Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/196 E. 2026/1755 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/196
Karar No
2026/1755
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/196

KARAR NO: 2026/1755

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Kapatılan) İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI: 2014/1140 Esas- 2022/398Karar

TARİH: 26/04/2022

DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 08/10/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı taraftan ... Vinç satın aldığını, satın almış olduğu makine için davalı tarafın 31.10.2006 tarihli ...-...-...-...-... no'lu irsaliyelerde gözüken ve ... no'lu fatura ile bu kule vinç için KDV dahil 196.884,18-TL bedelli faturayı tanzim ederek verdiğini ve müvekkilin aldığı bu makine bedelini peyder pey ödemeye başladığını, ödemeler sırasında müvekkilinin başka kule vinçler satın aldığını, ...A.Ş. ile ödemeler konusunda anlaştığını ve bu şirketle hesap mutabakatı ile protokole bağladığı bu firmaya kalan borcu olan 390.000,00-TL'nin de davalı tarafa temlikine muvafakat ettiğini, böylece davalı şirkete müvekkilinin borcunun makine bedeli 196.884,18-TL ve ... gelen borç toplamı 390.000,00-TL olmak üzere toplam 586.706,74-TL.'ye baliğ olduğunu, buna karşılık davalı şirkete toplam 546.706,74-TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin toplamı 586.884,18-TL borcuna karşılık 546.706,74-TL ödeme yapmış olmasına ve 40.117,44-TL borcu kalmasına rağmen davalının ... A.Ş.'den temlik aldığı ve müvekkili şirketin borcu olan 390.000,00-TL bedel için .... İcra Müdürlüğünde ... Esas sayılı dosya ile takip yaptığını, bu takip üzerine müvekkilinin takibe itiraz edeceği yerde iyi niyetli borçlu olarak davalı şirket ile ödemeler yaptığı miktarın borca mahsup edilmesi için görüşmeler yaptığını, bu konuda sözlü mutabakatlar yapılmış ise de davalı tarafın müvekkili aleyhine işlemlere devam ettiğini ve müvekkilinin diğer kule vinçlerine haciz uygulattığını, müvekkilinin ise alacaklı davalı ile hesap mutabakatı yapıp kalan borcu ödeme niyetinde olmasına rağmen bu konuda anlaşma sağlayamadığından borç miktarının tespiti ve ödenen kısmın mahsubunun yapılması hususunda işbu menfi tespit davasının açıldığını beyan ederek hesap dökümü ve ödemeye ilişkin makbuzlarının dikkate alınarak müvekkil şirketin davalı şirkete olan borcunun tespit edilmesini, ödemelerin borçtan mahsup edilmesini, kalan borçlarının 40.177,44-TL olduğunun tespitini, dava süresince icra takibinin durdurulması ve hacizlerin kaldırılması yönünde tedbir kararı verilmesini, dava masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafça davacı adına tanzim edilen 30.06.2006 tarihli ve 196.884,18-TL tutarlı faturada ödeme süresinin 30 gün olduğunu ve bu süre içinde ödenmediği takdirde %10 vade farkı uygulanacağının belirtildiğini, davacı tarafça belirtilen süre zarfında fatura bedelinin ödenmediğini, borcun muaccel olduğu tarih itibarıyla geçime cezası ile o tarihteki ticari faizden davacı tarafın sorumluluğunun bulunduğunu, davacı tarafça dava dilekçesinde yazılı ödeme tablosunda belirtilen ödeme kalemleri dikkate alındığında, davacı tarafın ödeme olarak gösterdiği kalemlerin birçoğunun çek ya da senetten ibaret olduğunu, bu çek ve senetlerin davalıya teslim edilmiş olmasının çek ya da senetlerin tahsil edildiği, nakde döndüğü ve bu nedenle de mevcut borçtan mahsup edilmesi gerektiği sonucunu doğurmadığını, teslim edildiği iddia edilen bu çek ve senetlerin tahsil edildiğinin de davacı tarafça somut şekilde ortaya konulması gerektiğini, ödeme tablosunda belirtilen 13.11.2006 tarihli ve ... makbuz no'lu 61.047-TL tutarlı ödeme kalemine konu 20.11.2006 tarihli çekin süresinde bankaya ibraz edildiğini ve karşılıksız çıktığını, karşılıksız çıkan bu çekle ilgili.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, bu dosya borcu nedeniyle davacı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını, dosya borcunun faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen ödeme tablosunda mevcut 12.10.2006 tarihli ödeme kalemine ilişkin ibraz edilen 9.440 dolar tutarında borçlusu davacı olan 6 adet senedin müvekkil şirkete teslim edildiğinin belirtildiğini ve toplamda 56.640 dolar tutarındaki bu senetlerin teslimi ile sanki nakit ödeme yapılmış gibi gösterildiğini, 13.11.2006 ve 14.11.2006 tarihli ödeme kalemlerine konu tediye makbuzların da görüleceği üzere toplamda 9.440 dolar tutarındaki bu ödemenin belirtiler 6 senetten sadece birisine ait olduğunu, mükerrer olarak ödeme tablosunda yazdığının açık olduğunu, müvekkili tarafından temlik alınan 390.000TL tutarlı alacak için İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 30.04.2010 tarihinde icra takibi başlatıldığını ve icra dosyasının kesinleşmesini müteakip ilk ödemenin 16.04.2012 tarihinde, daha sonra 17.08.2012 ve 30.11.2012 tarihinde teslim edilen çek ve senetlerle yapıldığının belirtildiğini, teslim edildiği belirtilen bu çek ve senetlerin tahsil edilip edilmediği ve tahsil tarihlerin de ayrıca dikkate alınması gerektiğini, tahsil tarihleri ile icra takibinin başlangıç tarihi olan 30.04.2010 tarihleri arasında işlenmiş ticari faizden ve icra giderlerinden davacının sorumlu olduğunu, davacı tarafça sunulan ödeme tablosunda mevcut kambiyo senetlerinin davalıya teslim edilip edilmediğinin ve toplam ödeme miktarlarının, vade farkları ile işlemiş faiz ile icra dosyası borçlarının bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 26/04/2022 tarih ve 2014/1140 Esas- 2022/398 Karar sayılı kararında; Davanın İstanbul ....İcra Müdürlüğünün (eski ....İcra Müdürlüğünün ) ... Esas sayılı dosyasında takibe konu olan borçtan 40.177,44-TL üzerinde olan kısım yönünden borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğu, Mahkemece kök ve ek raporları alındığı, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu uyuşmazlık, taraflarca kabul edilen borca ilişkin davacının davalıya ödeme yapıp yapmadığı, yapmış ise ödemelerin tutarı, davalı tarafça kesilen faturaya vade farkı uygulanıp uygulanmayacağı, fatura alacağına faiz işletilip işletilmeyeceği işletilecek ise hangi tarihten itibaren işletileceği, takip giderleri ve faizden davacının sorumlu bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Davacı tarafça davalıdan ... Vinç satın aldığı, bundan dolayı davalıya 196.884,18-TL borçlanıldığı ve yine davacının dava dışı ...A.Ş.ne iki adet vinç alımından kaynaklı 390.000,00-TL borcunun dava dışı şirketçe davalıya 24.03.2010 tarihli Temlikname ile temlik edildiği, davacının alacağın temlikine muvafakatının bulunduğu hususlarında ihtilaf bulunmadığı, menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü davalı alacaklıda bulunmakla birlikte somut uyuşmazlıkta borç davacının kabulünde bulunduğundan davacının borcu ödediğini yazılı delilerle ispat etmesi gerektiği, Mahkemece alınan 14.03.2022 tarihli Bilirkişi Ek Raporu oluşa ve denetime uygun bulunmakla mahkemece de değerlendirmeye esas alındığı, taraflar arasında yazılı bir sözleşme ile belirlenmiş vade farkı uygulaması ya da uygulana gelmiş bir ticari teamül bulunduğu tespit edilemediğinden davacı tarafça düzenlenen 31.10.2006 tarih ve ... no'lu 196.884,18-TL bedelli faturaya vade farkı uygulanamayacağı, yine davalının fatura alacakları için karşı tarafı temerrüte düşürdüğüne ilişkin bir kayıt sunulmadığından fatura tarihinden itibaren faiz istenemeyeceği kanaatine varıldığı, esasen davalı taraf icra takibinde takip öncesine ilişkin faiz talebinde de bulunmadığı, davalı taraf davaya cevap dilekçesi ile davacı tarafça borcun kapatılması için çek ve senet verildiğini bu çek ve senetlerin ödenmediğini, davacı tarafça sunulan ödeme tablosunda belirtilen 13.11.2006 tarihli ve ... makbuz no'lu 61.047-TL tutarlı ödeme kalemine konu 20.11.2006 tarihli çekin süresinde bankaya ibraz edildiğini ve karşılıksız çıktığını, karşılıksız çıkan bu çekle ilgili.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, bu dosya borcu nedeniyle davacı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını, yine ödeme tablosunda mevcut 12.10.2006 tarihli ödeme kalemine ilişkin ibraz edilen 9.440 dolar tutarında borçlusu davacı olan 6 adet olan ve toplamda 56.640 dolar tutarındaki bu senetlerden sadece bir tanesinin ödendiğini, diğer 5 senet borcunun ödenmediğini beyan etmiş, cevap dilekçesi ile karşılığının ödenmediğini beyan ettiği çek ve senet asıllarını sonradan dosyaya sunulduğu, söz konusu çek ve senetlerin davalı elinde bulunmasının ödenmediğine karine teşkil ettiği, bu kapsamda ... Şubesine ait keşidecisi ...olan... çek seri nolu 20.11.2006 tarih ve 61.047,00-Tl miktarlı çekin süresinde bankaya ibraz edildiği karşılığının bulunmadığı şerhinin düşüldüğü ve....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edildiği borcun ödenmediği dosya kapsamında toplanan delillerin incelenmesinden anlaşıldığı, bu çerçeve davacı tarafça davalıya borcun kapatılması için çek senet verilmesinin borcu sonlandırmayacağı, ayrıca bu kambiyo senetlerinin karşılığının ödenmesi gerektiği ve anılan çek ve senet bedelleri davacının davalıya olan borcundan mahsup edilmediği, davalı vekilince, yukarıda belirtilen çek ve senetler dışında başkaca senet asılları sunulmuş ise de davalı tarafça bu senetlerin ödenmediği açıkça ileri sürülmediği, mevcut dosya durumu, davacı talebi ve tarafların iddia ve savunmalarına göre, davacı tarafça yapılan ödemelerin düşümü ile İstanbul ....İcra Müdürlüğünün (kapatılan ....İcra Müdürlüğü) ... Esas sayılı dosyasında 20.04.2010 olan takip tarihi itibariyle davacının davalıya borcunun 373.967,75-TL olduğu, takiple talep edilen bakiye 16.032,25-TL anapara alacağı ve ferileri yönünden davacının davalıya borçlu olmadığına, davacı tarafça takipten sonra yapılan 28/02/2011 tarih, 10.000-TL , 20/08/2011 tarih ve 96.950-TL 16/04/2012 tarih ve 29.000-TL , 11/07/2012 tarih ve 14.000-TL , 30/11/2012 tarih ve 28.320-TL miktarlı ödemelerin icra müdürlüğünce ödeme tarihleri dikkate alınarak dosya borcundan mahsup edilmesine karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından verilen kararın dosya içindeki belgelere bilirkişi tespitlerine uymadığı gibi konuyu açıklayıcı net ve uyguanabilir bir karar olmadığını, dava dilekçesinde verdiği açıklamalarda ve eki ödeme makbuzlarımızda taraflar arasında yapılan ticari işe karşılık ödemelerin gösterildiğini, bu ödeme makbuzlarına karşı davalı taraf herhangi bir şekilde yoktur itirazında bulunmadığı gibi bu makbuzların varlığı da tarafların defterlerinde yazılı olduğu yapılan bilirkişi incelemelerinde gösterildiğini, davalı tarafa aldığı ödemelere karşı vermiş olduğu bu ödeme makbuzlarına itiraz etmediğini, sadece cevaplarında makbuzlarda gösterilen çek ve senetlerin bazılarının tahsil edilmediğini ileri sürdüğünü, Mahkemece verilen ara karara rağmen davacı tarafından verilmiş kendi çekleri dışındaki cirolu çek ve senetlerin tahsil edilmediği konusunda iddiasına rağmen davalının bu takipleri bildirmediğini, makbuzla alınıp kimi tahsil edildiği ileri sürülen bu senet ve çeklerin takip konusu yapılmaması ile davacı taraf ödenmeyenler hakkında bilgisi olmadığı gibi bir davalı elinde olan bir senet ve çeklerde zaman aşımına uğradığını, davacı taraf ödediği (makbuzla teslim ettiği) senetlerin ve çekleri ödemiş sayılmasının yasa gereği olduğunu, geri dönüşleri hakkında davalı taraf bir belge takip gösterememesine rağmen sayın mahkeme kendi ara kararına da rağmen hukuken hakim tarafından değerlendirilmesi gereken sayılan ödemelerin değerlendirilmesinin yanlışlığı ve bilirkişilerin hukuki yetersizliklerine dayalı olarak itirazlarda gösterilen ve ara karada da gösterilen konuda rapor vermemeleri ile sayın mahkeme alacak verecek konusunda yanlış bir değerleme ile dosya içindeki belge ve kendi kararına dahi aykırı bir karar verdiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu alacağa ilişkin davacı tarafın müvekkile bir ödeme yapmadığını, sadece çek ve senet teslim ettiğini defaatle beyan ettiğini, bu çek ve senetlerin halen uhdemizde olduğunu ve bunların da ödenmemiş olduğunu defaaten bildirdiği ve çek ve senet asıllarını mahkemeye ibraz etmiş olmalarına rağmen bilirkişi tarafından bu itirazları ve beyanlarının dikkate alınmaması ve raporda tartışılmamış olmasının bir izahı bulunmadığını, davacı tarafından müvekkile verilen ve halen uhdesinde bulunan senetlerin mahkemeye de daha önceden ibraz edildiğini, dava dilekçesinde yazılı ödeme tablosunda belirtilen ödeme kalemleri dikkate alındığında; davacı tarafın ödeme olarak gösterdiği kalemlerin birçoğu çek ya da senet teslimindin ibaret olduğunu, bu çek ve senetlerin müvekkil şirkete teslim edilmiş olması, bu çek ya da senetlerin tahsil edildiği ve nakde döndüğü ve bu nedenle de davacının müvekkile olan mevcut borcundan mahsup edilmesi gerektiği sonucunu doğurmadığını, teslim edildiği iddia edilen bu çek ve senetlerin tahsil edildiğinin de davacı tarafça somut şekilde ortaya konulması gerektiğini, mahkemece de bu hususların araştırılmasının zaruri olduğunu, buna karşılık son ek raporda bilirkişi tarafından bu 61.047 TL tutarlı ... sıra numaralı karşılıksız çıkmış çekin tutarının da davacının borcundan mahsup edilmek suretiyle hesaplama yapıldığını, bu durumu ve gerekçesini de anlamanın mümkün olmadığını, karşılıksız çıkan bu çek ile ilgili olarak.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ve bu dosya borcu nedeniyle davacı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu dosya nedeniyle davacı tarafın takip talebinde belirtilen %29 oranındaki ticari faiz ile icra giderleri ile birlikte müvekkil şirkete ödemesi gerektiğini, uhdesinde bulunan ve mahkemeye ibraz edilen, toplamda 56.640 dolar tutarındaki senetlerin müvekkile teslimi ile sanki nakit ödeme yapılmış gibi, senetlerin borçlanma aracı değil de nakit ödemeymiş gibi kabul edilerek borçtan mahsub edilerek hesaplama yapılmasının da gerekçesinin izaha muhtaç olduğunu, 13.11.2006 ve 14.11.2006 tarihli ödeme kalemlerine konu tediye makbuzlarının incelenmesinde de görüleceği üzere toplamda 9.440 dolar tutarındaki bu ödemenin belirtilen 6 adet senetten sadece birisine ait olduğu ve mükerrer olarak ödeme tablosunda yazılmış olduğunu, dava dilekçesindeki mevcut ödeme tablosunda belirtilen ödeme kalemlerine ilişkin çek ve senetlerin mevcut vade tarihlerinde ödenmiş olması kaydı ile mevcut borçtan mahsubu söz konusu olabileceğini,müvekkil şirket tarafından 24.03.2010 tarihinde temlik alınan 390.000TL tutarlı alacak için, davacı aleyhine İstanbul .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 30.04.2010 tarihinde icra takibi başlatılmış ve icra dosyası kesinleştiğini, teslim edildiği belirtilen bu çek ve senetlerin tahsil edilip edilmediği ve tahsil tarihleri de ayrıca dikkate alınması gerektiği de gözetilerek, tahsil tarihleri ile icra takibinin başlangıç tarihi olan 30.04.2010 tarihleri arasında işlemiş ticari faizden ve icra giderlerinden sorumlu bulunan davacının bu tutarları müvekkile borçlu olduğu ve ödemek zorunda olduğunu, davacı tarafça sunulan ödeme tablosunda mevcut kambiyo senetlerinin müvekkil şirkete teslim edilip edilmediğinin ve teslim edilen senet ve çeklerin nakit karşılıklarının müvekkil şirkete ödenip ödenmediği, ödenmiş ise hangi tarihte ödendiğinin, toplam ödeme miktarının, vade farkları ile işlemiş faiz ile icra dosyası borçlarının bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini, Mahkemece de gerekçeli kararında " Bu çerçeve davacı tarafça davalıya borcun kapatılması için çek senet verilmesinin borcu sonlandırmayacağı, ayrıca bu kambiyo senetlerinin karşılığının ödenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Belirtilen sebeplerle anılan çek ve senet bedelleri davacının davalıya olan borcundan mahsup edilmemiştir " şeklinde kabul edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacı şirketin 20.04.2010 takip tarihi itibariyle 373.967,75 TL borçlu bulunduğunun tespit edildiğini, işbu borcuna dava tarihine kadar aşağıdaki şekilde kapak hesabı yapıldığını, 18.12.2013 dava tarihi itibariyle davacı şirketin 450.133,47 TL borcunun bulunduğu hesaplandığını, mahkemece "Davanın kısmen kabul, kısmen reddine; İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu borç dolayısıyla takip tarihi itibariyle davacının davalıya 373.967,75-TL borçlu olduğunun tespiti ile bakiye 16.032,25-TL anapara alacağı ve ferileri yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE," karar verildiğini, .... İcra Müdürlüğünde davacı aleyhine başlatılan icra takibi temlik alınan 390.000 TL'ye ilişkin olduğunu, temlik alınan ve icra takibine konu edilen alacak, taraflar arasındaki diğer ticari ilişkiden ayrı olduğunu, bu nedenle de Mahkemece dava tarihi itibariyle davacının müvekkile olan borcunun tespiti yönünde karar vermesi gerekirken, takip tarihi itibariyle borç miktarının tespiti yönünde hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı taraf dava dilekçesinde davacının müvekkile 40.177 TL borclu olduğunun tespiti talep edilerek dava açılmış olması nedeniyle de, davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabul ve kısmen reddi yönünde hüküm tesis edilmesi nin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı tarafından davacı aleyhine alacağın temliki ile aldığı alacağa ilişkin başlatılan icra takibine konu borçtan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, davalıdan vinç alındığını, bu vince karşılık davalının davacıya 196.884,18 TL bedelli fatura düzenlendiğini, ayrıca davacının dava dışı üçüncü kişiye ait 390.000,00 TL borcunun davalı tarafından üçüncü kişiden alacağın temliki sözleşmesi ile temlik alındığını, bu durumda davacının davalıya toplam 586.884,18 TL borcunun bulunduğunu, davacı tarafından bu borca karşılık davalıya senet, çek, nakit ve banka yoluyla olmak üzere 546.706,74 TL ödeme yapıldığını ve bakiye 40.177,44 TL borcunun kaldığını ileri sürerek bu kadar miktarda borçlu olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili ise, davacı iddialarının doğru olmadığını, davacı tarafından verilen çek ve senetlerin davacı tarafından kendisine ödenmediğini, davalı tarafından düzenlenen faturanın da vaktinde ödenmemesi sebebiyle ayrıca vade farkı alacağının bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Taraflar arasında davacının davalıya 196.884,18 TL bedelli fatura ve takibe konu davalı tarafından temlik alınan 390.000,00 TL bedelden dolayı borçlu olduğuna ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık davacı tarafından davalıya verilen çek ve senet bedellerinin davalıya ödenip ödenmediğine ilişkindir. Davalı tarafından çek ve senet asıllarının kendisinde olduğu belirtilerek dosyaya sunulmuş olup, senet ve çeklerin borçluya iade edilmemesi borcun ödenmediğine karine teşkil eder.

Ayrıca davacı tarafından borcuna karşılık çek ve senetler verilmiş ise de bunların bedelleri ödenmediği sürece borcun ödendiği anlamına gelmeyeceğinden davalı alacağından mahsubu mümkün olmayıp, davacı tarafından bedellerinin ödendiği ispat edilmek zorundadır. Bu durumda Mahkemece ihtilafa konu olan ve davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan bono bedellerinin ödenip ödenmediğine ilişkin taraf delillerinin değerlendirilmesi, çeklerin akıbetlerinin ilgili bankalardan sorulması, davacının defterinde ödeme olarak kayıtlı bulunan ve davalı tarafından itiraz edilen ödemelere ilişkin dayanak delillerin değerlendirilmesi, buna göre her bir ödemeye hangi gerekçe ile itibar edilip edilmediğinin somut olarak açıklanması gerekmesine rağmen itibar edilen ve edilmeyen ödemelere ilişkin somut açıklama yapılmaması, çeklerin akıbetlerinin sorulmaması ve tarafların iddia, savunma ve itirazlarının gerekçeli olarak değerlendirilmemesi, yapıldığı iddia edilen ödemelerin takibe konu borca ilişkin olup olmadığının TBK'nın 101 ve devamı maddeleri de gözetilerek değerlendirilmemesi, yine menfi tespit talepli davalarda Mahkemece dava tarihi itibariyle davalının alacaklı olduğu miktarın takip tarihi itibariyle tesbit edilen alacak tutarına takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyen faiz tutarı, icra vekalet ücreti, icra masrafları eklenmek suretiyle bulunacak toplam alacağın tespit edilmesi, yapılan kısmi ödemelerin TBK'nın 100. maddesi gereği öncelikle fer'i alacaklardan mahsup edilmesi sonucunda bulunan alacak miktarının dava tarihi itibariyle ulaştığı miktarın tespiti ile davacının borçlu olmadığı miktarın tespiti ve bu miktar üzerinden menfi hüküm kurulması gerekmesine rağmen icra takibinden sonra yapılan ödemelerin infazda dikkate alınması şeklinde ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde müspet hüküm kurulması ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı olmuştur.

Sonuç olarak, tarafların istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçelerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi ve yukarıda belirtilen eksiklikler giderilmek, tarafların tüm iddia, savunma ve delilleri değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre davanın niteliğine uygun gerekçeli bir şekilde karar verilmek üzere mahkemesine iadesine, kaldırma sebebine göre tarafların sair istinaf başvurusu sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Tarafların istinaf başvurusunun KABULÜ ile;

(Kapatılan) İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi .../04/2022 tarih ve 2014/... Esas- 2022/... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,

4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/10/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/196, K. 2026/1755, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-196-e-2026-1755-k-d9d50b7f6c14