Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/14340 E. 2026/4636 K. – Halkı Kin Ve

Konu: Halkı Kin Ve Düşmanlığa Alenen Tahrik Etme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2025/14340
Karar No
2026/4636
Karar Tarihi
Konu
Halkı Kin Ve Düşmanlığa Alenen Tahrik Etme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/655 Esas, 2025/601 Karar SUÇ : Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.05.2024 tarihli ve 2018/947 Esas, 2024/101 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir. Kararlar, Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 20.05.2025 tarihli ve 2024/655 Esas, 2025/601 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Sanıklar hakkında halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçundan kurulan beraat hükümlerinin hukuka aykırı olduğuna ve mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre, a) Sanık ...’nin katıldığı basın açıklaması, verdiği röportajda Türkiye’deki siyasi sürece ve Afrin’e yönelik müdahaleye ilişkin eleştirel değerlendirmelerde bulunduğu, sosyal medya paylaşımlarında “....’e işgal girişimi”, “savaşa karşı barış” ve “işgale son verilmesi” yönünde ifadeler kullandığı ve dijital yazışmalarında bu içerikte metinlerin hazırlanmasına katkı sunduğu, b) Sanık ...’nun basın açıklaması metninde imzacı olarak yer aldığı, dijital materyallerinde .....’e yönelik müdahaleye karşı hazırlanan metin, afiş ve yazışmaların bulunduğu, çeşitli toplantı ve içeriklerde operasyonun sonuçlarına ilişkin eleştirel ve savaş karşıtı değerlendirmelerin yer aldığı, c) Sanık ...’nin basın açıklaması metninde yer aldığı, sosyal medya paylaşımlarında “savaşa karşı barış”, “*** yöneticileri serbest bırakılsın” ve operasyonun eleştirildiği içerikleri paylaşması, ayrıca çeşitli platformlarda savaşa karşı ve barış yanlısı ifadeler kullandığı, d) Sanık ...’in basın açıklaması metninde yer aldığı, sosyal medya paylaşımlarında “savaşa hayır”, “barış talebi insanlık görevidir” ve operasyonun eleştirildiği içerikleri paylaştığı, ayrıca dijital yazışmalarda Afrin’e yönelik müdahaleye ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı, e) Sanık ...’in 04.02.2018 tarihinde gerçekleştirilen basın açıklamasında *** Partisi yöneticisi sıfatıyla imzacı olarak yer aldığı ve açıklama içeriğinde Afrin’e yönelik müdahaleye ilişkin savaş karşıtı ve eleştirel ifadelerin bulunduğu, f) Sanık ...’nın *** Partisi yöneticisi sıfatıyla katıldığı basın açıklamasında ve sosyal medya paylaşımlarında; “savaşın halklara ölüm, yoksulluk ve acı getirdiği”, “Afrin’e yönelik müdahalenin durdurulması gerektiği”, “savaşa karşı çıkmanın bir insanlık görevi olduğu” ve “halkların dayanışması ile barışın savunulması gerektiği” yönünde ifadeler kullandığı, ayrıca adresinde yapılan aramada çeşitli dijital materyaller ve yayınların ele geçirildiği; bu suretle sanıkların halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği iddialarına ilişkin olarak; 1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 301. maddesinde "Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişinin altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı, ayrıca devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişinin de aynı hükme tabi olduğu" düzenlenmiştir. Somut olayda; sanıkların paylaşımları, içerik ve bağlam itibarıyla birlikte değerlendirildiğinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin PKK terör örgütüne yönelik Afrin’de icra ettiği operasyonların, Kürt halkına ve Kürt kökenli vatandaşlara karşı yürütülen bir savaş olarak nitelendirildiği, hatta devletin Afrin bölgesini işgal ettiği ve Kürt halkına zulmettiği şeklinde ifade edildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda söz konusu açıklamaların, 5237 sayılı Kanun’un 301. maddesinde düzenlenen "Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Devletin kurum ve organlarını aşağılama" suçunu oluşturduğu belirlenmiştir. Bu itibarla, sanıkların eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 301/2. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 301/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu; ayrıca, aynı maddenin dördüncü fıkrası gereğince Adalet Bakanlığı’ndan soruşturma izni verilmesi durumunda sanıklara ek savunma hakkı tanındıktan sonra muhakemeye devam edilerek, anılan maddede düzenlenen suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi, 2. (1) numaralı bozma nedenine göre sanıkların eylemine uyan suçun cezasının üst sınırının 2 yıl hapis cezası olduğu gözetildiğinde ve Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin "01.01.2020 tarihi itibariyle... hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda ....basit yargılama usulü uygulanmaz" bölümündeki "hükme bağlanmış" ibaresinin Anayasanın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar vermesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinin uygulanması imkanının doğmuş olması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Nedenleriyle sanıklar hakkında kurulan hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 20.05.2025 tarihli ve 2024/655 Esas, 2025/601 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak ve oybirliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.04.2026 tarihinde karar verildi.

...

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/14340, K. 2026/4636, T. 06.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2025-14340-e-2026-4636-k-fa3502661475