Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/507 E. 2026/3389 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/507
- Karar No
- 2026/3389
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1152 E., 2024/1728 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/10 E., 2024/18 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Tokat ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahrir Kanunu uyarınca yapılan kadastro sırasında, 4 02... parsel sayılı taşınmaz 489 m² yüzölçümü ve arsa vasfıyla Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması sebebiyle Hazine adına tespit edilmiş, tespite yapılan itiraz üzerine Komisyonun 07.06.1974 tarihli kararıyla itirazın reddine karar verilmiş ve davacı ... tarafından Hazine aleyhine Tokat Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava sonucunda İlk Derece Mahkemesince 1974/430 Esas, 1980/657 Karar sayılı kararıyla tapu sicili oluşturulmaksızın davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazın davacı adına tescil edilmesini talep etmiş; yargılama sırasında davaya dahil edilen kök muris ... mirasçıları ... ve arkadaşları dava konusu taşınmazın davacı adına tescil edilmesi talebini içerir dilekçe sunmuşlardır. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz olduğunu, dava konusu edilen yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup özel mülkiyete konu teşkil edemeyecek nitelikte olduğunu, evveliyatı itibarıyla da kamunun kullanımında olup davacının burada hak iddia edebileceği fasılasız bir zilyetliğinin söz konusu olmadığını, davacı tarafın burada işgalci olup fuzuli şagil konumunda olduğunu, ayrıca kadastro tesbitinin üzerinden 10 yıllık sürenin geçmiş olup zamanaşımı itirazlarının bulunmadığını, ileri sürerek, müvekkili İdareye karşı haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddiyle yargılama masrafları ve ücreti vekaletin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Mahalli Hukuk Mahkemelerinden aktarılan davalarda kural olarak Mahkememizin görevi davanın açıldığı tarih itibari ile taraf teşkilini sağlayarak hak sahiplerini belirlemektir. Dosya içerisinde bulunan ve tapu kaydının davalı olarak tescil edilmesine sebep olan dava dosyası incelendiğinde davanın tespit itiraz davası, dava tarihinin 25.07.1974 ve davacısının ise Mahkememiz dosyasında davacı ...'nun babası ... olduğu anlaşılmıştır. Keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin ve tanıkların anlatımlarından dava konusu 4 02... parsel numaralı taşınmazın davacının babası ... tarafından ev ve ahır yapılmak suretiyle vefat tarihi olan 1980 tarihine kadar nizasız ve fasılasız bir şekilde ekonomik amacına uygun olarak kullanıldığı, kendisinin vefatından sonrada çocukları tarafından bir süre kullanımın devam ettiği, ancak taşınmaz eski olduğundan dolayı son zamanlarda aktif olarak çok fazla kullanılmadığı, ... mirasçılarından davacı ...'nun yine kendilerine ait olan komşu taşınmaza ev inşa ettiği ve davalı taşınmazı da ardiye ve kiler olarak kullanmaya devam edildiği, gerek dosya içerisinde ki bilirkişisi raporlarından gerekse de mahalli bilirkişisi ve tanık anlatımlarından tespit yılı olan 1973 yılı ve öncesinde davalı taşınmaz üzerinde aktif kullanımın devam ettiği, tespit tarihi itibari ile davacı murisi ...'nun 20 yılı aşkın bir zamandan beri taşınmazı kullandığının sabit olduğu, zilyetlik ve bayi araştırmalarının yapıldığı, bu hali davacı murisi ... adına 3402 sayılı Kadastro Kanunu 14. ve 17. maddesindeki olumlu şartların mevcut olduğu ve 18/2. maddesi kapsamındaki yerlerden olmadığı, Her ne kadar dava tarihi itibari ile davacı murisi ...'nun hak sahibi olduğu Mahkememizce sabit görülmekte ise de, mahalli bilirkişisi ve tanık anlatımlarından davacı ... dışında taşınmazı kullanan başka kimsenin bulunmadığı, yine ... mirasçıları tarafından verilen muvafakat beyanlarının göz önünde bulundurulması gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, 4 02... parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davacı lehine zilyetlikle edinim koşullarının gerçekleşmediğini, usul ve kanuna aykırı kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde gerçek kişi şahıslar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmüştür. 2. Ancak, davanın kabulüne karar verildiğine göre, doğru sicil oluşturmakla ve infazda tereddüt oluşturmamakla görevli Kadastro Mahkemesince dava konusu taşınmazın kadastro tespiti iptal edilmeksizin, doğrudan davacı adına tescil hükmü kurulması isabetsiz olup hükmün bu nedenle bozulması gerekir. Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370/2. hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 2. satırında yer alan "taşınmazın" kelimesinden sonra gelmek üzere "kadastro tespitinin iptaline," kelimelerinin eklenmesine ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.