Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/1199 E. 2026/2764 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1199
- Karar No
- 2026/2764
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/424 E., 2016/121 K.
Karşı davada davacılar-asıl davada dâhili davalılar ... vd. vekili tarafından hüküm kesinleştikten sonra, hükmün tavzihen düzeltilmesi talep edilmiştir. Mahkemece 17.11.2025 tarihli ek karar ile tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. Ek karar karşı davada davacılar-asıl davada dâhili davalılar ... vd. vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların malik olduğu komşu taşınmazda bulunan yapının müvekkillerine ait taşınmaza tecavüz ettiğini, bu durumun müvekkillere ait taşınmazın bütünlüğünü bozduğunu ve müvekkilllerinin mülkiyet hakkını kısıtladığını, tecavüzün ortadan kaldırılması için eldeki davanın açılmasının zorunlu hâle geldiğini ileri sürerek, davalıların taşkın yapısı yönünden müdahalenin önlenmesine, taşkın kısımlarının kâl'ine, geriye doğru beş yıllık süre için haksız işgal tazminatı olarak şimdilik 8.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmeştir. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 1/2 payını Fatsa İcra Müdürlüğünün 2002 yılında yaptığı icra satışına yönelik ihaleden satın aldığını, binanın taşkın olmadığını, imar planı ve inşaat ruhsatına uygun şekilde inşaatın yapıldığını, inşaat bittikten sonra 25.09.1998 yılında yapı kullanma izin belgesinin alındığını, taşınmazın tecavüzlü taşınmaz durumuna gelmesine davalıların sebep olmadığını, Fatsa Belediyesinin imar uygulaması sonucu sınırların değiştiğini, Belediyenin de davaya dâhil edilmesi gerektiğini belirtereki davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu parsellerin bulunduğu yerde Fatsa Belediyesi tarafından 1995 yılında imar uygulaması yapıldığını, bu uygulama sonucunda oluşan parsele yine Fatsa Belediyesince verilen imar durumu ve inşaat ruhsatına istinaden mevcut taşınmazların inşa edilerek yapı kulanma izin belgesinin alındığını, mevcut durumunun Fatsa Belediyesi tarafından yapılan yeni imar uygulaması sonucu oluştuğunu, taşınmazın davacı taşınmazına tecavüz eder hâle gelmesinde müvekkilinin bir kusuru ya da müdahalesinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuş; müvekkile ait taşınmazın yapı bütünlüğü de dikkate alındığında tecavüzlü kısmın değerinin yapının tamamının değerinden daha az olduğunu, tecavüzün oluşmasında müvekkilinin kötü niyetinden bahsedilemeyeceğini, makul bir bedel karşılığında taşkın hâle gelen kısmın tapusunun iptali ile davalı müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. II. MAHKEME KARARI 1. Mahkemenin 22.03.2016 tarihli ve 2015/424 Esas, 2016/121 Karar sayılı kararı ile "...davalılara ait taşkın yapının bulunduğu 1 31... (63) parsel sayılı taşınmazın tedavüllü tapu kayıtlarının dosya arasına alındığı, bu kayıtların incelenmesi sonucu imar uygulamasının iptali ile geriye dönüş işlemine ilişkin karara istinaden yeni durumun tapuya 2003 yılında tescilinin yapıldığının anlaşıldığı, dahili davalıların murisi ...'nın imar uygulaması ile 1997 yılında yapı ruhsatı aldığı, 2002 yılında inşaatı tamamladıkları ve fen bilirkişisinin 13.12.20 13... .06.2014 havale tarihli raporu ile eki olan krokilere göre imar uygulamasının iptal edilmeden önceki hali ile 1 31... (imar ile 63) parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın dava konusu parsele tecavüzü bulunmadığı, imar uygulamasnın iptali ile tecavüzlü hale geldiği, bu haliyle İdare Mahkemesinin 2001 ylındaki kararı ile imar uygulmasanın iptal edildiği ve geriye dönüş işleminin 2003 yılında tapuya tescilinin yapılmış olması karşısında davalıların kendilerinin taraf olmadığı davadan haberdar olmalarının kendilerinden beklenemeyeceği, kadastral parsele geri dönüş işlemi belediyece taraflara tebliğ edilmemekle ancak geriye dönüş işleminin tapuya tescil edildiği tarih olan 2003 senesinde işlemden haberdar olabilecekleri, bu haliyle dahili davalıların murisi ... 'nın imar uygulaması ile kendilerine ait taşınmaz sınırları içiresinde kalan kısıma iptal kararından önceki 2002 yılında binasının inşaatını tamamladığı ve binanın yapımında iyi niyetli olduğu..." gerekçesiyle; "...1-Davacının men-i müdahale ve kal davasının reddine, 2-Davalılar ... , ... , ... , ..., ... 'nın TMK'nın 725. maddesi uyarınca ve taşkın inşaat sebebi ile temliken tescil talebinin kabulü ile 13.12.2013 havale tarihli teknik bilirkişilerin sunmuş oldukları rapora ekli krokide Ordu ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1 31... parsele taşkın B harfi ile yeşile taralı olarak gösterilen 44. 33... lik alanın davalılar ... , ... , ... , ..., ... adına temliken tesciline, 3-İİK'nın 28. maddesi gereğince...bilirkişi kurulunun 13.12.2013 tarihli raporu, ile krokisinin bir örneği de eklenmek üzere gerekçeli kararın infazının gereği için ilgili tapu müdürlüğüne gönderilmesine..." karar verilmiş, bu karar Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 17.09.2020 tarihli ve 2016/15461 Esas, 2020/5140 Karar sayılı ilâmı ile onanarak 04.02.2021 tarihinde kesinleşmiştir. 2. Hükmün kesinleşmesinden sonra, karşı davada davacılar - asıl davada dâhili davalılar ... vd. vekili 11.11.2025 tarihli dilekçesiyle; hükmün infazı için tapu müdürlüğüne başvurulmasına karşın hükmün infaza elverişli olmadığının tapu müdürlüğünce kendilerine bildirildiğini, hükmün infaz edilmediğini belirterek, hükmün tavzihen düzeltilmesini talep etmiştir. III. TAVZİH KARARI Mahkemenin 17.11.2025 tarihli ek kararıyla "...HMK'nın 305/2. maddesi gereği hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği, ayrıca Mahkeme kararının Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin temyiz incelenmesinden geçerek kesinleştiğinin anlaşıldığı...." gerekçesiyle "...karşı davada davacılar- asıl davada dahili davalılar vekilinin tavzih talebinin reddine..." karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davada dâhili davalılar-karşı davada davacılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Mahkemece verilen ve kesinleşen hükmün infazı aşamasında, tapu müdürlüğü tarafından hükmün "açık ve net olmadığı" gerekçesiyle infaz işleminin reddedildiğini, 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 305/1. madde hükmü karşısında tavzih şartlarının oluştuğunu, 3. Tapu müdürlüğünün ret kararında, hükmün icrasında tereddüt oluştuğunun, tapu memuru tarafından tescilin hangi oranlarda (eşit mi yoksa veraset ilâmına göre mi?) yapacağı hususu ile teknik olarak ifraz işlemini nasıl gerçekleştireceğinin hükümden anlaşılmadığının belirtildiğini, 4. Mahkeme kararlarının infaz edilebilir olmasının kamu düzeninin gereği olduğunu ileri sürerek ek kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Talep, kesinleşen hükmün tavzihen düzeltilmesi istemine ilişkindir. 1. Hükmün tavzihi 6100 sayılı Kanun'un 305. maddesinde; “(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2)Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” şeklinde düzenlemiştir. Hâkim karar verdikten sonra kanun yollarına başvurulup bozulmadığı sürece kendiliğinden kararını değiştiremez. Ancak bazı hâllerde hüküm açık olmayabilir, hükmün uygulanması aşamasında tereddütler ortaya çıkabilir ya da birbirine aykırı fıkralar içerebilir. İşte Kanun, açık olmayan, uygulama aşamasında tereddüt yaratan ya da çelişkili olan hükmün açıklanması, tereddüt ve çelişkilerin giderilmesi için "hükümlerin tavzihi" müessesini düzenlemiştir. Kesin hüküm ilkesi, mahkemenin verdiği karara geri dönüp değiştirmesine engeldir. Fakat, bir hükmün anlamının açık olmaması ya da çelişkili hüküm sonuçları içermesi nedeniyle hükmün gerçek anlamının saptanmasında güçlük çekildiği takdirde, tarafların hükmü veren mahkemeye başvurarak hükmün açıklığa kavuşturulmasını isteyebilecekleri genellikle kabul edilmektedir. Böylece, mahkeme verdiği hükmün gerçek anlamını ortaya koymaktan başka bir şey yapmayacağından, bundan kesin hükmün zarar görmesi söz konusu olmayacaktır. Genel ilkelerden çıkarılması mümkün olan bu tavzih olanağını 6100 sayılı Kanun açık bir biçimde düzenlemiştir. 6100 sayılı Kanun'un 305/1 maddesine göre, hüküm yeterince açık değilse ya da icrasında kuşku uyandırıyor veya birbirine aykırı hüküm sonuçları içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını ya da duraksama veya aykırılığın giderilmesini isteyebilir (Postacıoğlu, İlhan E./Altay, Sümer: Medenî Usûl Hukuku Dersleri, İstanbul 2020, s.784). Açıklandığı üzere; hükümlerin tavzihi, hükmün müphem olması veya birbirine aykırı (çelişik) fıkralar ihtiva etmesi halinde, hükmün gerçek anlamının meydana çıkarılması için başvurulan bir yoldur. Yargılamanın iadesine karar verilmedikçe veya hüküm temyiz edilip bozulmadıkça, verilen hükmün değiştirilmesi mümkün değildir. Hükümlerin tavzihi de bunun bir istisnası olarak kabul edilemez. Tavzih, kural olarak sadece hüküm fıkrası hakkında olur. Hükmün gerekçesinin açıklanması bakımından tavzih yoluna gidilemez. Ancak, hüküm fıkrası ile gerekçe arasında bir çelişki varsa, bu çelişkinin giderilmesi için tavzih yoluna başvurulabilir (YHGK.’nin 14.6.1967 tarihli ve 1967/9–462 Esas, 300 Karar sayılı ilamı). Hâkim, tavzih yolu ile hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip bunu kararına ekleyemeyeceği gibi, hüküm verirken unuttuğu vekâlet ücreti veya faiz hakkında tavzih yolu ile bir karar verip bunu hükmüne dâhil edemez. Aynı şekilde kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki de tavzih yolu ile giderilemez. Bütün bu anlatımlardan çıkan netice; tavzih yolu ile kesinleşmiş olan hüküm sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez (... Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, cilt 5, Altıncı Baskı şehir 20 01... , s. 5270 vd.). Somut olayda; karşı davada davacılar-asıl davada dâhili davalılar ... vd. vekili tarafından temliken tescil talebinin kabulüne dair hükmün infazında tereddüt oluşması nedeniyle tavzihinin talep edilmesi üzerine, Mahkemece hükmün Yargıtayın onama kararı ile kesinleştiği gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. Ne var ki; verilen karar 6100 sayılı Kanun'un 305. maddesine aykırıdır. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde dâhili davalıların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 725. maddesi gereği temliken tescil talebinin kabulüne dair hüküm kurulmuş ve Mahkeme kararı onanarak kesinleşmiş ise de; hükmün bu hâliyle infazı olanaklı değildir. Öte yandan güncel tapu kayıtları incelendiğinde, davacı ve davalılara ait tapu kayıtlarının kararın kesinleşme tarihi olan 04.02.2021 tarihinden sonra pasife alındığı, 03.11.2022 tarihli cins ve yüz ölçümü değişikliği işlemiyle parsel numaralarının değiştiği anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılamada, bilirkişi raporunun eki olan krokide B harfi ile gösterilen 44,33 m² alanın bu taşınmazdan ifrazının mümkün olduğu yetkili makam olan Fatsa Belediyesinin 18.12.2015 tarihli yazısında belirtilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu, yetkili makamın onay cevap yazısının dosya kapsamı ile uyumlu hususların, hükme uygun şekilde yansıtılmamasından dolayı Mahkeme kararının infaz edilememesi karşısında, Mahkemece güncel tapu kayıtları ve Fatsa Belediyesinin ifraza yönelik cevap yazısı da esas alınmak suretiyle kararının infazının kabil olması için gerekli tavzihin yapılması gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hâl böyle olunca; Mahkemece, tavzih talebinin taraflara tanınan hakları ve yüklenen borçları değiştirici nitelikte olmadığı, yapılacak tavzih yoluyla hükmün açıklanmış olacağı ve icrasında oluşacak tereddütün giderileceği gözetilerek, tavzih talebinin kabulü ile gerekli eksikliklerin giderilebilmesi için, duruşma açılmak suretiyle karar verilmesi; tereddüt hasıl olduğu takdirde öncelikle aynı bilirkişiden ek rapor alınması, mümkün olmaması hâlinde yeni bir fen bilirkişisi ile mahallinde yeniden keşif yapılarak taşınmazın koordinatlarının belirlenmesi, tescile esas denetime elverişli kroki alınarak hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile tavzih talebinin reddine kararı verilmesi nedeniyle ek kararın bozulması gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan 17.11.2025 tarihli tavzih ek kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.