Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024/370 E. 2026/8505 K. – Hakaret

Konu: Hakaret

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2024/370
Karar No
2026/8505
Karar Tarihi
Konu
Hakaret

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/398 E., 2023/2177 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında verilen hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu ve temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıklar hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ...'ın temyiz isteği; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, aleniyet artırımı yapılırken oranın 1/6 yerine 1/4 olarak uygulandığına, savunmasının alınmadığına, bu nedenlerle hükmün bozulması talebine yöneliktir. 2.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; müvekkilinin atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına, beraatine karar verilmesi gerektiğine, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına, üst düzey yöneticilerin yaptıkları görev nedeniyle eleştiriye açık olmaları ve sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, bu nedenlerle hükmün bozulması talebine yöneliktir. III. GEREKÇE A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik, Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1.Sanık ... hakkında kurulan hükümde, hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Bu şekilde kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Mahkemece, sanığın, katılana hitaben söylediği suça konu sözlerinin FETÖ/PYD terör örgütünün yapılanmasına yönelik tepki niteliğinde söylenmesi karşısında, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi, 2.Kabule göre de, a. 5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesinde düzenlenen aleniyetin oluşabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesi gerekmektedir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda; suça konu paylaşımın yapıldığı Facebook sayfasının ne şekilde aleni olduğu açıklanmadan anılan maddenin uygulanması, b.Sanık hakkında açılan kamu davasının basit yargılama usulüne göre yürütülüp hakaret suçundan sanığın beraatine hükmedildiği, bu karara katılan vekili ile O yer Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz edilmesi üzerine genel hükümlere göre yapılan yargılama sonunda; sanığın mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 252/3. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince indirimin korunmasına yönelik Mahkemenin uygulaması yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesinin aleniyet artırım oranının yüksek belirlenmesine ilişkin bozma yapılmaması gerekçesi yerinde bulunmadığından, 5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesinin uygulanması esnasında artırım oranının 1/6 olmasına karşın 1/4 olarak uygulanarak faza cezaya hükmedilmesi, Nedenleriyle karar hukuka aykırı görülmüştür. B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik, Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesinde; "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.'' Somut olayda ise, işlendiği iddia ve kabul olunan alenen hakaret suçunun öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla basit yargılama usulüne tabi olmadığından, aynı Kanun'un ''basit yargılama usulünde itiraz'' başlıklı 252/2. maddesinde yer alan ''İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223. madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır.'' şeklindeki yasal düzenlemenin uygulanmasının mümkün olmadığı gözetilmeksizin, sanığın savunması alınmadan hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, Nedeniyle karar hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık ... müdafii ile sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden, sanık ... hakkında sair yönleri incelenmeyen Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca, Selendi Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2024/370, K. 2026/8505, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2024-370-e-2026-8505-k-04f2257e5b73