Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6341 E. 2026/2733 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6341
- Karar No
- 2026/2733
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2253 E., 2024/1446 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/358 E., 2022/166 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava dosyasının davacısı ... ve asıl dava dosyasının davalısı/birleşen dava dosyasının davacısı Bayram Bige vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne ve duruşma istemlerinin dava değeri nedeniyle reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 135 71... ve 1040 parsel sayılı taşınmazlar tarla vasfıyla, 1041 parsel sayılı taşınmaz ham toprak vasfıyla ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yer olarak Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Asıl dava dosyasının davacısı ... dava dilekçesinde; tapulama boşluğu sarı alan ölçümlerine itiraz ettiğini, annesi ... adına kayıtlı ... numaralı tapulu tarlanın batısındaki bulunan tapulama boşluğunu tapulu tarla sınırı hizasından orman sınırına kadar kullanmakta olduğunu, ancak ölçüm çalışmasında ölçümün mevcut kullanımın yani tapulu parsel hizasından alınmadığını, tapu sınırında ağaçlarının ve yeraltı su şebekesinin mevcut olduğunu, kendi adına 135 71... parsel 570,00 metrekare ölçülerek 30,00 metrekare eksik tespitin yapıldığını, davalı ...'nin 1040 parsel, davalı ... varislerinin 1041 parsel olarak tespit gördüğünü, bu parsellerin kuzey kısımlarının uzun yıllardır kullanılan ve atalarından günümüze kalan arazisine tecavüzlü olarak ölçüldüğünü ve davalıların kullandığı kısmın olmadığını belirterek, kadastro tespitinin atalarından kalarak kullandığı kadim sınırlardan ölçülerek yapılmasını talep etmiştir. 3. Birleşen dava dosyasının davacısı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazlarda tespitlerin eksik ve hatalı olduğunu, müvekkilinin komşu 136 08... parselin maliki olduğunu ve dava konusu 10 40... parselleri 20 yıldan fazla süredir ekip biçtiğini belirterek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptal edilerek müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl dava dosyasının davalısı Kadastro Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz olduğunu, kadastro tespitlerinin usulüne uygun olduğunu, kurumun husumetinin mevcut olmadığını, davacının aktif dava ehliyetinin olmadığını, Mahkemenin görevli olmadığını, zilyetlik talebinin mevzuat hükümlerine göre kabul edilemeyeceğini, mülkiyet hakkı karşısında zilyetliğin hukuki değeri olmadığını, zilyetlikle iktisap koşullarının davacı açısından oluşması gerektiğini ve mevzuata uygun imar ihyanın olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Asıl dava dosyasının davalısı ... vekili cevap dilekçesinde; 136 08... ve 5 parselin bütün hissedarlarının davaya dahil edilmesi gerektiğini, asıl ve birleşen dosyanın davacı vekilinin aynı kişi olamayacağını, menfaat çatışması olduğunu, ilçe idare kurulu kararları ile müvekkilinin yerlerdeki zilyetliğini kanıtladığını, müvekkilinin zilyetliğinin mevcut olduğunu, davacıların zilyetliğinin bulunmadığını ve sınırlandırma hatası olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 3. Asıl ve birleşen dava dosyasının davalısı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz olduğunu, kadastro tespitlerinin usulüne uygun olduğunu, kurumun husumetinin mevcut olmadığını, davacının aktif dava ehliyetinin olmadığını, Mahkemenin görevli olmadığını, zilyetlik talebinin mevzuat hükümlerine göre kabul edilemeyeceğini, mülkiyet hakkı karşısında zilyetliğin hukuki değeri olmadığını, zilyetlikle iktisap koşullarının davacı açısından oluşması gerektiğini ve mevzuata uygun imar ihyanın olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "Davacı ...'in davası yönünden; yapılan keşif incelemesi, dosya kapsamında hazırlanan uzman bilirkişi raporları ile ekinde bulunan uydu ve hava fotoğrafları değerlendirildiğinde davacının dava konusu 1039 parsel sayılı taşınmaz sınırlarına dahil edilmesini istediği bölüm bilirkişi raporunda 1040/A ve 1041/B ile gösterilen kısımlar olup tüm hava fotoğrafları ile 20 04... yılı uydu görüntülerinde doğal yapısında, kullanımsız olduğu, 1039 parselin kullanımının 2009 yılı itibariyle başladığı ancak bu kısımların 1039 parsel sayılı taşınmaz bütünlüğü içerisinde olmadığının anlaşıldığı, dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tespiti Hazine adına yapılmış olup davacı lehine taşınmazda beyanlar hanesine işlenen muhtesat şerhi de bulunmadığı, Yargıtay 16. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 2016/13997 Esas-2019/6689 Karar sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere edinme nedeni sütunundaki bilgiler açıklama niteliğinde olup, adına tespit yapılan kişiler haricindeki şahıslar bakımından bir hak doğurması söz konusu olmadığı, böyle bir hakkın doğabilmesi için taşınmazda kullanıcı olunduğunun ya da üzerindeki muhdesatların aidiyetine yönelik bilgilerin kadastro tutanağının beyanlar hanesine şerh edilmiş olması gerektiği, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde yer alan bu nitelikteki şerhlere yönelik olarak dava açılması mümkün olup, edinme nedeni sütununda yazılı bilgilere karşı dava açılmasında, bu bilgilerin açıklama niteliğinde olması nedeniyle hukuki yarar bulunmadığı, davacı tarafından askı ilan süresi içerisinde açılan davada dava dilekçesinde somut talep olarak dava konusu taşınmazlarda yapılan tespitin iptali ile taşınmazın sınırlarının 10 40... parsel yönü itibariyle sınırları artırılması talep edilmiş ise de bir hakkı dava etme yetkisi o hakkın sahibine ait olduğundan davacının maliki olmadığı, zilyet olarak da adına tespit yapılmayan taşınmazlar hakkında taşınmazın sınırlarının artırılması talebinde bulunmasında hukuki yararının bulunduğu kabul edilemeyeceğinden herhangi bir talep hakkı olmayan davacının, dava açmak suretiyle hak elde etmeye yönelik davasının hukuki dayanağı da bulunmadığı, davacının diğer davalılara yönelik davasının ise; kadastro tespitine itiraz davasının ancak tespit maliki ile adına beyanlar hanesine şerh verilen kimselere karşı açılabileceğinden dava konusu edilen 10 40... parsel sayılı taşınmaza ilişkin yalnızca Hazine adına tespit yapılmış olup bunun dışındakilerin hak sahipliği dolayısıyla taraf sıfatı bulunmadığından Hazine dışında diğer davalılara yönelik davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerektiği, birleşen dosya davacısı tarafından 135 71... ve 1041 parsel sayılı taşınmazlara yönelik tescil ve terditli olarak kullanıcı tespiti yapılması talebiyle açılan dava yönünden, mahkemece yapılan keşif incelemesi ve akabinde hazırlanan yukarıda özetlenen 20.05.2022 tarihli uzman bilirkişi heyet raporunda hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri incelenerek 1957, 1972, 1982, 1992 tarihli tüm hava fotoğrafları ile 2004 ve sonraki yıllara ilişkin uydu görüntülerinde, özellikle yapılan stereoskopik incelemenin raporlandığı bilirkişilerin uzman görüşünde dava konusu 135 71... ve 1041 parsel sayılı taşınmazların doğal bitki örtüsü ile kaplı olduğu, doğusunda bulunan tapulu tarım arazilerinden farklı bir yapıda bulunduğu, batısında bulunan doğal yapısını koruyan 136 34... parselle benzerlik gösterdiği, imar ihya edilerek tarım toprağı sıfatı oluşmadığı yönünde görüş bildirildiğinin anlaşıldığı, mahalli bilirkişi ve tanıkların fiili kullanıma ilişkin olarak uydu ve hava fotoğrafları ile bilirkişi raporlarındaki tespitlerle çelişik kalan ifadelerine itibar edilmediği, davacı ...'nin Hazineye yönelik tescil istemi yönünden davası değerlendirildiğinde; bir yerin imar-ihya ile kazanılabilmesi için öncelikle taşınmazın orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşlık,orman sayılmayan çalılık, makilik, fundalık, nehir ve çay gibi akarsuların eski (terk edilmiş, metruk) yatakları gibi arazilerden olması ve emek ve para sarfedilerek tarım arazisi haline getirilmesi gerektiği, ekime, dikime ve ürün yetiştirmeye müsait olmayan yerler ihya edilecek taşınmazlar olduğu, emek ve masraf gerektirmeyen, zilyetliğin sürdürülmesi seviyesindeki taşınmazın daha verimli hale getirilmesi gibi çalışmaların imar ve ihya sayılmayacağı, 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddeleri uyarınca taşınmazın emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin (20 yıl) geçmesinin zorunlu olduğu, dava konusu taşınmazın tüm hava fotoğrafları ve 2022 yılı öncesi uydu görüntülerinden görüleceği üzere doğal arazi görünümünde, kullanımsız halde olup bilirkişi raporuyla da saptandığı üzere imar ihya edilmediği, tarım toprağı sıfatı oluşmadığı anlaşılmakla 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. madde koşullarının davacı adına oluşmadığı, davacının ...'a yönelik davası ile kullanıcı tespiti talebi yönünden; davacı tarafından her ne kadar dava dilekçesinde ...'a husumet yöneltilmiş ise de, 3402 sayılı Kanunun geçici 8. madde çalışmalarında malik olarak adına tespit yapılan kişiler ile taşınmazın beyanlar hanesine adına muhtesat tespiti yapılan kimselere husumet yöneltilebileceği (taşınmazın Hazine adına tespit yapıldığı, beyanlar hanesinde bir tespit bulunmadığı), dava konusu taşınmazda bir kullanıcı tespitinin yapılmadığı, yalnızca 1040 parselin kadastro tutanağının edinme sebebinde davalının kullanımından söz edildiğinin anlaşıldığı, yargılama konusu olayda, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu söz konusu olmayıp, yapılan işlem tescil harici kalan taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca mülkiyetinin belirlenmesine ilişkin kadastro çalışması olduğu, bu tür kadastro çalışmalarında ancak 3402 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca taşınmaz üzerinde muhdesatın bulunması halinde bunun beyanlar hanesinde gösterilmesinin mümkün olduğu" gerekçesiyle asıl dava dosyasında davanın Hazineye karşı hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, birleşen dava dosyasında dava konusu taşınmazlar hakkında adına tescil istemi ve kullanıcı tespiti yapılması talepleri yönünden davanın Hazineye karşı sübut bulmadığından reddine, diğer davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, dava konusu taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesine göre yapılan kadastro tespiti gibi Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl dava dosyasının davacısı ... ve asıl dava dosyasının davalısı/birleşen dava dosyasının davacısı Bayram Bige vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "İleri sürülen istinaf nedenlerine, kamu düzenine, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile özellikle 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarının mülkiyete ilişkin olup bu tür çalışmalarda ancak taşınmaz üzerinde muhdesat bulunması halinde 3402 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca bunun beyanlar hanesinde gösterilmesinin mümkün olduğu, özel mülkiyete konu taşınmazların beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi için yasalarla özel düzenleme yapılması gerektiği, dava konusu taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'a 5831 sayılı Kanun ile eklenen Ek 4. madde veya 6292 sayılı Kanun'a 6745 sayılı Kanun'la eklenen geçici 5. madde uyarınca yapılan kullanım kadastrosu bulunmadığından kadastro tespit tutanağının beyanlar hanesine zilyetlik şerhi verilmesinin mümkün olmadığı, kadastro tutanağının edinme nedeni sütunundaki bilgilerin, açıklama niteliğinde olup adına tespit yapılan kişiler haricindeki şahıslar bakımından bir hak doğurmasının söz konusu olmadığına göre edinme nedeni sütununda yazılı bilgilere karşı dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, davacı ...'nin dava konusu taşınmazların mülkiyetleri yönünden iktisabı sağlayan zilyetlik koşullarının yararına oluşmadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl dava dosyasının davacısı ... temyiz dilekçesinde: Dava konusu taşınmazlara ilişkin yapılan keşifte mahalli bilirkişiler ve tanıkların taşınmazların 20 yıldan fazla süredir kendisi ve kendisinin murisleri tarafından kendisinin malik olduğu 136 08... parsel ile birlikte kullanıldığını belirttiklerini, kendisinin malik olduğu 136 08... parsel sayılı taşınmaz ile dava konusu taşınmazların bir bütünlük içerisinde ve aynı toprak yapısına sahip olduğunu, dosya içerisine alınan hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazlar ile 136 08... parsel sayılı taşınmazın aynı nitelikte olduğunun açıkça görüldüğünü, yetersiz ve eksik bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, bilirkişi raporunda 19 92... yılları arasındaki hava fotoğrafları bulunmadığını, söz konusu eksiklik giderilmeden hazırlanan raporun karara yeterli olmadığını, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların taşlık ve kayalık olmadığı tarımsal mekanizasyona uygun olduğunun belirtildiğini, bu haliyle taşınmazın imar ve ihya edildiğinin açık olduğunu, dava konusu taşınmazların toprak yapısı itibariyle tarıma engel herhangi bir durumu olmadığını, ancak bilirkişilerin bu tespitlerine rağmen dava konusu taşınmazların tarım toprağı sıfatını kazanmadığını beyan etmelerinin çelişkili olduğunu, 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesine göre yapılacak kadastro çalışmalarında edinme nedeni sütununda yazılı bilgilerin kullanıcı tespitine yapılmasına dayanak oluşturacağını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Asıl dava dosyasının davalısı/birleşen dava dosyasının davacısı Bayram Bige vekili temyiz dilekçesinde: Dava konusu taşınmazlara ilişkin yapılan keşifte mahalli bilirkişiler ve tanıkların taşınmazların 20 yıldan fazla süredir müvekkili ve müvekkilinin murisleri tarafından müvekkilinin maliki olduğu 136 08... parsel ile birlikte kullanıldığını belirttiklerini, müvekkilinin malik olduğu 136 08... parsel sayılı taşınmaz ile dava konusu taşınmazların bir bütünlük içerisinde ve aynı toprak yapısına sahip olduğunu, dosya içerisine alınan hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazlar ile 136 08... parsel sayılı taşınmazın aynı nitelikte olduğunun açıkça görüldüğünü, yetersiz ve eksik bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, bilirkişi raporunda 19 92... yılları arasındaki hava fotoğrafları bulunmadığını, söz konusu eksiklik giderilmeden hazırlanan raporun karara yeterli olmadığını, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların taşlık ve kayalık olmadığı tarımsal mekanizasyona uygun olduğunun belirtildiğini, bu haliyle taşınmazın imar ve ihya edildiğinin açık olduğunu, dava konusu taşınmazların toprak yapısı itibariyle tarıma engel herhangi bir durumu olmadığını, ancak bilirkişilerin bu tespitlerine rağmen dava konusu taşınmazların tarım toprağı sıfatını kazanmadığını beyan etmelerinin çelişkili olduğunu, 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesine göre yapılacak kadastro çalışmalarında edinme nedeni sütununda yazılı bilgilerin kullanıcı tespitine yapılmasına dayanak oluşturacağını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un geçici 8 maddesine göre yapılan kadastronun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl dava dosyasının davacısı ... ve asıl dava dosyasının davalısı/birleşen dava dosyasının davacısı Bayram Bige vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden asıl dava dosyasının davacısı ...'den alınmasına, 615,40 TL onama harcının temyiz eden asıl dava dosyasının davalısı/birleşen dava dosyasının davacısı ...'den alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.