Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4751 E. 2025/3142 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4751
Karar No
2025/3142
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2426 E., 2024/2596 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/63 E., 2024/243 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; Tokat ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı, müşterek mülkiyete tabi, 3/16'şar eşit olmak üzere üç müvekkili adına toplamda 9/16 hisseyle kayıtlı dava konusu taşınmazın kalan 7/16 hissesinin ise davalıların murisi ... ile dava dışı ... ve "... (... kızı)" adına kayıtlı olduğunu, fakat davalıların murisi olan ... 'ın taşınmazdaki payının müvekkilleri ve onların atalarından beri aralıksız kullanıldığı, malik sıfatıyla müvekkillerinin zilyetliğinde olması sebebiyle bu süre içinde dava konusu taşınmazda davalıların ya da başka kimselerin hakkı ve tasarrufu olmadığını, tapu kaydında ismi geçen davalıların kayden malik olmak dışında taşınmazla hiçbir ilgilerinin bulunmadığını ileri sürerek; davanın kabulü ile Tokat ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazdaki ... payının iptali ile müvekkilleri adına eşit oranda tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili; dava dilekçesinde, müvekkilinin yalnızca tapu kayıtlarında kayden malik olduğundan ve olağanüstü zamanaşımı ile taşınmazın kazanımının şartlarının davacılar lehine gerçekleştiğinden söz edilmiş olsa da gerçeklerin iddia edilenlerin aksine olup, davacı tarafın haksız kazanım peşine düştüğünü, davacılar tarafından davanın açılan haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur. Davalı ... ile ....; ... ada ... parsel sayılı tapuya kayıtlı taşınmazda ... 'ın mirasçısı sıfatıyla hisse sahibi olduğunu, davacılar vekilince TMK'nın 713/2. maddesinde yer alan "...maliki yirmi yıl önce ölmüş..." hukuki sebebine dayalı olarak tapu iptal ve tescil talebinde bulunulmuş ise de Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrasında davanın yasal dayanağının kalmadığını, zira davacılar vekilinin yasal dayanak yaptığı TMK 713/2 maddesinde yer alan " maliki yirmi yıl önce ölmüş...” cümlesinde geçen "...ölmüş..." sözcüğünün Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli, 2009/58 E., 2011/52 K. sayılı kararıyla iptal edildiğini, her ne kadar davacılar vekilince iptal kararından önce davacıların kazanılmış hakkı olduğu iddia edilmiş ise de TMK 599. ve 705. maddeleri uyarınca babalarının vefatı ile taşınmazın mülkiyetini mirasçıları olarak doğrudan kazanmış olduklarını, tapuda kayden intikal eden mülkiyet hakları korunduğundan, zilyet olduğunu iddia eden davacılar açısından artık kazanılmış haktan söz edilemeyeceğini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararıyla birlikte kazanılmış hak ve hukuki güvenlik ilkeleri uyarınca mirasçıların var olan mülkiyet hakkının teslim edilmiş olduğunu belirterek; davanın reddini istemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dava konusu taşınmazın 7/16 hissesinde davalılar murisi ... 'ın miras payının, babası ...'nın annesi ...'dan kalan pay ile kardeşi ... ve kardeşi ...'ın altsoyu ... ile birlikte elbirliği halinde mülkiyete tabi olduğu, elbirliğine bağlı taşınmazlarda payların elbirliği halinde olup miras hisseleri oranında payları taşınmazın her tarafında olabileceğinden terekedeki miras payları dışında taşınmazda bağımsız payları olmadığından sadece elbirliği içerisinde olan bir paydaşın miras payı için TMK 713/2 maddesindeki "ölmüş kişi" adına zilyetlik hükümlerine dayalı olarak açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığı, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 2.427.446,70 TL olduğu, 7/16 hissede elbirliği ile davalılar murisi ... 'ın 1.413,61 m² yüzölçümüne malik olup taşınmazın tamamının 7.833 m² olduğu, davacıların tapu kaydının iptalini talep ettiği taşınmaz hissesinin değerinin 2.427.446,70 TL / 7.833 m²X1.413,61 m²=438.081,35 TL olmakla dava değerinin ve yargılama giderlerinin bu tutar üzerinden belirlendiği, davalılar ...,..., ... 'ın 4/128'şer pay ile, davalı ... 'ın ise 12/128 pay ile mirasçı olduğu, dava değeri altında kalmamak üzere adı geçen taraflar lehine maktu vekalet ücretine hükmedildiği..." gerekçesiyle; davanın reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmak suretiyle; "...Elbirliği içerisinde olan bir paydaşın miras payı için, TMK 713/2 maddesindeki "ölmüş kişi adına zilyetlik" hükümlerine dayalı olarak açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığından reddine karar verilmiş olmasının isabetli olduğu; ancak dava ret olmakla elbirliği halinde olan 460.784,37-TL taşınmaz değeri üzerinden davalılar lehine tek vekalet ücreti verilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesinin hatalı olup hüküm tarihindeki davalılar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin yürürlükte bulunan AAÜT tarifesine göre 460.784,37 TL'nin %16'sı olan 73.117,66TL. Olduğu, ilk derece kararında davacılar lehine verilen vekalet ücretinin ise toplamda 17.900x4=71.600TL olmakla istinafa gelen davacı aleyhine usulü müktesep hak durumu gözetilerek davalılar lehine tek olarak 73.117,66TL. değil 71.600,00-TL vekalet ücreti verilmesi gerektiği, bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353-1-b-2. maddesi uyarınca kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılması ve yeniden karar verilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kabulüne, Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 30.05.2024 tarih, 2024/63 Esas - 2024/243 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; yerel mahkemece verilmiş kararın usul ve yasaya aykırı olup BAM kaldırma kararından sonra dosyaya gelen tutanakların doğru şekilde incelenmediğini, tapulama esnasında elbirliği mülkiyetinin çözüldüğünü, paylı olarak taşınmazın tespitinin yapıldığını, eski tapu kaydındaki 7/16 pay sahibi ...'nun (davalıların murisi) adı silinerek yerine, mirasçılarının adı payları belirli olarak ve veraset ilamına işaret edilerek belirtildiğini, davaya konu olayda iştirak halinde bir mülkiyet olmadığını, payların belirli olduğu müşterek mülkiyetin söz konusu olduğunu, BAM ilamında açık şekilde yazılı olduğu üzere elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazda tek bir mirasçının payı baz alınarak MK 713/2'ye göre tescil istenemeyeceğini, BAM'ın işaret ettiği eksiklik giderilerek, dosyaya gelen tapulama kayıtlarında BAM kararında üzerinde durulan elbirliği mülkiyeti durumunun nasıl ve ne şekilde meydana geldiği hususunun netlik kazandığını ve aslında ortada bir elbirliği mülkiyetinin olmadığını, dava konusu edilen kısmın payının belirli olduğunun ortaya çıktığını, mahkemece taraflarına süre verilerek paylı mülkiyete çevirme de söz konusu olabilecekken davanın reddi kararının doğru olmadığını, kabule göre de dört ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, davayı ret gerekçesi yapılan elbirliği mülkiyetindeki bölünememe durumunun vekalet ücretinin takdirinde dikkate alınmamasıyla hata yapıldığını, ... ve ...'ın aynı vekille temsil edilmesine rağmen iki ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, davanın niteliğinin göz ardı edildiğini, aksi düşünülse bile tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden kararın vekalet ücreti yönünden de kaldırılması gerektiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, TMK'nun 713/1. fıkrasındaki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve ikinci fıkrasında yer alan “…ölmüş kimse…” iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup kanunun somut olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği anlaşıldığından, mahkemece kurulan hükümde isabetsizlik görülmemiş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4751, K. 2025/3142, T. 19.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-4751-e-2025-3142-k-a0d82d6428de