Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1162 E. 2026/3386 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1162
- Karar No
- 2026/3386
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1695 E., 2024/1734 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/397 E., 2021/645 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucunda, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 384 parsel sayılı 12,600 m² yüzölçümündeki taşınmaz mera vasfıyla sınırlandırılarak kamu orta malları özel siciline kaydedilmiştir. Yörede 3116 sayılı Orman Kanunu'nun (3116 sayılı Kanun) kapsamında orman tahdit çalışmaları 13.01.1947 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiş, 1979 yılında aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 1744 sayılı Kanunla değişik 2. madde uygulama çalışmaları yapılarak 17.02.1983 tarihinde ilan edilmiş, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde uygulama çalışmaları yapılarak 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. 2012 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4. maddesi uyarınca kullanım kadastrosu çalışmaları yapılmıştır. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 279 33... parsel sınırları içerisindeki takriben 4000 m²lik taşınmazı taksimen ve intikalen 50 yılı aşkın süredir müvekkilinin kullandığını, ayrıca 1.000 m² yeri de müvekkilinin 1995 yılında satın aldığını belirterek, tapu kaydının iptali ile müvekkili tescilini talep etmiş, bilahare davacı vekili 20.09.2019 tarihli keşifteki beyanında; dava konusu taşınmazın ... mah. 384 parsel olduğunu ifade etmiştir. 3. Asli müdahiller ... ve ... müdahale dilekçelerinde; 279 33... parsel sayılı taşınmazın kullanıcılara satılmak üzere başvuruların alındığını, taşınmaz içerisinde kullanım olmayan 5.866,30 m² yüzölçümlü yerin Hazine kayıtlarında eylemli orman olarak görünse de fiiliyatta 1.800 m²si içinde zeytin ve badem fidanları bulunduğunu, belirterek ilgili kısımların adlarına tescilini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalı, taraf davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...taşınmaz 1983 yılında hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmış, söz konusu yerdeki 2/B çalışması 1993 yılında tamamlanmış ve kesinleşmiş olup süre itibarıyla kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğine, 1963 yılına ve bu tarihten 1744 sayılı Kanun'la değişik 6831 sayılı Kanun'un 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı tarihe kadar hiçbir zaman 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı ve dava konusu taşınmazın kuzeyinde çok az bir kısmı OS 2017 ile KS 16-17 sınır hattının kuzeyinde orman alanında kaldığı ormanların kazandırıcı zamanaşımı ile iktisabının mümkün olmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davacı her ne kadar dava dilekçesinde 07.07.1994 tarihinde kesinleşen kadastro sonucu Hazine adına tescil edilen ve fen bilirkişi raporuna göre 1123 parselden gelen 279 33... parsel ile kullanım kadastrosu sonucu gittiği 279 33... parselden bahsederek imar-ihyaya dayalı olarak adına tescil istemiyle eldeki davayı açmışsa da, mahkemece 06.04.2018 tarihinde icra edilen keşifte zeminde davaya konu ettiği yeri gösterdiği ve 02.05.2018 tarihli harita ve orman bilirkişi raporunda davacının davaya konu ettiği yerin 279 33... parselin A16 bölümünün güneyinde 1983 yılında orman dışına çıkarılan PI bloğu içinde yer aldığının bildirildiği ve dava konusu olarak gösterilen alanın krokide işaretlendiği, 38 parselin (A) harfi ile gösterilen bölümün davaya konu olarak gösterilmediği, Mahkemece icra edilen ikinci keşif sonucu düzenlenen 02.12.2019 tarihli fen bilirkişi raporunda davacı dava dilekçesinde 38 parselden bahsetmekteyse de keşifte gösterilen yerin 384 no.lu mer'a parseli olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu keşif neticesi düzenlenen krokinin, ilk keşif neticesi düzenlenen kroki ile çakıştırılması neticesinde; ilk keşifte davacının dava konusu olarak gösterdiği yerin tamamının 384 parsel içinde kaldığı, taşınmazın kuzeyinde 38 parselin A16 bölümüne ilişkin bir talebinin bulunmadığı, ancak ikinci keşifte A16 bölümünü ve A17'nin bir kısmını da davaya konu olarak gösterdiği, 279 33... parselin ifrazı sonucu bu kısımların 279 33... ve 40 parseller olduğu, ancak davacının her bir keşifte dava konusu yeri değiştirip genişletmesinin söz konusu olamayacağı, bu nedenle davacının ilk keşifte gösterdiği bölümün davaya konu olarak kabul edilmesi gerektiği, bu bölümün de 384 parsel içinde kaldığı ve Dairemiz tarafından yapılan yazışmalar sonucu mera niteliğindeki 384 parselin tapulama sonucu 25.03.1970 tarihinde mera kütüğüne tescil edildiği, açıklanan niteliğine göre davanın kadastro öncesi nedenlere yönelik olduğu, davanın açıldığı 16.06.2015 günü itibariyle de 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, bu kapsamda Hazine lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçesiyle davacı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme neticesinde karar verildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; dava konusu taşınmazın zilyetlikle edinebilecek yerlerden olup olmadığı ve kazanım koşullarının davacı lehine oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.