Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/1978 E. 2026/1743 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1978
- Karar No
- 2026/1743
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/71 E., 2015/218 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı dava dilekçesinde; ... ilçesi, ... Mahallesi, 43... parsel sayılı taşınmazına bitişik 43... parsel sayılı taşınmazın davalı ...'e ait olup, davalının 10 No.lu parselin içerisine yaptığı üç katlı binanın güney tarafında bulunan duvarının kendisine ait 11 No.lu perselin içerisinde kalmakta olduğunu ve taşınmazına 30 m² kadar tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek davalının vaki müdahalesinin men'i ile yapılan duvarın kâl'ine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 43... parsel sayılı taşınmazı ...'dan satın aldığını, ...'ın da ...'dan satın aldığını, taşınmazda herhangi bir değişiklik yapmadığını belirterek asıl davanın reddini savunmuş, birleştirilen davada da ... Sulh Hukuk Mahkemesince hazırlattırılan 11.10.2011 tarihli fen bilirkişisi ...'ın raporuna göre komşu 11 No.lu parsele taşkın yapı olarak belirtilen 14.50 m²'lik kısmının tapu kaydının iptali ile Medeni Kanunun 724 vd. maddelerine göre uygun bir tazminat karşılığında müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz ve çevresinin imarlı olup; ... Mahallesi 43 adanın tamamında parseller üzerindeki yapıların diğer parsellere tecavüzlü olduğunu, söz konusu tecavüzün giderilmesi için imar planı tadilatı yapılması gerektiğini, müvekkiline ait taşınmaz üzerindeki yapının 1970'li yıllarda imarlı olarak yapıldığını, kadastro tespit tutanaklarında da tecavüzlü olduğu iddia edilen yapının varlığının tutanak altına alındığını, tecavüze konu olduğu iddia edilen taşınmaz değeri ile kâl'i talep edilen yapının değeri arasında 8 kat fark bulunduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkeme 07.11.2012 tarihli kararında; dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Mahallesi, 43... parsel sayılı taşınmazın tapulu olduğunu, satış yoluyla davalı adına tescil edildiğini, tapulu taşınmazlarda iyi niyet iddiasının kabulünün olanaklı olmadığı gibi taraflar arasında mülkiyetin devrini amaçlayan bir sözleşme de bulunmadığını, dava konusu taşınmazın ifraza elverişli olmadığı gibi önceki tapu malikinin iyi niyet savunmasının tapuyu devralan davalı ve birleştirilen davada davacı tarafından ileri sürülemeyeceğini sübjektif iyi niyet koşulunun varlığından söz edilemeyeceği için asıl davanın kabulüne, birleştirilen davada TMK madde 724 kapsamında aranan koşullar gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince; "... Şube Müdürlüğüne ..." başlıklı 01.09.1997 tarihli "İlçemiz ... Mahallesindeki arsamın 30... 'lik bölümüne ...'nun arsasının tecavüz ettiği belirtilmekte olup, tecavüz edilen kısım üzerinde herhangi bir talepte bulunmayacağım" şeklindeki davacı ... tarafından imzalanan muvafakatnameye göre birleştirilen davada iyiniyet unsuru gerçekleştiğinden Mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi rapor ve krokisi eklenerek, davacının 11 sayılı parselinden ifraz ile krokide A ile gösterilen ve kırmızı renkle taralı bölümün encümen kararı alınmak suretiyle asıl davada davalı-birleştirilen davada davacıya ait 10 sayılı parsel ile tevhidinin (ilavesinin) mümkün olup olmadığı belediyeden sorularak araştırılmalı ve alınacak cevaba göre TMK'nın 725. maddesi gereğince bir karar verilmesi gerektiğinden karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; birleştirilen davada davacı yönünden TMK'nın 724. maddesinin uygulanma şartları oluştuğundan asıl davada davacının davasının kısmen kabulüne karar verilerek, asıl davada davalının fen bilirkişisinin 23.08.2012 tarihli raporunda B ve C harfi ile gösterilen kısımlarda davalının duvar çekmek sureti ile yapmış olduğu müdahalenin men'ine ve kâl'ine, birleştirilen dava açısından ise fen bilirkişisinin 23.08.2012 tarihli raporunda A harfi ile gösterilen 14,50 m²'lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı ...'e ait ... Mahallesi, 43... parsel sayılı taşınmaza eklenmek sureti ile kayıt ve tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; yerel Mahkemenin gerekçeli karara dayanak gösterdiği bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, bilirkişi tarafından hesaplama yapılırken müvekkile kalan arsanın değerindeki azalma konusunda hesaplama yapılmadığını belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada men'i müdahale, kâl, birleştirilen davada 4721 sayılı Kanunun 724. maddesi uyarınca temliken tescil istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı Kanunun 440/1 hükmü gereğince Yargıtay Daire ilâmının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.