Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3864 E. 2026/2906 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3864
Karar No
2026/2906
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1737 E., 2024/174 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/459 E., 2022/104 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve arkadaşı vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ...köyü çalışma alanında bulunan 2 99... , 3 19... , 3 38... , 3 51... , 3 51... , 3 55... , 3 58... , 3 77... , 3 93... , 4 20... ve 51 parsel sayılı sırasıyla 501,14 m², 1.429,66 m², 939,50 m², 1.874,31 m², 2.289,06 m² 637,98 m² 1.761,84 m², 4.372,22 m², 1.075,05 m², 791,41 m² ve 1.845,82 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... mirasçılarının zilyet ve tasarrufunda olduğu, 3 56... ve 25 parsel sayılı sırasıyla 1.638,30, 5.067,93 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ...'ın zilyet ve tasarrufundayken 29.08.1995 tarihli muhtarlık senediyle davalı ...'a satarak zilyetliği devrettiği ve ... zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, 3 99... parsel sayılı 38.745,58 m² yüzölçümlü taşınmaz ... oğlu ...'ın zilyetliğinde iken 05.02.1960 tarihinde geriye mirasçı olarak kimleri bıraktığı tam olarak bilinemediğinden İbrahim oğlu ... adına, 3 56... parsel sayılı 1.560,01 m² yüzölçümlü taşınmaz, ... zilyet ve tasarrufunda iken 15.08.1995 tarihli ... köyü muhtarlığınca tasdik edilen satış senedi ile ... ...'a satarak zilyetliği devrettiği, ... ...'ın 26.02.2007 tarihinde ölümü ile taşınmaz irsen intikal nedeniyle ... ... mirasçılarının zilyet ve tasarrufunda olduğu ve Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/651 Esas sayılı dosyasında davalı bulundukları belirtilerek davalı olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'nın davacının annesi, diğerlerinin ise kardeşleri olduğunu, tarafların ortak murisi ...'ın 23.09.1995 tarihinde vefat ettiğini, murisin taraflara 16 adet Bodrum , yanı, .... ve .... mevkilerinde bulunan muhtelif yüzölçümlerinde olan tapusuz taşınmaz bıraktığını, dava dilekçesinde belirttiği taşınmazların tamamının ortak muris ...den kaldığını ve halen iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğunu, davacının 1997 yılında evlenerek baba ocağından ayrıldığını, davalıların 1997 yılından bu yana davacıyı dava konusu taşınmazlara sokmadıklarını, davacının zeytin ürünlerini toplamasına engel olduklarını, davacının hissesi oranında davacıya pay vermediklerini, davacının rızası olmadan kendi adlarına taşınmazda bina yapmaya başladıklarını belirterek, dava konusu taşınmazlara yönelik davalıların müdahalesinin önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1997 yılında dahili davalılar tarafından toplanan zeytin ürünlerinin 1/4 bedelinin şimdilik 1.000 TL'sinin yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesini talep etmiştir. 3. Birleşen 2019/44 Esas sayılı dosya davacısı ... dava dilekçesinde; davalıların akrabası olduğunu, dava konusu 4 20... parselin anneanneleri ...'den taraflarına miras olarak kaldığını ancak kadastro tespiti sırasında davalılar adına tespit edildiğini belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın tarafları adına tespitini talep etmiş, duruşmada alınan beyanında ise parseli hatalı bildirdiğini doğru parsel numarasının 4 20... parsel olduğunu beyan etmiştir. 4. Birleşen 2019/41 Esas sayılı dosya davacısı...dava dilekçesinde; davalıların akrabası olduğunu, dava konusu 4 20... ve 51 parsellerin anneanneleri ....'den taraflarına miras olarak kaldığını ancak kadastro tespiti sırasında davalılar adına tespit edildiğini belirterek kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın tarafları adına tespitini talep etmiş, duruşmada alınan beyanında ise parseli hatalı bildirdiğini doğru parsel numarasının 4 20... parsel olduğunu beyan etmiştir. 5. Birleşen 2019/18 Esas sayılı dosya davacısı ... dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında 52 parselin adına tespit edildiğini ancak taşınmazı 1.500 m² iken 757 m² olarak tespit edildiğini, taşınmazının 743 m²lik kısmının davalılar adına olan 51 parsele dahil edildiğini belirterek kadastro tespitinin iptali ile davalılar adına tespit edilen kısmın kendi adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... ve arkadaşları vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların bulunduğu ... köyünde kadastro faaliyetlerinin henüz başlamadığını bu sebeple taşınmazların tamamının tapusuz olduğunu, dava dilekçesinde yer alan taşınmazların hiçbir mirasçının tek başına tasarrufunda ve kullanımında olmadığını, tüm varislerin müşterek zilyetliğinde olduğunu, davacının, babasının vefatından 2 yıl sonra evlenerek müşterek haneden ayrıldığını, davalıların ise birlikte yaşamaya devam ettiklerini, davacının müşterek malları kullanmasının hiçbir zaman engellenmediğini aksine davacının gelip gitmeyerek, ekip biçmeyerek taşınmazlara sahip çıkmadığını, dava dilekçesinde yer alan ...mevkinde bulunan 100 m² taşınmazın ortak muristen intikal etmediğini, kimsenin zilyetlik ve tasarrufunda olmadığını, orman sayılan yerlerden olduğunu, .... mevkinde bulunan 12 dönüm taşınmazın ortak muris ...ye ait olduğunu 1 yıl önce davacı ... davalıların müşterek zilyetliğinde iken aralarında yaptıkları rızai taksim sonucunda 3 dönüme kadar olan kısmının davacıya isabet eden zeytinlik olduğunu, davalıların kendilerine ait olan kısmın zeytin hasadını yaptıklarını ancak davacının kendisine ait olan zeytinlerin hasadını yapmayacağını, mahsulünü de istemediğini söylediğini, davalıların, davacıya ait olan kısmında zeytin hasadını davacının rızası ve izni ile yaptıklarını, ... mevkinde bulunan 100 m² ile ....de bulunan 5.000 m² yerin davacı ile ilgisinin olmadığını, 29.08.1995 tarihli iki adet köy satış senedi ve 20.09.1995 tarihli emlak vergi beyannamesinden de anlaşılacağı üzere bu taşınmazların davalılardan ...'a ait olduğunu, davacının bu taşınmazlarda hakkı olmadığını, yine dava dilekçesinde yer alan ... ...., Hurma mevkilerinde bulunan taşınmazlarında davacı ile ilgisinin olmadığını, 15.08.1995 tarihli iki ayrı köy senedi ve 20.09.1995 tarihli emlak vergi beyannamesinden anlaşılacağı üzere bu taşınmazların davalı ...'ya ait olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... ve arkadaşları vekili duruşmada alınan beyanlarında; dava konusu 4 20... parselin bütün olarak ölçüldüğünü, bu parselde ...'in de hissesi olduğunu, davacının davasını kısmen kabul ettiklerini beyan etmişlerdir. 3. Davalı ... ve arkadaşları vekili duruşmada alınan beyanlarında; birleşen 2019/41 Esas sayılı davayı kabul etmediklerini, dava konusu 4 20... ve 51 parselde davacının herhangi bir hissesinin olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 4. Davalı ... ve arkadaşları vekili duruşmada alınan beyanlarında; birleşen 2019/18 Esas sayılı davayı kabul ettiklerini, dava konusu 4 20... ve 4 20... parseller arasında ölçüm hatası yapıldığını, davacıya ait bir kısım yerin adlarına tespit edilen 51 parsel içinde dahil edildiğini, bir kısmının ayrılarak davacı adına yazılmasına bir diyecekleri olmadığını beyan etmişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "2018/91 Esas sayılı dosya yönünden; dosya davacısı vekilinin Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dilekçede nitelik ve niceliklerini bildirdiği 16 parça taşınmazın bulunduğu ... Mahallesinde yapılan tesis kadastrosu sonucunda ... Mahallesi 229/4, 319/34, 338/7, 351/6 ve 8, 355/40, 356/15, 25... , 358/1, 377/7, 393/66, 399/1 ve 420/ 24... numaralı parsellerin tutanak asılları Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/651 Esas sayılı dosyasında davalı olduğundan bahisle Mahkememize devredilmiş olup, 30.09.2013 tarihli keşifte taraf vekillerinin tanıkların ve mahalli bilirkişilerin alınan beyanlarından anlaşıldığı üzere ... Mahallesi 229/4, 319/34, 338/7, 351/6 ve 8, 355/40, 358/1, 377/7 ve ... numaralı parsellerin tarafların kök murisi ...'dan intikal ettiğinde iken ölümüne müteakip vereselerine intikal ettiği ve mirasçıları olan .. ..., ... ve ... arasında bu taşınmazların taksim edilmediği halen iştirak halinde mülkiyet durumunda olduğu hususunda herhangi bir çekişme bulunmamaktadır. Çekişme dava konusu 3 56... , 25... parseller ve 4 20... parselin muris ... tarafından sağlığında davalıların dayanağı olan dört adet satış senediyle davalı ... ve ölü ... ...'a bedeli mukabilinde satılıp satılmadığı hususundadır. Davalıların dayanağı olan satış senetlerinin üç adedinin aslı bir adedinin fotokopisi ve mukayese imza örnekleri dosya arasına alındıktan sonra grafoloji dalında uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılmış olup buna göre bilirkişilerce "1" ve "2" rakamlarıyla numaralandırılan 15.08.1995 tarihli olup satıcısı ... alıcısı ... ... olan senetlerdeki ... adına atılı bulunan dört adet imzanın sahte olduğu ...'ın el ürünü olmadığının anlaşılması karşısında bu senetlerin dava konusu parsellere uygulanma ve hükme esas alıma kabiliyeti bulunmadığı kanaatine varılmıştır. "1" ve "2" numaralı senet içeriklerine göre ... ...'a satıldığı iddia edilen taşınmazların 10.03.1998 tarihli satış senediyle ... ... tarafından davalılar ... ve ..'a satıldığı yönündeki davalı savunmaları ... ... lehine düzenlenen "1" ve "2" numaralı senetlerin sahte olduğu gerçeği karşısında dinlenebilir görülmemiştir. Öte yandan bilirkişilerce "3" ve"4" rakamıyla numaralandırılan 29.08.1995 tarihli olup satıcısı ... alıcısı ... olan senetlerdeki iki adet imzanın ...'ın el ürünü olduğu yönündeki tespitin karşısında her ne kadar davalılardaki kötü niyet dosya kapsamında sabit olsa da miras bırakanın sağlığında bir kısım taşınmaz mallarını oğlu ...'a bağışlama yönündeki iradesinin varlığı; dinlenen mahalli bilirkişi tanık beyanlarından senetler üzerinde yapılan imza incelemelerinden ve dahi resmi senet hükmüne haiz olan ... Noterliğince 01.09.1995 tarih ve ... yevmiye numarası ile düzenlenen Kati Satış Sözleşmesindeki muris ...'a ait imza ve sözleşme içeriğindeki irade beyanından murisin davalıların dayanağı olan 29.08.1995 tanzim tarihli senetlerden daha sonraki tarihte tanzim edilmiş olmasına rağmen akli melaikeleri yerinde olarak sözleşme imzalayabildiğini göstermekte oluşundan anlaşılmaktadır. Ancak yine her ne kadar bilirkişiler tarafından "4" rakamıyla numaralandırılan adi senedin üzerinde atılı bulunan imzanın muris ...'a ait olduğu yönünde kanaat bildirilmiş olsa da bu imza incelemesi bütün yazışmalara ve tarafa verilen süreye rağmen aslı ibraz edilmediğinden senedin fotokopisi üzerinde yaptırılmış olup fotokopi üzerinden yaptırılan imza incelemesinin ve senet fotokopisinin yerleşmiş yargıtay içtihatları karşısında hükme esas alınmasının imkansız olduğu kanaatine varılmıştır. Bilirkişilerce "3" rakamıyla numaralandırılan adi senedin hudutları; doğusu yol, kuzeyi yol, güneyi .... ve batısı ...dır. Dava konusu 3 56... parselin hudutları; doğusu yol, kuzeyi yol, güneyi ...'a ait 3 56... parsel, batısı ...'a ait 3 56... parseldir. Netice olarak bilirkişilerce "3" rakamıyla numaralandırılarak aslı üzerinde yapılan inceleme neticesinde muris ...'ın el ürünü imzasını içerdiği bildirilen adi senedin, keşifte tanık ve mahalli bilirkişi beyan ve yer gösterimlerine ve de Fen Raporuna göre mevki, hudut ve miktar olarak uyduğu belirlenen dava konusu ... .......Mevki 3 56... parselin mezkur senet içeriğine göre muris ......tarafından sağlığında oğlu ...'a satılarak mülkiyet ve zilyetliğinin devredilmiş olduğu anlaşılmış olup bu nedenle 3 56... parsel yönünden davacı ...'ın davasının reddi ile 3 56... parselin zeytinlik vasfıyla ... adına tespit ve tapuya tesciline karar vermek gerekmiştir. Dava konusu 3 56... ve 53 parseller yönünden davalılar ... ve ... haricen satış senetlerine dayanmakla ispat yükünü üzerine almış olmuş olup yukarıda değinildiği üzere mezkur senetlerin sahte olduğu veya aslı ibraz edilmediğinden davalılar bu taşınmazların devrini ispatlayamamışlardır. Bu durum karşısında dava konusu 3 56... ve 53 parsellerin halen muris ......Oğlu ... terekesine dahil olduğu bu taşınmazların muris sağlığında geçerli olarak davalılar yararına devredilmediği anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile iş bu iki parselin muris... Oğlu ... vereseleri ..., ... ve ... adlarına 1/3'er oranda müşterek olarak tespitiyle tapuya tesciline karar vermek gerekmiştir. Dava konusu 229/4, 319/34, 338/, 351/6 ve 8, 355/40, 358/1, 377/7 ve 393/66 ada- parsel sayılı taşınmazlar yönünden Davacı ... davasının davalılar ... ve ...'ın davayı kabulü nedeniyle kabulü ile 1/3'er orada müşterek olarak ..., ... ve ... adlarına tespit ve tapuya tesciline karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar Kaldırma İlamı öncesinde; dava konusu 4 20... parsel ve 3 99... parsel sayılı taşınmazlar yönünden ana dosya davalıları ... ve ...'un davayı kabulü nedeniyle taşınmazın ...oğlu ... vereseleri adına verasete iştirak oranında tesciline yine dava konusu 4 20... parsel yönünden Muris ...in sağlığında bu taşınmazın davalılara yararına haricen satış senediyle devrettiği iddiasına dayanan davalılar işbu iddiasının imza incelemesi sonucunda ispatlayamamaları nedeniyle bu taşınmazın da ...oğlu ... vereseleri adına verasete iştirak oranında tesciline karar verilmiş olsa da; işbu üç parsel yönünden gerek kaldırma ilam içeriği gerekse bu parsellere karşı açılıp birleştirilen 2019/18 Esas, 2019/41 Esas ve 2019/44 Esas sayılı davalar nedeniyle kaldırma sonrası aşağıdaki gerekçelerle yargılamalar yapılması gerekmiştir. Her ne kadar dava konusu 4 20... ve 51 parseller yönünden dosya kapsamında dosyanın Mahkememize Asliye Hukuk Mahkemesinden görevsizlikle gönderilmesine müteakip yasal ilanlar yapılmış olmakla beraber dosya kapsamında yapılan askı ilandan sonra mezkur çalışma alanında yapılan 3. kısım askı ilanında birleşen dosyalar açılmış olup davaların askıda açılıp açılıp açılmadığı tartışmasına girilmemiştir. Zira hukuki nitelendirme hakime ait olup birleşen dosyaların usulen harçları da yatırıldığından yeri geldiğinde işbu ana dosyaya yapılmış birer asli müdahale talepleri olarak da değerlendirilebilecektir. Bu yönüyle açılan birleşen dosyalarda davaların esasına girilmesi noktasında herhangi bir usul eksikliği bulunmamaktadır. Dava konusu ... Mahallesi 3 99... parselin Kadastro Tutanağının edinme sütununda taşınmazın ölü İbrahim oğlu ...'ın zilyetlik ve kullanımında olduğu açıklanmakla İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin Kaldırma ilamı sonrası İbrahim oğlu ...'ın tüm vereseleri davaya dahil edilerek bu parsel yönünden yeniden keşif icra edilmiştir. Bir kısım ...oğlu ... vereseleri davanın reddini savunarak taşınmazın ...oğlu ... vereseleri adına verasete iştirak oranında tescilini talep etmişlerdir. Her ne kadar keşifte mahalli ve tespit bilirkişilerce evvelen ....oğlu ..... lakaplı .......ın kıraç tarla tarım arazisi malik sıfatıyla vefatına kadar kullanıldığı etrafındaki kuru duvarların kadim olduğu, murisin vefatına müteakip bir kısım vereseleri ve enişteleri tarafından 1980 yıllarına kadar kuru tarım arazisi olarak kullanıldığı beyan edilse de; dosya kapsamında bulunan 01.11.2019 havale tarihli bilirkişi kurulu raporuyla sabit olduğu üzere bu parselin (B) harfi ile gösterilen +-12.590,20 m²lik kısmının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14... . maddeleri anlamında hiçbir zaman kazanıma uygun imar ihya faaliyetine tabi tutulmadığı, bu kısmın keşif tarihi itibariyle toprak yapısı, bitki örtüsü ve eğimi bakımından 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1. maddesi anlamında koşu ormanlar gibi orman vasfında olduğu, bu kısmın sonradan fiili ormana dönüşmediği en eski hava fotoğrafları ve memleket haritalarının incelemesinde dahi keşif tarihindeki fiili durumunun aynı olduğu dolayısıyla bu kısmın evveli itibarıyla de orman niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Yine dava konusu 3 99... parselin (A) harfi ile gösterilen 26.155,38 m²'lik kısmı her ne kadar hava fotoğraflarında ve memleket haritalarında açıklılık olarak gözlemlenip 1980-1990'lı yıllara kadar kıraç tarım arazisi olarak kullanılıp bu kısmın fiilen ve evveli itibariyle 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesi anlamında orman vasfında olmadığı raporla sabit olsa da; (A) harfi ile gösterilen kısmın miktarının 3 hektardan az oluşu, dört cephesinin ormanlarla çevrili oluşu, en yakın toplu tarım arazilerine yaklaşık 500-600 metre mesafede bulunması, köy toplu arazileriyle bağlantıyı sağlayacak patika yol haricinde yolunun bulunmayışı, tek başına orman bütünlüğünü bozucu nitelikte tehlike arz ediyor oluşu, tapulu arazi niteliğinde olmayışı (Bu parsele ilişkin taraflarca herhangi bir tapu veya 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde belirtilen mülkiyeti belgeler başkaca bir belgeye dayanılmamıştır) hususları ile dosya kapsamında bulunan Bilirkişi Kurulu Raporunda bu kısma yönelik tüm tespitler birlikte değerlendirildiğinde bu kısmın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi anlamında orman İçi açıklık olduğu sabit olup; orman rejimi ile aynı rejime sahiptir. orman niteliğiyle tespit edilip muhafaza altına alınması gerekmektedir. Sonuç itibariyle 3 99... parselin; eldeki dosya 3402 sayılı Kanun'un 5, 25, 27... . maddeleri gereği resen araştırma inceleme yapılması gereken dosyalardan olduğundan ... taraf olmasa orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmesi gerekmiştir. Birleşen 2019/18 Esas sayılı dosya yönünden; dava konusu ... Mahallesi 4 20... parselin dosya kapsamında mevcut 01.11.2019 havale tarihli Bilirkişi Kurulu Raporun ekli krokisinde bu parsel içerisinde sınırlandırılan (C)=430,77 m²lik kısmın davacı ...'a ait olduğu tarafların kabulünde olduğundan bu kısmın bu parselden ifrazı ile davacı ... adına tespit ve tapuya tesciline karar vermek gerekmiştir. Davalıların keşifte alınan beyanları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 3 07... . maddeleri anlamında davacının davasının davalılarca kayıtsız şartsız kabulü olup, davayı kabul beyanı mezkur maddeler gereğince kesin hüküm gibi sonuç doğurmaktadır. Yine bu dosya kapsamında davalı hale getirilen ... Mahallesi 4 20... parselin keşfen davalı olmadığı anlaşılmakla olağan usüllere göre kesinleştirilmek üzere Kadastro Müdürlüğüne iadesi gerekmiştir. Her ne kadar usul hükümleri; davanın en geç ilk celsede davalılarca kabulü halinde davalıların yargılama giderinden sorumlu olmayacağı yönünde olsa da, eldeki davanın mahiyeti gereği davacının keşfen yer gösterimi yapmadan davalılarca davanın kapsamı bilinemeyeceğinden ve dahi davalılarca davanın kabulüne dair davacı tarafından keşfen yer gösterimi yapılmadan beyanda bulunmaları beklenemeyeceğinden, davalılarca keşifte davacının yer gösterimine müteakip derhal davayı kabule dair beyanda bulunmaları yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalarını gerektirmiştir. Birleşen 2019/44 Esas sayılı dosya yönünden; dava konusu ... Mahallesi 4 20... parselin dosya kapsamında mevcut 01.11.2019 havale tarihli Bilirkişi Kurulu Raporun ekli krokisinde bu parsel içerisinde sınırlandırılan (B)=289,80m²'lik kısmın davacı ...'e ait olduğu tarafların kabulünde olduğundan bu kısmın bu parselden ifrazı ile davacı ... adına tespit ve tapuya tesciline karar vermek gerekmiştir. Davalıların keşifte alınan beyanları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 3 07... . maddeleri anlamında davacının davasının davalılarca kayıtsız şartsız kabulü olup davayı kabul beyanı mezkur maddeler gereğince kesin hüküm gibi sonuç doğurmaktadır. Her ne kadar usul hükümleri; davanın en geç ilk celsede davalılarca kabulü halinde davalıların yargılama giderinden sorumlu olmayacağı yönünde olsa da, eldeki davanın mahiyeti gereği davacının keşfen yer gösterimi yapmadan davalılarca davanın kapsamı bilinemeyeceğinden ve dahi davalılarca davanın kabulüne dair davacı tarafından keşfen yer gösterimi yapılmadan beyanda bulunmaları beklenemeyeceğinden, davalılarca keşifte davacının yer gösterimine müteakip derhal davayı kabule dair beyanda bulunmaları yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalarını gerektirmiştir. Birleşen 2019/41 Esas sayılı dosya yönünden; davacı, dava konusu ... Mahallesi 4 20... parselin dosya kapsamında mevcut 01.11.2019 havale tarihli Bilirkişi Kurulu Raporun ekli krokisinde bu parsel içerisinde sınırlandırılan (A)=1.125,25 m²lik kısmı ile 4 20... parselin tamamının evvelen ...lakaplı ...oğlu ...'ın gayri resmi nikahlı eşi ... (....) ...'in zilyetlik ve mülkiyetinde iken ölümü ile tüm vereselerine intikal ettiğini iddia etmiştir. Davalılar ... oğlu ... vereseleri ..., ... ve ... ise bu taşınmazların 24.03.1992 tarihli senet ile ... (.....) ... tarafından miras bırakanları ... oğlu ...'a satıldığını savunmuşlardır. Dava konusu her iki taşınmazında evvelen tarafların ortak kök murisi ....(...) ...'e ait olduğunda herhangi bir çekişme yoktur. Çekişme bu taşınmazların muris ... (...) ...'in sağlığında oğlu ... oğlu ...'a 24.03.1992 tarihli senetle satılıp satılmadığı husunundadır. Muris ...) ...'in ölümüne müteakip geriye ..., ... ve ... mirasçı olarak kalmıştır. Dava konusu her iki taşınmaz evvelen kıraç tarla tarım arazisi olarak muris ....(...) ... tarafından kullanılmakta iken, murisin tek oğlu ...'la birlikte yaşadığı oğlu ...nin 1995 yılında vefatına kadar aynı evde ikamet ettikleri ...nin 1970-1980 yılları arasında taşınmazların her ikisine ormandan delice kök zeytin getirerek dikip aşılamak suretiyle taşınmazları zeytinlik haline getirildiği, davalılarca 1992 tarihli senet haricinde muris ...tarafından bu taşınmazların murisleri ...ye devredildiğine ilişkin başkaca bir delil sunulmadığı, keşifte Mahalli ve tespit bilirkişilere yöneltilen ısrarlı sorulara rağmen muris ...'in bu taşınmazları oğlu ...ye devretmek yününde bir iradesinin olup olmadığı ispatlanamamıştır. Her ne kadar davalıların dayanağı 24.03.1992 tarihili senedin her iki taşınmazı kapsadığı raporla sabit olsa da gerek bu senedin ...Muhtarlığınca değil de ...l köyü Muhtarlığınca tasdik edilmesi, gerek senet mümzileri haricinde mahalli ve tespit bilirkişileri ve başkaca tanık beyanlarıyla tasdiklememesi nazara alındığında bu senede itibar etmek mümkün olmamıştır. Netice itibariyle bu taşınmazların mezkur senetle Muris ...(.....)... tarafından oğlu ...ye devredildiği veya murisin bu taşınmazları oğlu ...ye devretme iradesinin varlığı hususları davalılarca ispatlanamamıştır. Hal böyle olunca dava konusu 4 20... parselin (A)=1.125,25m²'lik kısmının bu parselden ifraz edilmek suretiyle ve 4 20... parselin tamamının Muris.... (....) ... Mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tespit ve tescillerine karar vermek gerekmiştir. Dava konusu her iki taşınmazda bulunan zeytin ağaçlarının ... oğlu ... tarafından 1970-1980 yılları arasında dikilip meydana getirildiği anlaşılmakla bu zeytin ağaçlarının ...oğlu ... vereselerine ait olduğu hususunun taşınmazların beyanla hanesine 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesinden resen araştırma ilkesi ve çoğun içinde az da vardır kuralı gereği şerh edilmesine karar vermek gerekmiştir. Ana dosyada işbu iki taşınmazın ...oğlu ... vereseleri arasında taksim edilip edilmediği veya muris ... tarafından sağlığında davalılar ... ve ... yararına devredilip devredilmediği tartışmalarına, taşınmazların yukarıda açıklanan gerekçelerle muris ...oğlu ...'a usulünce devredilmediği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu 3 56... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki gibi 1.638,30 m² yüzölçümünde zeytinlik vasfıyla ... adına tapuya tesciline; dava konusu 2 29... , 3 19... , 3 38... , 3 51... , 3 51... , 3 55... , 3 56... , 3 56... , 3 58... , 3 77... ve 3 93... parsel sayılı taşınmazların tamamı 3 pay kabul edilerek 1'er pay ile ... çocukları ... ..., ... ve ... adına; 3 99... parselin orman vasfı ile Hazine adına; 4 20... parselin tamamı 36 pay kabul edilerek ... (...) ... mirasçıları adına verasette iştirak hükümlerine göre; 4 20... parselin teknik bilirkişilerce düzenlenen krokide (B) harfi ile gösterilen kısmının ... kızı ..., (C) harfi ile gösterilen kısmının .... oğlu ... ve (A) harfi ile gösterilen kısmının .... (...) ... mirasçıları adına tesciline ve bu kısım üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının ... mirasçıları ..., ... ve ...'a ait olduğu hususunun beyanlar hanesine şerhine ve dava konusu edilmeyen 4 20... parselle ilgili tutanak aslının olağan usullere göre kesinleştirilmesi için Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili, davalılar ... ve arkadaşı vekili ve Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "genel mahkemede açılan müdahalenin önlenmesi talepli davanın, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede kadastro çalışmaları yapılması ve taşınmazlarla ilgili kadastro tespit tutanağı düzenlenmesi nedeniyle 3402 sayılı yasanın 27. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesine devredildiği, aynı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince yapılan yargılama sonunda; tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürdükleri deliller, keşif ve bilirkişi raporları, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, taraflarca dayanılan senet kapsamları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, dava konusu 2 29... , 3 19... , 3 38... , 3 51... ve 8, 3 55... , 3 58... , 3 77... , 3 93... , 3 56... ve 53 parselin muris ...'a ait olduğu ve mirasçılar arasında paylaşılmadığı anlaşıldığından, bu taşınmazlara ilişkin davanın kabulüne ve taşınmazların muris ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesi, muris ...'a ait iken muris tarafından kadastro tespitinden önce düzenlenen satış senetleriyle sağlığında oğlu ...'a devredildiği tespit edilen 3 56... parsel hakkında açılan davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi ... adına tesciline karar verilmesi ve dava konusu 4 20... parselin teknik bilirkişilerce düzenlenen krokide (B) harfi ile gösterilen kısmının davacı ..., (C) harfi ile gösterilen kısmının ...'a ait olduğu ve kalan kısım ile 4 20... parselin ...(...) ...'den mirasçılarına intikal ettiği ve bu taşınmazlar üzerindeki zeytin ağaçlarının muris ... mirasçılarına ait olduğu yönünde şerh yazılmasına ve 3 99... parselin 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklık niteliğinde olduğu gerekçesiyle bu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi isabetli olduğu" gerekçesiyle davacı ... vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili ve Hazine vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazlardan 3 99... parsele ilişkin verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğunu ancak diğer parseller yönünden inceleme yapılmadan karar verilmiş olduğunu, yeniden keşif yapılarak bu parsellere ilişkin senetlerin dava konusu yere uygulanmasının yanı sıra imar ihya koşullarının sağlanıp sağlanmadığının araştırılması gerektiğini belirterek, kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olduğunu, ... Muhtarlığından 15.08.1995 tarihli ve 19 sayılı kararın dikkate alınmadan karar verildiğini, tapusuz taşınmazlarda muris muvazaası iddiasının dinlenemeyeceği hususunun aksine soyut tanık beyanlarına itibar edilerek karar verilmiş olduğunu, yerinde araştırma ve inceleme taleplerinin yargılamaya konu edilmeyerek eksik ve hatalı inceleme yapıldığını, dava konusu 4 20... ve 51 parselin bilirkişi raporu ve keşif yerinde belirlenen mahalli bilirkişi beyanı, dosyaya sunulan satış senedi içeriğine göre satıcı ...oğlu ... ve diğer evlatlarının annesinden kalan bu yerle hiçbir ilişiğinin kalmadığını, davalıların murisi ...nin tarlayı satın aldığını, taşınmazı muris ve vefatı sonrasında davalıların kullandığını, taşınmazın murisleri ... mirasçıları adına tescilinin gerektiğini, mahalli bilirkişi beyanlarının hüküm kurmaya yeterli olmadığını, 3 99... parselin Hazine ve başkaca 3. kişilerin tasarrufunda olmadığını, taşınmazın murisleri ... ve mirasçıları tarafından kullanıldığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespiti öncesi genel mahkemede dava konusu olan ve yargılama sırasında yapılan kadastro tespiti nedeniyle kadastro tespit tutanağı düzenlenerek tutanak asılları Kadastro Mahkemesine davalı olarak devredilen taşınmazların, kadastro tespitlerine itiraza ilişkindir. 1. Dava konusu 3 99... , 4 20... ve 51 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik davalı ... ve arkadaşı vekili ve dava konusu 3 56... , 25, 53, 4 20... ve 51 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında davalılar ... ve arkadaşı vekili ve Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava konusu 2 99... , 3 19... , 3 38... , 3 51... ve 8, 3 55... , 3 58... , 3 77... ve 3 93... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince keşif sırasında davacı ... ile davalılar ... ve ...'ın anlaşmaları nedeniyle anılan taşınmazlara yönelik keşif yapılmadığı, deliller toplanmadığı, dava tarihine kadar davacı ... davalıların ekonomik amaca uygun ve kesintisiz zilyetliklerinin bulunup bulunmadığı hususlarının tereddüde yer vermeyecek şekilde araştırılmadığı, dava tarihinden 10-15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları istenerek incelenmediği, eksik inceleme ve araştırmayla karar verildiği anlaşılmıştır. Öte yandan; davacı ... davalılar yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi açısından, imar uygulaması yapılıp yapılmadığı yönünden de araştırma yapılmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, temyize konu taşınmazların dava tarihinden 10-15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile uydu fotoğrafları ilgili yerlerden getirtilmelidir. Bundan sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, ziraat mühendisi bilirkişisi, bir orman mühendisi bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı; keşif sırasında, bu parsellere ilişkin senetlerin temyize konu taşınmazları kapsayıp kapsamadığının tespiti ile dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, temyiz konusu taşınmazların öncesi itibarıyla kime ait olduğunu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiğini, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiğini, özellikle imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığını, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmelidir. Ziraat mühendisi bilirkişisinden, temyize konu taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsünü, değerlendirme tarihi açıkça yazılmak suretiyle üzerinde bulunan ağaç türü ve yaşlarını belirten, imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığını ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, önceki tarihli ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazlar ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip, üzerine taşınmazların sınırlarının işaretlenilmesi istenilmeli; Mahkeme hakiminin, taşınmazların konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalıdır. Orman mühendisi bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinden, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle temyize konu taşınmazları, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, eski belgelerde görülen ağaçların orman ağacı olup olmadığı, özellikle 1991-2021 yılları arasında ekonomik amaca uygun zilyetliğin olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca temyize konu taşınmazlara dair; imar uygulaması yapılıp yapılmadığını, hangi tarihte yapılıp kesinleştiğini, taşınmazların imar planı kapsamına alınıp alınmadıkları yönünde de araştırma yapılmalıdır. Bilindiği üzere imar-ihyaya muhtaç olan bir yer imar planları kapsamına alınmış ise o tarihten sonra imar-ihya yoluyla edinilmesi mümkün bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Gayrimenkul Dairelerinin kararlılık kazanmış uygulamalarına göre; imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten, imar planları kapsamına alındığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresi dolmuş ise bu tür yerlerin zilyetlik yoluyla edinilmesi olanak dahilindedir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davalı ... ve arkadaşları vekilinin dava konusu 3 99... , 4 20... ve 51 parsel sayılı taşınmazlara, davalı ... vekilinin dava konusu 3 56... , 25, 53, 4 20... ve 51 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi Kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davalı ... vekilinin dava konusu 2 99... , 3 19... , 3 38... , 3 51... , 8, 3 55... , 3 58... , 3 77... ve 3 93... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi Kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 732,00 TL onama harcının temyiz eden davalı ... ve arkadaşlarından alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3864, K. 2026/2906, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-3864-e-2026-2906-k-0de775824139