Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5667 E. 2026/2848 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5667
Karar No
2026/2848
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/860 E., 2024/1373 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/21 E., 2021/626 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve birleşen dava dosyasının davacısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 11... parsel sayılı 277,86 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğu ve taşınmazın fen bilirkişisi ... ... tarafından düzenlenen 18.02.2013 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfiyle işaretli bulunan 159,41 metrekarelik kısmının 03.08.1989 tarihinden beri ...'ın fiili kullanımda olduğu, ayrıca aynı rapor ve krokide (B) harfiyle işaretli bulunan 118,45 metrekarelik kısmının kullanıcısının tespit edilemediği" şerhi verilerek Hazine adına tescil edilmiştir. 2. Asıl davanın davacısı ... vekili dava dilekçesinde; ... Mahallesi 1 11... parsel sayılı taşınmazın 180 metrekarelik kısmının müvekkili olan davacı tarafından 18.08.2000 tarihli satış senedi ile ...dan satın alındığını belirterek, bu kısımla ilgili davacı adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen dava dosyasının davacısı ... dava dilekçesinde; ... Mahallesi 1 11... parsel sayılı taşınmazın 150 metrekarelik kısmını 07.04.1998 tarihinde özel anlaşma senediyle ... adlı şahıstan satın aldığını belirterek, 150 metrekarelik yer için adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen dava dosyalarının davalısı Hazine vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "...25.09.2018 tarihli keşif sırasında dinlenen asıl dava davacısının, satış senedinde davacıya taşınmazı sattığı belirtilen ...'yı tanıdıklarına ve taşınmazın davacının zilyetliğinde bulunduğuna ilişkin tanık beyanları ile dosya arasına sunulan satış senedi ve emlak vergi kayıtlarına göre dava konusu taşınmazın (B) harfiyle işaretli bulunan kısmının davacı ...'ın fiili kullanımında ve zilyetliğinde olduğuna kanaat getirildiği, birleşen İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/117 Esas sayılı dosyasında birleştirme kararı öncesinde yapılan keşifte davacı tanıklarının taşınmazın davacının zilyetliğinde bulunduğuna ilişkin beyanda bulunmuşlarsa da; satış senedinde davacıya taşınmazı sattığı belirtilen ...'ı tanımadıklarına ve taşınmazın davacıdan önceki zilyetlik durumunu bilmediklerine ilişkin beyanları dikkate alındığında yukarıda ifade edildiği üzere, tanık beyanları, satış senedi ve emlak vergi kayıtlarına göre dava konusu taşınmazın B harfi ile işaretli bulunan kısmının davacı ...'ın fiili kullanımında ve zilyetliğinde olduğuna mahkememizce kanaat getirilmiş olduğu, aynı taşınmazın (B) harfiyle işaretli bulunan kısmının kullanıcısının davacı ... olmadığının anlaşıldığı..." gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı birleşen dava dosyasının davacısı vekili ve asıl ve birleşen dava dosyalarının davalısı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "birleşen dosya davacısının dava konusu edilen 1 11... parsel sayılı taşınmaz üzerinde kullanımı tespit ve ispat edilemediğine, mahkemece delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, birleşen dosya yönünden yazılı gerekçe ile verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı, asıl dava yönünden ise, her ne kadar mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, kararın isabetli olmadığı, dosya kapsamında toplanan delillere ve beyanlara göre, davacı tarafından 3 parsel üzerindeki dava konusu kısmın ekonomik amaca uygun olarak fiili kullanımın bulunmadığının anlaşıldığı, aynı parsele yönelik olarak İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/639 Esas ve 2013/480 Karar sayılı kararıyla eldeki dava konusu edilen kısmın kullanıcısının tespit edilemediğinin belirtildiği, kararın temyiz edilmeksizin 22.07.2013 tarihinde kesinleştiği, yine bu dosyada alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin kadastro tutanağı ile tapu kaydının beyanlar hanesine şerh edildiği, buna göre asıl davacının da kullanım iddiasının ve davanın ispat edilemediği, bundan ayrı, asıl davada Hazine'nin yasal hasım olduğu gözetilmeksizin, yargılama giderleri ile harçtan sorumlu tutulmasının da doğru olmadığı" gerekçesiyle birleşen dava dosyasının davacısı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekilinin asıl dava yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.2. maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisiyle, asıl ve birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; delillerin tartışılmadığını, kesinleşen Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararının sadece tarafları bağladığını, dosyadaki 27.08.1993 tarihli satış senedine göre o an ki zilyet ... tarafından ...'ya zilyetliğin devir edildiğini, bu şahıs adına vekaleten hareket eden ... tarafından da 18.08.2000 tarihinde zilyetliğin davacı müvekkiline devir edildiğini, müvekkilinin de zilyetliği devir alır almaz taşınmazın bağlı olduğu Sultanbeyli Belediye Başkanlığına müracaat ederek emlak vergisini ödediğini, tanıkların satışı doğruladığını, taşınmazın bahçe niteliğinde olduğunu, keşif mahallinde Mahkemece yapılan gözlemde; dava konusu taşınmazın bitişiğinde ve taşınmazın batı kısmındaki alanıyla arasında kot farkı olup, dava konusu alan üzerinde düzeltme yapıldığı ve üzerinin boş olduğu görüldüğü şeklinde tespit yapıldığını, müvekkilinin taşınmaz üzerindeki zilyetliğini kurduğunu, taşınmazı tevzi ederek bahçe olarak belirli bir süre kullandığını, bu alanda kaçak yapılaşmanın olması nedeniyle bahçe olarak kullanımının devamlı o yerde bulunmaması sebebiyle artık mümkün olmadığını ve ekeceği bahçe ürünlerinin başkalarınca talan edileceğini anladığını, üretime ara verdiğini, fakat zilyetliğin kurulması anından itibaren hiçbir ara vermeksizin emlak vergisini ödediğini, müvekkilinin hali hazırda başka taşınmazının bulunmadığını, ödediği emlak vergilerinin de davaya konu taşınmaza ait olduğunu, Hazinenin yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumluluğunu düzenleyen kısımlarının iptali gerektiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Birleşen dava dosyasının davacı vekili temyiz dilekçesinde; birleşen dava yönünden verilen kararın hatalı olduğunu ve eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin taşınmazının bulunduğu ... üzerinde taşınmazı bulunduğunu, bu kısmın 1 11... parselin, 2 parsele yakın olan kısmı olduğunu, bu yeri müvekkilinin ...'dan 07.04.1988 tarihinde özel anlaşmalı satış senediyle satın aldığını, Mahkemece yeterli araştırma yapılmadığını, müvekkili aleyhinde vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kullanım kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacıların kullanım hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Birleşen dava dosyasının davacısı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına, birleştirme kararı öncesinde yapılan keşifte satış senedinde davacıya taşınmazı sattığı belirtilen ...'ı tanımadıklarına ve taşınmazın davacıdan önceki zilyetlik durumunu bilmediklerine ilişkin beyanlarına, yine davacının emlak vergi kayıtlarının da bulunmamasına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçe dikkate alındığında birleşen dava dosyasının davacısı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Asıl dosya davacısı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Bölge Adliye Mahkemesi'nce, 1 11... parsel sayılı taşınmazda davacı tarafından dava konusu edilen kısım üzerinde davacının ekonomik amaca uygun olarak fiili kullanımın bulunmadığı, aynı parsele yönelik olarak İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/639 Esas ve 2013/480 Karar sayılı kararı ile eldeki dava konusu edilen kısmın kullanıcısının tespit edilemediğinin belirtildiği, kararın temyiz edilmeksizin 22.07.2013 tarihinde kesinleştiği, yine bu dosyada alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin kadastro tutanağı ile tapu kaydının beyanlar hanesine şerh edildiği, buna göre asıl davacının da kullanım iddiasının ve davanın ispat edilemediği gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi'nce verilen asıl davanın kabulüne ilişkin kararın kaldırılması suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; dava konusu taşınmaz arsa vasfında olup, davacı tarafından dosyaya sunulan emlak beyannamelerine göre, taşınmaza ilişkin emlak vergilerinin davacı tarafından ödendiği, mahallinde yapılan keşif sırasında alınan davacı tanık beyanlara göre de, taşınmazın 2000'li yıllarda ... tarafından davacıya satıldığının ve davacının taşınmazı satın aldıktan sonra ekim dikim faaliyetleri yaptığının beyan edildiği anlaşılmakta olup, satışa ilişkin olarak, 18.08.2000 tarihli 180 metrekarelik yere ilişkin satış sözleşmesi de dosya arasında mevcut olup, bu satış sözleşmesi davacının ve tanıkların beyanlarını doğrulamaktadır. Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazın tamamının ve dava edilen bölümünün arsa niteliğinde olduğu, emlak vergilerinin de davacı tarafından ödendiği, davacının taşınmaz üzerinde sahiplenme ve arsa niteliğiyle zilyetliğinde bulundurma iradesinin tanık beyanlarıyla da ortaya konulduğu dikkate alındığında, davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması cihetine gidilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde asıl davanın davacısına iadesine, Birleşen dava dosyasının davacısı tarafından yatırılan harcın onama harcı olarak mahsubuna, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5667, K. 2026/2848, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-5667-e-2026-2848-k-4731667a37dc