Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5709 E. 2026/2365 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5709
Karar No
2026/2365
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3219 E., 2024/1743 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/7 E., 2022/27 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 543 parsel sayılı 19.100 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 14... parsel numarasıyla ve 15.281,14 m² yüzölçümlü olarak davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 570 parsel sayılı 16.100 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 14... parsel numarasıyla ve 17.847,21 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçelerinde özetle; müvekkili ve davalıya ait taşınmazların komşu parseller olduğunu, taşınmazlar arasındaki sınırın hatalı olarak düzeltildiğini belirterek, taşınmazların önceki sınır ve yüzölçümleriyle tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahkememizce dava konusu taşınmazların uygulama kadastro tutanakları, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto haritası, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri ile 41. madde düzeltme formu ve ekli haritaları gibi bilgi ve belgelerin toplanması için müzekkere yazıldığı ve bulunan tüm belgelerin dosyaya getirtildiği, dava konusu taşınmazları ve yöreyi iyi bilen mahalli bilirkişi tespitinin kolluk aracılığı ile yapıldığı, bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita, fen ve ziraat bilirkişilerinin katılımı ile keşif yapıldığı, keşifte Mahkememizce ihtilaflı kısmın (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterildiği, keşif sonucunda dinlenen mahalli, tutanak bilirkişilerinin ve davalı tanıkları benzer beyanlarında özetle; dava konusu taşınmazlar arasındaki sınırın (A) ve (B) harfi ile gösterilen yer olduğunu, davacı tanıkları ise (A) ve (C) noktaları arasında sınırın olduğunu duyduklarını beyan ettikleri, Mahkememizce incelenen hava fotoğrafı ve diğer belgelere göre davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmediği, sınırın belirtildiği şekli ile olmadığının görüldüğü, bilirkişiler müşterek raporlarında 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesi (a) bendine göre yapılan kadastro güncelleme çalışmasının doğru olduğunu belirttikleri, Mahkememizce yapılan değerlendirme sonucunda davalının öncelikle Kadastro Müdürlüğüne başvurduğu ve dava dilekçesinde belirttiği hususlar çerçevesinde 3402 sayılı Kanun'un 41. madde uyarınca düzeltme talep ettiği, Kadastro Müdürlüğü yaptığı incelemeler sonucunda 02.04.2019 tarihli ve 37 sayılı karar ile dava konusu 543 parselin 19.100 m olan yüzölçümünün 14.700,34 m², dava konusu 570 parselin ise 16.100 m² olan yüzölçümünün 19.380,14 m² olarak düzeltilmesine karar verildiği, davacı düzeltme talebinin kabulüne ilişkin iptal davası açtığı, dava derdest olduğu esnada uygulama kadastrosunun geçtiği ve anılan parsellerin davalı olması sebebiyle yüzölçümü hanesi açık bırakılmak suretiyle Mahkememize devredildiği, Mahkememizce hem davacının iddiaları hem de yüzölçümü hanesinin boş olması sebebiyle inceleme yapıldığı, Mahkememizce yapılan değerlendirmede genel kuralın taşınmazların sınırlarının herhangi bir ölçü, sınırlandırma ve tersimat hatası bulunmayan kesinleşmiş tesis kadastro paftası esas alınarak belirlenmesi gerektiği yönünde olduğu, ne var ki bu durumun istisnasının ise tersimat veya ölçü hatası bulunan pafta olduğu, tersimat ve ölçü hatası olan ve gerçek duruma uymayan paftanın esas alınmasının da mümkün bulunmadığı, bilirkişi raporunda dava konusu 5 43... parseller açısından yapılan tespit ve incelemede mahalli bilirkişi, tutanak bilirkişisi beyanları, 19 71... tarihli hava fotoğrafları dikkate alındığında, eski kadastro paftası 8'de tersimat hatası ile buna bağlı olarak da alan hesap hatası yapıldığı, eski 32 numaralı ölçü krokisindeki parsellerin ortak sınırını oluşturan hattın 117 (A) numaralı noktanın 122 (C) numaralı detay noktası ile birleşmesinin hatalı olduğu, 31 numaralı ölçü krokisindeki gibi 117 (A) numaralı detay noktasının 121 (B) numaralı detay noktası birleştirildiği ve 121 (B) numaralı noktasından da 122 (C) numaralı noktaya birleştirilmesi gerektiği, dava konusu parselleri içeren 32 numaralı ölçü krokisisin hatalı tersim edilmiş olduğu, eski 8 numaralı kadastro paftasına yapılan tersimatın hatalı olduğu, 41. maddeye bağlı olarak yapılan inceleme belirtilen hususlar ile yeni güncelleme çalışmasında kullanılan sınır tipleri ile uygulamada dava konusu parseller için ölçü krokileri ve buna bağlı hesaplanan alanların doğru olduğu bu sebeple de 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesi (a) bendine göre yapılan kadastro güncelleme çalışmasınına doğru olduğu anlaşılmakla 41. maddeye bağlı olarak Kadastro Müdürlüğünce davalının talebin kabul edilmesinin ve buna bağlı uygulamada yeni belirlenen sınır ve miktarın doğru olduğu görüldüğünden. .." davanın reddine, dava konusu (eski 543) yeni 1 14... parsel sayılı tarla nitelikli taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yenileme kadastro tutanağında boş olan miktarının bilirkişi raporunda belirtilen sınır ve 15.281,14 m² yüzölçümlü olarak tespiti ile tapuya tesciline, dava konusu (eski 570) yeni 1 14... parsel sayılı tarla nitelikli taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yenileme kadastro tutanağında boş olan miktarının bilirkişi raporunda belirtilen sınır ve 17.847,21 m² yüzölçümlü olarak tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosya kapsamından dosya davacısı, adına kayıtlı bulunan Malkara ilçesi Haliç köyü Köprü mevki, 8 pafta 543 parsel üzerinde yer alan 19.100 m² yüzölçümlü tarla vasıflı arazinin yapılan ölçümlerde miktarlarının eksildiğini, eksikliklerin düzeltilmesini talep etmiştir. Dosyanın yapılan incelemesinde, dava konusu taşınmazların bulunduğu Çorlu ilçesi Önerler Mahallesinde arazi kadastro çalışmalarının 1979 yılında 1/5000 ölçekli fotogrametrik pafta üzerinden yapıldığı, parsel sınırlarının pafta üzerinde belirlendiği, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarına göre tapulama sonucu oluşan kadastro paftasının ve 22/A çalışması sonucu oluşan kadastro paftasının birebir aynı olduğu, herhangi bir farklılık bulunmadığı; kadastro paftası tersimatı ölçü krokisine göre farklı yapıldığı, tesis kadastrosu ölçü krokisinde (A) harfi ile gösterilen 117 numaralı detay noktasının 121, 121'in ise 122 numaralı detay birleştirilmesi gerekirken 117 numaralı detay noktasının hatalı olarak 122 numaralı detay noktası ile birleştirildiği yani tersimat hatası yapıldığı; komşu parsel sınırlarında herhangi bir değişiklik olmadığı tespit edilmekle, davanın reddine yönelik verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; esas olan kesinleşmiş kadastro paftası olması gerektiğini, zorlama bir raporun hükme esas alındığını, hükme esas alınan bu hatalı raporda bilirkişilerce 32 numaralı ölçü krokisinin hatalı tersim edildiği beyan edilmiş olsa da davalının ve önceki malikin askıya çıkmış bu paftaya itirazını bizzat kendisinin geri çekmesi ile itirazı reddedilerek kadastro çalışmalarının kesinleştirildiğini, tersimat hatası olduğu hususunu kabul etmemekle birlikte şayet böyle bir hata söz konusu olsa dahi emsal Yargıtay içtihaları ışığında mülkiyeti nakledici şekilde 3402 sayılı Kanun'un 41... . maddeleri ile düzeltme yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, dosya açısından bakıldığında ilk tesis kadastrosunda herhangi bir hata olmadığını, salt zemine uygun sınır oluşmadığı iddiasıyla mülkiyet nakline sebebiyet verecek şekilde uygulama yapılmasının mümkün olmadığı ısrarla vurgulandığında taşınmazın, uygulama düzeltme formunda da belirtildiği şekilde sınırlandırma ve ölçü hatası bulunmadığı açık olmasına rağmen, ilk tapulamalar düzeltme öncesi duruma uygun olmasına rağmen, salt, zeminle mevcut duruma göre uyumsuz tersimat yapıldığı iddiasıyla taşınmazın mülkiyetinin değiştirilmesinin mümkün olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bilirkişi heyetinin yaklaşımlarının bu anlamda hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, emsal teşkil edecek bu uyuşmazlık açısından herkesin kesinleşmiş kadastro tutanaklarına karşı dava açabileceğini ve bu durumun kadastral düzeni sarsacağını ileri sürerek, açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle davanın kabulüne karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5709, K. 2026/2365, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-5709-e-2026-2365-k-fd6b4cb21a3e