Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4655 E. 2026/3227 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4655
- Karar No
- 2026/3227
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/4 E., 2018/51 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı mirasçısı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Erzurum ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 1981 yılında yapılan kadastro çalışması sırasında, 167, 169, 171, 177, 187, 188, 198, 243, 244, 254, 270, 281, 288, 305, 311, 344, 353, 387, 393, 394, 3 95... parsel sayılı muhtelif yüzölçümdeki taşınmazlardan 198, 244, 3 44... parsel sayılı taşınmazlar Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle diğer taşınmazlar 1964 yılına ait toprak tevzi tapu kayıtları nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; taşınmazların Hazine adına tespitinin yapılmasının hatalı olduğunu, taşınmazların babası ...'... beri kullanıla geldiğini ve ölümüyle mirasçılarına kaldığını ileri sürerek, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tespitlerin iptali ile taşınmazların ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiş; bilahare, davacının 2010 yılında ölümüyle davaya mirasçıları tarafından devam edilmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 10.06.2003 tarihli ve 1983/77 Esas, 2003/23 Karar sayılı kararı ile davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesi gereği kazanım koşulları oluştuğundan 169, 171, 177, 187, 188, 270, 311, 314, 3 93... parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin iptali ile davacı ... adına tapuya tescillerine, dava konusu 167, 198, 243, 244, 254, 281, 288, 305, 3 44... parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin iptali ile mera olarak sınırlandırılmalarına, dava konusu 353, 3 95... parsel sayılı taşınmazlar hakkında davacı tarafça feragat edildiğinden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMAVE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.03.2004 tarihli ve 2014/1724 Esas, 2024/3260 Karar sayılı ilamı ile "...tespite esas alınan tapu kayıtlarının taşınmazlara aidiyeti uyuşmazlık konusu olmadığı gibi bu yön mahkemeninde kabulündedir. Uyuşmazlık davacılar adına tescil karar verilen 169, 171, 177, 187, 188, 270, 311, 3 93... parseller üzerinde tespit tarihi itibariyle davacı yararına Kadastro Yasasının 46/1 ve 14. maddesi koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde toplanmaktadır. Davacının dayandığı vergi kayıtlarından bir kısmı uygulanmamış, uygulanan kayıtlar yönünden de bilirkişinin sözleri soyut içerikli ve gerekçeye dayanmaktadır. Ayrıca tanık dinlenmesi yoluna gidilmemiş, davacıdan dava dilekçesinde sözünü ettiği tapu kaydını ibraz etmesi istenmemiş, her bir taşınmaz için hangi vergi kaydına dayandığı da sorulup açıklığa kavuşturulmamıştır. Ayrıca bir kısım taşınmazlarla ilgili tapu kaydının dayanağı belirtmelik tutanaklarında taşınmazın meradan kazanıldığı kaydına yer verilmesine rağmen yöntemine uygun mera araştırması da yapılmamıştır. Kabule göre de davacının feragâtlari karşısında Hazine adına tapulu olan 167, 243, 254, 281, 288, 305, 387 sayılı parsellerle ham toprak niteliği ile tespit edilen 198, 2 44... sayılı parsellerin Hazine adına tesciline karar vermek gerekirken değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş olması da doğru değildir..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilamına uyulmasından sonra İlk Derece Mahkemesinin 19.11.2008 tarihli ve 2004/3 Esas ve 2008/41 Karar sayılı kararı ile "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde çekişmeli parsellerin 4753 sayılı Kanun uyarınca oluşturulan Hazine tapusu kapsamında kaldığı tartışmasızdır, uyuşmazlık taşınmazın zilyetlikle kazanılmaya elverişli olup olmadığı ve Hazine tapusunun oluştuğu tarihe kadar davacılar yararına zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığı konusundadır. 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddesinde 4753 sayılı Kanun uyarınca Hazine adına kaydedilen taşınmaz malların bu kanun uyarınca doğan iktisap şartları nedeniyle zilyetleri adına tespit ve tescilleri öngörülmüştür. Hazine adına tapuda kayıtlı taşınmaz malların zilyetlikle kazanılması mümkün değil ise de, kanunun bu açık hükmü karşısında Hazine tapusunun oluşumundan önceki zilyetliğe değer verilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi zorunludur. Hal böyle olunca zilyetliğin başlangıç ve sürdürülüş biçimi konusunda taraflara kanıtlama olanağı sağlanmış, mahallinde yapılan keşifte taşınmazdaki zilyetliğin başlangıç tarihi ve sürdürülüş biçimi hakkında mahalli bilirkişi ve tanık beyanları alınmış 3402 sayılı Kanun'un 46/1 ve 14. maddelerinde belirtilen iktisap şartlarının Hazine tapusunun oluşturulduğu yıla kadar davacı ... ve dahili davacılar ... ve ...’nun murisleri olan ... ve ... yararına oluştuğu anlaşılmış buna göre de 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesisin aynı çalışma alanında zilyetliğe dayanılarak kuru arazide 100, sulu arazide ise 40 dönüm miktarındaki arazinin kazanılabileceği hükmü karşısında davacıların açmış olduğu davada miktar sınırlamasının bu şahıslar yönünden araştırılmış kayıt ve belgesiz olarak çalışma alanı içinde ..., ... ve ...’na izafe olunarak tespit ve tescil edilen taşınmazlar olduğu anlaşılmakla Fenni bilirkişilerden 3402 sayılı Kanun'da belirtilen miktar sınırlamaları dikkate alınarak ek rapor düzenlemesi istenmiş, mahkememizce bu ek rapor dikkate alınanak hüküm kurulmuş buna göre davacı ...'nun davasının kısmen kabulü 393 sayılı parselin tapulama tutanağının iptali ile 1/2 oranında, 311 numaralı parselin ise fenni bilirkişi 06.11.2008 havale tarihli ek rapor ve eki krokide görüleceği üzere (B) harfi ile gösterilen ve toplam alanı 31.355.00 m² olan kısmının ifrazı ve bu kısmın tespitinin iptali ile aynı vasıfta tam hisse oranında adına tapuya tesciline, aynı rapor ve eki krokide (A) harfi ile gösterilen kısım ve diğer davalı parseller yönünden davasının reddine, davacı ...'nun davasının kısmen kabulü 393 sayılı parselin tapulama tutanağının iptali ile 1/2 oranında, 169 sayılı parselin ise fenni bilirkişi 06.11.2008 havale tarihli ek rapor ve eki krokide görüleceği üzere (B) harfi ile gösterilen ve toplam alanı 31.355.00 m² olan kısmının ifrazı ve bu kısmın tespitinin iptali ile aynı vasıfta tam hisse oranında ... mirasçıları adına tapuya tesciline, aynı rapor ve eki krokide (A) harfi ile gösterilen kısım ve diğer davalı parseller yönünden davasının reddine, davacı ...'nun davasının kısmen kabulü ile 171, 187, 270, 177 sayılı parsellerin tapulama tutanağının iptali ile tam hisse oranında, 188 sayılı parselin ise fenni bilirkişi 06.11.2008 havale tarihli ek rapor ve eki krokide görüleceği üzere (A) harfi ile gösterilen ve toplam alanı 16.627,00 m² olan kısmının ifrazı ve bu kısmın tespitinin iptali ile aynı vasıfta tam hisse oranında ... mirasçıları adına tapuya tesciline, aynı rapor ve eki krokide (B) harfi ile gösterilen kısım ve diğer davalı parseller yönünden davasının reddine karar vermek gerekeceği netice ve kannatine varılmıştır..." gerekçesiyle davacıların davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 169 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişinin 06.11.2008 tarihli rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen bölümünün payları oranında müdahil ...'nun murisi ... mirasçıları adlarına, aynı rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen bölümünün davalı Hazine adına, 393 parsel sayılı taşınmazın payları oranında müdahil ...'nun murisi ... mirasçıları adlarına, 311 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişinin 06.11.2008 tarihli rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen bölümün davacı ... adına, aynı rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen bölümünün davalı Hazine adına, 188 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişinin 06.11.2008 tarihli rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen bölümünün payları oranında müdahil ...'nun murisi ... ile müdahil ...'nun murisi ... mirasçıları adlarına, aynı rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen bölümünün davalı Hazine adına, 171, 177, 1 87... parsel sayılı taşınmazların ise payları oranında müdahil ...'nun murisi ... mirasçıları adlarına tesciline, Erzurum ili ... ilçesi ... Köyü 167, 198, 243, 244, 254, 281, 288, 305, 3 44... sayılı parseller açısından subut bulmayan davanın reddi ile tapulama tutanağındaki miktar ve vasıflarda Hazine adına tespit gibi tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.07.2009 tarihli ve 2009/4105 Esas, 2009/5047 Karar sayılı ilamı ile "...Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, davacı ve müdahiller lehine zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazlara ait toprak komisyonunca düzenlenen belirtmelik krokisi ve ekleri ile toprak komisyonunca uygulanan davacı dayanağı vergi kayıtları getirtilmemiş, Toprak Komisyonunca düzenlenen harita ile kadastro paftası yöntemince çakıştırılmamış, davacı dayanağı vergi kayıtlarına toprak komisyonunca nereden kapsam tayin edildiği ve kapsam tayin edilen yerlerin kadastro sonucunda hangi taşınmazlara tekabül ettiği üzerinde durulmamış, davacı dayanağı vergi kayıtları yöntemince uygulanmamış, çekişmeli taşınmazların niteliği ile ilgili olarak ve komşu mera parselleri ile aralarında yapay ya da doğal ayırıcı sınır olup olmadığına ilişkin 3 kişilik uzman ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan bilimsel verilere uygun rapor alınmamış, kadastro tespit bilirkişileri ile belirtmelik bilirkişileri dinlenilmemiş, çekişmeli taşınmazlara bitişik komşu köy çalışma alanı içerisinde tespit gören taşınmazların tutanak suretleri ve dayanakları getirtilmemiştir. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için, çekişmeli taşınmaza komşu bitişik komşu köy çalışma alanı içerisinde tespit gören taşınmazlar da dahil olmak üzere tüm komşu parsellerin onaylı tutanak örnekleri dayanağı kayıt ve belgeler ile çekişmeli taşınmaza ait toprak komisyonunca düzenlenen komisyon haritası, belirtmelik krokisi ve ekleri ile toprak komisyonunca uygulanan vergi kayıtları getirtilip dosya tamamlandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf ve zilyetlik tanıkları, belirtmelik bilirkişileri ile önceki keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu huzuruyla keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların, geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazların öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ihyaya konu edilip edilmediği, imar ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, 3 kişilik uzman ziraat mühendisleri kurulundan; çekişmeli taşınmazların toprak yapısı ile komşu taşınmazların özellikle mera olarak tespit gören taşınmazların toprak yapısının karşılaştırılmak suretiyle taşınmazların toprak yapısı ve niteliğini, komşu mera parselleri aralarında yapay ya da doğal ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, alınan beyanlar ile önceki keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin beyanları arasında çelişki ortaya çıktığı takdirde giderilmeye çalışılmalı, fen bilirkişisinden toprak komisyonunca düzenlenen harita ile kadastro paftasının yöntemince çakıştırılması istenilmeli, toprak komisyonunca davacı dayanağı vergi kayıtlarına nereden kapsam tayin edildiği ile kapsam tayin edilen yerlerin kadastro sonucunda hangi taşınmazlara tekabül ettiği üzerinde durulmalı, toprak komisyonunca uygulanan davacı dayanağı vergi kayıtları uygulanıp kapsamı belirlenmeli, bilirkişilerce gösterilemeyen hudutlar için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, fen bilirkişiye keşfi takibe imkan verir ve denetime elverişli kroki ve ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Kabule göre çekişmeli 187 parsel sayılı taşınmazın toplam pay oranının hükümde belirtilmemiş olması ve çekişmeli 188 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları adlarına tescile karar verilmesine rağmen hükme ... mirasçılarının isimlerinin yazılmış olması da isabetsiz olduğu..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dava dilekçesi, davacılar beyanları, kadastro tutanakları, keşif zaptı, bilirkişi raporları, mahalli ve tutanak bilirkişi beyanları ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacılar dava konusu yerlere ilişki taşınmazın aidiyetine yönelik beyanda bulunmuşlar ilgili parsellere ilişkin yapılan kadastro tutanakların iptali ile adlarına tescilini talep etmişlerdir. Mahallinde 25.10.2017 tarihinde fenni ve zirai bilirkişiler marifetiyle keşif yapılmış, davacılar taşınmaz üzerinde kullandıkları yeri zeminde göstermiş olup davacıların göstermiş olduğu bu yerler koordinatlarından faydalanmak suretiyle belirlenmiştir. Yapılan keşifte mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişiler dinlenmiş fen bilirkişisinden uygulamaya elverişli rapor ve kroki düzenlemesi istenmiştir. Keşif mahallinde hazır bulunan bir kısım davacı dava konusu parsellere ilişkin zilyetliğe dayanmış olduğu, dinlenen mahalli bilirkişilerin dava konusu tüm parsellere ilişkin ortak beyanlarında davacıların dava konusu yerlere ilişkin zilyetlik iddialarını doğrulasalar da toprak tevzi haritasında dava konusu parsellerin komşu parsellerinin uygulanmasında dava konusu parsellerle uyuşmadığını belirttikleri görülmüş, dava konusu parsellerin kadastro tutanaklarında tespit bilirkişisi olarak görülen ..., ... ve ...'ın vefat ettiği, yine belirmelik listesindeki belirtmelik bilirkişileri ... ve ...'ın vefat ettiği, ...'ın ise soy ismini ... olarak değiştirdiği keşif zamanı 90 yaşında ve yatalak hasta olması sebebiyle şahısların dinlenemediği anlaşılmıştır. Davacıların dava konusu etmiş olduğu parsele ilişkin mahallinde yapılan keşifte mahalli bilirkişileri ortak beyanlarında davacıların dava konusu etmiş olduğu yerlerin 60-70 senedir zilyetliklerinde olduklarını belirtmelik listelerinde ismi gözüken ...'ın davacıların murisi olduğunu belirtseler de toprak tevzi parsellerinde dava konusu parsellerin komşu parsellerinin uygulanmasında ilgili parsellerin uymadığını belirttikleri, yine fen bilirkişisinin raporunda dava konusu parsellere karşılık gelen toprak tevzi parsellerinin birbirlerine uymadığının görüldüğü toprak tevzi parselleri dava konusu parselleri komşu dayanak kayıtlarının da birbirini okumadığı anlaşıldığından davacıların davasını ispat edemediklerine kanaat getirilmiştir...." gerekçesiyle davacıların davasının reddine; 169, 171, 177, 187, 188, 270, 3 11... numaralı parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline, davacının dava konusu etmiş olduğu 353, 3 95... numaralı parsellere ilişkin açmış olduğu davanın Mahkemenin 1983/77 Esas, 2003/23 Karar sayılı kararı ile kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına, davacının dava konusu etmiş olduğu 198, 167, 230, 243, 244, 254, 281, 288, 305, 314, 344, 3 87... numaralı parsellere ilişkin açmış olduğu davanın Mahkemenin 2004/3 Esas, 2008/41 Karar sayılı kararı ile kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı ... mirasçısı ... temyiz dilekçesinde; verilen kararın öncelikle usul yönünden çelişki ve eksikliklerle dolu olduğunu, karar başlığında gösterilen bir kısım kişilerin aslında taraf olmadığını bunun yanı sıra taraf olması gerekirken bir kısım kişilerinde karar başlığında hiç gösterilmediğini yahut isimlerinin hatalı yazıldığını, 37 yıl süren yargılamada tespit ve belirtmelik bilirkişilerin hiç dinlenmemiş olmasının büyük bir eksiklik olduğunu, dosya kapsamında aldırılan raporların birbiriyle çelişkili olduğunu, keşifte dinlenen tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, hüküm fıkrasında karar verilmesine yer olmadığına karar verilen parseller hakkında ne karar verildiği yazılmadığından anlaşılamadığını, gerek ...'da yaşayanların gerek sınırdaş köylülerin dava konusu taşınmazların ... ailesine ait olduğunu ve onlar tarafından kullanıldığını bildiklerini, kararda hiçbir kanun maddesi belirtilmediğini, dosya kapsamıyla davacı taraf lehine kazanım koşullarının oluştuğunun sabit olduğunu, taşınmazların tamamının yaklaşık 60-70 yıldır kullanımlarında olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Taşınmazlar toprak tevzi tapusuna istinaden tespit edilmiş olup, yerleşik içtihatlar gereği denetimi gereken öncelikli husus toprak tevzi tapu kaydı kapsamında olanlar için tapu oluşum, tapu kapsamında olmadığı anlaşılan taşınmazlar için kadastro tespit tarihi itibariyle davacı taraf lehine zilyetlikle kazanım koşullarının değerlendirilmesi olup, bu hususta koşullar ise 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde "Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan ( 40... dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi ve yahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir." olarak düzenlenmiştir. 1. Dava konusu 169, 171, 177, 187, 188, 2 70... parsel sayılı taşınmazlar yönünden temyiz itirazları incelendiğinde; Dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge, Yargıtay bozma ilamları, keşif, aldırılan ziraat heyeti, harita mühendisi ve fen bilirkişi raporları ve ekinde yer alan çakıştırmalı krokilerden taşınmazların toprak tevzi tapu kaydı kapsamında kaldığı, buna göre değerlendirmenin 1964 yılından geriye doğru yapılması gerekeceği, toprak tevzi sürecine dair evrak içinde yer alan davacı ... ailesine ifraz edilen komşu taşınmazların dayanakları ve bu dayanak 1937 yılında ait vergi kayıtlarında dava konusu taşınmazların olduğu yönün "sırt" ve "mera" olarak okunması, yine toprak tevzi belirtmeliklerin içerikleri, taşınmazların üç taraftan/iki taraftan çevreleyen komşu mera parselleri, komşu üçüncü kişilere/davacılara ait tarlaların kadastro tespitine esas dayanakları birlikte değerlendirildiğinde davacılar lehine 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde aranan kazanım koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddi gererken dosya kapsamıyla örtüşmeyen yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK.nun 438/son maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin 169, 171, 177, 187, 188, 2 70... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine ilişkin kararın gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. 2. Dava konusu 311 parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz itirazları incelendiğinde; Dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge, Yargıtay bozma ilamları, keşif, aldırılan ziraat heyeti, harita mühendisi ve fen bilirkişi raporları, ekinde yer alan çakıştırmalı krokilerden taşınmazın toprak tevzi tapu kaydı kapsamında kaldığı, buna göre değerlendirmelerin 1964 yılından geriye doğru yapılması gerekeceği, dava konusu taşınmaza komşu dava dışı 310 parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitine dayanak 1937 yılına ait vergi kaydının dava konusu taşınmaz yönünü davacıların murisi "Mahmut" okuduğu, 311 parsel sayılı taşınmazın ikinci sınıf kuru tarla vasfında olduğu, ... yönden komşu mera parseli ile sınırlarının belirgin şekilde ayrıldığı, 1955 yılı hava fotoğrafına göre üzerinde tarımsal faaliyet yapıldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde aranan kazanım koşullarının bu parsel yönünden oluştuğu anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince davanın bu parsel yönünden kabulüyle Hazine adına olan tespitin iptaline, taşınmazın ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekirken delillerin yanılgılı değerlendirilmesiyle yazılı şekilde bu parsel yönünden ret kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Dava konusu 167, 198, 230, 243, 244, 254, 281, 288, 305, 314, 344, 353, 387, 394, 3 95... parseller yönünden temyiz itirazları incelendiğinde; Dava konusu taşınmazlardan 353, 3 95... parseller yönünden 11.10.2002 tarihli keşifte alınan imzalı beyanıyla davacı tarafça davadan feragat edilmesi sebebiyle 10.06.2003 tarihli ilk kararla davanın reddine karar verilmiş, bu parseller yönünden hüküm davacı tarafça temyiz edilmediğinden kesinleşmiştir. Yine dava konusu taşınmazlardan 167, 198, 230, 243, 244, 254, 281, 288, 305, 314, 344, 3 87... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacı taraf lehine kazanım koşulları oluşmadığından 19.11.2008 tarihli ikinci kararla davanın reddine karar verilmiş, bu parseller yönünden de hüküm davacı tarafça temyiz edilmediğinden kesinleşmiştir. Kesinleşen hususların yeniden temyizen incelenmesi mümkün olmadığı gibi son hükümle de aleyhe yeni bir husus yaratılmamış olması nedeniyle davacı mirasçısının bu taşınmazlar yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (V.B.1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, 169, 171, 177, 187, 188, 2 70... parsel sayılı taşınmazlar yönünden hükmün 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438/son maddesi ve gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, (V.B.2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, 311 parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (V.B.3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, 167, 198, 230, 243, 244, 254, 281, 288, 305, 314, 344, 353, 387, 394, 3 95... parsel sayılı taşınmazlar yönünden temyiz dilekçesinin REDDİNE, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.