Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7466 E. 2025/10462 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7466
- Karar No
- 2025/10462
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1668 E., 2021/952 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/201 E., 2018/207 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, sigortalının 20.02.2010 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iş kazasının kazalının kendi kusurundan meydana geldiğini, davalı şirketin iş sağlığı ve güvenliğine önem veren bir şirket olduğunu, her türlü önlemi aldığını, davalı şirketin iş kazasının meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, kançınılmazlık ilkesi gereğince davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, kusur oranlarının doğru tespit edilmesi gerektiğini, talep edilen maddi tazminatın ispat edilmesi gerektiğini, manevi tazminatın haksız ve fahiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davaya konu iş kazası nedeniyle oluşan %71 maluliyeti ve olayın oluşumundaki %75 oranındaki davalı işverenlerin kusuruna göre SGK tarafından davacıya bağlanan peşin sermaye değerli gelir ve ödenen geçici iş görmezlik ödeneğinin kusura isabet eden miktarının ayrı ayrı kalıcı ve geçici iş göremezlik zararından düşülmesiyle bilirkişinin hesabı doğrultusunda belirlenen geçici işgöremezlik maddi tazminatı ile manevi tazminat talebinin bir kısmına hükmedilerek yargılama sonundaki kararla “2.272,89 TL maddi tazminat ile 85.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu iş kazasının yaşandığı tarihte davacının çalıştığı forkliftin üzerindeki brandayı kesmeye çalışırken kızağın geri gelmesi sonucu far koruyucu ile kızak arasına sıkışıp yaralandığı, davacının yaralanması ile sonuçlanan olayda hastane raporlarına dayalı SGK İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen raporda davacının %71 oranında maluliyete uğradığının ve kontrol muayenesinin gerekmediğinin tespit edildiği, Sosyal Güvenlik Kurumundan gelen cevabi yazıda davacı sigortalıya 453.001,77 TL ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığı ve 11.689,31 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiğinin belirtildiği, kusur durumunun tespiti için alınan iş güvenliği uzmanı bilirkişi tarafından keşif sonrası tanzim edilen 14.04.2015 tarihli raporda ve benzer değerlendirmeleri içeren 06.05.2016 tarihli iş güvenliği ve işçi sağlığı uzmanı bilirkişiler tarafından düzenlenen üç kişilik heyet raporunda davalı şirketin alması gereken işgüvenliği tedbirlerindeki ihmali nedeniyle kazada %75 oranında, davacı işçinin de hatalı davranışları nedeniyle %25 oranında kusurlu olduğunun açıklandığı, olayın oluş şeklini ve ihmal edilen iş güvenliği tedbirlerini ilgili mevzuat kapsamında değerlendiren bu kusur raporlarının ayrıntılı, gerekçeli ve dosyaya uygun olduğu, davacının 20.02.2010 tarihinde iş kazası geçirdikten sonra da davalı işyerinde çalışmaya devam ettiği, 25.05.2012 tarihinde malulen emekli olarak işten ayrıldığı ve davacıya malullük aylığı bağlandığının anlaşıldığı, somut uyuşmazlıkta, davacının malülen emekli aylığı bağlandıktan sonra asgari ücretin üzerinde bir ücretle çalıştığı ileri sürülüp ispatlanmadığı, hal böyle olunca davacının emekli olduğu tarihteki yaşı olan 42 ila 60 yaş arasındaki aktif devrede ve 60 yaşından itibaren de bakiye ömrünün sonuna kadar pasif devrede asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılmasında herhangi bir isabetsizlik görülmediği, İlk Derece Mahkemesi tarafından belirlenen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde ve davanın kabul/ret oranına göre yargılama giderlerinin takdir edilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi tarafından tanzim edilen ikinci bilirkişi raporunda geçici iş göremezlik tazminatı olarak hesaplanan 11.039,87 TL ile sürekli iş göremezlik tazminatı olarak hesaplanan 289.975,36 TL olmak üzere davacının toplam maddi zararının 301.015,23 TL olarak tespit edildiği, davacıya SGK tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin davalının %75 kusuruna isabet eden kısmı 339.751,33 TL olup bu miktarın davacının sürekli iş göremezlik tazminatından indirilmesi sonucu davacının karşılanmamış sürekli iş göremezlik maddi zararının bulunmadığı, geçici iş göremezlik tazminatı olarak hesaplanan 11.039,87 TL'den ise yapılan geçici iş göremezlik ödemesinin davalının %75 kusuruna isabet eden kısmı 8.766,98 TL'nin indirilmesi ile davacının geçici iş göremezlik zararı 2.272,89 TL olarak tespit edilmiş ve Mahkemece de bu miktar hüküm altına alınmış ise de davacıya SGK tarafından fazladan sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı anlaşıldığından bu miktarın da davalının kusuruna isabet eden kısmının geçici iş göremezlik maddi zararından mahsubu gerektiği düşünülmeden maddi tazminat talebinin hüküm altına alınmasının hatalı olduğu, bu durum karşısında; SGK tarafından davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin davalının %75 kusuruna isabet eden kısmı 339.751,33 TL ile yapılan geçici iş göremezlik ödemesinin davalının %75 kusuruna isabet eden kısmı 8.766,98 TL'nin toplamı 348.518,31 TL olup, bu miktar davacının geçici ve sürekli iş göremezlik dönemi bakımından yapılan toplam maddi zarar hesabı olan 301.015,23 TL'den fazla olduğundan davacının SGK tarafından karşılanmayan maddi zararının bulunmadığı anlaşılmış olmakla; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 3-Davanın kısmen kabulüne; a-)Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 85.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, b-)Davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Maddi tazminatın hükme esas alınan raporda hatalı tespit edildiğini, bakiye ömür tablosu olarak trh 2010 esas alınması gerektiğini, b.Malulen emeklilik nedeniyle pasif devre hesabında bu tarihin esas alınmasının hatalı olduğunu, davalının hesaba dair itirazı aşılarak ek rapor düzenlendiğini, c.Vekalet ücretinin hatalı olduğunu, d.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. İlliyet bağının davacının ağır kusurlu eylemi ile kesildiğini, b. Kazanın oluşunda müvekkilinin hiçbir kusurunun olmadığını, davacıya atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, c.Hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; kaza olayı sonucu davacı sigortalının %71 oranında iş göremezliğe uğradığı, olayın meydana gelmesinde davalının %75 oranında, davacı kazalının %25 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. 3. Gerek mülga BK'nın 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nın 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. 4.Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. 5.Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370) 6.Somut olayda davacı lehine hükmedilen 85.000,00 TL manevi tazminat bir miktar az olmuştur. 7. Öte yandan hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesine göre "Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." denmektedir. 8.Somut uyuşmazlıkta; karşılanmayan maddi zararın kalmaması sebebiyle maddi tazminat talebinin tamamen reddine karar verilmesiyle birlikte maddi tazminat bakımından davalı taraf lehine nispi oranda vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur. 9.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 10. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına, 4. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.