Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1983 E. 2026/3825 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1983
- Karar No
- 2026/3825
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1570 E., 2023/1708 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/21 E., 2022/58 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Konya ili ... ilçesi ... mahallesi çalışma alanında 2005 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1 70... parsel sayılı 49.821,15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, toprak tevzi komisyonu çalışmalarında dere yatağı ve bataklık olarak bırakıldığı, komisyon çalışmalarından sonra imar-ihya edilerek tarla haline getirtilerek kullanıldığı ancak dere yatağı ve bataklıkların kazanılamayacağından Hazine adına tarla vasfıyla, 1 70... parsel sayılı ve 260.961,42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu gereğince toprak tevzi komisyonu çalışmaları ile oluşan 03.01.1963 tarihli ve 732 sıra numaralı tapu kaydı uygulanarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili, asıl dava ve davacılar ..., ... vekilleri birleşen dosya dava dilekçelerinde; kazandırıcı zamanaşımı ve mirasen intikal nedenlerine dayanarak taşınmazların tespitlerinin iptali ile adlarına tescillerini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların davalarının reddine, 1 70... parsel sayılı taşınmazın sazlık vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 1 70... parsel sayılı taşınmazın mera niteliğiyle sınırlandırılarak mera özel siciline tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1 70... sayılı parselin öncesinin mera olarak kabulü gerektiği, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar ... ve ... vekilinin 1 70... sayılı parsele ilişkin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine, 1 70... sayılı parsel hakkında verilen karar yönünden İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğinden davacı ... vekilinin istinaf başvuru talebinin kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Konya Kadastro Kadastro Mahkemesinin 21.10.2022 tarihli ve 2020/21 Esas, 2022/58 Karar sayılı 1 70... sayılı parsel hakkındaki kararının kaldırılmasına, 1 70... sayılı parsel yönünden davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 1 70... parsel yönünden kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraz isteğine ilişkindir. 6100 sayılı Kanun'un Bölge Adliye Mahkemesince duruşma yapılmadan verilecek kararları düzenleyen 353/(1)-a.6 maddesinde; İlk Derece Mahkemesince, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halinde, Bölge Adliye Mahkemesince, esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verileceği hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 353 vd. maddeleri uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve verilen hükmün, işin esası ve tarafların istinaf itirazlarının incelenebilmesine imkan verecek yeterlilikte olduğunu değerlendiriyorsa üç ihtimal gündeme gelecektir: Mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunu düşünüyorsa başvurunun/başvuruların esastan reddine karar verecek (md. 353/(1)-b.1), yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edildiği ancak bu hatanın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğini yahut aynı şekilde kararın gerekçesinde hata edildiğini, tespit ediyorsa bu hataları düzelterek yeniden esas hakkında kendisi bir karar verecek (md. 353/(1)-b.2), yargılamada bazı eksiklikler mevcut olmakla birlikte bu eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunları kendi tamamlayacak ve neticesine göre ya isitnaf başvurusunu esastan reddedecek ya da yeniden esas hakkında bir karar verecektir (md. 353/(1)-b.3). Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekilinin kısmen istinaf talebi kabul edilerek 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-a.6 maddesi uyarınca eksik inceleme sebebi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bir kısım istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi bir yandan davanın bir tarafı için kesin nitelik arz eden bir karar verirken diğer taraftan mahiyeti itibarıyla temyizi kabil bir hüküm tesis etmiştir. Böyle bir durumda klasik anlamda bir 353/(1)-a.6 ile gönderme kararından bahsedilemeyeceği açıktır. Bölge Adliye Mahkemesi taraflar arasındaki tek bir anlaşmazlık ile ilgili olarak bir yandan davacı taraf yönünden İlk Derece Mahkemesinin aynı dosya üzerinden yaptığı yargılamayı ve değerlendirmeyi istinaf itirazlarının incelenmesine elverişli/yeterli olduğu değerlendirmesinde bulunarak işin esasını incelemiş, bir yandan da diğer tarafın aynı anlaşmazlıkla ilgili istinaf itirazlarını kabul ederek varlığı işin esasının incelenmesine engel bir eksikliğin bulunması koşuluna bağlı mahiyet taşıyan gönderme kararı tesis etmekle kendi içerisinde çelişen, istinaf sistematiği içerisinde yer almayan ve amacına da ayrı düşen bir hüküm tesis etmiştir (HGK 25.06.2025 tarihli ve 2024/4 642 Esas, 2025/392 Karar sayılı ilam). Temyize tabi dava dosyasının bir bütün olduğu ve hükmün bu suretle bölünemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün diğer yönleri incelenmeksizin bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.