Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1387 E. 2026/3278 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1387
Karar No
2026/3278
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1038 E., 2024/3366 K. İLK DERECEMAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili ... ilçesi ... köyü 195 parsel sayılı taşınmazın, dava dilekçesine ekli haritada (A) harfi ile gösterilen 1.500,00 metrekarelik kısmının 2013 yılında 6292 sayılı Kanun kapsamında yapılan orman kadastro haritalarındaki teknik hataları tespit ve düzeltme çalışmaları sonucu kısmen orman sınırları içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline, tapu kaydının beyanlar ve şerhler hanesinde idare aleyhine bulunan tüm şerh ve beyanların kaldırılmasına, varsa taşınmaz üzerindeki bina ve tesislerin kal'ine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 12.11.2007 tarihinde müvekkili idarenin mülkiyetine geçen dava konusu taşınmazın ... arazisi olarak kullanıldığını, müvekkili idare mülkiyetinde bulunan ... arazilerindeki ... tahlisiye (can kurtarma) amacıyla kullanılan yapılar olduğunu, müvekkili idare tarafından verilen kamu hizmetlerinde amaçlananın kamu yararı olduğunu, dava konusu taşınmazın hava fotoğraflarından da görülebileceği üzere orman vasfında olmadığını, ilk tesis kadastrosunda tarla niteliği ile tespit ve tescil edildiğini, 25.09.2013-24.10.2013 tarihli orman kadastro haritalarındaki teknik hataları düzeltme ilanının hukuka aykırı bir ilan olduğunu, ilanın ne zaman ve nerede askıya çıkarıldığının ilanda açıkça belirtilmediğini, ilanın bu yönüyle ilgililer için ulaşılabilir bir nitelik taşımadığını, Orman Kadastro Komisyonunun usul ve kanuna ilişkin kurallara uymaksızın yapmış olduğu tahdit ve tespitin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 2. Davalı ... Genel Müdürlüğüne İzafeten İstanbul .... Bölge Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tapu kaydında ... Vakıf şerhi bulunduğunu, icareteynli ve mukataalı vakıf taşınmazların taviz bedelleri ödenmedikçe temliki tasarrufları mümkün olamayacağından mazbut bir vakıf olan ... ... Vakfına ait taviz bedelinin 5737 sayılı ... Kanunu’nun 18. maddesine istinaden müvekkili idareye ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede ilk orman tahdidinin 3116 sayılı Kanun uyarınca 1938 yılında yapılarak 1939 yılında ilan edilip kesinleştiği, arazi kadastrosunun ise 1960 yılında yapıldığı ve dava konusu taşınmazın tarla vasfi ile tespit gördüğü, arazi kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın bir kısmının orman tahdit çalışmalarına aykırı şekilde oluşturulduğu, dava konusu taşınmazın orman sınırları içinde kalan kısmının daha sonra 1976, 19 84... yıllarında yapılan 2/B madde uygulama çalışmalarına ve 2010 yılında yapılan kullanım kadastro çalışmalarına konu olmadığı, 6292 sayılı Kanun uyarınca 16.09.2013 tarihinde orman kadastro haritalarındaki teknik hataları tespit ve düzeltme raporunun hazırlandığı, söz konusu raporda dava konusu taşınmazı ilgilendiren 3 46... numaralı orman sınır noktaları ile ilgili olarak tespit edilen uyuşmazlığın giderildiğinin belirtildiği ve dava konusu taşınmazın kısmen orman sınırları içinde kaldığının vurgulandığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 195 parsel sayılı taşınmazın 17.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile işaretli 1.506,79 metrekarelik kısmının tapu kaydından ifrazı ve iptali ile, ifraz edilen 1.506,79 metrekarelik iptal edilen kısımın aynı yer son parsel numarası verilmek suretiyle orman vasfıyla üzerindeki takyidatlarından ari olarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın, kesinleşen ilk orman tahdidi ve 6292 sayılı Kanun'un 10/11. maddesine göre yapılan çalışmalara göre öteden beri orman tahdit içerisinde kaldığı ve arazi kadastrosu ile orman tahdit alanında oluşan tapunun hukuki kıymetinin bulunmadığı, bu anlamda İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın içinde bulunduğu yerlerde yapılan orman kadastro çalışmaları sırasında orman durumunu gösterir ağaç çeşitleri, arazinin kapalılık derecesi, toprak çeşidi ve arazinin ne maksatla kullanıldığına ilişkin herhangi çalışma yapılmamış olmasının, arazinin orman arazisi olup olmadığının saptanması için yalnızca Kanun uyarınca yapılmış tahdit ile bunun sonunda düzenlenmiş haritanın uygulanmasının yeterli olmamasını, bu tahdit kapsamı dışında kalan yerlerin öncesinin ne olduğunun araştırılmasının da gerekeceğinden ve Orman Kadastro Komisyonunun usul ve kanuna ilişkin kurallara uymaksızın yapmış olduğu tahdit ve tespitin hukuka aykırı olduğunu, orman kadastro haritalarındaki teknik hataları düzeltme ilanının hukuka aykırı bir ilan olduğunu, hava fotoğraflarından da görülebileceği üzere taşınmazın orman vasfında olmadığını, müvekkili kuruluşun mülkiyetindeki 195 parselin tamamından faydalanmakta kamu yararı söz konusu olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kesinleşen orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescili istemlerine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kesinleşen orman sınırları içerisinde kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yapıldığı anlaşılan tüm orman tahdit çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri getirtilerek dava konusu taşınmazların orman kadastrosu haritalarına göre konumu tespit edilmemiştir. Ayrıca bahsedilen orman tahdit, aplikasyon ve düzeltme çalışmaları, dava konusu taşınmazın konumunu da gösterir şekilde tek bir kroki üzerinde çakıştırılarak gösterilmediğinden ve 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan düzeltme çalışmalarının yerindeliği tartışılmadan sadece dava konusu taşınmazın bu çalışmalardaki konumunu harita üzerinde göstermekle yetinen raporun denetime elverişli olduğundan da söz edilemez. Bu hali ile, İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve hükme dayanak alınan bilirkişi raporları taşınmazların niteliğini belirlemede yetersiz olup, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaza ilişkin tedavüllü tapu kayıtları, komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilmeli, komşu taşınmazlara ilişkin olarak benzer şekilde açılmış dava olup olmadığı araştırılmalı, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan ilk orman tahdidine, sonraki aplikasyon, 6831 sayılı Kanun' un 2. ve 2/B maddesi uygulamaları ile (1938, 1976, 19 84... ) 2013 yılında 6292 sayılı Kanun'un 11/10. maddesi uyarınca yapıldığı anlaşılan düzeltme çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ayrı ayrı getirtilerek dosya ikmal edilmeli; bundan sonra mahallinde, halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir harita mühendisi ve bir fen elemanının katılımıyla keşif yapılmalıdır. Keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, her bir çalışmaya ait değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenerek, çelişki bulunmakta ise dava konusu parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilmeli ve dava konusu taşınmazın her bir çalışmaya göre konumu, yapılan aplikasyon ve düzeltme işlemlerinin orman kadastrosuna aykırı olamaycağı da gözetilerek duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli ve bundan sonra, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme sonucu, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1387, K. 2026/3278, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1387-e-2026-3278-k-7b4b1116ec4a