Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2243 E. 2026/3275 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2243
Karar No
2026/3275
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/237 E., 2026/316 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Alaca Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/249 E., 2025/249 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı karşı davada davalı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA VE KARŞI DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1 72... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, müvekkilinin kardeşi ...’ın 1997 yılında kendisine düşen 1 72... parseli davalıya sattığını, taşınmazların yeni ada ve parsel numarası alırken müvekkilinin arsasının 230 m² civarında küçüldüğünü ve davalının sınırlarında kaldığını, davalının parseli içinde kalan 226,86 m²'de müvekkilimin evinin eklentisi olan tandır (kadastro tutanağında A ile belirtilen), ev (kadastro tutanağında B ile belirtilen) ve bahçe (kadastro tutanağında C ile belirtilen) olduğunu, yapıların müvekkili tarafından iyiniyetle yapılan bina ve eklentiler olduğunu, arsa üzerindeki yapının değerinin açıkça arsa değerinden fazla olduğunu, TMK 725. madde kapsamında söz konusu arsanın uygun bir bedel karşılığında müvekkili adına tescilini ikinci kademede tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2. Davalı karşı davacı vekili dava dilekçesinde; 1 72... parsel sayılı taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, davacının ise komşu taşınmaz olan 1 72... parselin sahibi olduğunu, davacının müvekkile ait taşınmazı işgal edip; tandır, ahır ve benzeri yapılar yapmak suretiyle müvekkilin taşınmazına tecavüz ettiğini, davacı tarafın müdahalesinin herhangi bir hukuki dayanağı bulunmadığını, davalının dava konusu gayrimenkule yaptığı müdahalenin meni ve arsa üzerindeki taşkın kısmın yıkılmasını talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı karşı- davacı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1 72... parsel sayılı taşınmazı 13/10/1997 yılında satın aldığını, taşınmazı satın alması sonrası da buraya ikamet amacıyla taşındığını, müvekkilinin taşınmasından sonra davacı sınır olan yere yapı yaparak, tel örgü yaparak müvekkilin taşınmazının geçit hakkını engellediğini, müvekkilin de taşınmazı lehine geçit hakkı tesisi için dava açtığını, müvekkilin taşınmazı lehine, davacının taşınmazı aleyhine 136,38 m²'lik kısmında geçit hakkı tesis edildiğini, o zaman yapılan ölçümlerde de sınırın birebir aynı olduğunun göründüğünü, sayısallaştırma işlemi ile sınırların değişmesi mümkün olmadığını, davacı tarafın tecavüzlü alanda yapılan yapıları 1990 yılında yaptığını, sonrasında sınırların değiştiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davaya konu taşınmazın bulunduğu ... Köyünde kadastro çalışmalarının 1980 yılında tamamlanmış olduğunu, çaplı taşınmazda iyiniyet iddiasının dinlenmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı karşı davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan dava da hukuki yarar olmadığını, taraflarınca açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkilinin gereken iyiniyeti ve özeni göstermiş olduğundan söz konusu yapıların değerinin açıkça arsadan fazla olması ve yıkılmasının daha büyük zarara neden olacağını belirterek karşı davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; asıl davada davacının iyiniyetli olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile, davacı- karşı davalı ... 'ın 1 72... parsel sayılı taşınmazında bulunan ve davalı karşı davacı ...'e ait 1 72... parsel sayılı taşınmaza tecavüzlü olan, bahçe, tandırlık, ahır-samanlık ve kerpiç yapı niteliğindeki yapıların fen bilirkişisi ...'nun 18.02.2025 tarihli bilirkişi raporunun ekindeki krokide A, B, C ve D harfi ile gösterilen toplamda 222,76 m²'lik kısmına vaki müdahalesinin menine, davacı-karşı davalı ... 'ın 1 72... parsel sayılı taşınmazında bulunan ve davalı karşı davacı ...'e ait 1 72... parsel sayılı taşınmaza tecavüzlü olan, bahçe, tandırlık, ahır-samanlık ve kerpiç yapı niteliğindeki yapıların fen bilirkişisi ...'nun 18.02.2025 tarihli bilirkişi raporunun ekindeki krokide A, B, C ve D harfi ile gösterilen toplamda 222,76 m²'lik taşkın kısmının yıkılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı- karşı davalı vekili; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu evin davalının yeri satın aldığında olduğunu, davalının dava konusu taşınmazı satın aldığında araya duvar çektiğini, müvekkilinin de tamamen iyi niyetli olarak duvarın kendi kısmında kalan yerde tandır yaptığını, müvekkilinin iyiniyetli olmadığının düşünülemeyeceğini, müvekkili ile kardeşleri arasında paylaşım ev yapıldıktan sonra babaları tarafından yapıldığını, daha sonra satın alan davalının da bu yapıları bilerek satın aldığını, uzun süre bu şekilde kullandığını, hatta taşınmazda kanal ve çukur olarak belirtilen kısma davalı duvar çekerek kendi sınırlarını belirlediğini, bu durumda iyiniyetli yapı sahibine muhik bir tazminatın verilmesi yada irtifak tesisi gerektiğini, mahkeme tarafından müvekkilin iyiniyetli olmadığının delillendirilmediğini, kötüniyetli olan davalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava; tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat, karşı dava; el atmanın önlenmesi, yıkım istemlerine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/2243, K. 2026/3275, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-2243-e-2026-3275-k-651a59615d91