Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/16224 E. 2025/12403 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/16224
Karar No
2025/12403
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2699 E., 2024/1938 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ünye 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2016/113 E., 2022/444 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının, davalı şirkete ait ... isimli işletmede işyerinde çalışırken 21.11.2015 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasında sakatlandığını ve sağ ayağının diz kapağının altından kesildiğini, söz konusu iş kazası neticesinde müvekkilinin meslekte kazanma gücünü yitirerek malul kaldığını, kazanın oluşumunda davalı işverenin %100 oranında kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle Kavak Cumhuriyet Başsacılığının 2015/1412 soruşturma nolu dosyası ile soruşturmanın devam ettiğini, kazalı işçinin sakatlığı nedeniyle meslekte kazanma gücünü kayıp ettiğini, maddi ve manevi olarak acılar çektiğini, bu nedenle hak ve alacaklarının dava boyunca güvence altına alınabilmesi ve dava sonunda infazının sağlanabilmesi için davalı işveren üzerine kayıtlı taşınmazlara tedbir konulmasını, müvekkilinin ...nın 334/1 maddesi gereği adli yardımdan yararlandırılmasına, BK.76 maddesi gereği ara kararla müvekkili için 26.000 TL geçici ödemenin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınmasına, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile kazalı işçinin sakatlığı nedeniyle meslekte kazanma gücünü kayıp oranı ve efor kaybı, hastane masrafı, bakıcı gideri için maddi tazminat olarak 1.000.00 TL maddi tazminat ile olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 250.000 TL manevi tazminatın davalı şirketten alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekilinin 07.06.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat tutarı 1.125.115,00 TL olarak artırılmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, öncelikle yetki itirazlarının olduğunu, esasa ilişkin olarak kazanın meydana geldiği çimento fabrikası inşaatında ve tüm sahada; müvekkili firma tarafından tüm işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri, gerekli önlemlerin alındığını ve tüm çalışanlara da işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda eğitimler verildiğini, kazanın, davacının dikkatsiz hareket etmesi sonucu kendi hatasından dolayı meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusurunun olmadığını, kaza nedeniyle davacıya ve refakatçilerine ödeme yapıldığını, davacının tedavilerinin yaptırıldığı, maddi ve manevi olarak destek olduklarını, öncelikle, müvekkili firma tarafından iş kazalarına yönelik yaptırılmış olan, 30.12.20 14... .12.2015 tarihleri arasında geçerli poliçe ile ... Sigorta A.Ş. Ye Kaza Destek Sigortası ile sigortalı olduğunu, davanın ... Sigorta A.Ş, ye ihbarını, yetki itirazlarının kabulüne, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, Mahkemece aksi kanaatte ise davacıya, davacı yakınlarına yapılan tüm ödemelerin ödeme günlerinden itibaren işleyecek faizleri ile hesaplanacak tazminat miktarlarından mahsubunu, davacının SGK'dan elde ettiği tüm gelirlerin ödeme gününden itibaren işleyecek faizi ile hesaplanacak tazminat miktarlarından mahsubunu, işbu kazaya yönelik ... Sigorta A.Ş tarafından yapılmış veya yapılacak herhangi bir ödeme olması halinde bu bedelin de faizleri ve ferileri ile hesaplanarak huzurdaki dosya kapsamında müvekkili aleyhine herhangi bir tazminat hesaplanmasına ve ödenmesine karar verilmesi halinde mahsup edilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Meydana gelen kaza nedeniyle; davacının Adli Tıp Kurumu 3.Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporunda % 37,20 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayıldığı, dosyada bulunan ve hükme esas alınan 09/06/2017 tarihli kök rapor ile aynı mahiyetteki ek kusur raporları doğrultusunda mahkememizce yapılan değerlendirmede davacının % 40 oranında, davalı şirketin %60 oranında kusurlu oldukları dosya kapsamı ile sabittir. Hesap Bilirkişisi ... tarafından düzenlenen usul ve yasaya uygun, denetime elverişli bilirkişi raporuna göre; davacı işçinin maluliyeti nedeniyle SGK tarfından karşılanmayan iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararının 1.125.115,41 TL olduğu, davacı vekilinin bilirkişi raporunda belirlenen bedel üzerinden talebini ıslah ettiği, ıslah harcını yatırdığı, ıslah dilekçesinin taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği anlaşıldığından, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 1.125.115,41 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 21.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Manevi tazminat talebinin değerlendirilmesinde... Tüm dosya kapsamından davacının geçirmiş olduğu iş kazası sonrasında % 37,20 oranında malul olduğu, kaza nedeniyle davacının sağ ayağının diz kapağından itibaren kesildiği, bu hususun dosyadaki raporlarla sabit olduğu, davacının kaza sonrasındaki hayat standartlarının oldukça düştüğü anlaşılmakla manevi tazminatın amacının manen yıkıntıya uğraşan kişinin bir nebze de olsa manevi acısını dindirmek oluşu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirilerek davacının geçirmiş olduğu kaza nedeniyle duyduğu üzüntü ve kederi bir nebze gidermek için davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.000,00 -TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Davanın kısmen kabulüne, 1.Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile Taleple bağlı kalınarak 1.125.115,00 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 21.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 2.Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.000 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 21.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuş olması üzerine,istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde,kusura,maluliyet oranına itiraz ettiklerini,kusur ve maluliyet oranına göre yapılan tazminat hesabının da hatalı olduğunu ve manevi tazminatın çok düşük belirlendiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde, kusura ve maluliyet oranına itirazlarının bulunduğunu,karara esas hesaplamanın hatalı yapıldığını, asgari ücretin net ücrete oranlanması gerekirken brüt ücretin brüt asgari ücrete oranlanarak bulunan katsayı ile hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davacının kusuru oranında tazminattan indirim yapılmadığını, kazada illiyet bağının bulunmadığını,peşin sermaye değerinin hükme en yakın güncel değerinin mahsubunun gerektiği,manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davanın yasal dayanakları, 510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77'inci maddesi hükümleridir. 1.Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davaya konu edilen iş kazasında, davalı işyerinde makinaların montajı ve bakımiş lerinde usta olarak çalışan davacı davalı şirkete ait ... Çimento Fabrikasının inşaatı sırasında 21.11.2015 günü,işyerinin hammadde kırıcı diye tabir edilen bölümünde, filtre fan sehpasının montajının yapılması amacıyla atölyede üretilen sehpanın seyyar vinçle olay yerine getirilip kırıcının üzerine konulduktan sonra, sapanlar sökülerek sehpanın üzerine çıktığı anda sehpanın dengesini kaybederek 20 cm kadar kayması üzerine,davacının ayağının sehpa ile kırıcı arasında kalarak ezilmesi sonucu sağ ayağı diz altı seviyesinde ampute edilmesi ile sonuçlanan kaza ile ilgili olarak, Kavak Asliye Ceza Mahkemesinin E.2017/ 179 K.2018/299 sayılı dosyası üzerinden ....(işveren şirket sahibi),... (işveren şirketin proje müdürü),...(işveren şirkette şube müdürü),...(işyerinde soğutma bölümünde makine müh.),...(işaretçilik yapan makine bakım ustası), ...(şirkette iş güv.uzm.),...(tavan vincini kullanan işçi),... (işyeri hekimi),...(Hiyap vinç operatörü),... (işyerinde bakım teknisyeni) hhakkında açılan kamu davasında alınan kusur raporunda, sanıklar ..., ...,...'in asli kusurlu, ...,ve kazalının tali kusurlu,...,..., ... ile ...'nın kusursuz olduğu kanaatine varıldığı belirtilerek mahkemece anılan kusur raporu doğrultusunda ...,.... ile ...'nın beraatine, diğer sanıkların adli para cezası ile cezalandırılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Mahkemece hükme esas alınan 09.01.2019 tarihli kusur raporunda ise davalı şirket tüzel kişiliğine kusur verilmeksizin davalı şirket işvereni sıfatıyla ...'nun %30,işveren vekili ... %30,makine şefi ...'ın %10,makine bakım ustası(işaretçi)...'ın %5 ve kazalının %5 kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, böylelikle SGK müfettiş raporu, ceza ve dosya kapsamında alınan kusur oran ve aidiyetlerinin çeliştiği, rücu dosyasındaki kusur oranının akıbetinin araştırılmadığı ve Mahkemece anılan çelişkiler giderilmeden anılan raporun hükme esas alınmak suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır.

Taraflar arasında kusur oranlarının tespiti noktasında uyuşmazlık bulunduğu gözetilerek kusur oranının belirlenmesine ilişkin ilkelere de değinmek faydalı olacaktır. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.20 13... /21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Mahkemece yapılacak iş ; rücu dosyasının akıbetinin araştırılarak bu dosya üzerinden alınan kusur raporu da dosya kapsamına alınarak SGK müfettiş raporu, rücu,ceza dosyalarındaki kusur oranları ve aidiyetleri ile de aralarındaki çelişkiyi giderecek ve davalı işveren şirket tüzel kişiliğinin sorumluluğunun da irdeleneceği şekilde A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetince tarafların kusur durumları irdelenmek suretiyle bir kusur raporu alınmalıdır. 2. Dosya kapsamından; Mahkemece aldırılan 25.05.2022 tarihli hesaba dair bilirkişi raporunda davacının işveren kayıtlarında yer alan 2015/1-11.ay arası almış olduğu brüt ücretin ortalaması olarak 2.807,73 TL ücretin esas alındığı,bu tutarın net ücret karşılığı miktar bulunarak, dönemin net asgari ücrete oranlanması gerekirken brüt ücret tutarının dönemin brüt asgari ücret tutarına oranlanması sonucu davacının gelirinin asgari ücretin 2,205 katı olduğunun tespitiyle maddi zarar miktarının hesaplandığı ve anılan hesap bilirkişi raporunun hükme esas alındığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Somut olayda, Mahkemece kaza tarihindeki net ücretin dönemin net asgari ücretine oranlanması suretiyle bulunacak katsayının esas alınması gerektiği hususu gözetilmeksizin brüt tutarın brüt tutara oranlanması sonucu bulunan 2,205 katı üzerinden hesap yapan dosya kapsamına uygun olmayan bilirkişi raporuna itibar etmek suretiyle hüküm kurulması hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, yukarıda anılan husus gözetilerek kazalının gelirinin doğru olarak tespiti ile bu hususta rapor aldırmak ve oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. 3.Gerek mülga BK’nın 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nın 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. 4.Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. 5.Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370) 6.Somut olayda davacı lehine hükmedilen 40.000,00 TL manevi tazminat çok az olmuştur.

O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/16224, K. 2025/12403, T. 24.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-16224-e-2025-12403-k-42cdfa0638e8