu ve müvekkilinin iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın 10 yıl içinde açılması gerekirken 20 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra açıldığını, hak düşürücü süre içinde herhangi bir başvuruda bulunulmadığını, zamanaşımının dolduğunu ve dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların gerçek dışı olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. 3. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığını, zamanaşımının dolduğunu, şirketin taşınmazların hiçbir zaman zilyedi olmadığını ve davacıların aktif dava ehliyetinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 4. Davalılardan ... ve ... cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuşlardır. 5. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin davaya konu hisseyi 20.04.2016 tarihinde satın aldığını, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu ve sözleşmenin müvekkili açısından bağlayıcı olamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir. 6. Dâhili davalılar ..., ... ve ... cevap dilekçesinde; zamanaşımının dolduğunu, davacıların adi yazılı belgeye dayanarak tapuda kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile tescilini istemelerinin mümkün olmadığını, davacı tarafın sebepsiz zenginleşmeye yönelik iddialarını kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli ve 2016/674 Esas, 2022/373 Karar sayılı kararıyla "...davacılar ile dava dışı şirketin tarafı olduğu harici taşınmaz satış sözleşmesinin geçersiz olduğu, bu nedenle davacı tarafın tapu iptali ve tescil talep edemeyeceği, sözleşmeye konu taşınmaz için ödenen bedelin dava tarihine kadar olan süre için denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncel değerinin yalnızca sözleşmenin tarafı olan dava dışı şirketten talep edilebileceği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk 18.02.2025 tarihli ve 2022/3367 Esas, 2025/245 Karar sayılı kararıyla "...başka bir yargılama dosyasında taşınmaz satış vaadi şerhinin kaldırıldığı, dava dışı şirketin satış vaadi sözleşmesi kapsamında arsa sahiplerine bedel ödemediğinden şahsi hakkının kalmadığı, dava dışı şirket ile davacılar arasında noterde düzenlenmiş geçerli bir satış vaadi sözleşmesinin bulunmadığı, davacı tarafça TMK’nın 713. maddesine dayalı tescil talebinde bulunulduğu, ancak anılan maddede öngörülen şartların somut olayda gerçekleşmediği, davacıların istinaf aşamasında TMK’nın 724. maddesine dayandığı, ancak ilk derece yargılamasında bu yönde bir talebin ileri sürülmediği, HMK’nın 357. maddesi uyarınca istinaf aşamasında yeni iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, davacıların harici alıma dayalı olarak davalılara ödedikleri bir bedelin bulunmadığı, muhtesatın yapıldığı anda davalıların zenginleştiğinin ve davacıların fakirleştiğinin kabul edilemeyeceği, zira muhtesatların davacılar tarafından kullanılmaya devam edildiği, bu durumda sebepsiz zenginleşme şartlarının oluşmadığı..." gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. Ödemelerin yapıldığını, 2. Müvekkillerinin parsel üzerine yapılan ev ve iş yerlerini uzun süredir kullandıklarını, 3. Şirketin, satış vaadi sözleşmesi gereği alacağını müvekkillerine devrettiğini, 4. Yapı değerinin açıkça arazi değerinden fazla olduğunu, 5. İncelemenin eksik yapıldığını, 6. Kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, harici sözleşmeye dayalı tapu iptali ve tecsil, aksi hâlde 4721 sayılı Kanun’un 713. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından verilen temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.