Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4352 E. 2026/3281 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4352
Karar No
2026/3281
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1527 E., 2024/1073 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/152 E. 2020/82 Karar

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı - asli müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucu, Mersin ili ... ilçesi ... - ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 70... , 99, 100, 101, 102, 1 03... parsel sayılı taşınmazlar, muhtelif yüzölçümleriyle komisyon kararı neticesinde 3. Derece Sit Alanında kaldığından bahisle Hazine adına; 1 70... parsel sayılı taşınmaz ise, vergi kaydına dayalı olarak ... ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. 2. Davacılar ..., ... ve ... dava dilekçelerinde; Mersin ili ... ilçesi ... - ... Mahallesi 1 70... , 99, 100, 101, 102, 103, 105 parsel sayılı taşınmazların 1319 tarihli ve 25 sıra numaralı tapu kaydı ve 1937 tahrir ve 308 numaralı vergi kaydı kapsamında olduğunu belirterek, veraset ilamına göre tespit yapılmasına karar verilmesini istemişlerdir. 3. Davacılar ..., ..., ... ..., ... ve ... dava dilekçelerinde; Mersin ili ... ilçesi ... - ... Mahallesi 1 70... parsel sayılı taşınmazın 1937 tahrir ve 308 numaralı vergi kaydı kapsamında olduğunu, taşınmazı uzun zamandır kullandıklarını belirterek, adlarına tespitin yapılmasını talep etmişlerdir. 4. Davacı ... dava dilekçesinde; Mersin ili ... ilçesi ... - ... Mahallesi 1 70... parsel sayılı taşınmazın 1319 tarihli ve 25 sıra numaralı tapu kaydı ve 1937 tahrir ve 308 numaralı vergi kaydı kapsamında olduğunu ve taksim yapıldığını belirterek, adına tespitin yapılmasını talep etmişlerdir. 5. Davacılar ... ve ... dava dilekçelerinde; Mersin ili ... ilçesi ... - ... Mahallesi 1 70... parsel sayılı taşınmazın 1319 tarihli 25 sıra numaralı tapu kaydı ve 1937 tahrir 308 numaralı vergi kaydı kapsamında olduğunu, taksim yapıldığını, taşınmazın ... mirasçılarına ve isabet ettiğini belirterek, ... ve ... mirasçıları adına payları oranında tespitin yapılmasını talep etmişlerdir. 6. Davacı ... dava dilekçesinde; Mersin ili ... ilçesi ... - ... Mahallesi 1 70... parsel sayılı taşınmazın 1319 tarihli ve 25 sıra numaralı tapu kaydı ve 1937 tahrir ve 308 numaralı vergi kaydı kapsamında olduğunu, taksim yapıldığını, taşınmazın ...'e isabet ettiğini belirterek, ... mirasçıları adına payları oranında tespitin yapılmasını talep etmiştir. 7. Asli müdahil Hazine vekili müdahale dilekçesinde; dava konusu 1 70... parsel sayılı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ..., kayalık ve çalılık arazi vasfında olduğundan özel mülkiyete konu olamayacağı gibi şahıslar adına yapılan kadastro tespitinin de hatalı ve yanlış olduğunu belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep istemiştir. II. CEVAP Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu 1 70... , 99, 100, 101, 102, 103, 1 04... parsel sayılı taşınmazların 1319 tarihli ve 25 sıra numaralı tapu kaydı ve 1937 tahrir ve 308 numaralı vergi kaydı sınırları içerisinde kaldıkları, tapu ve vergi kaydının sınırlarının mahalli bilirkişi beyanlarına göre taşınmazlara uyduğu, tapu kaydının sınırlarının sabit nitelikte ve değişmeyen sınırlar olması itibarıyla tapu kaydının sınırlar itibarıyla geçerli olduğu, arkeolog bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazların 3. Derece Sit Alanında kaldığı, tapu kayıtlarının mülkiyet belgesi hükmünde olduğu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunmasına Dair Kanun'un 11. maddesinde 30.05.2007 tarih ve 5663 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile yapılan değişikliğe göre Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazların zilyetlik yolu ile iktisap edilemeyeceğinin öngörüldüğü, tapulu taşınmazlar yönünden önleyici bir hüküm bulunmadığı, taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalması halinde kayda değer verileceği, bu bağlamda dava konusu taşınmazların tapu kaydı kapsamında olmaları nedeniyle 3. Derece Sit Alanında olmasının kişiler adına tespit yapılmasına engel olmayacağı, bir kısım davacılar, taşınmazların taksime tabi tutulmadığını; diğer davacılar ise, taşınmazların zaman içinde taksim edildiğini ve kadastro tespit gününe kadar bu şekilde kullanılageldiğini ileri sürdükleri, dosyanın taraflarından herhangi bir yazılı taksim sözleşmesi sunulmadığı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından geçerli bir taksimin mevcudiyetinin anlaşılmadığı, bu bağlamda dava konusu taşınmazların tamamı tapu kaydı kapsamında kalıp, muris ... oğlu ... mirasçılarının tamamının geçerli bir taksim yaparak, taşınmazları kendi aralarında paylaştıklarının ispatlanamadığı, 1319 tarihli ve 25 sıra numaralı tapu kaydında malik olarak gözüken ... oğlu ... mirasçılarının, aynı zamanda 1937 tarihli ve 308 tahrir numaralı vergi kaydında adı geçen kişiler olduğu, her iki kaydın sınırlarının ve miktarının birbirlerini doğruladığı, dava konusu taşınmazların tapu vergi kaydı kapsamında kaldığı ve mirasçılar arasında geçerli bir taksim olmadığı, taşınmazların kayıt maliki ... oğlu ... mirasçıları adına tespit yapılması gerektiği" gerekçesiyle, davacılar ..., ... ve ...'ın asıl dosya 1994/1623 Esas, birleşen 1994/1624 Esas, birleşen 1994/1626 Esas, birleşen 1994/1627 Esas, birleşen 1994/1628 Esas, birleşen 1994/1629 Esas, birleşen 1994/1633 Esas sayılı davalarının kabulüne, davacılar ..., ..., ... ..., ... ve ...'ın birleşen 1994/1625 Esas sayılı davalarının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davacı ...'in birleşen 1994/1630 Esas sayılı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davacılar ... ve ...'in birleşen 1994/1632 Esas sayılı davalarının kabulüne, davacılar ... ve ...'in birleşen 1994/1631 Esas sayılı davalarının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davacı ...'in birleşen 1994/1634 Esas sayılı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, asli müdahil Hazine'nin davasının reddine, 170 ada, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 1 04... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaliyle taşınmazların ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 30.12.1993 tarihli ve 1993/521 Esas, 1993/566 Karar sayılı veraset ilamındaki paylar oranında ... ... mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen payları oranında tespitteki vasıf ve yüzölçümleriyle tesciline, tutanakların beyanlar hanesine taşınmazların 3. Derece Sit Alanı içerisinde kaldığının şerh düşülmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı - asli müdahil Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davalı-asli müdahil Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı - asli müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu 1 70... parselin ..., çalılık ve kayalık vasfında bir yer olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde davalıların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile mülk edinebilmesinin koşullarının gerçekleşmediğini ve diğer dava konusu taşınmazlarında davacılar adına tesciline karar verilmiş olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların tapu ve vergi kapsamında kaldıkları gerekçesi ile taşınmazların şahıslar adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacı ... dışındaki davacılar ile davalıların dayandığı ve hükme esas alınan K.sani 319 D. tarihli ve 25 sıra numaralı "20 dönüm" miktarındaki "... Alanı" sınırlarını ihtiva eden tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmediği gibi, tapu kaydının taşınmazlara uyup uymadığı net olarak ortaya konulmamış; diğer yandan sözü edilen tapu kaydı, sınırlarında tarif edilen "yol" ve "çukur" hudutları nedeni ile gayri sabit sınırlı olup, bu nedenle miktarı ile geçerli olduğundan, tapu kaydına sabit sınırlardan başlanılarak kapsam tayin edilmesi ve bu yolla dava konusu taşınmazları miktarı ile kapsayıp kapsamadığı üzerinde durulması gerekirken, bu husus üzerinde durulmamış ve ayrıca zilyetlik hukuki nedenine dayalı inceleme bakımından da ziraat raporları arasında çelişkiler oluşmuştur. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı karar verilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, bir kısım davacıyla davalıların dayandığı ve hükme esas alınan K.sani 319 D. tarihli ve 25 sıra numaralı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritası ve tüm oluşum belgeleri getirtilip dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile üç kişilik ziraat bilirkişi kurulu, arkeolog bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ve teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca tarafların dayandığı tapu kaydının dayanağı harita mevcut ise, yerel bilirkişi yardımı ve uzman teknik bilirkişi eliyle yöntemince yerine uygulanmalı, uygulama yapılırken haritası bulunan kayıtlarının kapsamlarının öncelikle haritasına göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeli, haritası bulunmayan kayıtlardaki sınırların tespiti bakımından mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulmalı; kayıtlarda yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması hususundaki beyanları, komşu ve yakın komşu parsel tutanakları ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli; bu kapsamda özellikle tapu kaydında tarif edilen şahısların yerleri olarak gösterilen taşınmazların tutanak ve dayanakları getirtilerek bu belgelerden yararlanılmalı, teknik bilirkişiden, tapu kaydının varsa revizyon gördüğü parsellerin de dikkate alındığı, komşu parsellerin dayanağı kayıtların dava konusu taşınmazlar yönünü ne okuduğunun belirlendiği ve kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle tapu kaydının sınır denetiminin yapıldığı ve kaydın kapsamının kesin olarak gösterildiği keşfi izlemeye imkan veren, ayrıntılı ve gerekçeli rapor ve kroki alınmalı; tapu kaydının haritasının bulunmaması ya da uygulama kabiletinin bulunmaması ve hudutlarında tarif edilen sınır yerlerinin belirlenmesi halinde, sınırları itibari ile gayri sabit sınırlı olması nedeni ile, tapu kaydına sabit sınırlardan başlanarak kapsam tayin edilmesi gerektiği düşünülmeli, bu yolla tapu kaydının dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı duraksamasız belirlenmeli, yine, tarafların dayanağı vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uyup uymadığı araştırılmalı, uyduğu anlaşılsa dahi vergi kaydının ancak zilyetlikle birleştiği takdirde hukuken değer taşıdığı gözönünde bulundurulmalı; taşınmazların tümünün ya da bir kısmının tapu kaydının kapsamı dışında kalması halinde, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim tarafından, hangi tarihten beri, ne şekilde kullanıldığı, taşınmazlarda imar - ihya yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeli; ziraat bilirkişi kurulundan, taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazların imar-ihyaya konu olabilecek yerlerden olmaları halinde imar-ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; arkeolog bilirkişiden, sit alanı haritası ile kadastro paftasını çakıştırması istenilerek dava konusu taşınmazların doğal ya da arkeolojik sit alanında kalıp kalmadıkları ve kalmakta iseler hangi derecedeki sit alanında kaldıkları hususunda ve ayrıca taşınmazların sit haritaları üzerindeki konumlarını da gösterir şekilde; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden ise yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, taşınmazlarda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı, 3402 sayılı Kanun uyarınca aynı çalışma alanı içinde kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönüm belgesizden zilyetlikle edinim sınırları gözetilmeli, ayrıca, aynı kök tapu kaydına dayalı olarak açılan gerek davacılar gerekse dava dışı şahıslar tarafından açılan başka davalar olup olmadığı araştırılmalı (Mersin Kadastro Mahkemesi'nin 2013/1 51... /454 Karar sayılı dosyası da gözönüne alınmalı) ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; bilindiği üzere, 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Dava konusu taşınmazlar hakkında hükümde hisselendirme yapılırken, taşınmazın toplamda 591.360 pay olarak kabul edilmesine rağmen, hükümde pay ve payda eşitsizliği yaratılarak açıkta pay kalmasına neden olunması da doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı-asli müdahil Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile temyiz olunan Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 13.06.2024 tarihli ve 2021/1527 Esas, 2024/1073 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4352, K. 2026/3281, T. 07.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4352-e-2026-3281-k-f0f8d5054620