Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1701 E. 2026/4398 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1701
- Karar No
- 2026/4398
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/952 E., 2025/1571 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/374 E., 2021/419 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava; tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
Şanlıurfa ili, ... ilçesi, ... köyünde kadastro çalışmalarının 01.12.1973 tarihinde kesinleştiği ve dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 2. maddesine göre tescil harici bırakıldığı anlaşılmıştır.
Davacı; Şanlıurfa ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ve dava dilekçesi ekinde sunulan krokide (C), (D) ve (E) ile gösterilen toplam 75.5 00... miktarındaki tescil harici alanı 1980 yılından itibaren imar ve ihya ettiğini ileri sürerek belirttiği kısımların adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmişlerdir.
...; dava konusu taşınmazın babalarından kaldığını, sadece davacı ...’a ait olmadığını, yarı payının kendisine ait olduğunu ileri sürerek müdahale talebinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili; davacı yararına zilyetlikle mülk edinim koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda gerekli araştırmanın yapılmasını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın evveliyatının tapulama harici yer olduğu, daha sonra Hazine adına tescil edildiği, davacı tarafça iddianın ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile bilirkişi tarafından düzenlenen 05.07.20 14... .03.2021 tarihli raporların ve ekindeki krokide (D) harfi ile gösterilen 2478,03 m²'lik, (C) harfi ile gösterilen 54926,43 m²'lik ve (E) harfi ile gösterilen 10858,11 m²'lik alanın tarım arazisi vasfı ile davacıların miras payları oranında tesciline karar verilmiş, kararın davalı ... ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir.
Bilindiği üzere; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarihli ve 2012/8-869 Esas, 2013/375 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi, bir yerin imar-ihya ile kazanılabilmesi için öncelikle taşınmazın orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan arazilerden olması gerekir. Kamu hizmetine tahsis, hukuken olabileceği gibi fiilen de olabilir. Kamu hizmetine tahsis edilmeyen, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık, orman sayılmayan çalılık, makilik ve fundalık gibi topraklar imar ve ihyaya müsait olan yerlerdir. 3402 sayılı Kanun'un 16/A maddesinde belirtilen hizmet malları, 16/B maddesinde belirtilen orta malları, yollar, meydanlar ile 16/C ve 16/D maddelerinde belirtilen taşınmazların imar-ihya ile kazanılması mümkün değildir.
Somut olayda, 10.07.2014 tarihli ziraat mühendisi ve jeoloji mühendisi bilirkişisi raporunda, sadece taşınmazların taşlarının temizlendiği, tarımsal üretim yapıldığı ve sınırlarının belirgin olduğu, ekonomik anlamda makinalı tarıma dayalı üretim yapıldığı belirtilmiş, Mahkemece yetersiz olan bu rapor dikkate alınarak karar verilmiş, dava konusu taşınmaz bölümlerinin tescil harici bırakılma nedeni dikkate alındığında, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, imar-ihya suretiyle elde edilip-edilmediği, bu şekilde elde edilmiş ise imar-ihyanın başlangıç ve tamamlanma tarihleri, dava tarihine kadar 20 yıl süre ile ekonomik amaca uygun kullanım olup-olmadığı hakkında yeterli araştırma yapılmamıştır.
Öte yandan, 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesindeki sınırlamalar yönünden davacı adına aynı çalışma alanı içinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tespit ve tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı hususu yeterli derecede araştırılmamış, davacı adına kayıtlı taşınmazların edinim sebepleri belirlenmemiş, ayrıca çekişmeli taşınmaz bölümlerinin imar planı kapsamına alınıp alınmadığı, alınmış ise imar planının hangi tarihte onaylanarak kesinleştiği ilçe Belediyesi olan ... Başkanlığından sorulup saptanmamış, yetersiz raporlar esas alınarak karar verilmiştir.
Bunun yanında; Mahkemece, çekişmeli taşınmaz hakkında gazete aracılığıyla yaptırılan ilanda, sadece taşınmazların koordinat ve paftalarının belirtildiği, keşif sonucu belirlenen krokinin yapılan ilâna eklenmediği anlaşılmakta olup bu haliyle yapılan ilanın usulüne uygun olmadığı ve taşınmazla ilgisi bulunan şahısların davacı tarafından açılan davadan haberdar olması amacına hizmet etmeyeceği açıktır.
Hâl böyle olunca; sağlıklı sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle 3402 sayılı Kanun'un 14 . maddesi uyarınca, davacı ... adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak varsa bu şekilde tespit edilen taşınmazların kesinleşme durumlarını da gösterir biçimde tespit tutanaklarının onaylı örnekleri, kesinleşmiş olanların kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları, hükmen kesinleşenler bulunmakta ise tescil ilamları getirtilerek dosya içine konulmalı, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanılmalı, taşınmaz bölümünün imar planı kapsamında kalıp kalmadığı, kalıyor ise imar planı kapsamına alınma ve planın onaylanma tarihi ilgili Belediye Başkanlığı ve İl İdare Kurulundan sorularak belirlenmeli ve imar planının çekişmeli taşınmaz bölümlerine ilişkin kısmının onaylı bir örneği temin edilmeli, Mahkemece mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında, dava konusu taşınmaz bölümleri hakkında davacı ...’ın kardeşi ...’ün de hak iddia ettiği gözetilerek yerel bilirkişi ve tanıklardan nizalı taşınmaz bölümünün öncesinin kime ait olduğu, kimden kime ne suretle intikal ettiği, kim tarafından ne sıfatla ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın imar-ihya edilip edilmediği, edilmişse imar-ihya faaliyetinin ne zaman tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalıdır.
Ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan taşınmaz bölümünün toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, bitki örtüsünü, imar-ihyaya konu edilmişse özellikle imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır.
Jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılmak suretiyle (yeterli hava fotoğrafının bulunmaması nedeniyle bu yapılamasa da) dava konusu taşınmaz bölümlerinin sınırını ve niteliğini, taşınmaz bölümlerinde imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ve üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın konumunu hava ve uydu fotoğrafları üzerinde göstermesi istenmelidir.
Fen bilirkişisine keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmazı komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor düzenlettirilmelidir.
TMK’nın 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli yerel, gazete ve internet ilanlarının yöntemine uygun bir biçimde yapılması, ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması ve yasal 3 aylık sürenin dolması beklenilmelidir.
Bundan sonra, toplanan ve toplanacak tüm delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, değinilen hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması isabetsizdir.
Açıklanan sebeplerle davalı Hazine vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... Başkanlığına iadesine, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.