Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4224 E. 2026/2118 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4224
- Karar No
- 2026/2118
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3474 E., 2024/1581 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/30 E., 2022/156 K..
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 1985 yılında yapılan tapulama çalışmaları sonucunda, dava konusu yerlerin tapulama harici çalılık olduğu belirtilerek tescil harici bırakıldığı, yörede 13.03.2017 tarihinde ilan edilen 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1. maddesi gereğince yapılan orman kadastrosu çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazların ... Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı anlaşılmıştır. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/3 Esas sayılı dosyasında (eski 2014/620 Esas) kadastro sırasında tescil harici bırakılan dava konusu taşınmazlara yönelik açtıkları tescil davasının derdest olduğunu, yargılama sırasında yörede yapılan ve 13.03.2017 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu çalışmalarında taşınmazların orman olarak tespit edildiğini, ancak taşınmazların tarla vasfında ve 20 yılı aşkın süredir müvekkilinin zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek, tespitin iptaliyle taşınmazların orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen ... Kadastro Mahkemesi 2022/44 Esas sayılı dosyada davacı ... ve asli müdahil ... ve arkadaşlarının, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/620 esas sayılı(kaldırma kararı sonrası 2017/3 Esas) dosyasında ... ilçesi ... Mahallesi sınırlarında bulunan ve dava dilekçesine ekli krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen taşınmazların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi gereğince zilyetlikten adlarına tescilini talep ettikleri, yargılama sırasında tescili istenen taşınmazların bulunduğu yörede 6831 sayılı Kanun'a göre orman kadastrosu çalışmalarının yapılması ve taşınmazların orman sınırları içerisinde gösterilmesi nedeniyle davanın aynı zamanda orman kadastrosuna itiraz davasına dönüştüğü gerekçesiyle ... Asliye Hukuk Mahkemesince tefrik ve görevsizlik kararı verilerek dosyanın Kadastro Mahkemesine gönderildiği ve dosyanın eldeki dava dosyası ile birleştirilerek yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır. II. CEVAP Davalılar ... ve Hazine vekilleri cevap dilekçelerinde, dava konusu taşınmazların orman niteliğinde bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dava konusunun bulunduğu bölgede yapılan arazi kadastrosu çalışmalarında, taşınmazların tespit harici çalılık alanda kaldığı tespit edilmiştir. Dava konusu taşınmazlar hakkında 3116, 1744, 2896 sayılı Kanunlar uyarınca kadastro çalışmasının yapılmadığı anlaşılmaktadır. Taşınmaz hakkında 6831 sayılı yasanın 1.maddesi uyarınca yapılan ve davamıza konu kadastro çalışmasında taşınmazın kesinleşmemiş orman vasfında olduğu belirtilmiş ise de; dava konusu taşınmazın eski tarihli hava fotoğraflarında, ekili - otsu bitkilerle kaplı olduğu; eski tarihli memleket haritalarında, üzerinde orman bitki örtüsü bulunmayan alanda kaldığı; Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan ve alınan rapordan da taşınmazların tapulama tespitinin yapıldığı 1984 yılında çalılık vasfında olduğundan tapulama harici bırakıldığı, 1970 tarihli hava fotoğraflarının bu tespiti teyit ettiği, 1993 yılı hava fotoğrafı ve 1997 yılı basımı memleket haritasına göre çalılık vasfının kalmadığı, bitki örtüsünün temizlenerek tarla haline dönüştürüldüğü, dava ve keşif tarihi itibariyle tarla olarak kullanıldığı, A bölümünün ekili, B bölümünün sürülü fakat boş olduğunun saptandığı, öncesinde tahsisli mera olduğunu gösterir belgeye rastlanmadığı, bir kamu hizmetine tahsis olunduğuna dair bir belgeye rastlanmadığı, öncesi itibariyle 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre üzerinde ağaç ve ağaççık toplulukları olmadığı, Orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda kesinleşmiş tahdit haritasının bulunmaması, taşınmaz hakkındaki ilk orman kadastro çalışmasının itiraza konu kadastro çalışması oluşu, taşınmazın eski tarihli belgelerde orman olmayan alanda kaldığının anlaşılması, taşınmazların hava ve uydu fotoğraflarında orman vasfı taşımayan ve fiili olarak tarımsal üretim yapılan alan oldukları, güncel durumu itibariyle taşınmazın orman vasfı göstermemesi de dikkate alınarak; dava konusunun 6831 sayılı yasa kapsamında orman sayılan yerlerden olmadığı ve orman alanı dışarısında bulunduğu..." gerekçesiyle davacı ve asli müdahillerin davasının kabulüne, 11.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda, (A) rumuzu ile gösterilen 28.770,97 metrekarelik kısım ve (B) rumuzu ile gösterilen 6.546,67 metrekarelik kısım hakkında, 6831 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro tespitinin iptal edilerek, bu alanların orman sınırı dışına çıkarılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... vekili ve Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Mahkemece yapılan iki farklı keşif sonucu dosyaya sunulan bilirkişi heyeti raporlarından, dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanuna göre orman niteliğinde bulunmamaları, 1942 yılından bugüne kadarki tüm hava fotoğraflarında taşınmazların orman olarak gösterilmemesi, kadastro tespitinde çalılık olarak tespit dışı bırakılmaları, evveliyatı orman olmayan taşınmazların sadece eğimleri dikkate alınarak orman olarak nitelendirilmelerinin mümkün olmaması..." gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik olduğunu, usul ve kanuna aykırı düzenlendiğini, düzeltme çalışmalarıyla fiilen orman olan taşınmazların orman içine alınabileceğini ancak orman sınırları dışına çıkarılamayacağını, bu nedenle parselin tamamının orman sınırları içerisinde olduğuna dair ibarenin kaldırılmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarında orman kadastrosunda kesinleşen aplikasyon ve ikinci maddeye göre ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un 11/10 fıkrasına göre belirlenen orman kadastro paftalarının aynı ölçekte çakıştırılmadığını, raporun hüküm kurmak için yetersiz olduğunu, evveliyatı orman olan yerlerin 25 10... sayılı Kanunlar gereğince tevziye tabi tutulmasının geçersiz olduğunu, tapu kayıtlarının hüküm ifade etmeyeceğini belirterek, Bölge Adliyesi Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman vasfında olup olmadığı ve orman sınırları dışına çıkarılıp çıkarılamayacağına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin hükme karşı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince iki farklı keşif sonucu dosyaya sunulan bilirkişi heyeti raporlarından, dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanuna göre orman niteliğinde bulunmadıkları ve 1942 yılından bugüne kadarki tüm hava fotoğraflarında taşınmazların orman olarak gösterilmediği gerekçesiyle başvurularının esastan reddine karar verilmiş ise de verilen kararların gerekçeleri, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporları ile uyumlu olmadığı gibi yapılan araştırma ve inceleme de hüküm vermek için yeterli değildir. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 11.12.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda, Harita Genel Müdürlüğünden davaya konu alanları ihtiva eden 1939, 19 42... yılına ait hava fotoğrafları ve 1958 yılına ait memleket haritasının fiziki olarak dosyaya gönderildiği, ancak 19 39... tarihli hava fotoğraflarının (A) ve (B) harfleri ile gösterilen dava konusu yerleri kapsamadığı, 1954 yılı hava fotoğrafının ise çok küçük ölçekli olması ve fotoğraf kalitesinin küçük olması nedeniyle değerlendirilemediği, 1958 yılına ait memleket haritasında davaya konu alanların açık renkli, ağaçlık, çalılık ve orman sayılmayan alanda kaldığının bildirildiği ve yine ... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen tescil davası kapsamında aldırılan 23.05.2016 tarihli Harita Yüksek Mühendisi Savaş Bümen tarafından tanzim edilen ek raporda dosya kapsamında yer alan 1942, 1975, 1990 yılına ait hava fotoğraflarının dava konusu taşınmazları kapsamadığı, 1968 yılına ait hava fotoğrafında (A) ve (B) harfleri ile gösterilen dava konusu taşınmazların koyu renkli bir görüntüye sahip olduğu, tarla görünümünde (açık renkte bir görüntü) olmadığı, ağaç ve ağaç toplulukları görünümünde olmamakla birlikte doğal bitki örtüsü ile kaplı olduğu, tapulama çalışmalarında çalılık olarak nitelendirilmelerini teyit ettiği, 1993 yılına ait hava fotoğrafında ise dava konusu taşınmazların açık renkli bir görünüme sahip olduğu, tarla görünümünde ve sınırlarının net ve belirgin olduğu, çalılık vasfının kalmadığının belirlendiğinin belirtildiği ancak bu tespitlere ilişkin dava konusu taşınmazların, hava fotoğrafları üzerinde çakıştırılmak suretiyle gösterilmediği anlaşılmakla yapılan tespitler denetlenememiştir. Bu durumda, dava konusu alanların en eski belgelerdeki durumunun tam olarak belirlenmeden yetersiz bilirkişi raporuna dayanak karar verilmesi isabetli olmamıştır. Hal böyle olunca; (A) ve (B) harfleri ile gösterilen dava konusu taşınmazların bulunduğu mahalleyi kapsayacak şekilde yeniden 1942 tarihli hava fotoğrafının bulunup bulunmadığının sorulması, bulunması halinde 1942 yılı hava fotoğrafı ile dava konusu yerleri kapsadığı anlaşılan 1954 yılına ait hava fotoğrafı ile en eski tarihli memleket haritası ve amanejman planları yeniden getirtilerek önceki bilirkişi kurulu heyetinden orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmazların çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazların niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı şekilde yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.