Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4968 E. 2025/4987 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4968
Karar No
2025/4987
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2769 E., 2024/2298 K. KARAR : Davalılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile davanın usulden reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/385 E., 2022/65 K.

Taraflar arasında İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen sözleşmeden ve vakıf senedinden kaynaklanan alacak davası sonucunda verilen hükme karşı davacı ve her iki davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava dilekçesinde; davacının 20.09.2000-05.02.2016 tarihleri arasında, davalılardan ... Şubesinde genel müdür asistanı olarak çalıştığı, iş akdinin erken emekli olma hakkı sağlamak ve tahakkuk eden işçilik alacaklarının ödenmesi kaydıyla 05.02.2016 tarihli ikale sözleşmesi ile sona erdirildiği, ancak sözleşme ile kararlarştırılan edimlerin tam olarak yerine getirilmediği, davacının alması gereken net maaşın ikale sözleşmesi ve tüzük kapsamında 05.02.2016 tarihi itibari ile Nisan 2016 döneminde uygulanması gereken artış ile belirlenmesi, eksik ödenen maaştan şimdilik 1.000 TL'nin yasal faizi ile davalılardan müştereken tahsili, emeklilik toplu ödemesinden şimdilik 1.000 TL'nin yasal faizi ile davalılardan müştereken tahsili, eşit davranma ilkesi ihlal edildiğinden İş Kanunu 5. maddesi uyarınca son maaşı üzerinden hesap edilecek dört maaş tutarından şimdilik 1.000 TL'nin yasal faizi ile davalılardan müştereken tahsili istenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile "Davacının toplu emeklilik ödemesi yönünden net 11.446,13-TL emeklilik toplu ödeme farkının davalıların temerrüte düştüğü 25/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, - Aylık emekli maaş ödemeleri yönünden a) 5 Şubat 2016 - 30 Nisan 2016 dönemine ait toplam eksik ödeme tutarının(5.653,69-5.651,63) net 2,06-TL olduğunun tespitine ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, b) Mayıs 2016 tarihinden dava tarihine kadar (2016/10. Ay dahil) eksik ödenen tutarın (0,78x6) net 4,68-TL olduğunun tespitine ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, -Davacıya ödenmesi gereken 2016 yılı nisan ayı brüt emekli aylığının 2.136,35-tl olduğunun tespitine, bundan böyle her yıl nisan ayında vakıf senedi uyarınca artırılması gerektiğinin tespitine, - Davacının iş kanunun 5. Maddesi uyarınca almış olduğu son maaş üzerinden tayin edilecek 4 ayrı maaş tutarında tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir.

Taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun, “Çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakfı” başlığını taşıyan 110/4 üncü maddesi; "Yararlananların, vakfın edimlerinin yerine getirilmesini dava yoluyla isteyebilmeleri, ödenti vermiş olmalarına veya vakfı düzenleyen hükümlerin kendilerine bu hakkı tanımış bulunmasına bağlıdır.” hükmünü içerdiği, Vakıf senedi ile vakıf senedinin eki niteliğindeki "...Emeklilik Menfaatleri Sistemi Kuralları"nda, yararlananlardan ödenti kesileceğine ve hakların hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi halinde yararlananlara dava açma hakkı verildiğine dair herhangi bir düzenleme mevcut değildir. Dolayısıyla ödenti vermeyen davacının dava açma yönünden aktif husumet ehliyeti bulunmadığı anlaşıldığından davalılar vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde olduğundan" davalılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın davacının aktif husumet yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, davalı vekilinin istinaf istemi kabul edildiğinden davacı vekilinin istinaf talebi hakkında hukuken inceleme yapılmadığından davacı vekilinin istinaf talebinin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçelerindeki ileri sürülen sebepleri tekrar ederek davacının iş akdinin, emeklilik şartlarını sağlayarak emeklilik maaşına hak kazanabilecekken bu şartların sağlanmasına çok az bir süre kala tek taraflı olarak işveren tarafından feshedildiğini, iş sözleşmesi işveren tarafından tek taraflı olarak feshedilmeseydi davacının zaten iki yıl gibi bir süre içinde bu erken emeklilik için gereken yaşı tamamlamış olacağını, ancak davalı yan tamamen ayrımcılık yaparak diğer çalışanlara tanıdığı hakkı söz konusu davacı olduğunda tanımamış ve açıkça eşit davranma ilkesine aykırı davrandığını, eksik inceleme sonucu karar verildiğini ileri sürülerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Dava, davacının iş akdinin feshi nedeni ile sözleşme ve vakıf senedine dayalı olarak alacak istemine ilişkindir.

Dava, iki farklı tüzel kişilik aleyhine açılmış olup bunlardan ilki; davacının hizmet sözleşmesi kapsamında 20.09.2000 tarihinde çalışmaya başladığı, tarafların karşılıklı mutabakatları çerçevesinde 05.02.2016 tarihli ikale sözleşmesi imzalanarak iş akdinin sonlandırıldığı ..., diğer davalı ise; ilk davalıda çalışanlara menfaat sağlamak amacıyla kurulmuş Shell Emekli Sandığı Vakfıdır.

1.Davalı ... Vakfına ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin temyiz itirazları bakımından;

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371'inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2.Davalı ... hakkında verilen karara yönelik davacı vekilinin temyiz itirazları bakımından;

Davacı ile davalı ... arasında işe başlama tarihi olan 20.09.2000 tarihi itibarı ile 25.8.1971 tarihli ve (Mülga) 1475 sayılı İş Kanunu ile daha sonra 10.06.2003 tarihli ve 25134 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında iş sözleşmesine dayalı işçi- işveren ilişkisi mevcuttur. Nitekim davacının işe başladığı 20.09.2000 tarihli "Belirli Süreli İş Sözleşmesi" imzalanmış, davaya dayanak yapılan taraflar arasında imzalanmış 05.02.2016 tarihli "Fesih (İkale) Sözleşmesi" ile de taraflar arasındaki sözleşme feshedilmiştir. İş bu sözleşmede sözleşmenin taraflarından ... "İşveren" olarak, davacı ... ise "Çalışan" olarak tanımlanmış ve "Sözleşmenin Konusu" olarak da; "Taraflar arasında yapmış oldukları iş akdini aşağıda belirtilen koşul ve şartlarda karşılıklı olarak sona erdirmeyi kabul etmektedirler." şeklinde ifade etmişlerdir. Davalı İşveren ... ile diğer davalı ... ayrı tüzel kişiliklere sahip olup işveren davalı 4857 sayılı İş Kanuna tabi iken diğer davalı Vakıf ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine tabidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun görevin belirlenmesi ve niteliği başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu ve bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği hükme bağlanmıştır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanun'un "Görev" başlıklı 5. maddesi gereği 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarında iş mahkemesinin görevli olduğu düzenlenmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki; görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde tutulması gereken bir usul kuralıdır. 6100 sayılı Kanun'un 114. maddesi gereği mahkemenin açılan davada görevli olması dava şartı olup, dava şartlarının 115.madde gereği yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Ayrıca 6100 sayılı Kanun'un 353/(1) -a 3 maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi işin esasına girmeden evvel ön inceleme sonucu "Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması" halinde duruşma yapılmadan karar vereceği, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, incelemeye konu davada davalı ... aleyhine açılan davada İş Mahkemesinin görevli olması sebebi ile İlk Derece Mahkemesi kararını görevsizlik nedeni ile kaldırıp dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, her iki davalı sıfatını davalı Vakıf üzerinden değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.

SONUÇ ; Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin davalı ... Vakfına yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, Davalı ... yönünden verilen karara dair davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4968, K. 2025/4987, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4968-e-2025-4987-k-7b58428f3609