Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6853 E. 2026/3230 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6853
Karar No
2026/3230
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/5 E., 2024/12 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Erzurum ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 174 parsel sayılı 794.423,86 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mera vasfıyla sınırlandırılmıştır. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; tapu kaydı, vergi kaydı, ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanıma dayanarak taşınmazın bir kısmının tespitinin iptali ile adına tesciline karar verilmesi talep etmiş, davacının ölümü ile mirasçıları tarafından davaya devam edilmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.11.2014 tarihli ve 2009/138 Esas, 2014/71 Karar sayılı kararı ile "...Tüm dosya kapsamlı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 22.05.2013 tarihinde keşif icra edilmiş, icra edilen keşfe istinaden fen bilirkişileri tarafından 03.06.2013 havale tarihli fen raporunda dava konusu taşınmazın tamamının 1 74... parsel sayılı taşınmaz içinde (Erzurum ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkii) kaldığı ve ekli krokide (B) harfiyle gösterilen alan olduğu tespit edilmiştir. 03.06.2013 havale tarihli ziraat raporunda da dava konusu taşınmazın 20-30 yıl öncesine kadar işlenen çayır olduğu tespit edilmiş 15.04.2014 havale tarihli ek zirai raporda da dava konusu taşınmazın işlem görmesi ve yüzey bitki örtüsü bakımından ... ve batısında yer alan mera parselinden farklılık gösterdiği, çayır vasfında olduğu rapor edilmiştir. Keşif esnasında dinlenen ve sonrasında duruşmalarda dinlenen kadastro tutanak bilirkişileri ..., ..., ..., ... ve mahalli bilirkişiler ..., ..., ... ve Tanık ..., ...'ın beyanları keşif esnasında eksik alındığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 30. maddesinde yer alan usul ekonomisi çerçevesinde yeniden keşif icra edilmeyerek duruşma esnasında tamamlattırılan beyanlarında dava konusu taşınmazın rızai taksim sonucu babası ...'dan ...'a kaldığı, ...'ın 1991 yılında öldüğü, uzun yıllar ... tarafından ölüm tarihine kadar 20 yıllık sürede çayır vasfıyla kullandığı, ölümünden sonrada ... tarafından çayır olarak kullandığını beyan etmişlerdir. Bu hususlarla beyanlar ile ziraat raporunun uyuştuğu anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazı iki yönü itibariyle şahıs çayırlarına komşu olduğu fen raporundan anlaşıldığından ziraat raporunun dava konusu taşınmazın çayır vasfında olduğu saptandığından, tüm beyanlarda da dava konusu taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 7 13... sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 maddesi gereğince olağanüstü zilyetlikle iktisap şartları sağlandığı anlaşıldığından..." gerekçesiyle davanın kabulüne, 03.06.2013 havale tarihli fen raporuna ekli krokide yeşil renkli kalem ile boyalı ve (B) harfi ile gösterilen 80.528,25 m²lik alanın tespitinin iptaline ve ifrazı ile adanın son parsel numarasını alarak taşınmazın tamamı karar yerinde belirtilen hisseler oranında ... mirasçıları adına tapuya tesciline ve 1 74... numaralı parsel içinde geriye kalan alanın tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.04.2016 tarihli ve 2015/5394 Esas, 2016/3625 Karar sayılı ilamı ile "...1- Dahili davalı ... vekilinin, “Büyükşehir Belediyesine davanın yöneltilemeyeceği ve bu nedenle belediyenin yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden sorumlu tutulamayacağına” değinen temyiz itirazları yönünden; 6 Aralık 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6360 sayılı 13 ilde Büyükşehir Belediyesi ve 26 ilçe kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 22... tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan bu kanunda değişiklik yapılmasına dair 6447 sayılı Kanun'a göre, bazı illerde sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulmuş ve bu illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülmüş, bu illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış olup; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan bu Kanun uyarınca dava konusu taşınmazın bulunduğu Erzurum ilinin il mülki sınırı aynı zamanda büyükşehir belediye sınırı olarak belirlendiğine, büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki köy ve beldelerin tüzel kişiliği kaldırıldığına ve bu nedenle ... Belediyesinin davada taraf olarak yer almasında isabetsizlik bulunmamasına göre dahili davalı ... vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazlarının reddine, 2- Davalı Hazine temsilcisi ve dahili davalı ... Belediye Başkanlığının temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, temyize konu (B) harfli 80.528,25 metrekarelik taşınmaz bölümü üzerinde davacı taraf lehine 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesindeki zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir. Dava konusu 1 74... parsel sayılı taşınmaz mera olarak sınırlandırılmış olmasına rağmen Mahkemece taşınmazın kadim ya da tahsisli mera olup olmadığı araştırılmamış, mahallinde yapılan keşifte yerel bilirkişilerden taşınmazın öncesinin ne olduğu ve niteliği sorulmamış, ziraatçi bilirkişi raporunda, temyize konu taşınmaz bölümü ile taşınmazın diğer bölümleri arasında sınır, kot farkı, bitki örtüsü, eğim gibi ayırıcı unsurlar olup olmadığı değerlendirilmemiştir. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için taşınmazın bulunduğu yerde mera tahsisi yapılmış ise buna ilişkin kararlar, ekleri ve haritaları getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ve tüm tespit bilirkişileri huzuruyla keşif icra edilmeli, varsa mera tahsis kararı ve haritaları uygulanıp kapsamları belirlenmeli, mera tahsisi yoksa, taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, çekişmeli taşınmaz bölümü ile taşınmazın diğer bölümleri arasında ayırıcı nitelikte bir unsur bulunup bulunmadığı araştırılmalı, Mahkemece yapılacak gözlem tutanağa geçirilmeli, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, zaman içinde sınırlarında genişleme olup olmadığı, hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin tutanaktaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde temyize konu taşınmaz bölümünün niteliği, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve taşınmazın diğer taşınmaz bölümlerinden nasıl ayrıldığını açıklayan, değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı ve temyize konu taşınmaz ile diğer taşınmaz bölümlerinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösteren rapor ve harita düzenlettirilmeli; taşınmazın öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu,.." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilamına uyulmasından sonra İlk Derece Mahkemesinin 23.06.2020 tarihli ve 2016/10 Esas ve 2020/16 Karar sayılı kararı ile "...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı ... ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 74... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı, vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine daynarak kadastro tespitinin iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkememizce 24.03.2017 tarihli 1 numaralı celsede Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.04.2016 tarih ve 2015/53 94... /3625 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce 19.06.2017 tarihinde mahallinde 2 fen, 3 ziraat bilirkişisi, mahalli bilirkişiler, tutanak bilirkişileri ve davacı tanığının katılımıyla keşif icra edilmiştir. Keşfe katılan fen bilirkişileri hazırladıkları raporda dava konusu taşınmazın 1 74... parsel içinde, rapora ekli krokide sınırları yeşil renkli kalemle boyalı olan (B) harfi ile gösterilen alan olduğunu, taşınmaz içerisinde geri kalan alanların krokide (A) ve (C) harfleri ile gösterildiğini bildirmişlerdir. Keşfe katılan 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu hazırladıkları raporda, dava konusu taşınmazın güneyindeki ve batısındaki taşınmazlar ile sınırının tumpla ayrılmış olduğunu ancak kuzey ve ... sınırlarının belirgin olmadığını, bitki örtüsü olarak taşınmazın geri kalan bölümünden daha yoğun otlarla kaplı olduğunu ancak geri kalan kısımlarla aynı çeşit ... olduğunu, eğim yönünden de (A) ve (C) alanlarına göre daha düşük 2,3,4 numaralı şahıs parselleri ile yakın eğime sahip olduğunu, komşu A ve C alanlarına göre düşük kotta olduğunu bildirmişlerdir. Jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye sınırlı sayıda hava fotoğrafı ile hazırlatılan ilk raporda dava konusu olmayan (A) ve (C) alanları incelendiğinden bu rapor dikkate alınmamıştır. Jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi 03.06.2020 havale tarihli raporda, 1955, 1971, 1984, 20 03... yıllarında çekilmiş hava fotoğrafları ve 1957, 19 85... yıllarına ait 3 adet 1:25000 ölçekli haritalar üzerinde yapılan streoskopik inceleme neticesinde dava konusu taşınmazın eğiminin etrafındaki taşınmazlara göre düşük olduğu ve çayır vasfı ile kullanılarak üzerindeki bir kısım alanda yer yer tarımsal faaliyet yapıldığını bildirmiştir. Keşfe katılan mahalli bilirkişiler, tutanak bilirkişileri ve davacı tanığı benzer mahiyette beyanlarda bulunmuş olup buna göre; dava konusu taşınmazın davacı ...'a ait olduğunu, kendisine dedelerinden intikal ettiğini, davacının taşınmazı uzun yıllardır çayır olarak kullandığını ifade etmişlerdir. Hal böyle olunca tüm bu hususlar değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın iki yönü itibariyle şahıs çayırlarına komşu olduğu fen raporundan anlaşıldığı, ziraat raporunda dava konusu taşınmazın içerisinde bulunduğu mera parselinden eğim yönünden farklılık arz ettiği, bitki örtüsü bakımından daha yoğun olduğu, kot farkı oluştuğu ve çayır vasfında olduğu saptandığı, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin raporunda dava konusu taşınmazın eğiminin etrafındaki taşınmazlara göre düşük olduğu ve çayır vasfı ile kullanılarak üzerinde yer yer tarımsal faaliyet yapıldığı bildirildiği ve bu durumun mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile uyumlu olduğu göz önüne alınarak davacının dava konusu taşınmaz üzerinde 4721 sayılı Kanun'un 7 13... sayılı Kanun'un 14. maddesi gereğince olağanüstü zilyetlikle iktisap şartlarını sağlandığı..." gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 74... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kadastro teknisyenleri tarafından hazırlanan 10.07.2017 havale tarihli fen raporuna ekli krokide sınırları yeşil renkli kalem ile boyalı ve (B) harfi ile gösterilen 80528.25 m²lik alanın kadastro tespitinin iptali ve ifrazı ile adanın son parsel numarasını alarak ... mirasçıları adına tapuya tesciline, 1 74... parsel sayılı taşınmaz içerisinde 10.07.2017 havale tarihli fen raporuna ekli krokide sınırları kırmızı renkli kalem ile boyalı ve (A) harfi ile gösterilen 119577.63 m²lik alanın kadastro tespitinin iptali ve ifrazı ile adanın bir sonraki parsel numarasını alarak tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına, 1 74... numaralı parsel içinde geriye kalan kadastro teknisyenleri tarafından hazırlanan 10.07.2017 havale tarihli fen raporuna ekli krokide sınırları mavi renkli kalem ile boyalı ve (C) harfi ile gösterilen 594317.98 m² alanın tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... Belediyesi Başkanlığı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 20.03.2023 tarihli ve 2021/4424 Esas, 2023/1593 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş; davalı Hazine vekilinin karar düzeltme isteği üzerine yapılan inceleme neticesinde Dairemizin 01.10.2024 tarihli ve 2024/1338 Esas, 2024/5468 Karar sayılı ilamıyla "...Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına, Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre aşağıdan belirtilen nedenler dışında davalı Hazine vekilinin sair karar düzeltme talepleri yerinde değildir. Mahkemece yapılan keşif sonucunda fen bilirkişisi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan ve davacı taraf adına tesciline karar verilen 10.07.2017 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen 80.528,25 m² miktarındaki taşınmaz bölümünün 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulunca; komşu (A) ve (C) alanlarından daha düşük kotta olup, eğiminin de bu alanlara göre daha düşük olduğunu, bitki örtüsü olarak da yine bu alanlardan daha yoğun otlarla kaplı olduğunu, bu nedenle çayır niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de; jeodezi ve fotoğrametri mühendisi bilirkişi tarafından 1955, 1971, 19 84... tarihli hava fotoğrafları üzerinden yapılan inceleme ve hava fotoğrafları ile tesis paftasının ve fen bilirkişi raporunun çakıştırılmak suretiyle düzenlenen haritalar üzerinde bu kez aynı alan (fen bilirkişi raporunda B:80.528,25 m² olarak gösterilen) ikiye bölünmek suretiyle B:71.300,00 m² yüzölçümündeki bölümünün yer yer tarla yer yer çayır vasfıyla kullanılan ve tarımsal faaliyet yapılan yer olduğu D: 9227,53 m² yüzölçümündeki bölümünün ise herhangi bir tarımsal faaliyetin yapılmadığı bildirilmiştir. Diğer bir anlatımla; jeodezi ve fotoğrametri mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen haritalarda gösterilen B:71.300,00 m² yüzölçümündeki bölümü üzerinde davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği, D: 9227,53 m² yüzölçümündeki bölüm üzerinde ise tespit tarihine kadar ekonomik amacına uygun bir zilyetliğin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ne var ki; Mahkemece jeodezi ve fotoğrametri mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen bu rapora itibar edildiği bildirilmesine rağmen diğer bir anlatımla hüküm yerinde bu raporun esas alınarak davacı taraf lehhine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu B:71.300,00 m² yüzölçümündeki bölümün davacı taraf adına tesciline karar verilmesi gerekirken 10.07.2017 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen 80.528,25 m² miktarındaki (jeodezi raporunda (B) ve (D) bölümlerinin toplamını oluşturan) kısmın davacı taraf adına tesciline karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bu nedenle bozulması gerekirken, hükme esas alınan raporda yapılan yanlışlığın gözden kaçırılmak suretiyle maddi hataya dayalı olarak onandığı bu kez karar düzeltme incelmesi sırasında anlaşıldığından davalı Hazine vekilinin karar düzeltme isteminin bu nedenlerle kabulü gerekmiştir...." gerekçesiyle onama ilamının ortadan kaldırılmasına ve hükmün belirtilen nedenlere bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 74... parsel sayılı taşınmazda dosya arasında bulunan 24.05.2020 tarihli raporda (B) harfi ile gösterilen 71.300,72 m²lik kısmın kadastro tespitinin iptali ile aynı adada son parsel numarası verilerek çayır vasfı ile ... mirasçıları adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine, 1 74... parsel sayılı taşınmaz içerisinde fen bilirkişileri tarafından hazırlanan 21.06.2017 tarihli fen raporuna ekli krokide (A) harfi ile kırmızı renkle gösterilen 119.577,63 m²lik alan, fen bilirkişileri tarafından hazırlanan 21.06.2017 tarihli fen raporuna ekli krokide (C) harfi ile mavi renkle gösterilen 594.317,98 m²lik alan ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi tarafından hazırlanan 24.05.2020 tarihli raporda (D) harfi ile gösterilen 9.227,53 m²lik alan olmak üzere toplam 723.123,14 m²lik alanın tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına, fen bilirkişileri tarafından hazırlanan 21.06.2017 tarihli fen raporu ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi tarafından hazırlanan 24.05.2020 tarihli bilirkişi rapor ve krokilerinin kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davacı lehine kazanım koşullarının oluşmadığını, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/6853, K. 2026/3230, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-6853-e-2026-3230-k-8ca0858df2a4